Ali Tarık Parlakışık / Felsefe-Düşünce / Yazarlar / Yorum-Analiz

Eğitimde Yabancılaşma ve Eğitim Politikası

eğitim-politikasiYabancılaşmanın yaşattığı sarsıntı ile eğitimin ferdî ve içtimaî etkileri bir araya geldiğinde ciddi depresif bir durum ortaya çıkar. Ve eğitim yabancılaşma sürecine girdiği anda toplumun dayanışma kodlarına yönelik sahih nazarı çürütene kadar uğraş verir.

ali-tarik-parlakişikEğitim sadece okul, mektep, medrese gibi kurumsal bir örgü halinde olmadığından, eğitim vasfına girebilecek her faaliyet için tek tek geçerli olan psikolojik şartların belirlenmesi ve disipline edilmesi gerekir.

Eğitim bir yerde bir hazırlık amacı güder; hazırlık amacı güden birçok faaliyetin psikolojik altyapıyı ihmal etmesi tefekkür dahi edilemez. Bu noktada eğitimin sadece bilgi aktarımından ibaret bir vakıa olmadığı ortaya çıkıyor.

Hazırlık amacı, hem ileriye dönük yetişmiş insana -ki ileriye dönük yetişmiş insan, aynı zamanda üzerinde yetişmiş nesil manasını da taşır- hem de eğitimin hemen sonrasında yetişmiş insana yöneliktir. Bu noktada yetişmişliği kuvvet manasında tefekkür etmek kaçınılmazdır. Bu son nokta şuur ile ilgili bir durumdur. Dolayısıyla eğitimin amacı salt bir bilgi aktarımından ibaret değildir.

Tabii olarak bu noktada eğitim konusu etrafında yabancılaşma meselesine temas etmemiz gerekir. Eğitim, insanı birçok noktada ileri bir noktaya taşıma görevi görür. Dolayısıyla eğitim, nesilleri kendi dinlerine, dillerine, topraklarına, kültürlerine, coğrafyalarına, tarihlerine yabancı olmayan bir akıl ve telakkiden uzaklaştırma rolü üstlenmemelidir. Belli bir tarihî süreç dâhilinde bu ülkede dine, dile, toprağa, kültüre, coğrafyaya, tarihe ve topluma yabancılaşmış ‘aydın’ sorunu vardır.

Sözünü ettiğimiz ‘aydın’ sınıfı, coğrafyamızın âdeta belini büken bir yük hükmündedir. Toplumun sorunlarını bilmeyen, ihtiyaçların farkında olmayan, devanın nerede olduğunu kestirmekten aciz bir ‘aydın’ sınıfının varlığı bir tarafa, öbür taraftan ülkedeki eğitimin, ülke çocuklarını ‘ben’lerine yabancılaştıran bir seyir takip etmesi bir diğer faciadır. Batı aklıyla hareket eden, pozitivist, seçkinci, jakoben ve elit kesimlerin algılarının ülkede yer etmesi için her türlü imkânın seferber edilmesi, söz konusu tarihî süreçte popüler bir uğraş halini almıştır.

Yabancılaşmanın yaşattığı sarsıntı ile eğitimin ferdî ve içtimaî etkileri bir araya geldiğinde ciddi depresif bir durum ortaya çıkar. Ve eğitim yabancılaşma sürecine girdiği anda toplumun dayanışma kodlarına yönelik sahih nazarı çürütene kadar uğraş verir.

Yabancılaşma, ferdî hüviyetin öz değerlerine uzaklaşması manasında kullanılabilir. Eğitimde yabancılaşma sorunu ise öğrenci başarısını olumsuz etkileyen bir faktör olarak da, var olan eğitim sürecinin menfi bir etkisi olarak da karşımıza çıkabilmektedir. Öğrencilerin, yabancılaşmasına yol açan etkenler, yoğun olarak okul ortamlarında vücuda gelmekte ve bu etkenler umumi olarak öğrencinin şahsını hüviyet itibariyle menfi bir şekilde etkilemektedir.

Bu manada diyebiliriz ki, eğitim politikası sürekli değişen bir politika olmamalıdır. Çünkü eğitim politikası bir ülke için en temel mevzulardan biridir, dolayısıyla sağlam temellere dayanmak zorundadır. Eğitim politikası, ferdi, toplumu ve içtimaî dayanışmayı ayakta tutacak bir politika olmalıdır.

Ali Tarık Parlakışıkakilvefikir.org

Reklamlar

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Connecting to %s