Siyaset / Yorum-Analiz / İktibaslar / İsmet Özel

Deneme Yanılma

ismet-ozel-1Batılı bir kimliğe kavuşmaya can atan Türkler yaralarına merhem olur beklentisiyle kapıldıkları düşünce modalarının sadece moda olmasıyla ilgilendiler ve onların insan şahsiyetinde iz bırakan birer düşünce olduğunu düşünmek akıllarına bile gelmedi.

Başımıza gelenlerin apaçık gösterdiği gerçek şu ki gerek Tanzimat sonrası Osmanlı Devleti ve gerekse onun birçok bakımdan devamı sayılan Türkiye Cumhuriyeti siyasi düşüncelerle temasını deneme yanılma yöntemiyle kurdu. Türkiye’den başka dünyanın hiçbir yerinde “Denenmemişi dene!” tarzında bir şiarın toplumun hoşgörüsünden yararlanır bir yeri tutması düşünülecek şey değildir. Dost düşman herkes Türkiye’nin siyasi düşüncelere yaklaşım bakımından maymun iştahlılığı dünyanın hiçbir ülkesine kaptırmayacağını bilir. Zira dünyanın hiçbir ülkesi Türkiye’nin yaptığı gibi sırf bazı çevrelerde yıldızı parladı diye herhangi bir siyasi görüşün tadına bakmaya meyletmiş değildir.

Ülkemiz bugüne kadar düşüncelerle siyasi ilişkisini tesis ederken kullandığı deneme yanılma yöntemini yalnızca ülkemizde görülebilecek bir kararlılıkla korumuştur. Adına dünyanın her yerinde deneme yanılma yöntemi dense de bu yöntem Türkiye’de başka herhangi bir ülkede olduğundan farklı bir sonuç vermiştir. Bizler kararlı bir şekilde denediğimiz düşüncelerin ister istemez yanılma hasıl ettiği görüşündeyizdir ve düşünceleri yanlış oldukları bir kez daha kanıtlansın diye deneriz. Bunun için ülkenin deneme tahtası haline gelmesi ve sonunda “tahta” olarak bütün vasfını kaybetmiş olması kimsenin umurunda değildir. Millî eğitimde Fransız, İngiliz, Alman, Amerikan tarzlarının dönemler itibariyle veya münavebeli olarak yahut hep bir arada karmakarışık uygulanmış olmasına aldırış etmeyiz, etmemişizdir. Çünkü başından beri Türkler tahsil hayatlarından elde edebilecekleri faydanın sadece yerleşilen idarî pozisyon olduğu fikrinden hiç kopmamışlardır. Mekteplerini o mekteplerin müfredatına katkıda bulunacak kıratta mezunlar vermek kastıyla kurmazlar. Kurulan mekteplerde her yıl bir öncekini aratacak özellikler kolayca beliriverir. Köy Enstitülerinden mezun olanların ve İmam Hatiplilerin benzer değil, aynı kaderi paylaşmaları kimseyi, bu mektepleri bitirenleri bile sarsmamıştır. Çünkü biz denemeyi değil, yanılmayı esas almışızdır. Yanılmadıktan sonra denemenin ne anlamı var? Değil mi ya?

Osmanlıcılık, Garpçılık, Turancılık, İslâmcılık, Türkçülük, Sovyetçilik, Faşizm, Nasyonal Sosyalizm, Cumhuriyetçilik, Demokrasi, Sosyalizm ila âhir… Bunların hepsini yeri geldikçe bil kuvve denedik ve sonunda bir “Oh!” çektik. Oh!.. Çünkü hepsi bize birer yanılma fırsatı vermiş bulunuyor. Siyasi düşüncelerin hepsi yanlışmış. Millet olarak, devlet olarak, idareci ve okur-yazar olarak aralarından herhangi birine herhangi bir miktarda sadakat göstermemiş olmayı, onları kuvveden fiile geçirmemiş olmayı fevkâlade istifadeli buluyoruz. Tam da söyledikleri gibi armudun sapı, üzümün çöpü varmış. Üzümler koruk, ciğerler murdarmış. Bu siyasi fikirlerin hiçbirini yutmamış olmaktan pek memnunuz. Gururluyuz. Bir millet kendi kendini aymazlığa sürüklemiş olmaktan ancak bu derecede böbürlenebilir. Batılı bir kimliğe kavuşmaya can atan Türkler yaralarına merhem olur beklentisiyle kapıldıkları düşünce modalarının sadece moda olmasıyla ilgilendiler ve onların insan şahsiyetinde iz bırakan birer düşünce olduğunu düşünmek akıllarına bile gelmedi.

İsmet ÖzelYeni Şafak, 21 Nisan 2001

Reklamlar

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Connecting to %s