Atilla Fikri Ergun / Din / Yazarlar

Ramazan Olmuş Olmamış

ramazan-atilla-fikri-ergun

Orucu oruç yapan insanın kendi nefsine cephe almasıdır, insan onu zıvanadan çıkarmak isteyenlere karşı kendi nefsinin şerrinden kaçabiliyorsa oruçludur, değilse oruca pek fazla bir anlam yüklememek gerek; zira bu takdirde oruç nefse gem vurmuyor, kötülüğün önüne geçmiyor demektir.

atilla-fikriergun-köşeÇarşı-pazar, televizyon ekranı, her yer Ramazan soyguncularıyla dolu. Ramazan-ı şerif yaklaşırken fiyatlar artışa geçmiş, öte yandan gazete adlı gaz tenekelerinde (gaste) din ticareti tavan yapmış, ekranların “hoca” sıfatlı ücretli Ramazan kadrosu tanıtılmaya başlanmıştı bile.

Evvel yoğ idi, ekmeğini tuzunu paylaşmayan adamın Müslüman’dan sayılması kapitalizm sayesinde mümkün oldu; kapitalistten Müslüman olmaz, onun mabudu kapitaldir, ona kulluk eder, Allah’ın kulu olmak başka bir şeydir, ‘Lâ’ diyen adam kapital tanımaz ki kapitalist olsun.

Kapitalist kentleşmenin gölgesinde Ramazan’ın anlamını idrak etmek mümkün değil; Allah, modern dünyanın sapkınlıkları arasında kaybolmuş olan biz zavallı kullarını niyetleri ve karınca misali gayretleriyle yargılasın. Dolayısıyla İstanbul’da Ramazan mazidir artık, belki bazı semtlerde yaşanabilir, ahali “modernleşelim, güzelleşelim” modunda; neyse ki biz eski Ramazanları yaşadık, yeni nesil düşünsün.

Ramazan’da şeytanlar zincire vurulur, bağlanır, bazıları ise gerek sosyal medyada gerek gündelik hayat içinde özellikle şeytanlaşıyorlar, milleti yoldan çıkarmak için bire birler. Yani… Yani ahlaksız her yerde ahlaksız, Ramazan olup olmaması fark etmiyor.

Orucu oruç yapan insanın kendi nefsine cephe almasıdır, insan onu zıvanadan çıkarmak isteyenlere karşı kendi nefsinin şerrinden kaçabiliyorsa oruçludur, değilse oruca pek fazla bir anlam yüklememek gerek; zira bu takdirde oruç nefse gem vurmuyor, kötülüğün önüne geçmiyor demektir.

Ramazan bizim için sosyal medya paylaşımları ve yayıncılık açısından bir “fırsatlar” ayı değil, bilakis sözü azaltıp kendimizi gözden geçirme zamanı. Az laf, çok ibadet; Ramazan’ı yılın bütününe yayabilirsek kulluk vazifemizi layıkıyla ifa etmiş olacağız.

“Üç nevi oruç vardır” diyor Kuşeyrî Risâlesi müellifi: rûhun orucu ihtiraslı olmamaktır (kasr-ı emel, kanâat), bir; aklın orucu hevâ ve hevese aykırı hareket etmektir, iki; nefsin orucu yeme, içme, harâma karşı perhizkâr olmaktır, üç. Buna mukabil oruca manevî-ahlakî açıdan tekâmülü sağlayan bir ibadet olarak değil de, sağlık ve “kişisel gelişim” nazarıyla bakanlar var. Meseleye böyle bakan “akıl” için orucun “yararları” saymakla bitmiyor.

İslam nokta-i nazarından kapitalistlerin ve kapitalizme hizmet eden kişisel gelişimcilerin fayda-zarar, başarı-başarısızlık kriterlerinin iki paralık değeri yok; fayda-zarar, herhangi bir şeyin ahiretimiz için fayda sağlayıp sağlamadığıyla veya ahiretimize zarar verip vermediğiyle, başarı-başarısızlık ise -özellikle de modern dünyada- ne kadar Müslüman kalıp kalamadığımızla alakalı, gerisi boş!

Atilla Fikri Ergunakilvefikir.org

Reklamlar

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Connecting to %s