Atilla Fikri Ergun / Yazarlar / Yorum-Analiz

Memleketin Ahvali – Türkiye Nereye Gidiyor?

atilla-fikriergun-köşeTarihi büyülü hale getirmek için çarpıtan dizilerle, içi boş sloganlarla, üst perdeden konuşarak işlerin üstesinden gelemezsiniz. Bu şekilde ne bir diriliş ne bir fetih ne de İslam medeniyetinin ihyası yahut yeniden inşası mümkün olur… Türkiye nereye gidiyor, oturup iyice düşünmek lazım. 

Ahlak, insanî ilişkiler, ilim ve fikir dünyası, sosyal, hukukî ve iktisadî adalet, Türkiye hemen her alanda kriz yaşıyor.

Krizde en büyük pay sahiplerinin ilim ve fikir adamları olduklarını söylersek yanlış yapmış olmayız, zira toplumun düşünce dünyasını olumlu ya da olumsuz onlar şekillendiriyor.

Öncelikle şunu belirtmemiz gerekir ki, ulaşılmaz müstesna şahsiyeti oynayıp halkın arasına karışmaktan imtina eden hoca, âlim, üstat veya entelektüelle işimiz yok bizim, böylelerini adam yerine dahi koymamak icap eder.

İlim ve fikir adamı kendini halktan ayrı, halkın üzerinde görüyorsa ondan topluma hayır gelmez, bunlar genellikle kendilerini “halkı adam etme” makamında gördükleri için entelektüel faşizm icra etmeye yatkındırlar.

İslam medeniyetinde ise ilim ve fikir adamı içtimaîdir, bir diğer ifadeyle kamusal. Kamusal entelektüel amme hizmeti verir, halktan ayrı halkın üzerinde olmadığı gibi, halkın sırtından da geçinmez.

İş adamının iktidar sahiplerine dalkavukluk yapmasını anlayabiliriz, zira sermaye-siyaset ilişkisi genellikle böyledir, İbn-i Haldun’un dediği gibi, genellikle zenginlik ve servete başkalarına -özellikle iktidar sahiplerine- boyun eğip yalakalık edenler sahip olurlar. Ancak ilim ve fikir adamının, sanatçının ve sporcunun iktidar sahiplerine dalkavukluk yapması kabul edilemez. Bunlar gücünü Hak’tan ve halktan almak zorundadır.

Din geçim kaynağı, menfaat kapısı, siyasî ikbal veya parasal çıkar için kullanılmaya müsait bir araç değildir, Allah’a kul olmanın dünyevî karşılık beklenebilecek bir yanı da yoktur, ahiret karşısında dünyevî menfaat dediğimiz şey yok hükmündedir, ihlâs bunu gerektirir. Dinin yağmalanması aksini düşünenlerin sayesinde mümkün oldu, her türlü ahlaksızlık hile-i şer’iyye yoluyla dinî meşruiyet kazandı, bu saatten sonra ortaya çıkan pisliği temizlemeye hiç kimsenin gücü yetmez!

Hoca, âlim, üstat, manevî rehber, öncü-lider vs. pozlarına yatmayı seven mebzul miktarda insan var, ortalık “ilim deryası”, “ahlak abidesi”, “bilgi deposu”, “feraset ve basiret sahibi” kimselerden geçilmiyor. Lafa söze bakacak olursak neredeyse herkes ulvî bir mücadele-mücahede içerisinde. İyi de neden burnuna kadar pisliğe batmış durumda bu ülke?

Tarihte entelektüel siyasetçiler, bilge-filozof liderler, hükümdarlar gelip geçmiştir, siyasetin hizmetine giren entelektüeller ise -ki ilkinden farklıdır- genel olarak tiksintiye sebebiyet vermişlerdir, zira belli bir noktadan itibaren siyasetin hizmetine giren entelektüel, düşünceyi siyasete, hakikati maslahata, dünyalığa, şahsî menfaate vs. kurban eden kimsedir.

Maymunlar topluluğundan farksız olan intelijansiyanın kütüphane ile işi yok; kütüphane objektiflere poz verilirken kullanılan bir fon sadece. Menfaat uğruna politikanın sahtekârlık, yalan, ihanet ve dalkavukluk dolu dolambaçlı yolları intelijansiya için en cazip olanı. Cemil Meriç’in dediği gibi, politika yollardan sadece biri, belki de en aldatıcısı olduğu için en cazibi, mukaddes bir abes. “Bana sorarsan kütüphanene dön, yani kitap ol, aydınlan ve aydınlat” diyor Meriç, lakin Türkiye’de onun bu sözlerinin karşılık bulabileceği entelektüel bir zemin yok.

Necip Fazıl, Sezai Karakoç ve İsmet Özel’in fikirlerinin Türkiye’de kamuoyu oluşturacak şekilde karşılık bulmaması, bu ülkede yaşayan insanların şairlerin tefekkürünü idrakten yoksun olduklarını gösteriyor. Bu topraklardan çıkmış, yetişmiş olan hemen her mütefekkirin gadre uğraması tesadüf değil, en hafif tabirle idrakten yoksun olmanın doğal neticesi. Ne Filibeli’yi anlamak istedi bu millet, ne Süleyman Nazif’i, ne Nurettin Topçu’yu, ne de Cemil Meriç’i. Suçları yerli-millî olmak mı? Âkif dahi henüz anlaşılabilmiş değildir, eğer anlaşılabilmiş olsaydı, Türkiye, millî zaviyesini ve hatt-ı hareketini yitirmemiş olurdu.

Necip Fazıl’ın Büyük Doğu‘sunu, Sezai Karakoç’un Diriliş‘ini, İsmet Özel’in İstiklâl Yürüyüşü‘nü anlayabilmek ithal “aklın” harcı değil, temel kriter bu topraklara ait olmak, derin bir tarih bilincine malik bulunmak ve bu toprakların ilim-irfan-tefekkür mirasından beslenmiş olmaktır. Üç Şair-Üç Mütefekkir yalnız kaldı, çünkü muhatapları zihnî açıdan çoğunlukla buraya ait değillerdi, kendi kafalarında kurguladıkları başka bir tarihin ve daha çok Arap ve Fars kültürünün ürünü idiler ki, Türkiye ithal “aklın” kurgusuna dayanan bu sahte tarihin ve ithal kültürün kurbanı olmak üzere.

Bizim nesil Âkif’in Safahat‘ını okuduğunda Orta 1-2 öğrencisiydi. Cep telefonu-bilgisayar-televizyon şeytan üçgenine sıkışmış şimdiki nesillerden millî şuura sahip olmalarını beklemeyin, dar alanda küresel dünyaya adapte olmuş nesiller onlar.

Şu bir gerçek ki, fikir dünyasında yaşanan kısırlık veya kriz can yakıcı boyuta ulaştı. Gâvuru aşağılamak kolay, bir başka açıdan gerekli de, ancak yüzleşmemiz gereken gerçekler var. Mesela gâvur dediğimiz dünya ile Âlem-i İslam’ı -iki tarafı da hem kendi kaynakları etrafında hem de genel olarak- bilgi ve düşünce üretimi açısından karşılaştırdığımızda Müslüman dünyanın güdük kaldığı açıktır. Müslüman dünyada ilim ve fikir adamı sayısı kaçtır, kitap okuma, kaynaklara vukûfiyet ve araştırma yapma oranı nedir, yılda kaç eser verilmektedir, bütün bunları topladığımızda üstünlük iddiaları boşa çıkar, dolayısıyla demagoji ve hamaset yapıldığı aşikârdır.

Tarihi büyülü hale getirmek için çarpıtan dizilerle, içi boş sloganlarla, üst perdeden konuşarak işlerin üstesinden gelemezsiniz. Bu şekilde ne bir diriliş ne bir fetih ne de İslam medeniyetinin ihyası yahut yeniden inşası mümkün olur.

Bunun yanında modernleşme macerası kanaat ve tevekkül yoksunu bir insan türü var etti. Türkiye’de halinden memnuniyet duyan, Allah’ın verdiği kadarına razı olan, “Bu kadarı bize yeter” diyen, duracağı yeri bilen kaç kişi var? Belki de verilene rıza göstermeyip, daha fazlasını elde etmek uğruna türlü yollara tevessül ettiği için beli doğrulmuyor bu milletin. Devletin tepesinde oturanla sokaktaki sıradan adamın bu açıdan hiçbir farkı yok, biri maharetli, öbürü değil, hepsi bu.

Kanaatkâr imiş gibi görünenlere de aldanmamalı, zira böylelerinin iç dünyalarında ne fırtınalar kopar da amele dökecek güçleri yoktur! Evinde bir tas sıcak çorbayla mutlu olmayıp, bunu şükrüne vesile kılmayan, “Kapitalizm” falan diye ortalığı velveleye veren adam acınacak bir adamdır. Haline şükretmeyenden hayır gelmez, eline fırsat geçse en büyük kapitalist o olur.

Muhafazakâr-İslamcı “aklın” modern dünyaya entegrasyonu Allah’ın farzı imiş gibi algılaması görünürde Müslüman kimliği taşıyıp hakikatte başka bir şey olmak istemesiyle alakalı. Bu ülkenin insanı kendisi olmak istemiyorsa modern dünyaya entegrasyon iyi bir rota, değilse mebzul miktarda müntehirle karşı karşıyayız demektir.

Nitekim modern dünyaya entegrasyonu hedefleyen siyasî “akıl”, “faizin ahlaklı kullanımı”ndan söz edebiliyor. Faiz ve ahlak yan yana gelmeleri mümkün olmayan iki kelime. Faiz, “ahlaklı kullanımı” mümkün olmayan bir sömürü aracı, ahlak ise, Hz. Peygamber tarafından tamamlanan ilkeler manzumesi. Faiz yiyenler, Allah’a ve Resulüne savaş açmışlardır, mesele bu kadar açıktır.

Türkiye’de suç işleme oranı, dolayısıyla hükümlü sayısı da her geçen gün artıyor. Borcunu ödeyemediği için takibata uğrayıp içeri girenlerin sayısı da az değil. Nitekim hükümlü sayısı kapasiteyi aştığı için cezaevlerine ek yatak konulmuş. İroni: İslam medeniyeti için cezaevlerine ek yatak!

Çocuk istismarı ve bilumum cinsel sapkınlıklara dair haberler hiç gündemden düşmüyor. Meselenin derinine inip, arka planını eşeledikçe yaşanan içtimaî facianın boyutları insanı şok ediyor.

Ne yazık ki, memleketin ahvali böyle, Türkiye nereye gidiyor, oturup iyice düşünmek lazım.

Atilla Fikri Ergunakilvefikir.org

Reklamlar

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Connecting to %s