Din / Mevlüt Hönül / Yazarlar

Hepiniz Çobansınız!

mevlüt-hönül-köşe-2İslam dini herkesi bir diğerinden sorumlu kılmıştır, herkes birbirinden sorumludur. Mazlum, yoksul, miskin, kadın, erkek, yabancı, yerli, her ferdin ve toplumun canı, namusu, dini ve dünyası eman altındadır. Allah Resulü Hz. Muhammed (s.a.v), bu mesuliyeti, âlemlere rahmet oluşu ve büyük ahlakı ile her şart ve zamanda muhafaza etmemiz için bizlere emanet bırakmıştır.

“ASR’a  andolsun  ki, şüphesiz  insan  hüsrandadır; ancak  iman  edenler  ve  salih  amellerde  bulunanlar  ve  birbirlerine  hakkı  ve  sabrı  tavsiye  edenler  hariç.” (Asr Sûresi)

Kur’an-ı Kerim’de geçen ayetlerin 228’i hukukî hükümlerle ilgilidir. Bunların 70’i aile, 70’i medenî kanun, 13’ü yargılama ve yargılama usûlü, 10’u anayasa hukuku, 10’u iktisadî-mâlî düzen, 25’i milletlerarası ilişkiler ve 30’u ceza kanunu ile ilgilidir. (bkz. Abdulvehhab Hallaf Usul-i Fıkıh)

Bu rakamlara göre Kur’an’ın % 3’ü hukuka ve yüzde 0.05’i cezaya ayrılmıştır. Buna karşılık Kur’an’ın neredeyse tamamı iman ve ahlakla alakalı hedefleri konu edinir.

Kur’an, tüm zaman dilimlerine hitap eden dili, insanlık için ortaya koymuş olduğu hakikatler, inkârcılara verdiği mucizevî cevaplar ve kesinlik ifade etmesi/şüphesiz olması itibariyle insanlığa bahşedilmiş yegâne yaşam kılavuzudur. Biz kullar bu kılavuza uyup uymadığımızdan sorumluyuz. Kur’an’ı yaşamak yerine onu mal-mülk, makam-mevki elde etme aracına dönüştürmek, Allah’ın Kitabını heva ve heves doğrultusunda yorumlamak, Kelamullah’ı muska, cifir vb. işlere alet etmek, hidayet rehberine kör-sağır olmak demektir.

Ahlaksız bir din anlayışı, hakikatte Allahsız bir din anlayışıdır. Ahlak’ın kaynağı olan Kur’an, tevhid, adalet, edep, hayâ gibi insanı insan yapan temel özellikleri bir bir açıklamış ve bu doğrultuda yürünmesi gereken hedefi belirlemiştir.

Kur’an-ı Kerim’de belirtilen ibadetler, yalnızca Allah’ı anlamak ve O’nun bizim için seçip beğendiği dini yaşamak için yapılmalıdır. Yapılan her ibadet Allah’ın huzurunda gerçekleştiği için, gafletten uzak bir anlayışla ifa edilmelidir. Hakikatte Allah’a teslim olmamış kimselerin ibadetleri şekilden öteye geçmeyen mürai ibadetidir.

Günümüz dünyasında ahlaksız oldukları halde Allah’a ibadet ettiklerini söyleyenlerin yapmış oldukları işler Allah-merkezli olmayan anlayışların tezahürüdür. Dinin sahibi olarak yalnızca Allah’ı kabul ettiğimiz zaman hem kendi kusurlarımızı görerek özeleştiri yapma hem de içtimaî planda layıkıyla sorumluluk alma imkânına sahip oluruz.

Kumeyl b. Ziyad şöyle demektedir:

İmam Ali b. Ebu Talib, elimden tutup beni şehir dışına çıkardı, sahraya varınca dertliler gibi uzun bir ah çekerek şöyle buyurdu: “Ey Kumeyl! Bu kalpler bir çeşit kaplardır, en hayırlısı içindekini en iyi koruyandır. Sana söylediklerimi iyi belle ve aklında tut. İnsanlar üç kısımdır: Biri, rabbani âlim; diğeri kurtuluş yolu için ilim öğrenen öğrenci; geriye kalanlar ise her seslenene (bilmeden) uyan, her esintiye kapılıp giden değersiz sineklerdir; ne ilim nuruyla aydınlanmışlar ve ne de sağlam bir desteğe sığınmışlardır.

Ey Kumeyl! İlim maldan hayırlıdır; zira ilim seni korur ama malı sen korursun. Mal harcandığında azalır ama ilim harcandığında çoğalır; malın verdiği makam ve şahsiyet malın yok olmasıyla yok olur.

Ey Kumeyl! İlim öğrenmek, kendisiyle mükâfat verilecek bir dindir; insan hayatında onunla Allah’a itaat eder; ilim hâkimdir, mal ise mahkûmdur.

Ey Kumeyl! Mal biriktirenler, diri oldukları halde helak olmuşlardır. Ama ulemâ, zaman (dünya) baki kaldıkça bakidirler. Bedenleri yok olmuştur ama söz ve eserleri gönüllerde mevcuttur.”

(Eliyle göğsünü işaret ederek)

“İşte burada pek çok ilim vardır, keşke onu taşıyacak birini bulsaydım. Çabuk anlayıp algılayan kimseleri buluyorum ama güvenilir değillerdir, dini dünyaya alet ediyorlar. Allah’ın nimetleriyle kullarına, hüccetleriyle de dostlarına üstünlük taslıyorlar. Veya hakkı yüklenip boyun eğen ama önünü ardını göremeyen basiretsiz ve daha başlangıçta kalbi şüpheye dalan kuşkucu birini buluyorum. O halde, ne bu ne de öbürü! Veya dünya lezzetlerine düşkün, şehvetlere karşı yuları yumuşak olan, mal toplama ve yığmaya ihtiraslı birini buluyorum. Oysa her ikisi de bir işte dine riayet edenler değillerdir. Bu ikisi, otlayan hayvanlara daha çok benzemekteler. İşte böylece ilim, onları taşıyanların ölümüyle ölüp gitmektedir.

Evet, ey Allah’ım! İlahî hüccet ve nişanelerin yok olmaması için yeryüzü hüccetle Allah için kıyam eden birinden boş kalmaz. O, ister zahir ve apaçık olsun, isterse korkup gizlensin. Onlar kaç kişidir ve neredeler (veya ne zamana kadar böyle gizli kalacaklar)?! Vallahi onlar sayı bakımından azdırlar ama Allah katında makam açısından dereceleri pek büyüktür. Allah, hüccet ve nişanelerini onlara benzeyenlere emanet edinceye ve onları benzerlerinin kalplerine ekinceye kadar hüccet ve nişanelerini onlar vesilesiyle korumaktadır.

İlim, hakikatin basireti üzere aniden onlara yönelmiştir; yakin ruhunu elde etmişlerdir; refah içerisinde olanların zor gördüğü şeyleri onlar kolay bulmuşlardır; cahillerin korkup kaçtıkları şeylere onlar ünsiyet etmişlerdir. Ruhları en yüce makama (Allah’ın rahmetine) asılı olduğu halde, bedenleriyle dünyada yaşamaktalar. İşte bunlar, Allah’ın yeryüzündeki halifeleridir ve halkı O’nun dinine davet etmekteler. Ah! Ah! Onları görmeyi ne kadar da arzuluyorum!”

Daha sonra buyurdular ki: “Kumeyl! İstersen geri dön.”

“Nice oruç tutan kimsenin, oruçtan elde ettiği ancak açlık ve susuzluktur. Nice gece namazı kılan kimsenin gece namazından elde ettiği, ancak uykusuzluk ve yorgunluktur. Akıllıların uykusu ve iftarları ne güzeldir!

Hamdı nimetlere, nimetleri şükre kavuşturan Allah’a hamd olsun. Tıpkı belalarına hamd ettiğimiz gibi, nimetlerine de hamd ederiz. Kendisine emredilenlerde yavaş davranan, nehyedilenlere koşan nefsin şerrinden Allah’a sığınırız. İlminin kuşattığı, kitabının tek tek saydığı şeylerle O’ndan bağışlanma dileriz. Bir ilim ki, sınırlı değil, bir kitap ki, hiç bir şey dışta bırakılmamış. Biz O’na, gaybı bizzat görmüş, vaat edilene vakıf olmuş kimselerin iman ettikleri gibi, ihlâsıyla şirki, yakiniyle şüpheyi ortadan kaldıran bir imanla iman ederiz.

Şehadet ederiz ki, Allah’tan başka hiç bir ilah yoktur. Tektir ve O’nun ortağı da yoktur. Hakeza (Şehadet ederiz ki) Muhammed (s.a.v) onun kulu ve Resulüdür. Bu iki şehadet, sözü yüceltir, ameli yükseltir. Bu ikisinin konulduğu mizan hafiflemez, kaldırıldığı mizan da ağır gelmez.

Ey Allah’ın kulları! Sizi hedefe götürecek azık ve sığındığınızda sizi kurtaracak bir sığınak olan ilahî takvaya sarılmayı tavsiye ediyorum. Azık ve sığınak odur. En duyarlı davetçi ona davet etmiş, en güzel anlayıp belleyen de onu anlamış ve bellemiştir. Takvaya çağıran, gerçek tebliği yapmış, takvayı anlayan da gerçekten kurtulmuştur.

Ey Allah’ın kulları! Allah korkusu (takva), Allah’ın dostlarını O’nun koymuş olduğu haramlarını çiğnemekten alıkoyar, dostlarının kalplerini O’nun korkusuna bağlar. Öyle ki, onları seherlere kadar ayakta tutar, kavurucu bir günde (oruç tutarak) susuz bırakır da gene onlarda yorgunluk yerine rahat, susuzluk yerine suya kanmışlık görülür. Ölümün yakın olduğunu gördüklerinden salih amele koşarlar. Emellerini yalanlar, ecellerini gözetirler.

Sonra dünya yokluk, zahmet, değişiklik ve ibret yurdudur. Dünyanın yokluk diyarı olması, yayını okuna takmış olmasından dolayıdır. O okun sivri ucu hedefini şaşırmaz, yarası da tedavi edilmez. Diriyi ölü yapar, sağlamı sakat, başı selamette olanı da derde sokar. Doymayan bir yiyici, kanmayan bir içicidir.

Dünya bir zahmet yeridir; zira kişi yemeyeceği malı yığar, oturmayacağı evleri yapar. Sonra da gider Allah’ın huzuruna çıkar. Ne yanında taşıdığı malı vardır ne de oturduğu binaları.

Dünya değişiklik yeridir; zira acınılacak kimseye gıpta edersin, gıpta edilecek kimseye de acırsın. Dünyada nimetler çabucak kaybolur, sıkıntılar birden bire bastırır.

Dünya ibret yurdudur; zira insan emeline ulaşmak üzereyken, birden ölüm onun emellerini yok eder. Ne emeline kavuşur ne de hayal etmeyi terk eder. Fe-subhanallah!

Dünya mutluluğu ne müthiş bir mutluluk! Susuzluğa kandırışı ne harika! Ve ne güzel gölgelendiriyor kavurucu sıcaklarda! Azrail gelince geri çevrilemez, giden de geri getirilemez. Fe-subhanallah! Yaşayan ölüme kavuşmaya ölüden daha yakın, ölü de hayata yaşayandan daha uzak.

Cezası olmayan hiçbir kötülük, mükâfatı olmayan hiçbir hayır yoktur. Dünyadaki her şeyi işitmek onu görmekten, ahiretteki her şeyi görmek onları işitmekten daha zor/daha büyük bir şeydir. Size görmek değil de işitmek, gayba muttali olmak değil de haberdar olmak yetsin.

Şunu bilmelisiniz ki, dünyada eksilip ahirette artan şey, dünyada artıp da ahirette eksilenden daha hayırlıdır. Nice eksilen kârlı olur, nice artan da zararlı! Emrolunduğunuz şeyler, nehyolunduklarınızdan daha geniş, size helal kılınanlar, haram kılınanlardan daha çoktur. Öyleyse az olanları çok olanlar için, dar olanı da geniş olanlar için terk ediniz. Allah sizin rızkınızı üstlenmiştir ve sizler de (farz kıldıklarıyla) amel etmekle emrolundunuz. Onun size üstlendiği şey için çalışmayı, size farz kılınanla amel etmekten daha üstün tutmayın. Bununla beraber Allah’a yemin olsun ki, şüpheler doğmuş, kesin şeyleri bürümüştür. Hatta sanki üstlenilen şey (azık) size farzmış, farz kılınan da (amel) sizden kaldırılmış gibi telakki edilmeye başlanmıştır.

O halde (salih) amel işlemeye gayret edin. Ölümün ansızın gelip çatmasından korkun. Çünkü kaybolan rızkın geri gelmesi umulabilir, ancak kaybolan ömrün geri gelmesi mümkün olmaz. Bugün elden kaçan bir rızık, yarın daha artmış bir şekilde geri gelebilir. Oysa dün ömrünüzden kaybettiğiniz bir vaktin bugün geri dönmesini bekleyemezsiniz. Umut gelenle, yeis geçenle beraberdir. Öyleyse “Allah’tan gereği gibi korkun ve ancak Müslümanlar olarak ölün.” (Âl-i İmran 102)(1)

Allah Resulü Hz. Muhammed (s.a.v) şöyle buyurmaktadır: “Hepiniz çobansınız ve hepiniz idareniz altındakilerden sorumlusunuz. İdareci (emir) çobandır, erkek ev halkının çobanıdır ve kadın, kocasının evi ve çocuklarının çobanıdır. Hulâsa, hepiniz çobansınız ve hepiniz idareniz altındakilerden sorumlusunuz.” (Buharî, Nikâh, 91)

Hz. Ömer ise şöyle buyurmaktadır: “Allah Resulü Muhammed’i (s.a.v) hak Peygamber olarak gönderen Allah’a yemin ederim ki, Fırat’ın kenarında bir oğlak kaybolsa (yahut bir kurt bir koyunu kapsa) korkarım ki, kıyamet gününde onun bile hesabı Ömer’den sorulur!”

İslam dini herkesi bir diğerinden sorumlu kılmıştır, herkes birbirinden sorumludur. Mazlum, yoksul, miskin, kadın, erkek, yabancı, yerli, her ferdin ve toplumun canı, namusu, dini ve dünyası eman altındadır. Allah Resulü Hz. Muhammed (s.a.v), bu mesuliyeti, âlemlere rahmet oluşu ve büyük ahlakı ile her şart ve zamanda muhafaza etmemiz için bizlere emanet bırakmıştır.

Allah katında insanların bütün azalarının şahitlik edeceği gün, insanın yapmış olduğu iyilik ve kötülükler tek tek karşısına çıkacaktır. Ne bir bahanenin ne de başka bir şeyin fayda vereceği günde sosyal sorunlara duyarsız kalmamızın hesabını vereceğiz.

Ey “Ben insanım” diyenler! Allah’a, ahiret gününe, iman edilmesi gereken her şeye iman edenler! Hepiniz çobansınız ve idareniz altındakilerden sorumlusunuz. Evrensel bir özelliğe sahip olan bu hitap, zaman, mekân, ırk, soy sop, meslek vs. hiçbir ayrım gözetmeksiniz tüm iman edenleri kapsamaktadır. İman’a eremeyen kimseleri bunun dışında tutmak lazım gelir, zira böylelerinin öncelikle iman etmeleri gerekir.

Hadis-i şerifte belirtilen sorumluluk, her hususta insanları sosyal yaşamda birbirlerinden mesul kılar, herkesi kendi sorumluluğu altındakilerden mesul tutar ve işlenen her cürümün hesabının nihai olarak Mahkeme-i Kübra’da görüleceğini beyan eder. Dolayısıyla herkesin buna göre hareket etmesi ve yalnızca Allah’a kul olması icap eder.

Allah ayaklarımızı sırat-ı müstakîm üzere sabit kılsın!

Mevlüt Hönülakilvefikir.org

1– Hz. Ali, Nehcu’l-Belağa

Reklamlar

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Connecting to %s