Edebiyat / Serdar Demir / İktibaslar

Âdem

adem-1Benim için dip, kuyu değil kuledir. Bir Babil günahkârlığıdır. Sırf inanabilmek için göğe doğru çıkıp zirveye varınca kendi varlığına tapma günahı… İşte dibin dik âlâsı…

Hep gün batımını seyrederdim Salacak’tan. Bu kez gün doğumunu seyrediyorum.

Gün, bulutları sıyırıyor üstünden. Havada mahmurluk… Kulelerin ve minarelerin akşamdan kalma yorgun ışıkları birer birer sönüyor. Güneşte bir yakaza hâli, gözlerini açıyor gayri ihtiyâri. Deniz, dalga dalga esniyor. Bir kıpırdanış… Martının biri peyderpey alarm çalıyor. Tan ağarıyor. Şehir uyanıyor.

Galata Kulesi? Burada! Süleymaniye? Burada! Beyazıt Kulesi? Burada! Topkapı Sarayı? Ayasofya? Sultanahmet? Burada! Hepsi sırayla tekmil vererek uyandı. İşte Kız Kulesi de tamam, bir adım öne çıkıp ‘Buradayım’ dedikten sonra elini yüzünü yıkamak için denize indi.

Karşıda, Kennedy Caddesi de homurdanarak kaldırdı başını asfalt döşeğinden. Otomobiller çiğneyip geçerken caddeyi, çoktan süpürmüştü çöpçüler çağın aleyhine delil olacak plastik su şişelerini. Neyse…

Geceyle akıp giden boğaz, Karadeniz’in berrak sularını taşırken adalara; takıldı hançereme o meşhur şarkı: “Adalardan bir yâr gelir bizleereeee”. O yârin kim olduğu, gelip gelmeyeceği meçhuldü. Sular da berrak falan değildi zaten.

Saatime baktım. Günün ilk vapur seferine daha vardı. Ama olsun, iskeleye anca giderdim. Yürümeye başladım. Beynimde akşamki Farsça dersinden kalma bölük pörçük mısralar, kulağımda mâhur beste, burnumda belli belirsiz simit kokusu, adımlarım aheste… Neyse…

“Âsumân u çâr-gerdeş-i unsur bebîn,

Âb mest u bâd mest u hâk mest u nâr mest”

Vapura bindim. Takribi on beş dakika sonra Eminönü’nde olacağım. Eminönü’nde olmak, aslında olmamaktır. Erimektir. Kaldırım taşlarından daha fazla sayıda insanlardan biri bile olamamaktır belki de. Neyse…

Hep neyse diyorsam bunu daha derin mevzulara gireceğim diye söylemiyorum. Bu öyküyü zaten dibi gördüğüm için yazıyorum.

Benim için dip, kuyu değil kuledir. Bir Babil günahkârlığıdır. Sırf inanabilmek için göğe doğru çıkıp zirveye varınca kendi varlığına tapma günahı… İşte dibin dik âlâsı…

Ben bu türden kuleleri, gökyüzünün bağrına saplanan birer hançer gibi düşünedururken, sair binaların da toprağa kazık attığına şahitlik ederek Beyazıt Meydanı’na vardım. Güvercinlere yem veren kimse yoktu. Meydan kargalara kalmıştı. Derken tam zamanında inceden bir yağmur başladı. İnsanlar yağmurdan koşarak kaçıyordu. Ya da kendilerini güvende hissettikleri şemsiyelerinin altını, Nuh’un gemisinden kıymetli sanıyorlardı. Esefle acıdım. Su gökten inerse tehlikeliydi onlar için fakat şişelendiğinde ise hayat kaynağı. Neyse…

“Size kendimden bahsediyorum doktor

Biraz yağmur kimseyi incitmez.”

Lâkin yağmur incinir. Ağlar.

Bu arada ismim Âdem. Buraya hayal kırıklıklarımı, ümitlerimi, ayrı-lıklarımı balçıkla sıvamaya geldim. Bu yüzden çamuru severim. Yağmuru da… Çünkü toprağı çamura çevirir eğer bulursa. Neyse…

Vezneciler külhanını sağıma alıp dar ve bu saatlerde tenha olan Kirazlı Mescit Sokağı’ndan Süleymaniye’ye doğru yöneldim. Aradığımı burada, Vefa semtinde hatta Süleymaniye’nin bahçesinde bulacağıma inanıyordum. Ne mi arıyordum?

Bundan bir kün evvel göğsümden bir tohum saçıldı toprağa. Benden bir parça…

“Yalan değil onu benden yarattığın Mevlâ

Kopardığın yer sızlamaktadır hâlâ”

Âh şu mısralar! Bazıları var ki nutku tutar, nabzı durdurur, kanı dondurur. Ademi âdem yapar. Adam eder. Vezne sokar.

Adımlarımı hızlandırdım. Yağmur dinmeden, toprak kurumadan Süleymaniye’nin bahçesine varmalıydım.

Caminin taç kapısının sağında kırmızı bir gül ağacı gördüm. Ayakkabılarımı ve çoraplarımı çıkarıp yalınayak ilerledim. Toprak ıslaktı. Gül ağacının dibini tırnaklarımla kazarak köke ulaştım.

Gül’ün kökünde Kül’ün göğünü; o gökten göğsüme yağan cüzümde kendimi gördüm.

Serdar DemirMuşta dergisi, Sayı 6, Ağustos 2015

Sardar Demir@demirsrdar

Reklamlar

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Connecting to %s