Din / Murat Türker / Yorum-Analiz / İktibaslar

Dinî Değil, Siyasî Bir Proje: Din’de Yenilik Arayışları

dinde-yenilikDin’de reform çabası, insanların Din ile daha sahih bir ilişki kurmalarını değil, tam aksine, Din’in yön vereceği kişilikli fertlerin, küresel döngünün tekerine çomak sokmaya yeltenmesinin önüne geçilebileceği bir sosyal vasatı temin etmeyi amaçlamaktadır.

Prof. Tahsin Görgün’ün fevkalade yerinde tespitiyle başlayalım: “Din’in yeniden yorumlanması, dinî değil siyasî bir meseledir.”

Modern zamanlarda hortlatılan, “Bu Din’i öncekiler hep yanlış anladı; bize doğru diye belletilen her şeyi sil baştan yorumlamalıyız” türü ‘nevzuhur’ yaklaşımların yedeğinde ilerleyen ‘reform’ çabalarının gözden kaçan bir boyutu var: Reform/yeniden yorumlama çabası, modern dayatmayla iyiden iyiye açılmış bulunan, insanlarla Din arasındaki mesafeyi kapatma ve toplum-Din ilişkilerindeki kopukluğu giderme hedefine matuf ortaya çıkmıyor. Bilakis, modern ezberleri şaşmaz-yanılmaz doğrular olarak içselleştiren bakış açısı, Din algısını bu ezber uğruna kanırtarak yozlaştırıyor ve kurulu düzene itiraz geliştirebilecek insanlar, Din anlayışlarının yanlış olduğu ön kabulü üzerinden terbiye edilmeye çalışılıyor.

Reformist söylemin gayretinin ‘daha dindar’ değil de ‘daha modern’ bir toplum meydana getirme yönünde olduğu akılda tutulursa, Din’i sil baştan yorumlama meselesinin neden dinî değil siyasî bir mesele olduğu daha iyi anlaşılacaktır.

Din’de reform çabası (adının böyle konulması bizzat süreci götürenler tarafından reddedilebilmektedir ama onların itirazları, göz önünde olanın bir ‘tecdid’ değil ‘reform’ olduğu gerçeğini değiştirmiyor) insanların Din ile daha sahih bir ilişki kurmalarını değil, tam aksine, Din’in yön vereceği kişilikli fertlerin, küresel döngünün tekerine çomak sokmaya yeltenmesinin önüne geçilebileceği bir sosyal vasatı temin etmeyi amaçlamaktadır.

Mesele, birey ile Din arasında yıkılan köprüleri onararak bir ihya mekanizması meydana getirme meselesi değil, Din sahasını modern ezberlere itiraz üretemeyecek şekilde dizayn etme meselesidir. 14 asır boyunca ümmetin dünyevî-uhrevî tüm meselelerini çözen, hatta bu ümmeti asırlar boyu dünyanın dümeninde tutan Din telakkisinin, uzun tarihî süreçte ilk kez modern zamanlarda bu ölçüde hoyratça sorgulanıyor oluşu bir tesadüf müdür?

Reform yolunun yolcuları, dindarlık kalitemizi mi arttırmaya çalışıyorlar, yoksa egemenlerin arzu ettiği bir din algısına vücut vermeye mi?

Basit bir misal: Bu ümmetin dünyayla ilişkisini düzenlerken hep gündemde tuttuğu kanaat olgusunu tembellik ve miskinlik olarak kodlayan ‘yeni din algısı’, ‘geleneği’ taşa tutarken, müslümanı daha üst düzey bir dindarlık irtifâına mı çağırıyor, yoksa modern tüketim kalıplarının ehl-i din nezdinde meşrulaşacağı bir çözülmenin taşlarını mı döşüyor?

Hangisi?

Kadını her ne şekilde olursa olsun ‘evden sokağa çıkarmaya’ azmetmiş ‘yeni’ diskurun hedefinde daha dindar bir kadın profili olduğuna inanıyor musunuz?

Cevabımız ‘hayır’ ise, fertleri ve toplumu şimdikinden daha dindar hale getirmeyi amaçlamayan hiçbir projenin ‘dinî’ olamayacağını da kabul etmek zorundayız.

Reform sevdalılarının derdi üzüm yemek olsaydı, onlara ikramda bile bulunabilirdik.

Ama kusura bakmasınlar, biiznillah, bağcıyı da dövdürtmeyiz!

Murat Türkermuratturker.net / 04.11.2013

Reklamlar

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Connecting to %s