Atilla Fikri Ergun / Din / Felsefe-Düşünce / Yazarlar

Dinle İrfan Mektebi’nden!

atilla-fikriergun-köşeDinle sevgili kârî, dinle İrfan Mektebi’nden!

Bedevîliğin dört bir yanımızı sardığı günümüz dünyasında kalp gözü açık olanlara irfan ummanından bir katre olsun takdim edebilirse kendini bahtiyar addedecek bu fakir. Dinle sevgili kârî, dinle İrfan Mektebi’nden!

motif-1

İster arkaik ister modern olsun bedevînin dini aşksızdır, “aşk” denince bedevînin aklına süflî temayüller gelir. İrfan Mektebi ise aşkı dinin aslı sayar, Allah’a duyulan derin muhabbetin, kuvvetli bağlılığın adıdır aşk. Âşık muvahhiddir, sadece Allah için yanar. Onun için İrfan Mektebi aynı zamanda Aşk Mektebi’dir.

Kim ki aşkın dârına berdâr olur

Cümle uşşâk içre ol serdâr olur -Niyâzî-i Mısrî-

Pîr-i Türkistan Hoca Ahmed Yesevî’de ise şu şekilde dile gelmiştir:

Zâhid olma, âbid olma, âşık ol,

Mihnet çekip aşk yolunda sadık ol,

Nefsi tepip dergâhına lâyık ol,

Aşksızların hem canı yok, imanı yok.

motif-2

İrfansız “aklın” perişanlığını Yunus’tan dinlemek lazımdır. İrfansız “akıl” varlıkta ikilik (düalite) olduğunu vehmeder; oysa varlık birdir ve varlıkta ikiliğe yer yoktur, Tevhid ve Vahdet gereği böyledir, aksi şirki gerektirir.

İkilikten geçemedin

Hak’tan yana uçamadın -Yunus Emre-

motif-1

Ehl-i İrfan, mala meyletmeyi -ki buna dünyevîleşmek de diyebiliriz- eksik akıllıların işi olarak görür, dolayısıyla bu “akıl” için kemâl mümkün değildir, zira mala veya dünyaya meyletmek, ahlak, ilim ve fazilet açısından olgunlaşmaya manidir.

Şöyle ifade edilmiştir:

Her birisi eylediler meyl-i mâl

Nâkısâtü’l-akla ne mümkin kemâl -Nahîfî-

Ya da şu şekilde:

Devletidir fakr ehlullah olan kâmillerin

Nâkısü’l-akl olanın ammâ belâ-yı cânıdır -Bağdatlı Rûhî-

motif-2

İrfan Mektebi’nde aslolan yememektir, hele ki kamu malından.

Bulmaz, yemezdir ekserî erbâb-ı iffetin

Gördük zamanenin nice perhizkârını! -Âtıf-

motif-1

İrfan Mektebi, Allah’ın emrettiği, Hz. Resulullah’ın tatbik edip ta’lim ettirdiği üzere cömertliği esas alır. Kişi iyiliğe ermek, dolayısıyla dünya ve ahirette hoşnut olmak istiyorsa cömert olmalıdır. Nitekim Kur’an’da gelir: “Sevdiğiniz şeylerden infak etmedikçe asla iyiliğe eremezsiniz; her ne infak ederseniz, şüphesiz Allah onu bilir.” (Âl-i İmran: 92)

Sade, kolay ve yaygın olan hikmetlerdendir:

“İyiliğin gümüş ve altın sikkelerini toplamayan kişi dinar ve dirhemlerden daha fazlasını elde edemez. Eğer dünya ve ahirette hoşnut olmak istiyorsanız, Allah’ın size cömert oluşu gibi siz de cömert olunuz.” -Sa’dî-

motif-2

Mal (servet) cahillerin eğlencesidir; ârifânın sınırsız serveti ise kitaptır:

Nitekim eğlencesidir mâl ü servet câhilin

Ehl-i irfânın da mâl-i bî-şümârıdır kitâb -Latîfî-

motif-1

İrfan Mektebi, kişinin kendi isteğine göre hareket etmesini, kendi ihtiyarını, kendi tercihini öne çıkarmasını esaret sebebi sayar. Böylece kişi nefsinin ve dahi mâsivânın esir olur, kendi kendini esir eder. Hürriyet ise Allah’a kullukta, O’nun emir ve nehiylerine kayıtsız şartsız riayet etmededir. Nitekim Kur’an’da gelir: “Allah bilir, siz ise bilmezsiniz.” (Bakara: 216)

Yâre kul olmakla buldum, devlet-î hürriyeti.

İhtiyarımla esaret geldi kendimden bana! -Hersekli Arif Hikmet-

motif-2

İrfan Mektebi’nin düsturlarındandır, kişi ne ararsa kendinde aramalıdır. Şeyh Mısrî’de şöyle dile gelir:

Ben taşrada arar idim ol can içinde can imiş

Bu mektep, surete iltifat etmez, manaya bakar, manayı bulmanın şartı sureti terk etmektir. Kişi sureti terk edip manayı bulduğu zaman aradığını kendinde bulabilecek seviyeye erişir:

Sureti terk eyle mana bula gör

Ko sıfat-ı bahr-i zâta dala gör

Ey Niyazi şark u garba dola gör

Gayre bakma sende iste sende bul -Niyâzî-i Mısrî-

motif-1

“Nefsinden razı olmayan bir cahille arkadaşlık yapman, nefsinden razı olan bir âlimle arkadaşlık yapmandan daha hayırlıdır” der, İrfan Mektebi (bkz. Hikem-i Atayi). Aradaki farka dikkat buyurun, birinin ilim tahsili yoktur lakin nefsinin ne mal olduğunu bilmektedir, diğeri ise ilim tahsil etmiştir lakin eşekliği baki kalmıştır!

motif-2

Mektebimiz, Sultan’a/otoriteye, dolayısıyla siyasete ve siyasetçiye mesafelidir. 9 asır önce Hüccetu’l-İslam İmam Gazalî’nin dilinde ifadesini şu şekilde bulmuştur:

“Ey oğul! Siyasetçinin sofrasına oturma, yediği haramdır; sohbetinde bulunma, söylediği yalandır!”

motif-1

Bu satırların yazarı ise naçizane şunları söylemekle iktifa edecektir:

Ârif-i billâh olun!

Dünyanın hazineleriyle bahtiyar olunmaz, mâl u mülk-i dünya sahipleri hep kaybetme korkusu duyarlar, bâtınlarında “ya biterse, ya kaybedersem” endişesi daima dolaşıp durur.

Ârif-i billâh olun!

Mâl u mülk-i dünya her daim huzursuzluk kaynağı olduğu gibi, fânî âlemde görülen seraptır, irfan sahibi kişi iman ve salih amelle sarayını dâr-ı bekâda kurmak için gayret sarf eder.

Ârif-i billâh olun!

Serapta susuzluk gidermek için ileriye atılan kimse karnını su yerine toprakla doldurur.

Ne demiş ârif-i billâh olan:

Mâl u mülke olma mağrûr, deme var mı ben gibi

Bir muhâlif yel eser, savurur harman gibi

motif-2

İrfan Mektebi’nden kopmayalım.

Atilla Fikri Ergunakilvefikir.org

Reklamlar

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Connecting to %s