Ali Tarık Parlakışık / Felsefe-Düşünce / Yazarlar / Yaşam

Ey Ümit Kapım!

askİnsan kendi içsel yolculuğunda “Sevgiliyi aramaya nereden başlamalıyım?” sorusunu sorar. Vuslat düşmandır aslında, bir aşk hikâyesinin ayrılmaz parçası olarak sevgiliden uzak kalışın, kalbi lime lime eden acının bittiği yerdir. Vuslata ermek aşkı bitirir.  

ali-tarik-parlakişikBir olgu olarak aşkın insan psikolojisinde meydana getirdiği değişim, aşkın insan için ifade ettiği ontolojik mana ile şüphesiz ki ilişkilidir. İbn-i Hazm der ki, “… aşk şakayla başlar, ciddi durumlarla biter”. Evet, aşk, farkına varılmadan, aniden, hızlı bir şekilde başlar, zuhur eder ve yine aşk büyük bir sarsıntı ve büyük bir acı ile bitebilir.

Aşkın yakıcı etkisi karşısında insan, erimeye yüz tutmuş bir buz gibidir. Aşk, ışığı ile adeta bir güneş edasıyla insana vurur vurmaz, insan hafiften ısınmaya başlar. Çoğunlukla bu evre tatlı bir hülya gibidir, insana neşe ve zevk verir. Aşk, ışığının kuvvetini artırdıkça insan neşe ve zevk membaı olan aşkının içinde kaybolmaya başlar. Artık âşık başka bir hale, başka bir evreye geçiş yapmak üzeredir. Âşığın vuslata uzaklığı devam ettiği sürece, ilerleyen safhalarda âşık olunan da artık bulunduğu dünyadan farklı bir dünyaya geçiş yapmıştır. Bu yeni dünya, korku ile cesaret, sevinç ile hüzün gibi ters orantılı normların dünyasıdır; artık sadece bu ikili normlardan birine muhatap olmak söz konusudur.

Bu noktada ontolojik bir vakıa olan aşkın psikolojik etkileri zuhur eder ve iş ilginç bir noktada düğümlenir. Bu evreden sonra âşığın, bütün psikolojik ve epistemolojik verimleri ve muvazenesi alt üst olur. Yeni açılımlar, yeni tereddütler, yeni farkındalıklar, şüpheler, değişimler meydana gelir.

Bir bardak demli çay, küllükte sürekli yanan bir sigara, sigaranın dumanı, bir fotoğraf, sevgilinin her yerdeki varlığı ya da görünmezliği… Hayaller arasında sevgili aranır olur artık. Âşık sürekli bir şekilde sevgilinin adını zikreder veya uykuya dalmadan önce sevgiliyi düşünür, gecenin orta yerinde aniden uykudan uyanır, hâlâ sevgiliyi düşünmektedir.

İnsan kendi içsel yolculuğunda “Sevgiliyi aramaya nereden başlamalıyım?” sorusunu sorar. Vuslat düşmandır aslında, bir aşk hikâyesinin ayrılmaz parçası olarak sevgiliden uzak kalışın, kalbi lime lime eden acının bittiği yerdir. Vuslata ermek aşkı bitirir.

Bir anlamda ney’in aşk melodileri arasında çırpına çırpına ikiye ayrılması gibidir karşılıksız aşk. Aşk ve sevgi kelimelerinin lügat manalarındaki farkı göz önüne aldığımızda aşkın hakikati biraz daha billurlaşır. Uzun bir aradan sonra sevilenin görülmesi ile birlikte aşkın itiraf edilememesi, âşıkta oluşan içten içe kemirici bir sarsıntı, sarsıntının ardından olumsuz bir geri dönüşün iç yakıcı etkisi, an içinde sevgiliyi dünya gözü ile görmenin dayanılmaz coşkunluğu… Ardından sonuçsuz diyaloglar, geri dönüşü olmayan, adeta fırtınadan sonra elde kalan üç beş mısra… Ve beklenti içindeki bir veya iki kalp… Coşkun bir vatan sevgisinin, duygusunun eşlik ettiği yalnızlık hissi…

Ya da beklemek… Belirsizlik… Bekleyen insanların tecrübeleri yorucudur. Beklediğine beklediğini söyleyememek, diyeceğini bir çırpıda diyememek…

Bana verdiğin acıdan zevk alıyorum ey ümit kapım,

Hayır, hayır senden asla yüz çeviremem.

-İbn-i Hazm-

Ali Tarık Parlakışıkakilvefikir.org

Reklamlar

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Connecting to %s