Din / Emeği Geçen Yazarlar / Felsefe-Düşünce / Osman Yavuz Lehari

Hayatın Anlamı Üzerine

hayatin-anlami-uzerineBiz, Allah’ın bildirdikleri ile aydınlanmayı, Müslüman’ca düşünmeyi esas alan insanlar olarak hayata ve varoluşumuza vahyin hidayeti ile anlam vermeliyiz. Vahiy mesajı ile insanı birleştirmek, bu ”doğrultuda olmak”, hayata doğru ve bereketli bir anlam vermemizi sağlar. Özü itibariyle hayat, vahyin emir ve talimatları doğrultusunda anlam bulur.

osman-yavuz-lehariKâinatın içindeki varlık katmanlarında anlam ve işlev vardır. Örneğin arının hayatının anlam ve işlevi bal nimetini üretmektir, ağaçların anlam ve işlevi ise meyve nimetlerini sunmaktır. Hayatın anlam ve amacını bilme isteği ve çabası bizlere bir değer ve amaç duygusuyla davranma gibi bir gönül inceliği kazandırabilir.

İnsan bir anne ve baba aracılığı ile dünyaya getirilir. Anne ve baba refakatinde bir lisan, bir kültür atmosferinde doğru veya yanlış bir biçimde şekillenir. İnsan, bebeklik, çocukluk, gençlik ve ihtiyarlık gibi psikolojik katmanlardan müteşekkil bir süreç içinde ömür sürer. Akıl baliğ olduktan sonra varoluş yükünün sorumluluğunu ve anlamını sorgular veya kendisine telkin edilen yaşamın anlamı hakkındaki yanlış bilgilerle yalan yanlış işler yapıp, yanlış bir yaşam sürer ve bu yanlışları sorgulamadan ölüp gider…

İnsan, zihnin etkinlik gösterme özelliğine sahip olmasından ötürü varoluş hakkında bir takım sorular üretmiş ve bunlar üzerinde hakikate yakın veya uzak bir şeyler söylemiştir. Hayatın, insanın ve dillerin kökeni nedir? İnsan yeryüzünde nasıl konumlanmıştır, yeryüzüne yayılmıştır? Yaşam ve ölüm ikileminin anlamı nedir? Anlamı kim, neye göre tayin edecektir? Ölüm gerçeği ne anlama gelmektedir? Ölüm ötesi bir hayat var mıdır? Bunlar gibi varoluş meselelerine dair sorulara düşünce tarihinde farklı dünya görüşleri ve bakış açılarıyla cevaplar verilmiştir. Yani insan şu veya bu nitelikte düşünme biçimiyle anlamak ve anlamlandırmak ister.

İnsana dıştan bakıldığında bedenin dış yüzü, içten bakıldığında ise fikir, duygu, değer yargıları ve arzular görülmektedir. İnsan, yaşamını yapılandırabilecek özne değerinde bir varlıktır ve amacı, korkuları, ümitleri, beklentileri olan bir varlıktır, ölüme doğru, bir bakıma ölümün gölgesinde yaşayan bir varlıktır.

“Hayatın anlamı nedir?” sorusu hakkında kitlelerin eğilimini genel olarak şu başlıklar altında toparlamak mümkün:

a) Hazcılık: Yaşamın anlam ve amacının, mutlu olmanın biricik ölçütünün, insanın haz duyması olduğunu savunan görüş. Bu bakış açısında hayatın anlamı tüketmek ve haz almak fiillerine indirgenmekte.

b) Nihilizm: “Mutlak hakikat yoktur, ahlaki değerlerin pek de bir önem ve değeri yoktur, yaşam yeme ve içme sürecidir” diyerek insanı mekanikleştirmektedir. Bu bakış açısı da insan yaşamını organizmanın hazzına indirgemekte.

c) Maddiyatçılık: Bu da insan yaşamının anlamını sadece para kazanmaya indirgeyen zihniyettir. Servet ve mülkiyet biriktirme hırsının eksen teşkil ettiği yaşama biçimidir. Yani maddiyat artışını ön planda tutan meta fetişizmine dayanan yaşam biçimidir.

Bu bakış açılarının her birinde parça doğrular vardır. Lakin vahyin rehberliğindeki ömür hakikatin bütünlüğünden kopuktur.

Yani insan haz alan, yiyen, içen, çalışan, emek sarf eden, helal yoldan para kazanmaya ihtiyacı olan bir durumdadır. Ama hayatın anlamı sadece bunlara dayandırılmamalıdır.

Biz, Allah’ın bildirdikleri ile aydınlanmayı, Müslüman’ca düşünmeyi esas alan insanlar olarak hayata ve varoluşumuza vahyin hidayeti ile anlam vermeliyiz. Vahiy mesajı ile insanı birleştirmek, bu ”doğrultuda olmak”, hayata doğru ve bereketli bir anlam vermemizi sağlar. Özü itibariyle hayat, vahyin emir ve talimatları doğrultusunda anlam bulur.

Gündelik hayatın akışı içinde hayatın anlamı saatten saate yaptığımız işlere göre farklılık göstermektedir.

Namaz kılıyorsak o anda yaşamın anlamı salâtı ikame etmektir, çalışıyorsak helal çerçevede rızık temin etmektir. Uyuyorsak uykudur. Hayatın şu parçasının, şu kesitinin anlamı var, şu şu parçasının da… Yani bütününün… Ân’ı anlamlı ve doğru yaşama iradesi meselesi…

Tüm kesit ve parçalarının oluştuğu anlamın, ne’liğini (ne olduğunu) iman ettiğimiz üst akıl (hakikat) belirler. İnsan ölümün gölgesinde yaşayan bir varlıktır, dolayısıyla ölüm ötesini de hesaba katmalıdır. Yani ahiret yurdunu, istikbalini düşünmeli ve gereğini yapmalıdır. Hayatı ibadete dönüştürme bilinç ve iradesi anlamı temellendirir, böylece yaratılış amacımıza uygun bir hayatta konumlanmış oluruz.

İçinde biraz insan, biraz hayat, biraz mizah, biraz şiir ve hakikat, biraz fikir ve his olan, biraz tefekkür yoğunluğu olan kitapları sevmeliyiz. Okumak bir eylemdir. Okumak, sükûnet verebilir, hatta yerine göre acı da verebilir. Fakat insana ancak iyinin, güzelin, doğrunun, saflığın, özün, ahlakın safında yer almaya ilişkin okuma yolculuğu yardımcı olabilir. Bu zeminde sükûnet bulmak ve gelişmek yaşamın anlamını bereketlendirir.

“Ben, cinleri ve insanları yalnızca bana ibadet etsinler diye yarattım.” (Zariyat 56)

“Şüphesiz biz, yeryüzü üzerindeki şeyleri ona bir süs kıldık; onların hangisinin daha güzel davranışta bulunacağını deneyelim diye.” (Kehf  7)

“Hanginizin daha güzel iş yapacağını belirlemek için sizi imtihana çekmek üzere ölümü ve hayatı yaratan O’dur. Azîz’dir O, Gafûr’dur.” (Mülk 2)

Hayata Kur’an mesajı tarafından anlam verilmiştir, bu anlam, iyi ve doğru işler yapmak suretiyle hayatı ibadete dönüştürmektir.

Devamlı surette varoluşumuz üzerinde tefekkür etmek, ilmi ve fikri bakımdan derinleşmek ve zenginleşmek çabası varoluş tarzımız olmalıdır. Hayat nötrdür, biz iman ettiğimiz, doğruluğuna güvendiğimiz hakikat rehberliğinde ona anlam yükleriz. Her şeye rağmen hakikate bağlılık, şefkat, emek ve disiplin gerekir. Her şeye rağmen kişilik ve fazilette Allah’ın yardımcımız olmasını dilemek durumundayız.

Genel olarak hayatın anlamını hakikate en yakın biçimde anlamlandırmak için ”şimdi, burada”yı O’nun rızası doğrultusunda zaman israfından kaçınarak değerlendirmek icap eder.

Hâsıl-ı kelâm;

İslamî ölçülere göre dünya hayatının manası, Kur’an eksenli Allah inancına sahip olmak, helal-haram sınırlarına bağlı kalarak, kulluk ödevlerimizi gücümüz yettiğince, ihlâsla yerine getirmeye çalışmak, iyi, doğru, güzel işler yapmak, imtihan edildiğimizin şuurunda olarak tağutu red bilinci içerisinde Allah’ın rızasını gözetmek, bir hayat tarzı olarak takvayı benimsemektir. Zira ‘lâ ilâhe illallâh’ bir yaşam biçimi, bir dünya görüşüdür.

İnsanın mükellefiyeti öyle “Olsa da olur, olmasa da” türünden bir mükellefiyet değildir; ağır ve ciddi bir sorumluluktur, varoluşumuza vahyin hidayeti ile anlam vermemizin neticesi olan salih amellerden biri de iyilik etmektir. Ekmek ve haysiyet mücadelesi önemli olduğu gibi ilim ve fikir gelişimi ekseninde iyilikleri yaşam ortamına taşıma mücadelesi de önemli ve değerlidir.

“İnne rahmetallâhi karîbun mine’l-muhsinîn / Şüphesiz, Allah’ın rahmeti iyilik edenlere çok yakındır.” (A’raf 56)

Hayatın anlamı ilim ve iman doğrultusunda iyi bir şahsiyet olmaktır. İyilik yapmak, iyiliğe aracı olmaktır aynı zamanda. Dünya ve dinler tarihinde Kur’an’dan başka hiçbir kutsal ileti ”Oku!” buyruğu ile başlamaz. Bundan ötürü Kur’an okuma fiilinden gelir. Kur’an’ı indiren Allah, insanı vahiy ve akıl rehberliğinde okumaya, akletmeye, tefekkür etmeye, iyi şeyler yapmaya davet eder. İlim ve iman doğrultusunda, imanın dinamiklerinden biri olan nefse karşı cihadı, bir diğer ifadeyle nefsimizi terbiye etmemizi emreder.

Kur’an’ı indiren Allah, iyiliği, iyilik etmeyi, iyilik yapmayı telkin etmeyi, kötülüğü iyilikle gidermeyi, iyiliğe sebep olmayı özendirir. İyiliklerin kötülükleri gidereceğini telkin eder.

“Kuşkusuz iyilikler kötülükleri giderir.” (Hud 14)

“Rabbim ilmimi attır.” (Ta-Ha 114)

“Kim bir iyilik yaparsa, ona on katı verilir.” (Nisa 85)

İyiliklerin başı, ilim sahibi ve faziletli şahsiyet olma çabasıdır. “Oku!” ve “İlmimi artır” mesajı, birey ve toplumların gelişimi için önemlidir. Uygarlıklar tarihinde halkların yükselmesi okumakla, ilmin artmasıyla, erdemlerin millî özellikler haline gelmesiyle mümkün olmuştur. Dolayısıyla doğru fikir ve fiillerle hayata anlam kazandırmak ve  hayatın anlamını inşa etmek çabası içinde olmamız lazımdır.

Osman Yavuz Lehariakilvefikir.org

Reklamlar

One thought on “Hayatın Anlamı Üzerine

  1. Muhterem Beyefendi, yazınızı büyük bir keyifle okudum.Kaleminize ve yüreğinize sağlık. Evet, hayatı anlamlı kılan yegane şey “ikra”,yani hayatı okuyabilmektir. Kur’anı Kerim boşuna “oku!” kelamı ile başlamamıştır.Bu dünyada hiçbir şey yoktur ki, onda O’nu (Yaradanı) görmeyelim. Her yer ve herşeyde O’ndan bir parça görebilmek ve hayatın “ilmini” çözebilmek… İşte, hayatı okumak ve faziletli insan olmanın (olabilmenin) idrakine böylece varabilmek… Allah bu yolda aklımızla idrak ettiklerimizi irademizle tatbik edebilmeyi nasip etsin. Kalb-i selam ve hürmetle…

    Beğen

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Connecting to %s