Açık Görüş / Din / Yorum-Analiz / İsmail Ekercin

Hilafet Payitaht’tan, Diyanet Hamamdan Konuşuyor

Diyanet bireysel alanın sorunlarını çözmekle görevlendirilmiştir ve bütün enerjisini bu alana harcamaktadır. Faizi kim kaldıracak, sömürüyü kim durduracak, fuhşu kim bitirecek, kumarı kim alın terine çevirecek? Siyaset mi, Diyanet mi? Bunlar dünya işi mi, ahiret işi midir?

Dünya ve ahiret diye işlerimiz ikiye bölündükten bu yana, kurumlar da kendine düşen görevi iyice benimsemiş görünüyor. Diyanet yani din işleri diye bir kurum oluştu. Dünya işleri bu kurumu ilgilendirmiyor. Din işleri bireysel ibadetlerle sınırlı bir alana sıkışmış durumda.

Hilafetin görev alanında ise, dünya ve ahiret diye bir ayrım söz konusu değil. Seferberlik ilan ediyor, cihad ilen ediyor, meşrutiyet ilan ediyor…

Referandum sürecinde Diyanet’in veya yetkili zevatın medya yoluyla veya vaazlarda bir görüş açıklaması mümkün müydü?  Tabii ki mümkün değildi. Bu kurum siyasete karışamaz. Karışırsa ne olur? Suç işlemiş olur, ayrıca açıkladığı görüşe karşı olanlar, dine de karşı çıkmış olur!

Halife dini alanı mı temsil eder, siyasi alanı mı temsil eder? Her iki alanı da temsil ettiğini görüyoruz. Hilafet kaldırılınca dini parçası Diyanet’e kaldı da siyasi parçası kime kaldı belli değil? İngiltere’ye mi, Amerika’ya mı?

İngilizler yaklaşık olarak yüz elli sene hilafeti kaldırmak için uğraştılar. Bu kurum Batı’nın önündeki en büyük engeldi ve İslam Medeniyeti’ni temsil ediyordu. Konuştuğu hem siyaseti, hem de dini tüm kurumları bağlayıcı idi. Eğer yeni bir dini durum oluşmuş ise  Şeyhülislam’dan fetva istiyor, eğer konu siyasi ise istişare ediyor ve kararını veriyordu. Verdiği karar dünyadaki tüm Müslümanları ilgilendiriyor, tüm Müslümanların gözü de kulağı da Hilafet makamında oluyordu. Sonuç olarak dünya ve ahiretin kavşağında bulunan Payitaht’tan konuşan bir Hilafet vardı.

Diyanet ise kendisine düşen ve adına din işleri denen alana sıkışmış durumda. Kurumun statüsü belirsiz, askıya alınmış ve müphem bir konumda bekletiliyor. Bu konudan kendileri de rahatsız. Gusül abdestinin  ilmihal bilgisini tamamlayıp da henüz hamamdan çıkmış değiller. Diyanet TV adı ile oluşturulan televizyon kanalından da insanların dinini öğrenmeleri mümkün görünmüyor. İyi niyetle olduğunu düşünsek bile yapılan programlarda, fikirlerini açıklayan ama kendilerinin örnek alınmasına fırsat vermeyen, ilmiyle amil âlimler gibi değil de, Batılı eğitimden geçmiş, tüm dinlere eşit mesafedeki teologlar gibi konuşmaya devam ediyorlar. İnsanımız kimi örnek alsın, ilahiyat hocaları halkın arasına inmeye razı değiller mi? Resûl-i Ekrem’in “Âlimler Peygamberlerin varisleridir” mealindeki hadis-i şerifindeki âlimler ODTÜ, Bilkent ve Boğaziçi profesörleri mi? Efendimiz tebliğ ve beyan görevini beraber yürütmüştür. Tebliğ edip de “siz bana bakmayın, dediğimi yapın” demedi. Tebliği elimizdeki Kur’an, sözlü ve fiilî beyanı elimizdeki hadis külliyatı ve siyer bilgisidir.

İnsanların fetva için sordukları sorulara bakınca, dînî bilgi seviyemizin acınası durumu gözler önüne seriliyor ve yüreğimizi yakıyor. (Oruçluyken okeyde taş çaldım, orucum bozdu mu?)

Modernizm, sekülarizm ve bireyselliğe boğazımıza kadar batmış durumdayız. Niçin bu duruma düştük? Kamusal alanı kim oluşturdu? Kamusal alan Allah’ın, yani Diyanet’in giremediği alandır. Bir alan ya kamusal olur ya da Allah’ın olur. Yeni seçilecek Başkan hangi alanda oturacak?

Müslümanlar şunu unuttular; din bir düzen işidir. Bu düzeni kuracak ve devam ettirecek Müslümanlar, gereken gücü bireysel ibadetlerden devşireceklerdir. İbadetler ‘Allah rızası’ adı altında hedef haline getirilmiş ve bireysel alana sıkıştırılmıştır. İslamiyet sadece bireysel alanda yaşanamaz. Diyanet bireysel alanın sorunlarını çözmekle görevlendirilmiştir ve bütün enerjisini bu alana harcamaktadır. Faizi kim kaldıracak, sömürüyü kim durduracak, fuhşu kim bitirecek, kumarı kim alın terine çevirecek? Siyaset mi, Diyanet mi? Bunlar dünya işi mi, ahiret işi midir?

Hilafet dünya ile ahiretin kavşağında oturup Payitaht’tan (başşehir) konuşurdu ve sözü herkesi bağlardı. Artık ne siyasetin ne de Diyanet’in sözünün bir itibarı kalmıştır. Diyanet sıkıştığı bu alandan acilen çıkmalıdır. Muhtaç olduğu kudret Allah’ın kitabında ve tarihimizde mevcuttur, kimseden izin almaya da ihtiyacı yoktur.

Selam ile…

İsmail Ekercinakilvefikir.org

Bu makalede yer alan düşünce ve görüşler yazarın kendisine aittir, kısmen ya da bütün olarak Akıl ve Fikir’in editöryal çizgisini yansıtmayabilir.

Reklamlar

3 thoughts on “Hilafet Payitaht’tan, Diyanet Hamamdan Konuşuyor

  1. GENELDE TÜM İNSANLIK,ÖZELDE MÜSLÜMANLAR KUŞATILMIŞ HALDELER ŞU ANDA.
    DOSTUNU DÜŞMANINI BELİRLEKİ HEDEFİNE VARASIN MÜSLÜMAN,KARDEŞİM.

    Beğen

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Connecting to %s