Atilla Fikri Ergun / Din / Siyaset / Yazarlar / Yorum-Analiz

Tavizin Sonu Yok!

tavizin-sonu-yok

Küresel modernliğe entegre olmak isteyen modern “Müslüman” zihin, sanki Allah’ın farzı imiş gibi Batılı kriterlere “İslamî” deliller üretmenin peşinde. Kesin olan şu ki, İslam’la örtüşen veya İslam’dan onay alabilecek tek bir küresel “değer” dahi gösterilemez, Müslüman’ın küreselleşmesi demek gâvurla aynı potada erimesi, bunda hiçbir beis görmemesi demek; İslam’dan sıkılıp “İslam adına yenilik” arayanlar için iyi bir yol.

atilla-fikriergun-köşeSuya sabuna dokunmadan teorik meselelere dair yazıp konuşanların okunacak tarafları yok. Hayata değmeyen, tarihe not düşmeyen, milleti uyandırmayan kuru teori okur-yazar eşeklerin sayısını artırmaktan başka bir işe yaramaz. Oysa bir İmam Gazali’yi okurken teori bize olaylar karşısında nasıl tavır almamız gerektiğini tarihe not düşerek ve en sert eleştirileri ortaya koyarak anlatır. Henüz otoriteden bağımsız düşünemeyen, aksine ondan medet uman zihin bir İmam Gazali daha çıkaramaz, olsa olsa modern Bel’amlar üretir.

Bizim kuşağımızın bu düzene, bu dünyaya itirazı vardı, zulmün kimden nereden geldiğine bakmaksızın topyekûn itiraz ettik; modern Müslüman gençlik ise kendi cenahından gelen zulme karşı kör, sağır ve dilsiz, sindirilmiş, tastamam itaatkâr; bizde safiyet vardı, onlar ise kendilerince uyanık! Konjonktürle uyumlu kuru teori böyle bir Müslüman gençlik var etti.

Türkiye’de İslam son 14 yılda mevcut iktidar üzerinden bir hayli hırpalandı, muhafazakâr modernleşmeci kadroların yapıp ettiği her şey yaş-kuru ayrımı yapılmaksızın bütün Müslümanlara ve genel olarak İslam’ın kendisine fatura edildi. Bir kısım “Müslümanlar” da “itirafçı” bir yaklaşımla buna çanak tuttular.

İslamofobik kesimlerin ve onlara şirin görünmek isteyen bir kısım “Müslümanların” önce kendilerini gözden geçirmeleri daha yerinde bir tutum ve davranış olur. Batılı ideolojilerin ve politik düzenlerin son iki yüz elli yılda öldürdüğü insan sayısı İslam tarihindeki savaşlarda ölen-öldürülen insan sayısından birkaç kat daha fazla. Dolayısıyla aşağılık kompleksine kapılması gereken birileri varsa o biz değiliz.

Tavizin sonu yok, adım adım yok oluşa sürüklenmek isteyen varsa taviz versin; Türklüğünü/Müslümanlığını tartışma konusu yapsın, gâvurlara şirin görünmek için dinini budasın, “aklına” yatmıyorsa Amentü’de tenzilata gitsin, Kelime-i Şehadet’in ikinci kısmını tedavülden kaldırsın, “evrensel adalet” peşinden koşsun, gâvurları cennete postalasın… Evet, bütün bu haltları yiyebilirsiniz, kuyruğunuzu kıstırıp defolup gitmek kaydıyla, Türklerin ayaklarının altında çiğneneceğinizi aklınızdan çıkarmadan!

Küresel modernliğe entegre olmak isteyen modern “Müslüman” zihin, sanki Allah’ın farzı imiş gibi Batılı kriterlere “İslamî” deliller üretmenin peşinde. Kesin olan şu ki, İslam’la örtüşen veya İslam’dan onay alabilecek tek bir küresel “değer” dahi gösterilemez, Müslüman’ın küreselleşmesi demek gâvurla aynı potada erimesi, bunda hiçbir beis görmemesi demek; İslam’dan sıkılıp “İslam adına yenilik” arayanlar için iyi bir yol.

Aynı şekilde İslam nokta-i nazarından -sürekli dışarıdan dayatıldığı şekilde- insan hakları diye bir şey yok, Hukûku’l-İbâd var, Batı’nın uyduruk “insan haklarını” beşe katlayacak mânâ ve muhtevaya sahip; Batı’yı taklit makamında kalarak kendimiz olmaktan kaçtığımız müddetçe istiklâlimiz de yok istikbâlimiz de.

Modern zamanlara mahsus olmak üzere İslam’a yönelik kategorizasyon devam ediyor, neredeyse bin bir çeşit “İslam” tanımı var. İslam Hıristiyanlık değil ki “Siyasal”, “Sosyal” ve benzeri ayrımlara ve tanımlamalara konu olabilsin. İslam Tevhid/Birlik esasının gereği olarak insan hayatında bölünme kabul etmediği için itikadî olmasının yanı sıra aynı zamanda içtimaî, siyasî, iktisadî, hukukî olarak da bir bütün. Din hayatın kendisi, bu yüzden de hayatın her alanına ilişkin düzenlemeleri ihtiva etmekte. “Siyasal İslam” diye ayrı bir İslam yok kısacası.

İşin manevî-ahlakî boyutuna gelince, kelimenin tam anlamıyla yerlerde sürünüyoruz, dünyevîleşme gözleri kör etmiş durumda. Bir yandan son sürat dünyevîleşen günümüz Müslüman’ı diğer yandan kendisine toz kondurmuyor.

Kur’an, insanın zayıf yaratıldığını beyan eder (Nisa: 28), dolayısıyla zayıf oğullarının kendilerini bilip yüksekten uçmamaları icap eder; yüksekten uçan, küçük dağları ben yarattım havasındaki kimselere bir damla sudan yaratılmış insanlar olduklarını hatırlatmak gerek.

Belâ imtihandır, dünyâ ise denîdir, dolayısıyla dünyaya gelmekle bu denî âlemde belâmızı bulduk, bu belânın üstesinden gelebilene, emr-i hak vaki olduğunda dünya denen bu handan alnının akıyla çıkıp gidebilene ne mutlu!

Yolcuyuz, hancı değiliz; emanetçiyiz, sahip değiliz; bir ağacın altında az biraz gölgelenip gideceğiz, âleme kazık çakmayacağız; insana, hayata ve dünyaya böyle bakmayanlar kendilerince rab ve ilah oluyorlar; ölüm, kefen, toprak, kabir, insanın uyduruk rabliği, ilahlığı buraya kadar!

Atilla Fikri Ergunakilvefikir.org

Reklamlar

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Connecting to %s