Olsi Jazexhi / Söyleşi

Olsi Jazexhi: “Müslüman Nüfus Balkanlar’da Gittikçe Küçülüyor”

Arnavut tarihçi ve Araştırmacı-Yazar Olsi Jazexhi ile Arnavutluk ve Balkan Müslümanları üzerine söyleşi…

Coşkun Emin’in röportajı

Akilvefikir.org, uzun zamandır Balkanlar’daki Osmanlı-Türk kültürü üzerine makaleler kaleme alan Arnavut tarihçi ve Araştırmacı-Yazar Olsi Jazexhi ile Arnavutluk ve Balkan Müslümanlarının sorunlarını, Arnavutluk’ta her geçen gün biraz daha artan Katolik baskısını ve bölgede Müslümanların geleceğini konuştu.

– Öncelikle sizi tanıyarak başlayalım…

Adım Olsi Jazexhi (Yazıcı). Arnavutluk ve Kanada vatandaşıyım, tarihçiyim, Elbasan ve Durres üniversitelerinde öğretim görevlisiyim. İtalya’nın Floransa şehrinde Arnavutçuluk ve Osmanlı’nın Arnavutluk’ta Çöküşü konulu doktora tezimi tamamladım. Uzun zamandır Balkanlar’daki Osmanlı-Türk kültürü üzerine makaleler kaleme almaktayım.

– 1991-1995 Yugoslavya İç Savaşı sırasında yaşananları biliyoruz, Arnavutluk özelinde ve genel olarak Balkanlar’da Müslümanlara bakış açısı nasıl?

Osmanlı’nın çöküşünden sonra Balkan Müslümanlarının durumu hep kötüye gitti. Osmanlı’nın çöküşüyle Yunanistan, Sırbistan, Bulgaristan ve Karadağ Müslümanlarının çoğu ya katliamlara maruz kaldılar ya da zorla yerlerinden edildiler, geriye kalanlar ise azınlık statüsüne düştüler. Arnavutluk’ta durum daha farklı oldu, Müslümanlar çoğunlukta kalmayı başardı. Ancak Avrupa’nın 1920’den sonra Arnavutluk’ta tesis ettiği yönetim İslamofobik ve Türk karşıtı bir yönetimdi. Komünizmin yıkılmasından sonra Amerika’nın kışkırtmalarıyla Balkanlar savaş alanına döndü. Bu çatışmalar Yugoslavya’nın parçalanmasına ve binlerce Müslüman Boşnak’ın Sırp ve Hırvat milis ve askerleri tarafından katliama maruz kalmasına sebep oldu. Bugün bir devlete sahip olan Boşnaklar maalesef yarı bir devlete sahip, izole durumdalar ve fakirlik içindiler.

Kosova’da ise durum farklı, Sırpların kovulmasından sonra Kosova, NATO tarafından işgal edildi. Kısacası Sırp sömürgesinden Amerikan sömürgesine evrildi. Kosova’nın yüzde 95’inin Müslüman olmasına rağmen Amerikalıların 1999’dan sonra tesis ettikleri yönetim İslamofobik ve Türk karşıtı bir yönetim. Batılılar, İslam’ın Kosova’da resmi din olmasına izin vermediler ama bugün Kosova’da çocuklara okullarda Müslüman olmadıklarını, Katolik kökenli olduklarını ve Osmanlı döneminde zorla Müslümanlaştırıldıklarını öğretiyorlar. 20. Yüzyıl boyunca Sırplar tarafından katliamlara maruz kalmalarına rağmen Kosova’daki okullarda çocuklara asıl düşmanlarının Osmanlı olduğunu öğretiyorlar. Kitaplarda Sultan I. Murat düşman, oysa onu şehit eden Miloş Kopil bir Arnavut kahramanı olarak gösteriliyor, aslında Sırp.

Türk ve İslami Sivil Toplum kuruluşları 2014 yılından beri ya Kosova hükümeti tarafından dışlanıyor ya da kapatılıyor. İslami aktivistler ve hocalar ise medya tarafından saldırılara maruz kalıyor. Benzer şeyler de Arnavutluk’ta oluyor. Azınlık olan üstünlükçü Katolikler Osmanlı’ya, Türklere ve İslam’a saldırıyorlar. Arnavutlara tekrar Katolik olmaları konusunda çağrılarda bulunuyorlar.

“Avusturyalılar ve İtalyanlar tarafından inşa edilen Arnavut ulusal kimliği daha çok Katolik ve Anti-Türk bir yapıya sahipti.”

– Arnavutluk’ta dini grupların nüfus dağılımı hakkında bilgi verir misiniz, çoğunluğu kim teşkil ediyor?   

Arnavutluk’ta nüfusun çoğunu Müslümanlar oluşturmakta, daha önce yapılan istatistiklere göre Müslümanların Arnavutluk nüfusunun yüzde 75’ini oluşturdukları sanılıyordu fakat 2011 yılında yapılan sayımlara göre Müslümanlar yüzde 58,79, Katolikler yüzde 10, Ortodokslar yüzde 7, Ateistler yüzde 2, Protestanlar yüzde 0,2 oranında çıktı. Hiçbir dine mensup olmadıklarını belirtenlerin oranı ise yüzde 13,79. Bu demek oluyor ki Müslümanların oranında ciddi bir azalma var. Son yıllarda İtalya, Yunanistan ve diğer Hıristiyan misyonerlerin binlerce Müslüman Arnavut’u Hıristiyanlaştırmasına rağmen Arnavutlar yine de çoğunluk olmayı korudu. Arnavutluk’taki Müslümanlar çoğunluk olmalarına rağmen iktidar değiller ve güçsüzler. Arnavutluk’un 1913 yılında Osmanlı’dan ayrılmasından sonra güç yapıları Hıristiyanlar ve laikler tarafından yönetildi. Avusturyalılar ve İtalyanlar tarafından inşa edilen Arnavut ulusal kimliği daha çok Katolik ve Anti-Türk bir yapıya sahipti. Papa adına savaşan İskender Bey’in milli kahraman gösterilmesi projesi de zamanla Arnavutların Hıristiyanlaştırılması amacıyla yapıldı.

– Müslüman Arnavutların devlet baskısı altında olduğunu söyleyebilir miyiz, yaşadıkları zorluklar nelerdir?

Arnavutluk’ta Müslümanlara karşı bir ayrımcılık var. Güvenlik, polis, devlet yapıları vs. dindar Müslümanları düşman ve Osmanlı kalıntıları olarak görüyor. İslam’a karşı iftiralar ve suçlamalar kamuda yaygın, bu kampanyalar iktidar yapıları tarafından yürütülüyor. Başörtülü kadınlar işyerinde ayrımcılığa maruz kalıyor. Ayrıca, burada Amerikalılar ve Batılı acentalar Müslümanların politik olarak seferber olmalarına ve kendi tarihlerini akademik olarak öğrenip açıklamalarına izin vermiyorlar. 2017 yılında Arnavutluk’ta yapılan genel seçimlere bakacak olursak, seçimlere katılan 18 partiden üçünün Katolik partileri olduğunu, ancak Müslüman bir partinin olmadığını göreceğiz. İşte Katolik partileri: Hıristiyan Demokrat Partisi, Ulusal Arbnore İttifakı Partisi, Demokratik Hıristiyan İttifakları Partisi.

Bugün Arnavutluk’ta Başbakan Edi Rama Katolik, Tiran Belediye Başkanı Erion Veliaj din değiştirip Protestan olan eski bir Müslüman. Müslümanların kendi partilerine sahip olmamasının nedeni 1996 yılından beri aldıkları darbeler ve birlik olmamaları. Bugün Arnavutluk’taki Müslümanların durumu, III. Makarios zamanında Kıbrıs’taki Türklerin durumuyla benzer. Fakat ne yazık ki Arnavut Müslümanların bugün Balkanlar’da haklarını savunacak bir Bülent Ecevit veya Fahri Korutürk de bulunmuyor.

“Vatikan, bir gün tüm Arnavutları Katolikliğe geri döndürmeyi hayal ediyor.”

– Katolikliği baskın hale getirmeye yönelik uygulamaların arkasında ne var, Avrupa’nın, özellikle de Vatikan’ın bu konuda oynadığı rol nedir?

Arnavutluk’ta ülkenin yaşamına egemen olmaya çalışan pek çok Batılı akım var. Bunlardan birincisi, Arnavutluk’u tamamen bir manda haline getiren Amerikalılar. Amerikalılar İslamofobik ve Türkiye’deki son gelişmelerden sonra aynı zamanda Erdoğan karşıtı. Fethullah Gülen hareketini açıkça destekliyorlar ve onlara Arnavutluk diyanetini kontrol etmeleri konusunda yardımcı oldular. Sonra Katolik azınlığı ve Katolik egemenlik fikirlerini kültürel ve dini açıdan ülkeye hükmettirmeye çalışan İtalya ve Vatikan geliyor. Vatikan, bir gün tüm Arnavutları Katolikliğe geri döndürmeyi hayal ediyor. Vatikan’ın bu politikaları, Müslümanları ve Ortodokslar düşman olarak gören Amerikalılar tarafından sempatiyle karşılanıyor. Buna ek olarak köylere ve illere yayılan Protestanlar, Yehova Şahitleri ve Mormonlar gibi yüzlerce misyoner grup var.

Batı ve Arnavut hükümeti, Müslümanları yıldırmak amacıyla “terörizme karşı savaş” adı altında camileri provokatif ajanlarla dolduruyor. Amaçları Müslümanları barbar ve şiddet yanlısı insanlar olarak göstermek.

– Ortodokslar meseleye nasıl bakıyorlar, nasıl tepki veriyorlar? Mevcut politikalar karşısında Müslümanlarla Ortodoksların birlikte hareket etmeleri söz konusu mu?

Ortodokslar da ayrımcılığa maruz kalıyor. Katolik yanlısı ulusalcılık fikirler, İslam ve Ortodoksluğu Arnavut milliyetçiliğinin iki düşmanı olarak gösteriyor. Aslında Ortodokslar da Müslümanlar gibi birlik değil. Birçoğu Yunanistan yanlısı, bir kısmı ise Katolik üstünlüğünü kabul ederken, kendilerini diğer Hıristiyan akımlarının bir parçası olarak görüyorlar ve Müslümanları hain olarak görüyorlar (Hıristiyanlığı bırakıp Müslüman oldular diye). Ancak birçok kişi Rama hükümetinden özellikle 2015 yılında Güney Arnavutluk’ta Aziz Athanasius Kilisesi’ni yıktıktan sonra memnun değiller. Arnavutluk’un güneyindeki Yunan Ortodoks toplulukları Rama hükümetinden mülkleri çalındığını ve dini özgürlükleri ihlal edildiği gerekçesiyle şikâyette bulundular. Bunun için Yunanistan AB’ye şikayette bulundu ve AB de Rama hükümetine bu konuda baskı uyguluyor.

“Osmanlı İmparatorluğu’ndaki Arnavut ve Bosnalı Müslümanlar kendilerine Türk demişlerdi. Türk, etnik değil dini bir anlama sahipti. Türk, Müslüman anlamına geliyordu.”

– İskender Bey meselesi var bir de, milli kahraman olarak kabul ediliyor, bu konuda ne düşünüyorsunuz?

İskender Bey, Osmanlı İmparatorluğu’nun son yıllarında Avusturya-Macaristan İmparatorluğu tarafından Arnavutluk’a getirilen bir efsanedir. İskender Bey efsanesi Avusturyalı oryantalistler tarafından Arnavutlar arasındaki Anti-Türk ihanete ilham vermek için sunuldu. İskender Bey, etnik olarak Slav (Sırp) görünse de, Arnavut bir kahraman olarak yüz yıldır Arnavutlara  yutturuluyor. Tarihini tanımayan çoğu insan onu bir ulusal kahraman olarak görüyor. Fakat ne yazık ki son yıllarda İskender Bey efsanesi aşırılık yanlısı Hıristiyan çevreler tarafından İslam’a karşı bir saldırı ortamı yaratmak için kullanılıyor. Bu İskender Bey efsanesi Türkiye’ye ve Türklere karşı nefreti teşvik ediyor. Bu çok acımasız bir Haçlı  propagandasıdır. Sıklıkla İskender Bey’i IŞİD’in lideri Ebu Bekir el-Bağdadi ile karşılaştırıyorum.

– Aliya’nın “Müslüman eşittir Türk demekti… Onlar bizi Müslüman diye ayırmıyorlardı, bize Türk diyorlardı. Sırpların gözünde 1389 Kosova Savaşı’nda burayı fetheden Türkler bizdik, yani Boşnaklar…” şeklinde ifadeleri var, aynı şey bugün Arnavutluk için de geçerli mi? Yani Arnavutluk’ta Müslüman eşittir Türk anlayışından ve bu anlamda bir Türk fobisinden söz edebilir miyiz?

Aliya haklıydı. Osmanlı İmparatorluğu’ndaki Arnavut ve Bosnalı Müslümanlar kendilerine Türk demişlerdi. Fakat Türk, etnik değil dini bir anlama sahipti. Türk, Müslüman anlamına geliyordu. Ancak Hıristiyan aşırılıkçılığı Türk’ü Hıristiyanların onları öldürerek misilleme yapmaları gereken altı yüz yılın işgalcisi olarak görüyor. İskender Bey ve Kosova Savaşı efsaneleri gibi propagandaların nihai hedefi Türk’ün ortadan kaybolması, yani Balkanlar’daki Müslümanların. Bugün Sırp ve Yunan’ın Türk karşıtı fikirleri Arnavutluk’ta da bulunuyor. Birçok Hıristiyan fundamentalist Müslüman Arnavut’u Türkler, Osmanlılar, Taliban, teröristler vs. olarak etiketliyor ve onlardan “Türklerin dinini” bırakmasını ve “atalarının dinine”, yani Katolikliğe dönmesini istiyor. Bu propaganda okullarda, filmlerde, televizyonlarda, gazetelerde yapılmakta ve ne yazık ki resmi olarak Türkiye bu konu hakkında hiç şikâyetçi olmamaktadır.

– Müslüman Arnavutların Türkiye’ye bakışları nasıl, beklentileri var mı, varsa nelerdir?

Türkiye, Arnavut Müslümanlar için büyük bir sığınak olmaya devam ediyor. Türkiye’deki bazı siyasi gelişmelerden memnun olmayan Müslümanlar olsa da yine de Türkiye bir gün Arnavutluk ve Kosova’daki Müslümanlara yardım edecek olan büyük bir kardeş olarak görülüyor. Fakat ne yazık ki Türkiye bizim için gerçekten bir efsane gibi duruyor.

– Türkiye’nin Arnavutluk’la, daha geniş çerçevede Balkanlar’la olan ilişkilerini, Balkanlar’a yönelik politikalarını nasıl değerlendiriyorsunuz?

Türkiye’nin Arnavutluk ile ilişkileri gergin. Mevcut Arnavutluk hükümeti, FETÖ’ye karşı savaşan Türk hükümetinin taleplerini görmezden gelirken, diğer yandan birçok proje kapsamında Türkiye’nin parasını alıyor. Okullarımızda Osmanlı ve Türkiye düşman olarak gösteriliyor, buna karşın Türkiye imajını düzeltmek için çok az şey yapıyor. Yunus Emre ve TİKA gibi organizasyonlar genellikle yerel kültürü bilmeyen ve neredeyse hiçbir şey yapmayan, donanımsız, liyakat sahibi olmayan çalışanlara sahip. Türkiye, Arnavutluk ve Balkanlar’da insan kaynakları açısından çok zayıf ve Amerika ile çatışmasıyla birlikte, Balkanlar’daki rolü yavaş yavaş yok edilmeye çalışılıyor.

“Yüz yıl öncesine kadar Müslüman Arnavutlar Osmanlıydı. Arnavutluk devletinin tarihi Avusturya-Katolik planlarına göre yazıldı.”

– Sizce Türkiye’nin Arnavut Müslümanlar için yapması gereken şeyler var mı, beklentileriniz ya da önerileriniz nelerdir?

Türkiye, Arnavut Müslümanlara kendi medyalarını, partilerini, siyasi temsilciliklerini kurmak ve her şeyden önce bir Osmanlı olarak tarihlerini yazmaları için yardım etmelidir. Yüz yıl öncesine kadar Müslüman Arnavutlar Osmanlıydı. Arnavutluk devletinin tarihi Avusturya-Katolik planlarına göre yazıldı. Türkiye, maalesef Balkan Müslümanlarının kendi gerçek hikâyelerini bilmelerine ve bir Osmanlı olmalarından gurur duymalarına yardımcı olmak için tarih konusunda bile maalesef bir şey yapmıyor. Arnavut Müslümanlar, AK Parti’nin iktidara gelmesiyle birlikte Türkiye’nin kendileri için bir şeyler yapacağını düşlediler.

– Son olarak geleceğe dair öngörülerinizi dinlemek isteriz, Arnavutluk’u ve genel olarak Balkanlar’ı, dolayısıyla buralarda yaşayan Müslümanları nasıl bir gelecek bekliyor?

Vaziyet gösteriyor ki Müslüman nüfus Balkanlar’da gittikçe küçülüyor. Arnavutluk’ta son otuz yılda yaklaşık 350 bin Müslüman İslam’dan ayrıldı. İslam karşıtlığı, Türko-fobi ve İslamofobi süreci hızla büyüyor. İslam’a ve Türkiye’ye karşı büyüyen nefretle önümüzdeki 20 yıl içinde Müslümanlara karşı Srebrenitsa’dakine benzer olaylar göreceğimizi sanıyorum. Türkiye, bir süper güç olmadığından ve Batı’nın Türkiye ile gerginleşen ilişkilerinden dolayı gelecekte Balkanlar’da daha da izole edilecek. Korkarım kötü günler bizi bekliyor.

– Bize zaman ayırdığınız teşekkür ederiz…

Rica ederim… Selamun aleyküm…

akilvefikir.org

Olsi Jazexhi kimdir?

Tiran ve Toronto’da yaşayan Arnavut tarihçi ve araştırmacı-yazar. Balkanlar’da Osmanlı ve İslam tarihi hakkında bir dizi makaleler yayınladı. Arnavutluk ve Kosova medyasında Araştırmacı-Yazar sıfatıyla İslam, Türkiye, Ortadoğu, terörizm ve Hıristiyan aşırılıkçıların ele alındığı birçok televizyon programına konuşmacı olarak katıldı. Elbasan ve Durres üniversitelerinde ders vermektedir.

Reklamlar

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Connecting to %s