Açık Görüş / Din / Hârûn Görmüş

Din’de Zorlama Var mı?

dinde-zorlama-var-mi

İslâm dîninin Uzakdoğu “ahlâk dinleri” ile ya da Hristiyanlığın “ne yapsan serbest” düşüncesiyle ve modern liberâl ideolojilerle uyumlu bir anlamı varmış gibi yansıtılıyor. Hâlbuki âyet, “dinde bir iğrençlik, çirkinlik yoktur, çünkü hak ile bâtıl, doğruluk ile sapıklık birbirinden ayrılmıştır” anlamındadır. Bu anlam; “bu din liberâl bir dindir, istediğin gibi yaşa, ne desen öyledir, ne yapsan yerindedir” mânâsı vermez.

Lâ ikrâhe fî’d-dîni kad tebeyyene’r-rüşdü mine’l-gayy (gayyi), fe men yekfur bi’t-tâgûti ve yu’min billâhi fe kadistemseke bil urvetil vuskâ, lânfisâme lehâ, vallâhu semîun alîm (alîmun) / “Dinde ikrah (çirkinlik-iğrençlik-baskı) yoktur. Şüphesiz, doğruluk (rüşd) sapıklıktan (gayy) apaçık ayrılmıştır. Artık kim tağutu tanımayıp (tağuta küfredip) Allah’a inanırsa, o, sapasağlam bir kulpa yapışmıştır; bunun kopması yoktur. Allah, işitendir, bilendir” (Bakara 256).

Kerih-İkrah kelimesi TDK sözlüğünde; “tiksindirici”, “iğrenç”, “tiksinme”, “iğrenme” anlamındadır. Lügatte ise; “İğrenmek”, “tiksinmek”, “bir işi istemeyerek yapmak”, “birine zorla iş yaptırmak veya muâmele yapmak” anlamındadır.

Seyyid Kutup bu âyetin tefsirinde şöyle der:

“Bu din, insan mantığının karşısına, inanmaya mecbur edici olağanüstü olaylarla bile çıkmaktan kaçındığına göre, onun karşısına kuvvetle ve zorlama ile çıkmaktan, muhâtaplarına açıklama yapmaksızın, onları inandırmaksızın, iknâ olmalarını sağlamaksızın tehdit, baskı ve zorlama yolu ile kendini kabûl ettirmekten elbette kaçınacaktır”.

Bu âyetin çevirisinde “ikrah” kelimesine; pislik, çirkinlik, iğrençlik anlamı değil de, hatâlı olarak ve modernizm ile uyumlu bir şekilde “zorlama” anlamı veriliyor ve sanki İslâm dîninin Uzakdoğu “ahlâk dinleri” ile ya da Hristiyanlığın “ne yapsan serbest” düşüncesiyle ve modern liberâl ideolojilerle uyumlu bir anlamı varmış gibi yansıtılıyor. Hâlbuki âyet, “dinde bir iğrençlik, çirkinlik yoktur, çünkü hak ile bâtıl, doğruluk ile sapıklık birbirinden ayrılmıştır” anlamındadır. Bu anlam; “bu din liberâl bir dindir, istediğin gibi yaşa, ne desen öyledir, ne yapsan yerindedir” mânâsı vermez. Zîrâ hakkı batıldan ayırmak için, bir şeyi pisliğinden temizlemek için yoğun bir gayret ve emek gerekir. Bu da zorluk demektir. Çünkü bu iş o kadar kolay değildir ve nice zorlukları vardır. O hâlde âyetin vermek istediği idrâk, henüz İslâm’a girmemiş olana “Bu dinde, dış odakların gösterdiği gibi, Şeytan’ın fısıldadığı gibi, câhillerin anlattığı gibi bir çirkinlik, antipati, pislik yoktur, bu din zulüm dîni değildir” vs. şeklindedir. Âyet, tebliğin bu şekilde yapılmasını, fakat kişinin çeşitli şekillerde zorlanarak İslâm’a sokulmasının yanlış ve günah olduğunu bildirmektedir. Bakara 256. Âyetteki bu mânâyı bâzı Kur’ân çevirilerinde de görebiliyoruz:

Abdullah Parlıyan: Artık dîne girmekte baskı ve zorlama yoktur. İslâm yeryüzünde duyulup bilinmek sûretiyle doğruluk sapıklıktan ayrılıp belli olmuştur. O hâlde şeytânî güçlere ve düzenlere uymayı reddedenler ve Allah’a inananlar, hiç-bir zaman kopmayacak en sağlam kulp olan İslâm’a tutunmuşlardır. Zîrâ Allah her-şeyi işitendir, her şeyi bilendir”.

Ahmet Tekin: Din ve vicdan hürriyeti, baskıyla, zorbalıkla tahdit edilemez. Kimse baskıyla, tehditle İslâm dînine girmeye zorlanamaz”.

Ali Fikri Yavuz: “Cizye vermeyi kabûl eden kitap ehlini (kâfirleri), İslâm dînine girmek için zorlamak ve onlara cebretmek yoktur”.

Elmalılı Hamdi Yazır (İlk orijinal metin): Dinde ikrah yok, rüşd, dalâlden cidden ayrıldı, artık her kim Tağuta küfredip Allah’a îman eylerse o işte en sağlam tutamağa yapışmıştır, öyle ki onun için kopmak yok, Allah işitir, bilir”.

Hayrat Neşriyat: Dîn(e girme)de zorlama yoktur; îman küfürden şüphesiz iyice ayrılmıştır”.

Âyetde görüldüğü gibi, zorlama-baskı sâdece dîne dâvetle ve dîne zorla sokma(ma) konusuyla ilgilidir. Yoksa İslâm dîni, çeşitli zorlukları içinde taşıyan bir “hayat dînidir”. Hayattan kopuk değildir ki zorluktan kopuk olsun. Hayâtın doğal bir zorluğu vardır zîrâ. En azından dünyânın doğal zorluklarıyla karşılaşacaktır îman edip bu dîne girmiş olan kişi. Zâten Kur’ân’da anlatılan peygamberlerin yaşadıkları zorluklar, giriştikleri mücâhedeler ve sarf ettikleri gayretler kıssalarda net bir şekilde görülüyor. Hiçbir peygamber göbeğini kaşıya kaşıya peygamberlik yapmamıştır. Böyle bir tebliğ ve örneklik sergilememiştir. Zâten Kur’ân, dünyâdaki zulüm ve zorbalıklara karşı gönderilmiş bir dindir ve bir zorbalığın bir zorluğa girmeden bertaraf edildiği vâki değildir. İnsanlık târihinde bir kötülüğün ve zulmün çok kolay bir şekilde sâdece sözle, ricâyla giderildiğinin, düzeltildiğinin örneği yoktur (belki sâdece Hz. Yûnus’un ikinci görev yeri için geçerli olabilir bu durum). Çeşitli zorluklar ve büyük gayretler sonucunda ancak bu çirkefliklerden kurtulunabilir. Zâten âlemlere rahmet olan Peygamberimiz o kadar dürüst ve merhâmetli bir insan olmasına rağmen, dâvâsı uğruna tüm malını-mülkünü bu yolda feda ettiği gibi, 70’e yakın seriye ve gazve (savaş) yapmış ve bunların bâzılarında bizzat başkomutan olarak bulunmuştur. Bu yolda niceleri canlarını vermişlerdir. Allah, Kur’ân’da insanların-mü’minlerin zorluklara tâlip olmalarını emrediyor:

“Sarp yokuşun ne olduğunu sana öğreten nedir? Bir boynu çözmek (bir köleye özgürlük vermek)tir” (Beled 12-13).

“Andolsun, mallarınızla ve canlarınızla imtihan edileceksiniz ve sizden önce kendilerine kitap verilenlerden ve şirk koşmakta olanlardan elbette çok eziyet verici (sözler) işiteceksiniz. Eğer sabreder ve sakınırsanız (bu) emirlere olan azimdendir” (Âl-i İmran 186).

“Allah’a ve Resûlüne îman edersiniz, mallarınızla ve canlarınızla Allah yolunda cihad edersiniz. Bu, sizin için daha hayırlıdır; eğer bilirseniz” (Saff 11).

“Hafif ve ağır savaşa kuşanıp çıkın ve Allah yolunda mallarınızla ve canlarınızla cihad edin. Eğer bilirseniz, bu sizin için daha hayırlıdır” (Tevbe 41).

Bu âyetler bize zımnen şunu söyler: Bu dünyâ ebedi olarak kalacağınız bir yer değildir. Mutlak hikmetini sâdece Allah’ın bildiği bu dünyâda olmanızın sebebi imtihandır. Mâlûmdur ki tüm imtihanlar zordur. Hattâ imtihana en iyi hazırlananlar bile bir stres yaşarlar. Peygamberimiz bir rivâyete göre şöyle buyurmuştur:

“Osman b. Mâzun öldüğünde, hanımı “Cennet sana mübarek olsun” mânâsına gelen bir ifâde kullanınca, Hz. Peygamber ona ters ters baktı ve sonra “Sen onun cennetlik olduğunu nereden biliyorsun?” diye sordu. Hanımı “Ya Resûlallah!  O senin süvârin ve arkadaşın idi” diye cevap verdi. Bunun üzerine Hz. Peygamber: “Vallâhi ben, benim hakkımda nasıl bir muâmele yapılacağını bilmiyorum (diğer bir rivâyette; ben Allah’ın resûlü olduğum hâlde bana nasıl bir muâmele yapılacağını bilmiyorum)” dedi. (Buhârî, Menâkıbu’l-Ensâr 46; Ahmed İbn-i Hanbel, Müsned 45/449 (27457).

Resûlullah (aleyhissalâtu vesselâm) buyurdular ki:

“Ben sizin görmediğinizi görür, işitmediğinizi işitirim. Nitekim semâ uğuldadı, uğuldamak da ona hak oldu. Semâda dört parmak sığacak kadar boş bir yer yoktur, her tarafta Allah’a secde için alnını koymuş bir melek vardır. Allah’a yemin olsun, benim bildiğimi siz bilseydiniz az güler, çok ağlardınız; yataklarda kadınlarla telezzüz etmezdiniz; yollara, çöllere dökülür, (belânızı defetmesi için) Allah’a yalvar yakar olurdunuz” (Tirmizî, Zühd 9, (2313); İbnu Mâce, Zühd 19, 4190).

Bu din bir “relâks olma dîni” değildir; “her türlü zorluktan, kötülükten uzak durma dîni” değildir. Hiçbir müslüman, dünyânın çeşitli yerlerinde inim inim inleyen müslüman kardeşleri bulunurken ve kendisinden, ciğerinden sökülen bir feryatla yardım isteyenler varken umursamaz bir davranışla bunları göz ardı edemez ve şöyle diyemez: “Dinde zorluk yoktur, bu nedenle böyle bir zorluğu göze alamam”. Sürekli mutlu, sürekli gülme hâlinde yaşanılacak bir yer (dünyâ) değildir burası. Böyle bir yaşamın dünyâda karşılığı yoktur. Bu tarz yaşam, Allah’ın lâyık bulduğu kişilerin gireceği cennette olacaktır.

“Size ne oluyor ki, Allah yolunda ve: ‘Rabbimiz, bizi halkı zâlim olan bu ülkeden çıkar, bize katından bir veli (koruyucu sâhib) gönder, bize katından bir yardım eden yolla’ diyen erkekler, kadınlar ve çocuklardan zayıf bırakılmışlar adına savaşmıyorsunuz?” (Nîsâ 75).

Tabii İslâm dîni, baştaki âyette söylediğimiz gibi bir “rezillik dîni” de değildir. Zâten İslam’da ruhbanlık da yoktur. Dünyâda da iyilik istememiz ve buna ulaşmak için gayret etmemiz kınanacak bir şey değildir:

“Allah’ın sana verdiğiyle âhiret yurdunu ara, Dünyâ’dan da kendi payını (nasibini) unutma. Allah’ın sana ihsan ettiği gibi, sen de ihsanda bulun ve yeryüzünde bozgunculuk arama. Çünkü Allah bozgunculuk yapanları sevmez” (Kasas 77).

“Elini boynunda bağlanmış olarak kılma, büsbütün de açık tutma. Sonra kınanır, hasret (pişmanlık) içinde kalakalırsın” (İsrâ 29).

“Onlardan öylesi de vardır ki: ‘Rabbimiz, bize Dünyâ’da da iyilik ver, âhirette de iyilik (ver) ve bizi ateşin azâbından koru’ der” (Bakara 201).

Bu dünyâyı çeşitli zorluklara katlanarak ve aşırı gayret-mücâhedede bulunarak yeniden Asr-ı Saadet dönemi gibi bir hâle getirebilir ve cennet olmasa da cennetin bir numûnesi ya da şûbesine dönüştürebilir ve bu dünyâda mutlu bir şekilde yaşayabiliriz. Fakat dünyâ hiçbir zaman cennet gibi olmayacağından dolayı “mutlak zorluksuz” olması da söz konusu değildir. Çünkü dünyânın fıtratında doğal ve normâl bir zorluk vardır ve zâten varlık “kudret” ile yaratıldığından bir güç ve zoru ifâde eder. Varlığın özü güç ve “zor”dur.

Hayâtın doğal bir zorluğu olduğundan dolayı, bir “hayat dîni” olan İslâm’ın da doğal bir zorluğu vardır. Fakat bu din, zor olanı, insanlar tarafından zorlaştırılmış olanı kolaylaştırmaya, normâlleştirmeye gelmiş bir dindir. Bu, Kur’ân’da şu şekilde ifâde edilir:

“Demek ki, gerçekten her zorlukla berâber bir kolaylık vardır” (İnşirah 5).

Bu din, “çok zor olan”ı kolaylaştırıp, doğal bir duruma, “normâl bir zorluk” derecesine ulaştırmak için gelmiştir. Lâkin zorluktan mutlak anlamda kurtulmak mümkün değildir. Fakat unutmayalım ki, zoru başarmak insana müthiş bir haz ve huzur verir. Hele ki sonu “hıtâmuhu misk” (cennet) olursa.

En doğrusunu sâdece Allah bilir.

Hârûn Görmüş – akilvefikir.org

Reklamlar

One thought on “Din’de Zorlama Var mı?

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Connecting to %s