Açık Görüş / Siyaset / Uluslararası Siyaset / Yorum-Analiz / İsmail Ekercin

Yunan’ı Kullanma Kılavuzu

Ne zaman Yunan sahneye çıksa arkasında İngiliz-Yahudi Medeniyeti’nin bir menfaati vardır. Bugünlerde Kıbrıs barış müzakereleri yeniden gündeme geliverdi. Bayram değil seyran değil, bu nereden çıktı? İslam topraklarını küçük parçalara ayırmak için bütün gücünü harcayan emperyalist devletler, Kıbrıs’ta iki tarafın birleştiği bütün bir Kıbrıs için devreye giriverdiler.

Batı modernizminin merkezi İngiltere 19. Asrın başlarında Protestanlığı benimseyince İngilizlerin dünyaya bakışında da değişiklikler oldu. İngilizler erken dönemde Protestan Avrupalılar ile Müslüman Türklere “yakın öteki”, Ortodoks olan Yunan ve Ruslara ise “uzak öteki” gözüyle bakıyordu. 19. Asırda sıradan bir İngiliz’in gözünde Rusya kötü, Türkiye iyi idi. Müslüman ve Protestanları ilerlemeci, Katolikleri ve Yunan Ortodoksları hurafeci kabul ediyorlardı. Yani 19. Asırda İngilizler Türkleri kendilerine Yunan’dan daha yakın görüyorlardı.

İngilizler modernleşme sırasında dinden uzaklaşmak ve Kilise’den kopmak için “tabiata dönüş” adı ile bir akım başlattılar. Girdikleri bu yolu meşrulaştırmak ve temellendirmek için klasik Yunan’ı kullanmışlardır. Aristo’ya ve Klasik Yunan’a döndüklerini söylüyorlardı. Oysa o zamanlar Yunanistan Osmanlı toprağıydı ve Yunanlılar da Ortodoks mezhebindendi. Protestan İngilizin Ortodoks Yunan ile ortak bir zeminde buluşması mümkün değildi. Bunu aşmak için gerçekte olmayan hayalî bir “Tarihî Yunan” ürettiler. Artık Yunanistan’ın barbar Türklere karşı korunması demek, Türklerin işgaliyle hürmeti bozulan romantik Helen’in korunması demekti. Ürettikleri bu “Hayalî Yunan”ı Osmanlı’nın elinden kurtarmak için Yunanlıları ikna etmeye ve Osmanlı topraklarında fitne çıkarmaya başladılar (B. Gencer). 1820’de çıkan Yunan isyanının temelinde bu vardır. Aslında yaptıkları, Kilise’den kopmak için bahane ettikleri,  tabiata dönüş ve Yunan’a dönüş tercihlerini temellendirmek için Yunan’ı kullanmaktan başka bir şey değildi.

Aradan yüz yıl geçti, yine İngilizler, yanlarında Fransız ve İtalyanlarla Osmanlı topraklarına geldiler. 1915’de Çanakkale’yi geçemeyen ama 1. Cihan Harbi’ni kazanan güçler, Mondros Mütarekesi’nde kazandıkları hakları kullanarak 1918’den itibaren iki yıl içinde aşama aşama İstanbul’u işgal ettiler. Padişah’ı, Halife’yi ve Meclis-i Mebusan’ı kımıldayamayacak hale getirdikten sonra İtalyanları ve Fransızları da Anadolu’nun güney cephesine getirmişlerdir.

İngiliz-Yahudi Medeniyeti’nin maksadı bellidir. Kömürden sonra ihtiyaç haline gelen petrol yataklarına ulaşmak ve ürettikleri malları satabilecekleri modern Anadolu devletini kurmak istemektedirler. Eğer amaçları toprak işgali olsaydı 1. Dünya Savaşı’ndan zaferle çıkmış devletlere Anadolu’da direnecek kuvvet yoktu. Bizzat savaşmıyorlardı ve Türkleri anlaşma masasına oturmaya zorlayacak bir ortam oluşturmak için cepheye sürecek adam arıyorlardı. Yine Yunan’ı kullanma zamanı gelmişti. İngilizler Ege’yi vadederek destek verecekleri sözü ile 1919 da Yunanı İzmir’e çıkartma yapmaya ikna etmişlerdir. Amaçlarına ulaşan İngilizler Lozan masasına Yunan’ı kabul etmemiş, savaşan Yunan’a destek vermemiş ve Sakarya Meydan Muharebesi’nde Yunanı Türklerle başbaşa bırakarak Lozan’ı imzalattıktan sonra 1923 de İstanbul’dan ayrılmıştır.

Aldatıldığını ve kullanıldığını anlayan Yunanlılar 1922’de geri dönmüş, askerî yetkililer İngilizlere kendilerini kullandıran siyasilere tepki göstermiş ve bu olayların etkisi ile 1922’de Yunanistan’da askeri darbe olmuştur.

Ne zaman Yunan sahneye çıksa arkasında İngiliz-Yahudi Medeniyeti’nin bir menfaati vardır. Bugünlerde Kıbrıs barış müzakereleri yeniden gündeme geliverdi. Bayram değil seyran değil, bu nereden çıktı? İslam topraklarını küçük parçalara ayırmak için bütün gücünü harcayan emperyalist devletler, Kıbrıs’ta iki tarafın birleştiği bütün bir Kıbrıs için devreye giriverdiler.

Kıbrıs adasını güvenliği kimin sorunu acaba? Yunanlıların da Türkiye’nin de bir talebi yokken birden bu konu nasıl gündeme geliyor? Bildiğimiz, Doğu Akdeniz’deki İsrail’in işgal ettiği doğalgaz yataklarının Avrupa’ya ulaştırılması için döşenecek doğalgaz boru hattı, Kıbrıs’ın ve Türkiye’nin topraklarından geçmek zorunda. Uzun zamandır Kıbrıs’ta anlaşma olmaması Rum-Yunan ikilisinin direnci iledir. Yunan’ın yeniden kullanılması gerekmiştir. Kıbrıs’ın güvenli hale gelmesi hem İsrail hem de Avrupa’nın enerji güvenliği için zorunludur. Rusya-Ukrayna hattına alternatif arayan Avrupa, Yunan’ı ve Türkiye’yi Kıbrıs görüşmelerine sürüklemektedir. Sonuç: İngiliz-Yahudi çıkarları!

Artık Yunanlıların kendilerini kullandırmaya son vermeleri gerekiyor. Keyif sürmek için tembelliklerinden borç batağına saplanan ve iplerini Almanya’ya kaptıran Yunanlının uzunca bir süre gün yüzü görmesi zor görünüyor. Türkiye düşmanlığı üzerinden siyaset yapıp seçim kazanan ama dost zannettiği Batı tarafında sürekli kullanılan bu insanların onurlu(!) bir hayat için aklını başına toplaması gerekiyor.

Yunan ne zaman ortaya çıksa arkasında başka bir sebep aramak gerekir. Bizim Kıbrıs’ta barışa ihtiyacımız yok.

Sayın yetkililer! Rabbimiz “fasıktan bir haber gelirse aman araştırmadan peşine gitmeyin” diyor. Bu haber bir kâfirden geliyorsa ne yapmak lazım gelir, varın onu da siz anlayın.

Selam ile…

İsmail Ekercinakilvefikir.org

Reklamlar

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Connecting to %s