Açık Görüş / Çeviri Makaleler / Olsi Jazexhi / Siyaset / Uluslararası Siyaset

Arnavutluk’ta Katolik Baskısı Artarken

Mevcut Arnavut hükümetinin ilan etmeye çalıştığı Katolik üstünlükçülüğü, Müslüman ve Ortodoks Arnavutların haklarını ciddi bir şekilde ihlal ediyor. 

Akilvefikir.org, Arnavutluk’ta her geçen gün biraz daha artan Katolik baskısını gündeme getiriyor. İlk olarak, Arnavutluk ve Kosova medyasında Araştırmacı-Yazar sıfatıyla İslam, Türkiye, Ortadoğu, terörizm ve Hristiyan aşırılıkçıların ele alındığı birçok televizyon programına katılan Olsi Jazexhi’nin akilvefikir.org okurları için kaleme aldığı makaleyi sizlerle paylaşıyoruz. Jazexhi’yle gerçekleştirdiğimiz röportajı da kısa süre içinde okurlarımızın ilgisine sunacağız.

Arnavutluk’ta Katolik Baskısı Artarken

Son bayram namazı Arnavutluk’un Tiran kentinde bu sefer farklı bir atmosferde kıllındı. Arnavutluk Müslüman Cemiyeti’nin (KMSH) İskender Bey Meydanı’nda organize ettiği bayram namazı, birçok Arnavut siyasi ve gazetecinin sözlü saldırısına maruz kaldı. Bu saldırının nedeni, Arnavutluk Müslüman Cemiyeti’nin namaz kılan cemaat ile meydanda bulunan İskender Bey heykelinin arasına dev ekranlar koymak suretiyle heykeli “örttüğü” söylenerek başladı.

Buna rağmen Müslüman Cemiyeti heykeli örtmediklerini söyledi ama köktendinci Hıristiyanlar tarafından çekilen fotoğraf heykelin gizlendiğini gösteriyordu. Bu fotoğraf ilk olarak üstünlükçü Katolik sayfalarda paylaşılmaya başlanarak, Facebook başta olma üzere sosyal medyada hızlıca yayılmaya başladı. Arnavutluk Başbakanı Edi Rama’ya yakın siyasiler ve gazeteciler Müslümanlara yönelik eleştiri ve saldırılara başladılar. Arnavutluk’un milli kahramanı İskender Bey’in “burka” ile örtüldüğünü söylediler. Bazı Hıristiyan siyasetçiler ve gazeteciler ise Müslümanlara “terörist”, “Taliban” ve “Osmanlıcı” gibi ithamlarda bulundular. Hatta daha da ileri giderek İskender Bey’e karşı yapılan “Osmanlı haysiyetsizliğine” izin veren Tiran Müftüsünün tutuklanmasını istediler. Sosyal medya, bazı Arnavut siyasiler ve gazeteciler tarafından yönetilen birçok haber portalı tarafından kışkırtılan kitlesel histeri, İskender Bey heykelinin askeri olarak savunulmasını isteme noktasına vardı. Arnavutluk’ta tanınmış bir İslam karşıtı ve Anders Breivik hayranı olan Kastriot Myftaraj ise açıkça İskender Bey’i “aşağılayanları” böcekler gibi ezeceklerini söyledi.

Arnavutluk Müslüman Cemiyeti’nin suçlamalara tepki göstermesine ve heykeli örtmek gibi bir niyetlerinin olmadığını söylemesine rağmen sosyal medyada Müslümanlara ve İslam’a yönelik ateşli, düşmanca yorumlar devam etti. Birçok Hıristiyan ve laik Arnavut, kendi vatandaşları olan Müslüman Arnavutları, milli kahramana gereken saygıyı göstermeyen, Arabistan veya Türkiye’ye gönderilmesi gereken “hainler”, “Türkiye kalıntıları” ve “Türko-Araplar” olmakla suçlamaya devam etti.

Bununla birlikte, Arnavutluk’ta yaşayan birçok Müslüman, İskender Bey’i bir milli kahraman olarak görmemektedir. Çoğu tarihçi ve tarihi belgeye göre İskender Bey, Arnavutluk için savaşmaktan çok (Arnavutluk 1913’te kuruldu) Papa için savaşmıştır. İskender Bey, Vatikan tarafından “İsa’nın askeri” olarak adlandırılan, Müslüman Arnavut ve Türkleri katleden bir derebeyiydi.

Tartışmalar sanal ortamdan televizyona yayıldı. Müslüman bir imam ve bu makalenin yazarı dini ve tarihi delilleri sunarak İskender Bey’in Arnavut milleti için savaştığı tezini çürüttü. Bu televizyon tartışmaları sırasında İskender Bey belgesellerinden klipler oynatıldı. Belgesel kliplerinde İskender Bey’in tıpkı Ratko Mladiç’in Srebrenitsa’da yaptığı gibi Müslümanlara yönelik katliamlar yaptığına dair canlandırmalar vardı. Müslümanlar “Müslümanlara yönelik Haçlı Seferi ilan etmiş olan İskender Bey’i nasıl bir milli kahraman olarak kabul edebiliriz?” diyerek meseleyi sorgulamaya başladı. İskender Bey’e duyulan hürmet, birleştirici bir yapıdan çok uzakta olmakla birlikte dini ve etnik nefreti ve ırkçılığı öngörmektedir. Komünizmin çöküşüyle birlikte İskender Bey efsanesi birçok grup ve köktendinci Hıristiyan tarafından ele alındı ve Müslüman Arnavutlara yönelik İslam’ı bırakıp Katolikliğe geçmeleri konusunda çağrılar başladı. Hatta İskender Bey’in kötü Türklere karşı bu yüzden savaştığı söylendi.

İskender Bey milli kahraman mı değil mi tartışmalarına Arnavutluk Başbakanı Edi Rama bile karıştı. Rama, Parlamento’da yaptığı konuşmada İskender Bey’i kahraman olarak reddedenlere saldırarak, hiç kimsenin Arnavutluk’ta İskender Bey’i tartışamayacağını söyledi ve birkaç gün sonra 2018 yılını “İskender Bey yılı” ilan etti.  Bu demek oluyor ki 2018 yılına gelindiğinde Arnavutluk hükümeti bu ortaçağ karakterinin hayatını ve yaptıklarını anmak için bir dizi faaliyetlerde bulunacak.

Komünizmin çöküşünden bu yana İskender Bey üzerinden yapılan tartışmalarda endişe verici durumlar ortaya çıkmaya başladı. Enver Hoca döneminde hükümet, Arnavut ulusal kimliğinin laik terimler üzerinden tasvir edilmesine çok dikkat etti. Bu süre içerisinde İskender Bey hiçbir zaman Katolik Kilisesi’nin kahramanı gibi tanıtılmadı. Komünizmin çöküşünden sonra Arnavutluk’u yönetenler, Arnavutluk ulusal kimliği için yeni “kahramanlar ve mitler” aramaya koyuldu. İtalya ve Vatikan’ın etkisi ile Gjergj Fishta ve Ernest Koliqi gibi faşist ve anti-semitist rahipler ve politikacılar, okul kitaplarında ve resmi törenlerde ulusal kahraman ve yurtseverler olarak tanıtılmaya başlandı. Bu rahip ve politikacıların Faşist İtalya ve Nazi Almanya ile yaptıkları işbirliği tarihi olarak belgelenmiş olmakla birlikte bu belgeler bilinçli olarak göz ardı ediliyor, bunun yerine Büyük Arnavutluk’u kurmaya çalışan Katolik kökenli vatanseverler olarak tanıtılıyorlar.

Arnavutluk Başbakanı Edi Rama da aynı şekilde bu endişe verici akımı devam ettiriyor. Ortodoks kökenli bir aileden gelmesine rağmen Başbakan olduktan sonra kendisini Katolik olarak tanıttı. Başbakan olarak göreve geldikten sonra kabinesindeki tüm Bakanları yanına alarak ilk ziyaretini Vatikan’a gerçekleştirdi. Ardından Papa Francis’i Arnavutluk’a davet etti ve 2014 yılında Papa Francis’in Arnavutluk’a ziyareti gerçekleşti. Bu ziyaret sırasında Arnavutluk Devlet Fonu’ndan 2,6 milyon dolar harcanarak, ziyaretin mümkün oldukça şatafatlı gösterilmesine çalışıldı. Papa’nın Arnavutluk-Tiran ziyareti sırasında 300 Müslüman Arnavut vatandaşı anti-terör polis birimi tarafından gözaltına alındı ve Papa Arnavutluk’tan ayrılana kadar gözaltında tutuldu.

Papa’nın ziyareti sırasında başkent Tiran sokakları Arnavutluk devleti ve Katolik Kilisesi tarafından “kilise şehitleri” ilan edilen kırk Katolik rahibe ait fotoğraflarla süslendi. Bu “şehitlerin” bazıları 1945-1974 yılları arasında Arnavutluk devleti tarafından idam edilen Faşist İtalya yanlısı ve laikliğe karşı çıkan kişilerdi. Ancak bugün Arnavutluk tarihi yeniden yazılıyor ve bu yeniden yazılan tarih Papa tarafından kutsanıyor. Aynı şekilde Arnavutluk’ta olduğu gibi bugün Ukrayna ve Hırvatistan’da da tarih yeniden yazılıyor. Anti-semitistler ve Nazi işbirlikçileri “ulusal kahramanlar” olarak tanıtılıyor.

Arnavutluk anayasasına göre devletin resmi bir dini olmamasının ve devletin dini meselelerde tarafsız olduğunun belirtilmesine rağmen Başbakan Rama, Arnavutluk’u Katolik veya Müslümanların çoğunluk olmadığı bir ülke olarak göstermeye çalıştı. Rama, 2013 yılında göreve geldikten sonra danışmanı Artan Shkreli Başbakanlık Ofisi’nin duvarlarını ve tablolarını Arnavutluk’u Hıristiyan Avrupa’nın bir parçası olarak gösteren haritalarla dekore etti. Ayrıca yukarıda değinilen Papa’nın ziyareti sırasında Rama, “Arnavutların Hıristiyanlık için feda ettiği tüm kanlar ve çektiği çileler için saygı duyulması ve birkaç on yıl önce Kilise’nin verdiği şehitlerin unutulmaması gerektiğini” söyledi. Ayrıca ziyaretin ülkeyi “Avrupa’ya yeniden bağlanma” yolunda ilerlettiğini ve “Arnavutluk’un Müslüman bir ülke olmadığını, Avrupa ülkesi olduğunu” Papa ve Batılı medyaya defalarca söyledi.

Arnavutluk hükümetinin Katolik yanlılığı hemen hemen bütün kamu kurumlarında görülmektedir. Arnavutluk’un ilk ve tek havalimanı “Rahibe Teresa Havalimanı” olarak adlandırılmaktadır. Arnavutluk’ta doğmamasına, Arnavutluk için doğrudan çalışmamasına rağmen Rahibe Teresa da “ulusal kahraman” ilan edilmiştir. Hatta “Azize” unvanı aldığı gün Arnavutluk’ta resmi bayram olarak kutlanmaktadır. Okullarda, hastanelerde, mahkemelerde Rahibe Teresa’nın başörtülü portreleri milli sembol olarak duvarlarda asılı durmakta ama birçok başörtülü Müslüman kadın laikliğe aykırı olduğu gerekçesiyle işlerinden kovulmaktadır. Komünizmin çöküşünden bu yana Arnavutluk okul kitaplarında Türklere karşı savaşan, Haçlı şövalyesi olan İskender Bey ve Katolik Kilisesi’ne büyük hizmetlerde bulunup, Papa tarafından “Azize” ilan edilen Rahibe Teresa iki büyük “ulusal kahraman” olarak tanıtılmaktadır.

Başbakan Rama’nın birçok danışmanı Katolik kökenlidir. Bunlardan biri 20. Yüzyılda Faşist İtalya ile işbirliği yapanları açıkça savunan Artan Shkreli’dir. Shkreli, 2015 yılında Başbakan Rama’ya Arnavutluk’un güneyinde, Dhermi kentinde bulunan San Atanasius Ortodoks Kilisesi’nin yıkılması ve yerine Nilo Katalano’ya (17. Yüzyılda Güney Arnavutluk’ta Katolik misyonerliği yapan bir rahip) ithafen bir Katolik kilisesi yapılması için tavsiyede bulundu. Shkreli’nin bu planı birçok Arnavut Ortodoks’u kızdırdı. Ayrıca Arnavutluk ve Yunanistan arasında diplomatik bir krizin yaşanmasına sebebiyet verdi. Başbakan Rama’nın bir diğer Katolik kökenli danışmanı General Sander Lleshi ise Rama’ya Radikal İslam ile nasıl mücadele edilmesi gerektiğine dair tavsiyelerde bulunuyor. Lleshi’nin 2013 yılında kaleme aldığı “NATO: Bizim İttifakımız” adlı makalede NATO, Osmanlı İmparatorluğu’na karşı Roma Katolik Kilisesi ve İskender Bey arasında kurulan ittifakın halefi olarak tanımlanıyor.

Mevcut Arnavut hükümetinin ilan etmeye çalıştığı Katolik üstünlükçülüğü, Müslüman ve Ortodoks Arnavutların haklarını ciddi bir şekilde ihlal ediyor. 16 Eylül, 2017’de NATO Askeri Komitesi tarafından başkent Tiran’da düzenlenen konferans sırasında hükmet, şehir merkezinde bulunan tarihi Ethem Bey Camii’nin “güvenlik” gerekçesiyle kapatılması emrini verdi. Asıl amaç, Arnavutluk’un Müslümanların çoğunluk olmadığı bir ülke gibi gösterilmesiydi.

Arnavutluk 1920 yılında devlet olarak kurulduğunda, Arnavut milliyetçiliğinin babaları sekülerizm ve laikliği devletin “dini” olarak kabul ettiler. Ancak günümüzde Katolik üstünlükçüler, Arnavutluk devletinin tüm önemli simgelerini tekelleştirmeye ve Arnavutluk’taki tüm Müslümanları ve İslam dinini Türkiye’nin artıkları olarak nitelemeye çalışıyor. Bu durumda haklı olarak Müslüman Arnavutlar gelecekleri hakkında tedirginler.

Ratko Mladiç, 1995 yılında Srebrenitsa’yı ele geçirirken askerlerine “Büyük bir Sırp bayramı arifesinde, Srebrenitsa şehrini büyük bir Sırp şehri yapmak üzere halkımıza armağan ediyoruz. Nihayet yeniçerilere karşı ayaklanmadan sonra bu topraklarda Türklerden intikam almanın vakti geldi.” diye seslenmişti. Bugün Arnavutluk’ta Türklere ve Arnavutlara benzer şeyleri yapan İskender Bey ilkokul kitaplarında çocuklara “ulusal kahraman” olarak tanıtılıyor. Modern Arnavut kimliğinin Katolikleştirilmesi ve laikliğin ortadan kalkması birçok Müslüman Arnavut’u korkutuyor.

Olsi Jazexhi – Arnavutluk Hâlâ Laik Seküler Bir Devlet mi?

Çeviren: Coşkun Emin

akilvefikir.org

Olsi Jazexhi Kimdir?

Tiran ve Toronto’da yaşayan Arnavut tarihçi ve araştırmacı-yazar. Balkanlar’da Osmanlı ve İslam tarihi hakkında bir dizi makaleler yayınladı. Arnavutluk ve Kosova medyasında Araştırmacı-Yazar sıfatıyla İslam, Türkiye, Ortadoğu, terörizm ve Hıristiyan aşırılıkçıların ele alındığı birçok televizyon programına konuşmacı olarak katıldı. Elbasan ve Durres üniversitelerinde ders vermektedir.

Reklamlar

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Connecting to %s