Açık Görüş / Siyaset / Uluslararası Siyaset / Yorum-Analiz / İsmail Ekercin

Devir Türk’ü, Bitir İslâm’ı

Yüz elli yıllık slogan hâlen geçerli: “Devir Türk’ü, bitir İslâm’ı”.

Başa geçinceye kadar liyakat diyenler, koltuğa oturunca güvenlik ve itaat demeye başlıyor. Kur’an ve Hz. Peygamber ise liyakat diyor. Kâbe’nin anahtarını bir müşrike teslim eden peygamberin ümmetiyiz.

Tüm dünyayı yaklaşık yüz elli yıldır etkileyen İngiliz-Yahudi medeniyeti, yeni projesini ilk defa Amerika kıtasında uygulamaya koyduktan ve ABD’yi kurduktan sonra işlerini ABD üzerinden yürütmeğe devam ediyor. Hedef tüm dünyanın siyaset ve iktisadını ele geçirmek.

İngilizlerin aklı ve Yahudilerin parası ile kurulan bu sistemin önünde durabilecek bir medeniyet kalmadı. Hint ve Çin medeniyeti de yıkıldıktan sonra söz yerindeyse köpeksiz köyde çomaksız dolaşıyorlar.

Yaklaşık dört yüz yıl Osmanlı korkusu ile yaşadılar. Erasmus’un “Amerika kıtasına yerleşelim, Avrupa kıtasını Osmanlı’ya bırakalım” seçeneğinin bile düşünüldüğü günler geçirdiler. Eski sıkıntılarını bir daha yaşamak istemediklerinden, rakip olabilecekleri daha düşünce safhasında iken imha eden bir yapı ile karşı karşıyayız.

Onlarca yıl ileriyi planlayarak ABD maşası ile hareket eden, ABD’nin akıl hocaları olan İngiliz Yahudi ağababaları hamlelerini yaparken, bizler olup bitenleri onlarca yıl sonra kavrıyoruz. Yani aramızda çok zaman farkı var. 1990 Irak-Körfez işgali ile Hicaz bölgemize saldırdıklarında Suriye’nin parçalanacağı ve insanların göçe zorlanacağı planlanmış olmalı ki 1997’de Birleşmiş Milletler Ottowa Sözleşmesi ile mayınların temizlenmesi kararını aldı. Türkiye de bu karara memnun olduğunu bildirip, 2003 yılında Abdullah Gül hükümetinin çıkardığı kanun ile sözleşmeyi kabul etti (Kanun No. 4824 Kabul Tarihi: 12.03.2003). İsrail dışında mayın temizleyen teknoloji sahibi olmadığından, R. Tayyip Erdoğan’ın Başbakanı olduğu AKP hükümeti İsrail firmasına Suriye sınırındaki tüm mayınları temizletti. Bu dönemde Doğan medyasının konuştuğu tek konu temizlenen arazilerin kime dağıtılacağı veya arazilerin altında trilyon dolarlık petrol yataklarının bulunduğuydu. İsmet Özel dışında mayınların toplatılmasının tuzak olduğunu söyleyen olmamıştı. Demek ki mayınların temizletilme işi Birleşmiş Milletler’den başlayan bir oyunla tezgâhlanmış. Mayınları topladığımız yerlere şimdi beton duvarlarla set örüyoruz.

Birleşmiş Milletler, Osmanlı’nın paylaşılmasında uluslararası mutabakat zemini olarak kurulmuş İngiliz-Yahudi kurumudur, değilse Sevr Anlaşması’nın içinde Milletler Cemiyeti’nin kuruluş maddelerinin ne işi var? Sevr Anlaşması’nın 25. Maddesi, Milletler Cemiyeti’nin kuruluşu ile ilgilidir. 22 Eylül 2003’te zamanın Amerikan Dışişleri Bakanı Colin Powell’ın BM’deki “Birleşik Devletler, Yahudi-Hıristiyan bir ülkedir” sözü, bu sinsi yapının resmî ifadesidir.

“Bu tuzağa neden düştük, neden mayınları temizledik, bu teklif bir kâfirden geliyorsa neden hemen üzerine atladık?” diye düşününce, en iyi niyetle liyakat yerine, güvenlik ve itaatin öncelendiği kadrolar nedeniyle diyebiliriz. Diğer ihtimalleri dillendirmek istemiyorum. Liyakat sahibi insanlar kolay itaat etmezler, hür olmakta ısrarlı olurlar.

Bu arada Türkiye’de ABD’nin çıkardığı Gezi olaylarını destekleme görevini Avrupa devletlerine (özellikle Almanya), Suriye’de çıkardıkları Gezi benzeri olayları destekleme görevini de Türkiye’ye verdikleri anlaşılıyor. Kimse “Esed rejimine destek versek ne olurdu?” diye düşünemiyor, çünkü Tanzimat’la oluşan bürokrasi devletin tüzel kişiliğini yürütmeye devam ediyor.

Üç adım daha içimize girdiler. Suriyelilerin geri dönmeleri çok zor, askerin geri gelmesi çok zor, Türk lirasının değer kazanması çok zor. Şeytanın bir sonraki adımı nedir? Genellikle uyguladığı yöntem bürokratik baskı, o olmazsa darbe,  o da olmazsa iç savaş! Hedef ise Müslümanların ümitlerini yok etmek. Yüz elli yıllık slogan hâlen geçerli: “Devir Türk’ü, bitir İslâm’ı”.

Başkanlık sistemi için anayasa değişikliğinin görüşüleceği sırada Meclis Başkanı’nın hastalanması ve sonra da yoğun bakıma alınması tesadüf müydü bilemiyorum. İsmail Kahraman’ın başkanlık sistemine karşı olduğunu söyleyebilirim. Bu ülkede bunları gördüğümüz için bunun bir operasyon olma ihtimalini düşünmek gerek.

İyi niyetli olmak kötülük yapmamıza engel olur ama kötülere ve kötülüğe engel olmak için şeytanı iyi tanımak gerekir. Devletin başında olmak zor! Allah yardım etsin. Ama âkil adam olarak artistler ve popçulardan başka insanlarımız da var. Kıymetli ilim ve fikir adamlarımızın ayağına gidilerek bir istişare heyeti kurulsa, Sezai Karakoç başkanlığında, Ş. Teoman Duralı, İsmet Özel, İhsan Fazlıoğlu, İsmail Kara, Bedri Gencer gibi daha pek çok ufku geniş yetişmiş insanımız var. Günlük siyasi işlerimizde bile asıl yönü tayin edecek bakış açısını vereceklerdir. Yirmi otuz yıl, elli yıl, yüz yıl ileriye bakan ve şeytanı iyi tanıyan, her gün yanılmayan insanlardan oluşacak bir ekip ne güzel olur! Bir hedef koysanız bu milletin önüne ve gençleri bu idealle yetiştirsek de savrulmasak oradan oraya. 2023 hedefi mevcudiyetimizi devam ettirmekten ibaret kalmasın.

Liyakati güvenlik ve itaatin önüne geçirmezseniz, kendini korumak için etrafına ağ ören ipek böceği gibi ortada sıkışıp boğulursunuz. Sonra sizin güvenlik zırhı zannettiğiniz ağınızı kullanıp başınıza ipekten çorap örerler.

Allah bilir ama insanlığın bu topraklardan başka ümidi kalmamıştır. Allah nurunu bu topraklardan alırsa burada sadece beşer yığınları kalır. Allah yardımcımız olsun.

Selam ile…

İsmail Ekercinakilvefikir.org

Reklamlar

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Connecting to %s