Ali Tarık Parlakışık / Felsefe-Düşünce / Kitap Tanıtımı / Yazarlar / Yorum-Analiz

Vahşi Hukuk – Modern Bir Hukuk Algısının Analizi

Vahşi Hukuk, tabiatı merkeze alan veya tabiattan yola çıkan umumi bir hukuk felsefesi (bildirgesi) görünümü arz etse de tabiat mezkûr metinde ana meselelerden biridir sadece. Bu bağlamda Cullinan, mevcut yönetişim değerlerinin hemen tamamının sorgulanması taraftarıdır, zira küresel iş hukuku bağlamında tabiatı hiçe sayan etmenlerin görünmeyen bir şekilde mevcut yönetişim algılarında içkin olduğu kabul edilmiştir. 

Postmodern kültürün etkisinde, postmodern ahlakın kıskacında hayatımızı devam ettiriyoruz. Batılı mütefekkirlerin de bir kabulü bu. Evet, postmodern bir sürecin içerisindeyiz ve ‘hakim olan paradigma postmodernizmdir’ diyebiliriz. İnsana ‘insanca’ muamele ontik bir zorunluluktur. Peki, hukuk dediğimiz nizami vakıa insan için ne manaya gelir? Cormac Cullinan’ın Vahşi Hukuk adlı kitabını ele aldığımız için bu suale meselenin insanlık için ifade ettiği manayı da ekleyebiliriz. Kabul etmemiz gerekir ki Cullinan’ın kitabı bir manifesto ve kendi deyimiyle her manifesto avangard ve devrimci olduğuna ve bu kitapta da meseleler yeryüzü bazlı ele alındığına göre haliyle yazarın insanlığın tamamına hukuki bağlamda “haklar” yönünden yaklaştığını belirtebiliriz.

Cormac Cullinan’ın Vahşi Hukuk’unun hiçbir yerinde postmodernizm vurgusu yok. Zira modernleşmenin endüstriyel etkisinin ekosisteme verdiği zararlar yeterince (en azından müellifin ihtiyaç hissettiği oranda) ele alınmış. İnsan nedir? Hukuk nedir? Temel haklar nedir? İnsan hakları nedir? Yeryüzü nedir? Psikoloji nedir? Ahlak nedir? Adalet nedir? Birçok sual hâlâ dinamik, lineer, dört başı mamur bir halde iken bu kadarla yetindik.

Esas tefekkür gerektiren nokta aslında şurası: Dünyadaki tüm insanları idare edecek (mutlu edecek demiyorum) bir hukuk nizamının temel umdeleri nelerdir? Bir Müslüman olarak böyle bir hukuk nizamının varlığını tartışmıyorum. Bu konuda insan elinin nasıl işlediğine nazar etmekteyim. Anladığım kadarıyla Alman tarihselciliği veya Bacon’cu siyaset veya post-yapısalcılar buna cevap veremeyebilirler.

Cullinan’ın üzerinde etkisi belirgin bir şekilde hissedilen Thomas Berry, Vahşi Hukuk’a yazdığı önsözde şöyle diyor: “Sanayide kalkınma devriminin dönüştürücü aşamasına girebilirdik artık. Burada belirtmek gerekir ki bu kalkınma teriminin aslında felaket olarak yazılması gerekiyor: Çünkü sanayi bağlamında insanlar için kalkınma, doğal yaşamın yıkımıyla eşzamanlı gitmektedir. Sanayi toplumunda kalkınmanın bir yıkımla örtüşmediği durumları nadiren görebiliyoruz. Bugüne kadar, modernleşme yanılgısı yüzünden bu iki kelimeyi aynı anda kullanmaktan kaçındık. Ne var ki insanlar ile yeryüzü arasındaki çağdaş zorlukların temelinde yatan da bu yanılgıdır.”

Thomas Berry, kalkınma olgusunu ve yıkım gerçeğini tahrik edici bir şekilde kullanırken endüstriyel gelişim modasını sorgulatıyor. Çevre bilinci yüksek bir müellif olarak Cullinan’ın zihinsel bir işareti olarak okuyabiliriz Berry’nin sözünü.  “Vahşiliktir dünyayı kurtaracak olan.” derken Henry David Throeau, ilginç ve aynı zamanda korkunç bir iç çekişle Cullinan, “Yeryüzünün hızla bozuluyor oluşu biz insanların bir yerlerde çok büyük bir yanlış yaptığımızın ve öz-düzenleyici mekanizmalarımızın, mesela yönetişim yapılarımızın, kusurlu olduğunun bir kanıtıdır.” diyerek var olan modernite etkisindeki her türlü paradigmatik fenomeni sorguluyor. Bu sorgulama yeni bir hukuk va’zına gebe tabii ki. İlginçtir, ekonomistler, ekonomik ilişkilerin genişlemesinden son derece heyecanlı ve ümitvar iken ekolojistler, bu durumda yeryüzüne acıyarak nazar etmektedirler. Yeryüzündeki tabii sermaye ne olacak? Bu sual belki de Vahşi Hukuk’un telifine sebeptir. Ne dersiniz? Zira bir ekolojist, bir ekonomist gibi rakamlara hapsolmamıştır ve doğayı koklayabilme imkânına sahiptir. Cullinan’ın Vahşi Hukuk’unda ütopist bir tat var. Esasında bir ütopya değil ve bilmiyorum ki ‘proje’ kelimesi Cullinan’ın amaç ve kastını, Vahşi Hukuk’u ne kadar karşılayabilir. Çözümcü, modernitenin etkilerine açık, eklektist bir iyi niyet taşıyan literal bir çalışma Vahşi Hukuk.

Vahşi Hukuk, tabiatı merkeze alan veya tabiattan yola çıkan umumi bir hukuk felsefesi (bildirgesi) görünümü arz etse de tabiat mezkûr metinde ana meselelerden biridir sadece. Bu bağlamda Cullinan, mevcut yönetişim değerlerinin hemen tamamının sorgulanması taraftarıdır, zira küresel iş hukuku bağlamında tabiatı hiçe sayan etmenlerin görünmeyen bir şekilde mevcut yönetişim algılarında içkin olduğu kabul edilmiştir. Yine bu bağlamda Cullinan’ın öne çıkardığı kavramlar yeryüzü yönetişimi, yeryüzü içtihadı ve yüksek ilimdir. Evet, teknoloji akıl almaz ölçüde ilerliyor, insan nüfusu hızla artıyor ama sonu ölümle biten hastalıklar da yaygınlaşıyor, bilim insanları genetik yapılarda değişimi kolluyor, ekosistemin işleyişiyle ekonomik hayatı ekosisteme bağlı fertlerin maddiyattan başlayarak psikoloji alanına kadar bir dizi sıkıntıları baş gösteriyor. Ve teknoloji ilerlerken insanlara olan itimadımız ne olacak? Cullinan, “Hele ki teknolojinin her şeyi düzeltebileceğine dair inancım olmadığı gibi, halihazırda teknolojinin kumandasını elinde tutanların bunu bilgece kullanacaklarına da yok. Bununla birlikte şu anda bunları bir dizüstü bilgisayarda yazıyorum ve insanlığın bunu mümkün kılan yaratıcı gücüne de saygı duyuyorum. İleri teknolojinin geleceğin toplumlarının arzu edilen bir yanı olduğuna ancak bu yerinde kullanıldığı takdirde inanıyorum. Bir başka deyişle teknolojinin, Berry’nin ifade ettiği gibi “büyük görev” amacı ile uygun bir şekilde üretilip kullanılacak ve geri dönüştürülecek şekilde tasarlanması gerektiğini düşünüyorum.” diyor.

Hürriyet, adalet, eşitlik, bağımsızlık gibi kavramların popülaritesine binaen ne kadar işlediği, mevcut politik dünyada ne kadar işlerlik vadettiği ayrı bir mesele, silahsızlanma meselesi ayrı bir mesele… Ve bu düzlemde sual şu: Paradigma kayması mı, yoksa bir paradigmadan bir başka paradigmaya geçiş mi? Ve yine sual şu: Bitkiler, hayvanlar, insanlar hukuk önünde eşit midir? Bir cevap ya da geçiş kabilinden aktarayım Cullinan’dan: “Bu halde evrenin, yani yüksek ilmin temel özelliklerinin yeryüzü içtihadına ne gibi etkileri olabilir? Öncelikle yüksek ilmin beşeri hukuk felsefesiyle ilgili olduğunu ve geçerliliğini kabul ettiğimizde, hukuk felsefesi ve hukukun kaynağı homosferin ve insanın denetim alanının dışına çıkar. Daha doğru ifade etmek gerekirse, Thomas Berry’nin de ifade ettiği gibi, esas kanun koyucu evrendir.” Cullinan, yeryüzü içtihadı bağlamında şekillenen bir yeryüzü yönetişiminin sunduğu bir yeryüzü adaletini müdafaa ediyor. Vahşi Hukuk’un hukuk felsefesi bu!

Vahşi Hukuk’tan yeryüzü içtihadına dair: “Yeryüzü yönetişimi kendimizi bilinçli bir şekilde insan refahının ana kaynağı olan yeryüzü sisteminin dirliğine odaklanmadığımızın ve bunu bir öncelik haline getiremediğimiz sürece uzun vadede insanlığın gelişemeyeceği kabulüne dayanır. Tüm sistemin sağlığının hedeflendiği yeryüzü yararına bir yönetişim anlayışı geliştirerek halkı da idare etmiş oluruz; çünkü kendi refahımızın kaynağı da bu sistemin kendisidir. Doğrusunu söylemek gerekirse yeryüzü yönetişiminin gerektirdiği uzun vadeli bütünlüklü bir bakış açısının insanlığa getireceği yarar, yönetişimin kısa vadeli siyasi hedeflerinin yerine getirilmesinden ve siyasi avantaj sağlama temeline dayalı mevcut yönetişim sisteminden çok daha büyüktür. Bununla birlikte yeryüzü yönetişiminin yeryüzünün her bir unsurunu yönetme gibi bir anlam taşımadığını kavramak da önem taşıyor.  Yeryüzü yönetişiminin amaçlarını yerine getirmek için beşeri yönetişim yapılarının insan davranışlarını yönlendirmede kullandığı araçlar, özgürlükleri yaşama geçirirken yeryüzünün diğer sakinlerinin refahının ortadan kaldırmamak ve evrimsel görevlerine mani olmamak zorundadır.”

Bu hukukun adı-türü, alamet-i farikası vahşi olmasıdır. ‘Hukuk’ ve ‘vahşi’ kavramları bir zıtlık içerisinde değildir burada. Vahşi olan insanidir, dinamiktir, devrimcidir, değişimcidir, adaleti sağlamaya yatkındır ve en mühimi de mevcut yönetişimden daha iyidir. Vahşi hukuk algısına dair ilk çalışmayı yapan Cullinan değil elbet, diğer çalışmalardan ayrıntılı olarak kitapta bahsediliyor. Cullinan, kitabında hem vahşi hukuk algısını basit bir dille geliştirmeye çalışıp masaya yatırıyor hem de küçük bir katkı sunmuş oluyor. Vahşi Hukuk, ilahi hukuk kaidelerinden nasiplenememiş bir hukuk teorisi olarak emek verilmiş bir metin, bir algı olarak duruyor.

Modernitenin sunduğu imkânlar ve cendereye aldığı atmosfer, zihnî üretimin hudutlarını zorluyor. Ahlak, hak-hukuk, adalet, insan hayatı gibi fenomenler birbirleriyle ilişkili bir haldedir ve insan hayatının geçtiği dünyada en mühim meselelerdir. Esasında hukuk için bizde ekosistem ve ekolojik muvazene kadar psikoloji ve örf de mühim ve etkilidir.

“Yeryüzü adaleti” dediğimizde büyük bir iddiadan bahsetmiş oluruz ve kabul etmeliyiz ki yeryüzü adaletinin ontolojik bir dayanağı (ya da desteği) olmalıdır. Yeryüzü çapında bir adalet isteği ve arayışı insan seviyesine hitap eden ilahi düsturlara malik, inkılapçı bir motivasyon çizgisinde olmalıdır.

Kabul edelim ki modernite kendisini reddeden bir paradigmaya sızabilecek şekilde yayılmışken anti-modern veya moderniteyi-modernizmi hesaba katmayan bir paradigmanın müdafaacısı ve güdücüsü olunmalıdır. Böyle bir durumda muvazenesi oturmuş sağlam bir inşadan ekosistem de, ekoloji de, insanlık da nasibin alacak ve almak isteyecektir.

Kitabın Künyesi

Kitabın adı: Vahşi Hukuk

Yazarı: Cormac Cullinan

Çevirmen: Meral Güneşdoğmuş

Yayınevi: Ayrıntı Yayınları

Sayfa sayısı: 304

Basım yılı: 2014

Ali Tarık Parlakışıkakilvefikir.org

Reklamlar

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Connecting to %s