Sâmiha Ayverdi / Tarih-Kültür / İktibaslar

Türkler Kılıç Oldu, İranlılar Küçüklük Duygusuna Kapıldı

türkler-islamin-kilici-1Türkler İslâm medeniyeti câmiâsına girmekle, İranlılar gibi küçüklük duygusuna kapılmadılar. Üç bin senelik medeniyetlerinin yükü ve ağırlığı ile berâber İslâm dünyâsına göç ederken, asla intibak zahmeti çekmediler… Halbuki, Müslümanlığı kabulden gayrı çâre olmadığını gören İranlılar, sırtlarındaki ağır ve teşrifatlı târih yükü ile bu yeni medeniyet çevresi içine bir türlü rahatça yerleşememişlerdir.

Türkler için İslâmiyet, yalnız bir din değiştirme keyfiyeti değildi. Zîrâ Müslümanlık, bu büyük kavmin siyâsî, iktisadî ve içtimâî şartlarında gerçekleştirdiği tasfiyeli bir kemâl ile ona, yeni, berrak ve mizâcına uygun bir dünyâ görüşünü de beraber getiriyor, böylece de kütleleri, âdil ve müsâvatçı bir üslûp ve nizâma sokuyordu.

Asırlar boyu türlü inanış ve akideyi denemiş olan bu aksiyoncu kavim, artık böyle bir manevî düzen ve istikrarı haketmiş demekti. Nitekim bundan sonra Türkler, yaradılışlarına en uygun düşen İslâm îmânını benimseyerek ona dört elle sarıldılar ve ibâdetgâh etrâfında toplanan siteler medeniyetinin en parlak örneğini verdiler. Türkler İslâm medeniyeti câmiâsına girmekle, İranlılar gibi küçüklük duygusuna kapılmadılar. Üç bin senelik medeniyetlerinin yükü ve ağırlığı ile berâber İslâm dünyâsına göç ederken, asla intibak zahmeti çekmediler; zîrâ bu din değiştirme keyfiyeti, bir tazyik ve baskı neticesinde olmamış, fıtratlarına ve tabîatlerine en muvâfık bir inanışı realize ettiği için bu vahdetçi îmânı, kaftan geçirir gibi sırtlarına takmışlar ve bir daha da çıkarmak şöyle dursun, ona, hiçbir kavmin etmediği ve edemeyeceği hizmeti eylemiş, târih boyunca İslâmî prensiplerin hem kılıcı hem kalkanı olmuşlardır.

Öyle ki Türkler’in Müslümanlıkdan aldıkları hız ve bereket, yalnız dünyâ coğrafyası üstünde İslâm âlemi lehine hudutlarını genişletmekle kalmayarak, içtimâî, iktisâdî, medenî ve kültürel müesseselerinin bütününe şâmil olmuştur. Halbuki, Müslümanlığı kabulden gayrı çâre olmadığını gören İranlılar, sırtlarındaki ağır ve teşrifatlı târih yükü ile bu yeni medeniyet çevresi içine bir türlü rahatça yerleşememişlerdir. Böylece de hiziplere bölünen din yüzünden Türkler, bu şark komşularının mezhep ve medeniyet tazyikini her zaman hisseylemiştir.

Sâmiha Ayverdi, Türk Tarihinde Osmanlı Asırları, Damla Yayınevi, İstanbul, 1993

Reklamlar

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Connecting to %s