Açık Görüş / Din / Yorum-Analiz / İsmail Ekercin

Fizik Kanunları ve İctimâî Kanunlar

Fizik kanunlarının keşfi insanın çabasına bırakılırken, ictimâî kanunlar insana elçileri vasıtasıyla yaratıcının buyruğu olarak gönderilmiştir. Ağaçtan nasıl kâğıt elde edeceğimiz Kur’an’da yazmaz, bu yüzden Kur’an bilim kitabı değildir. Kâğıdı yaparken ormana hürmeti, israf etmemeyi Kur’an’dan öğreniriz.

Allah hem fizik âlemin hem de ictimâî (sosyal) âlemin nasıl işleyeceğinin kurallarını belirlemiş, fizik kanunların keşfini insanın çabasına, ictimâî kanunları ise elçileri ile gönderdiği mesaja ve bu mesaja göre yaşayan elçilerin örnek hayatına bağlı kılmıştır. Ayetlerde geçen kader ve hakk kelimeleri sıkça bunu hatırlatır. Biz, her şeyi bir ölçüye göre yarattık (Kamer Suresi 49), Gökten bir ölçüye göre suyu indiren O’dur. Biz onunla (kupkuru) ölü memlekete hayat veririz. İşte siz de böylece (mezarlarınızdan) çıkarılacaksınız (Zuhrûf Suresi 11). Allah, yarattığı her şeyin içine amacını da kanunu da koymuştur. Buna sanat denir. Sanat, oluşturulan şeye amacını yüklemektir.

İnsan hem fizik kanunlara hem ictimâî kanunlara boyun eğdirilmiştir. İnsan istese de tuzun kimyasını değiştiremez. Sodyum ve klor birleşince tuz olur, Hidrojen bir elektron alırsa Helyum olur… Bu kanunlar tüm evreni kusursuz, öngörülebilir bir süreçte ilerlemeye zorlamaktadır. Bu kanunlara ne kadar çok vâkıf olursak, tabiattan istifademiz de o kadar çok olacaktır. İnsanın dine olan duyarlılığı, tabiattan faydalanırken hakka riayet etmek veya hırsla her şeyi talan etmek arasında bir tercih yapmasını etkileyecektir. Batı ikinci yolu tercih etmiş ve yolun sonuna yaklaşmıştır.

Fizik kanunlarının keşfi insanın çabasına bırakılırken, ictimâî kanunlar insana elçileri vasıtasıyla yaratıcının buyruğu olarak gönderilmiştir. Ağaçtan nasıl kâğıt elde edeceğimiz Kur’an’da yazmaz, bu yüzden Kur’an bilim kitabı değildir. Kâğıdı yaparken ormana hürmeti, israf etmemeyi Kur’an’dan öğreniriz.

İnsanların nasıl bir toplum kuracakları, hangi kanunlarla yönetilecekleri ise Allah’ın kesin buyruğu olarak emredilir. Allah’ın indirdiği ile hükmetmeyenler kâfirler, zâlimler ve fâsıklar olarak nitelendirilir (Maide Suresi 44-45-47). Niçin bu kadar kesin, tavizsiz ve ağır müeyyide ile emredilmektedir?

İnsan aklı, tabiat kanunlarına dışarıdan bakarak keşif yapabilir ama içinde yaşadığı ve dışarıdan göremediği gelecekle ilgili ictimâî dünyanın kurallarını aklı ile keşfedemez. İctimâî kanunlar deneyle sonucunu hemen görebileceğimiz kanunlar değildir. Sonuçlarını görmeye başladığınızda eğer yanlış yola girmişseniz uçurumun dibini de görüyorsunuz demektir. Yüzyıllar geçtikçe filozofların gösterdiği yoldan ilerleyen insanlar, bu yolun sonunun felaket olduğunu anladıklarında zamanı geri getirecek bir imkân bulamazlar. Kutsal ile yollarını ayıran ve felsefecileri kendine kılavuz edinen Batının, yanlış gittiğini farkettiği dört yüz yıllık bu yoldan geri dönmesi artık mümkün değildir. Batının sonu felakettir.

Fiziki kanunlar ise böyle değildir, deney yapınca sonucunu hemen görürsünüz. Yanlış bir işlem yapılmışsa vazgeçip deneyi yenilersiniz.

Fizik kanunlarda ilerleme kaydeden Batı insanı, ictimâî kanunlarda da kendini yetkin görüp Allah’ın ipini salıverdi (Al-i İmran 103). Alak Suresi uyarmıştı ‘İnsan kendini yeterli görünce azar’ diye ama dinleyen kim. Tanzimat’tan günümüze aydınlarımız(!) Batının teknik ilerlemesinin, Allah’ın ipinin salıverilmesinde olduğunu zannettiler. Geri kalmışlığın sebebini dine bağladılar. Neden bunu yaptılar? Çünkü Batıda kiliseden ayrılınca ilerleyen bir teknik görüyorlardı. Hıristiyanlık, bilgi ile imanı biraraya getiremediği için sıkıntı içindeydi. Kiliseden ayrılınca bilgi edinmenin yolu açılmıştı.

Müslümanlar ise dinlerinden uzaklaştıkça bilgiden de uzaklaşır bir duruma düşmüşlerdi. İslam toplumunda geri kalmışlık, toplumun önde gelen ilim erbabının bu gelişmeleri takip etmemesi yüzünden olmuştu, ama bunu anlamak istemediler, çünkü kendileri de geri kalmışlıktan sorumlu sınıfın içindeydiler.

Batıda olup biteni anlamak için Avrupa’ya okumaya yollanan zevat, döndüğünde, Osmanlının kurumlarını kaldırıp yerine Batı tarzı kurumlar oluşturmadan bu durumdan çıkış olmayacağını uzun yıllar dillendirdiler. İşte Jön Türkler, İttihat ve Terakki, bu düşüncedeki zevatın oluşturduğu yapılardır. Yeni oluşan Batıcı grup, ne milletten, ne de devletten hiçbir destek bulamadı. Batının kışkırtmaları ve desteğiyle, bin yılda oluşturulan kurumları ıslah etmek yerine ortadan kaldırmaya giriştiler. İngiliz ve Fransızlar sürekli kargaşa çıkarıyordu ve gün geçtikçe işler çıkmaza girdi. İstanbul’da Yahudi, İngiliz ve Ermeni ajanlar her gün yeni bir fitne peşindeydiler. Bu anlatılanların detayları birçok kitapta mevcuttur (Buhranlarımız – Sâid Halim Paşa). Hedeflenen oldu ve bu milleti yanlış yola soktular. Halen bu yolda ilerlemeye devam ediyoruz.

Teknik ilerlemeye ve zenginleşmeye rağmen çürümeye ve kokuşmaya başlayan Batının kokusu bize kadar geldi. Batının kendi insanına, para ve konfor dışında verecek hiçbir şeyi kalmamıştır. Şeriat deyince tüyleri ürperen insanlar, niçin bir Avrupa ülkesine yerleşip orada yaşamadıklarını kendilerine sormalıdırlar. Gurbetin acısı, Müslüman toplumda yaşayamamanın verdiği acıdır, Müslümanların arasında yaşamanın verdiği huzuru hiç farketmiyorlar mı?

Teknik olarak değil ama ictimâî, kültürel ve manevi olarak yüz elli yıldır yürüdüğümüz yolda, sonumuz Batı gibi olmadan, tercihlerimizi gözden geçirmeliyiz. Akıllı insana yakışan fark edince yanlıştan dönebilmesidir. Yeniden Allah’ın ipine tutunarak çizeceğimiz yolda devam etmek, yanlış olan bu yolda daha fazla ilerlemekten evlâ olacaktır. Devlet idaresinde bizim için hangi sistemin daha uygun olacağına o zaman karar vermeliyiz. Yanlış yolda doğru yöntemi seçmenin bir faydası yoktur.

Sonuç olarak; insanlar ictimâî hayatta, Allah’ın ipine tutunmadan geleceğe yol alamazlar. Rabbimizin uzattığı ipe yeniden, topluca tutunmak duası ve selam ile…

İsmail Ekercin akilvefikir.org

driekercin@gmail.com

Bu makalede yer alan düşünce ve görüşler yazarın kendisine aittir, kısmen ya da bütün olarak Akıl ve Fikir’in editöryal çizgisini yansıtmayabilir.

Reklamlar

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Connecting to %s