Din / Mevlüt Hönül / Siyaset / Yazarlar

Politik Fahişeler

politik-fahiselerŞer ittifakları ile ilişki içerisinde olan, onlara maşalık yapan, kendi menfaati uğruna bin yıllık birlikteliği yok sayan, din, örf/gelenek kıstaslarını bir parça toprak elde etme, kukla bir “devlet” kurma hayaline kurban eden politik “akıl”, İslam Milleti’nin ayrılmaz bir parçası olan Kürtlerin temsilcisi değildir, hiçbir zaman da olmamıştır.

mevlüt-hönül-köşe-2F-H-Ş kökü, Arap dilinde her tür edepsizliği yapmaktan çekinmeyen, sınırları aşan, ahlaksız kimseler için kullanılır. Yalan söyleyenler, ölçü ve tartıda hile yapanlar, rüşvet alanlar, insanların namusuna göz dikenler, iftirayı âdet haline getirenler, fitne ve fesat yayanlar, din, vatan, millet ve bilumum değerleri kendi kişisel menfaatleri uğruna gözden çıkaran kimseler fahşa kavramının kapsamına girerler.

İslam Âlemi’nde dinin temelini teşkil eden adalet kavramının içi boşaltılmış, bâtıl bir yaşam tarzı ve politik sistem hayatın her alanını işgal etmiş, din egemenlerin ideolojisine hizmet eder hale gelmiştir. Yöneticiler mustaz’af, yoksul ve çaresiz milletin koruyuculuuunu yapmak yerine mal-mülk sahiplerini koruma altına almış, en güçlü silah olarak da dini kullanmışlardır.

ABD ve İngiltere başta olmak üzere birçok ülkenin Ortadoğu’da sürdürdüğü işgale/istilaya, karanlık ve kötü işlere ortaklık eden ve Siyasal İslam, yaşadığımız coğrafyada “karmaşık” bir projenin sonucu olarak ortaya çıktı. Suud ve İran gibi ülkelerin basiret yoksunu yöneticileri, kendi çıkarları için dünya sisteminin politik fahişeliğini yapmakla meşguller.

Zenginlikten şımarmış, Firavun ve Karun’a rahmet okutacak Arap diktatörlerin, din adına ihanet ve zor-baskı rejimi kuran Fars mollalarının yaktıkları fitne fesat ateşi yaşadığımız coğrafyayı kavurmaya devam ediyor. Arap diktatörlerin görgüsüzlüğü için ayrıca bir başlık açmak gerek. Bu rejimlerin hüküm sürdüğü ülkelerde kodamanlar zümresi zevk ü sefa içinde yaşarken halk baskı altında tutularak sindiriliyor.

ABD ve müttefikleri, herhangi bir ülkeyi işgal etmek istediklerinde öncelikle politik muhalifleri destekleyip, onları kendi amaçları doğrultusunda finanse ederler. Bu bağlamda Türkiye’de 7 Haziran 2015 sonrası -âdetleri olduğu üzere- görece rahat ve huzur ortamını hazmedemeyen fahişe politikacıların 2 yıllık süreyi şehirlerde terörü güçlendirmek üzere kullandıkları ortaya çıktı. Söz konusu kimselerin sırtlarını Suriye’deki terör örgütlerine ve ABD’ye dayamaları hem kendileri hem de bölge için hiçbir zaman hayırlı bir sonuç doğurmayacaktır.

Şer ittifakları ile ilişki içerisinde olan, onlara maşalık yapan, kendi menfaati uğruna bin yıllık birlikteliği yok sayan, din, örf/gelenek kıstaslarını bir parça toprak elde etme, kukla bir “devlet” kurma hayaline kurban eden politik “akıl”, İslam Milleti’nin ayrılmaz bir parçası olan Kürtlerin temsilcisi değildir, hiçbir zaman da olmamıştır.

Cumhuriyet tarihi boyunca birbirini kabul etmeyen, dışlayan kesimlerin Cumhurbaşkanlığı seçiminde sırf menfaatleri uğruna çatı aday çıkarıp nasıl işbirliği yaptıklarını, din-iman adına ortaya çıkıp devletin içinde yuvalanan, insanları yatak odalarına kadar dinleyen, “hedefine” tehdit ve şantaj yoluyla ulaşmayı seçmiş “dindarların” hakikatte nasıl bir sefalet içinde olduklarını gördük. Yoksa görmedik mi?

Kapitalizmin dayattığı yaşam standardını elde edebilmek için bankaları ibadethane, alım-satım işlemlerini yürütenleri din adamı, zenginliği cennet, fakirliği cehennem, zenginleri aziz, fakirleri günahkâr, mülkiyeti takva, parayı ise Tanrı olarak gören, yaşam tarzını bunlar üzerinden şekillendiren zihniyetin dünyalık elde etmek için yapmayacağı hiçbir şey yoktur.

Gönül ehli bir âlimin günümüz Müslüman’ını tarif ettiği şu cümlenin üzerine söylenecek pek fazla bir şey olmasa gerek:

“Morfin denilen iğneyi vuruyorlar acıyı kesiyor. Sonra doktor onu kesiyor, bacak gitmiş kol gitmiş haberi yok. İşte bugün o morfini yemiş durumdayız ki, ne kendimizden ne etrafımızdan, ne de uzaktaki Müslümanlardan ve acılarından haberimiz var.” (Mehmed Zahit Kotku)

Müslümanların kendi tarih ve kültürlerinden, imanlarının kaynağı olan Kur’an ve Hz. Peygamber’den fersah fersah uzaktaki yaşam biçimleri, özentileri, dünya nimetlerini elde edebilmek için sürdürdükleri yarış, mal-mülk ve makam-mevki düşkünlüğü ne denli uyuşturulmuş olduğumuzu, dolayısıyla hakikatten koptuğumuzu gösteriyor.

Uykudan uyanmamız için daha ne kadar helake uğramamız gerektiğini Allah bilir!

Mevlüt Hönülakilvefikir.org

Reklamlar

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Connecting to %s