Ali Tarık Parlakışık / Felsefe-Düşünce / Yazarlar

İçtimaî Açıdan Eğitim

ictimai-acidan-egitimEğitim içtimaî, kültürel, ilmî ve fikrî açıdan bir kalkınma hamlesidir. Bu nokta başlı başına önem arz eder. Bu kalkınma hamlesi, ferdî ve içtimaî bir hareketlilik vücuda getirir. Bu ferdî ve içtimaî hareketlilik, ilim ve fikir dünyasına verilecek taze kan manasına gelen önemli bir husustur. Yani bu manada eğitim, içtimaî dinamizmi artırır, bu da ilim ve fikir dünyasını canlandırır ve siyaset dünyası da buradan payını alır.

ali-tarik-parlakişikEğitimin içtimaî bir süreç olduğunu hatırlayalım… Ve belirtmemiz gerekiyor ki, eğitim esasında birçok sahayı içinde barındıran bir süreçtir. Genç nesillerin eğitimi meselesini ele aldığımız takdirde, nesiller arası iletişimde eğitimin mühim bir unsur olduğuna dikkat çekmemiz gerekir. Lakin eğitim -ülkemizde- sadece gençlere mahsus bir alan olmadığı gibi sadece nesiller arası iletişimle de sınırlı değildir.

Eğitim konusunu kapsamlı bir şekilde ele alırsak, ideolojik nazar olmazsa olmazlardan biridir. Hatta ideolojik nazara dayalı eğitim perspektifi başat mevzudur. Çünkü eğitimin sonunda topluma, ülkeye, dünyaya eğitim sürecini tamamlamış bir şahsiyet kazandırılıyor ise sağlam karakterli, sağlam ideolojik şuura malik bir şahsiyetin faydasına nazar edilmelidir. İslam’ın verdiği siyasi-ideolojik şuur ise yeniden veya küllerinden doğuşun ve medeniyet hamlesinin ön şartıdır. Seküler-Kemalist eğitimden geçen bir kimse ne kendi ülkesinde ne de dünyada bu toprakların tarihini dillendiremeyeceği gibi, temsil de edemez. Bunu anlayabilmek için mevcut eğitimin panoramasına nazar etmek kâfidir.

Tabii unsurlardan olan köy, şehir, kent imkânları (yerleşim imkân ve şartları), cinsiyet hususiyetleri, yöresel şartlar ve imkânlar, geçim temini gibi meseleler de eğitim hususunda birer etkendirler. Sosyo-ekonomik imkânların darlığı hususiyetle eğitim sisteminin gerekli şekilde ve tam olgunlaşmadığı durumlarda ciddi bir sorun olarak önümüzde durmaktadır. Yine bu meseleleri eğitim-mekân, eğitim-ekonomi, eğitim-cinsiyet ikilileri halinde tefekkür edersek, hem eğitimi etkileyen faktörler veçhesinden hem de eğitim verimliliği veçhesinden mesele anlaşılır.

Anlaşılır unsurların esas meseleye katkısı üzerinden nazar edilirse, belki belli analiz, istatistik ve grafikleri de göz önüne aldığımız takdirde eğitime nereden başlanılacağı ve eğitime nasıl bir ivme kazandırılacağı hususunda kafa yormak, mütalaalarda bulunmak gerekiyor. Aynı zamanda eğitim vakıasına toplu bir nazarla nasıl bakmamız gerektiği, nasıl bir eğitim felsefesine malik olacağımızla doğrudan ilgisi olan bir noktadır bu.

Mekân bahsini ele alacak olursak, formel eğitim ile sosyal eğitim, yine aynı şekilde deney ve gözlem gerektiren eğitim ile deney ve gözlem gerektirmeyen eğitim için seçilecek olan, eğitimin yapılacağı mekânların farklı olması gerekir. Tabii bu bahis eğitim-mekân ikiliği meselesindeki noktalardan sadece bir tanesidir. Köyde büyüyen ve köy ortamındaki ekonomik faaliyetlerden herhangi biri ile geçinen bir ailenin çocuğunun, üniversite eğitimi için büyük metropollerden birine gelmesi veya bazı eğitim sahalarının kent ortamından başka bir ortamda tahsilinin mümkün olmayışı yahut tahsil aşamasından sonra iş imkânının bulunmayışı gibi birçok hususun da bu minvalde masaya yatırılması gerekmektedir.

Amaçsız bir eğitimin olamayacağına bir şekilde zaten değindik. Bunun, eğitimin vakıası ile ilgili mühim bir mesele olduğu açıktır. Peki, eğitim insan, ülke, toplum ve coğrafya veya genç, yaşlı, fakir, zengin veya kültür ve gelenek yahut ekonomi ve siyaset açısından hangi ehemmiyeti haizdir? Eğitim vakıasına felsefî ve içtimaî olarak yaklaşmanın ehemmiyeti bir miktar burada yatıyor.

Evvela dikkat edilmeli ki, eğitim içtimaî, kültürel, ilmî ve fikrî açıdan bir kalkınma hamlesidir. Bu nokta başlı başına önem arz eder. Bu kalkınma hamlesi, ferdî ve içtimaî bir hareketlilik vücuda getirir. Bu ferdî ve içtimaî hareketlilik, ilim ve fikir dünyasına verilecek taze kan manasına gelen önemli bir husustur. Yani bu manada eğitim, içtimaî dinamizmi artırır, bu da ilim ve fikir dünyasını canlandırır ve siyaset dünyası da buradan payını alır.

Eğitim, aynı zamanda içtimaî bütünleşmeyi sağlar, birlik ve beraberliği üst seviyeye çıkarır. Pierre Laroque diyor ki, “Entelektüel sahada, eğitimin teşkilatlandırılması yolu ile kabiliyetli olan herkese her derecede tahsil imkânı sağlanır. Böylece her tarafta oysal yapılardan doğan haksız eşitsizlikleri kaldırmak ve herkese tam şans tanımak arzusu görülmektedir.”

Ve işaretlememiz gerekir ki, içtimaî yönüne rağmen eğitimin ferdî tarafı da azımsanmayacak ölçüde önem arz eder; zira eğitimin içtimaî etkisinin zuhur etmesi için önce ferdî düzlemde eğitimin özümsenmesi gerekir. Bu da ferdî yapıyı eğitime müsait hale getirmek suretiyle mümkün olur.

Ali Tarık Parlakışıkakilvefikir.org

Reklamlar

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Connecting to %s