Atilla Fikri Ergun / Güncel Siyaset / Siyaset / Yazarlar / Yorum-Analiz

Değil Müslüman Köpek Olmanıza Bile İzin Vermeyecekler!

atilla-fikriergun-köşeİthal İslamcılığın millî olanı düşman bellemesi, Batı’nın bizi kendi dinimizle vurma projesinin doğal sonucu.

(Bu yazının Akıl ve Fikir’e ait bu linkle Facebook’ta paylaşılması engelleme nedeniyle mümkün olmamış, yazar yazıyı kendi şahsına ait blogdan yayınlamak suretiyle Facebook’ta paylaşmıştır) 

Siyasî-ideolojik din anlayışı Türkiye’de İslam’ı İslam olmaktan çıkarıp, onu her türlü gayri meşru kişisel menfaatin yanı sıra bölücülüğün dayanağı haline getirdi. İthal İslamcılık Türkiye’de terörle oynaştı, iş sıkıya binince ithal İslamcıların bir kısmı “vatan millet” edebiyatı yapmaya koyuldu, bir kısmı sustu, bir kısmı ise ihanetini alenen sürdürüyor. Nereden “akıl” devşirdiler? Pakistan’dan, Mısır’dan, İran’dan!

İthal İslamcılığın millî olanı düşman bellemesi, Batı’nın bizi kendi dinimizle vurma projesinin doğal sonucu. Düşman, dine, dine ait kavramlara saldırırken bunu kendisi doğrudan yapmadı, eğer doğrudan yapsaydı ilk andan itibaren şiddetli bir karşılık görecekti, ithal İslamcılığı yapılandırdı ve “tevhid, ümmet, vahdet, uhuvvet” gibi en yüce mefhumları yapılandırdığı unsurlar vasıtasıyla aleyhimize kullandı.

Pakistan’dan, Mısır’dan, İran’dan “İslamî” fikir tercümesinin altında yatan da budur. Millî olma, kozmopolit ol; mezhebi bırak, Ehl-i Sünnet deme, mezhepsiz ol; Türk deme, vatan deme, bayrak deme, “evrensel olan”dan bahset; ayrılıkçı unsurlar aslında “mazlumlar”dır, onlarla kol kola gir… İşte ithal İslamcılığın Türkiye’de yaptığı budur.

İthal İslamcıya Türklükten söz ederseniz sizi cahiliyeye mensup olmakla ve ırkçılıkla itham eder, köksüzdür ve sırf bu nedenle Türk’ün bin yıldır Müslüman anlamına geldiği ve üst kimlik teşkil ettiği gerçeği ona ağır gelir, hemen Araplıktan, Kürtlükten, Acemlikten dem vurmaya başlar.

Bu topraklara Türkiye denilmesi de aynı şekilde ona ağır gelir, ithal İslamcı, gâvurun bu topraklara ‘Müslüman Yurdu’ anlamında ‘Türkiye’ dediğini, Latince kaynaklarda dahi bu toprakların ‘Türkiye’ olarak geçtiğini bilmeyecek derecede cahildir. Nereye geliyoruz? Türk’ün ve Türklüğün karşısında olanın aslında İslam’ın ve İslamlığın karşısında olduğu gerçeğine!

Evvelen: “İslamî mücadele”, ithal İslamcının dilinden düşmeyen, sahtekârlıkla dolu bir söylemdir. Anti-Türk karakter taşıyan “İslamî mücadele” gâvurların dizayn ettiği bir mücadeledir, sözde evrenseldir, kozmopolitizmi küreselleşmenin, küreselleşme ideolojisinin emellerine hizmet eder. Üçüncü bin yılda hedefteki kilit ülke Türkiye, kilit kimlik Türk’tür. Türk’ün ve Türkiye’nin bitirilmesi halinde hepimizin üzerine tastamam işemiş olacaklar. İşte ithal İslamcılık bu işin taşeronudur.

Dolayısıyla Türk Milleti’ne intisap etmeyi ve Millî İslamcı olmayı reddeden ithal İslamcı unsurların taşeronluğundan şüphe etmemek icap eder. Parçası oldukları proje ihanet, hırsızlık ve bölücülük üzerine kurulu, bin yıllık tarih, kimlik ve kültüre saldırmalarının başka bir nedeni yok.

Sâniyen: “Evrensel İslamî kimlik” diye bir şey yoktur, bu tamamen ithal İslamcıların uydurmasıdır ve ancak “Amerikalı ve Avrupalı Müslüman kimliğinin” icadına yaramıştır. “Amerikalı, Avrupalı Müslüman kimliğinin” dünya sistemi için hiçbir mahzuru yoktur, İslam-Türk’ün olmadığı yerde dünya sistemi onları köpek yerine bile koymaz! Tarih okuyan herkes bunu bilir, İslam-Türk’ün etkin olmadığı yahut elini ayağını çektiği her yerde anasır-ı İslam mahv u perişan olmuştur.

Ömer Yılmaz’ın ifadesiyle, Türk Milleti’ni ağızlarına almayanlar, Türk Milleti demeyenler, diyemeyenler, gâvurların işbirlikçisidir. Türk ismi-Türk Milleti tanımı silindiği andan itibaren dünya sistemi burada “Müslüman’ım” diye ortalıkta gezinenlerin değil Müslüman köpek olmalarına bile izin vermeyecektir, onlar ancak küresel tağutlara kulluk kölelik eden domuzlar ve maymunlar olarak yaşayabilecektir.

Dünya sisteminin çanak yalayıcısı olmakta hiçbir beis görmeyenlerin, efendilerinin önlerine attığı kemikleri sıyırmaktan ar etmeyenlerin, vatanı rahatça satıp milleti zelil etmelerinin önündeki tek engel İslam-Türk’tür. İslam-Türk’ün hitâmı, İslam sancağının bir daha tarih sahnesinde görünmemek üzere paçavraya çevrilmesi demektir. Onun için herkesin aklını başına devşirme zamanı gelmiştir!

Sâlisen: Tevhid sancağı, şekli, rengi (şühedâ kanı) ve anlamıyla, ithal İslamcıların yıllar yılı nefret duya geldikleri ay yıldızlı al sancaktır. Hz. Peygamber’in Kutsal Emanetler’de bulunan sancak-ı şerifi, ifade ettiği anlam ve tarihî işlevi itibariyle ay yıldızlı al sancakta mündemiçtir. Bu sancağın gölgesi altında yaşamak istemeyenlerin, onu bertaraf etmek isteyenlerin asıl derdi İslam’ın kendisiyle ve İslam-Türk iledir; hevesleri kursaklarında kalacak!

Râbian: Vatan yoksa din de yoktur, hiçbir şey de yoktur, herkes bunu aklının bir köşesine yazsın! Önce vatan! Önce bir vatanın olacak ki, yaşayasın! Yoksa… Yoksa esir, köle yahut mülteci durumuna düşersiniz, size olmadık şekilde muamele ederler, örneğin koca bir şehrin meydanında önünüze bozuk para atıp eğlenirler, siz de bozuk paraların peşinden koşturursunuz.

Hâmisen: “Türkiye milleti” tanımlaması tam olarak uyduruklar uyduruğudur. Ne coğrafyanın ne de milletin ismi değişecektir, ‘Türkiye’ ve ‘Türk Milleti’ ibarelerini kaldırmaya yahut değiştirmeye hiç kimsenin gücü yetmeyecektir, değiştirmeye yeltenen de kendini tarihin çöplüğünde bulacaktır.

***

Gelelim 7 Haziran sonrası süreçte “vatan millet” edebiyatı yapan İslamcılara.

Daha düne kadar “açılım süreci” denen pespayeliği destekliyordunuz. Cemaat’le iş tutulurken hiç itiraz etmediniz, ne istemişlerdi de verilmemişti ki; yargıyı verdiniz, ortada hukuk bırakmadınız, yaş kuru hiçbir ayrım yapılmaksızın CIA operasyonuyla ordu toptan derdest edilirken zevkten dört köşe idiniz.

“Çözüm süreci” denen pespayeliğe alkış tutan, hapisteki terör örgütü liderinin doğum gününü kutlayan kokona “tesettürlü” yazar müsveddelerini okudunuz. Hayal âleminde “İslam medeniyetini ihya yahut yeniden inşa eden” slogancıları baş tacı yaptınız. Liberallerle bir oldunuz.

ABD’nin gazına gelip Suriye’de bir oyunun içine girdiniz ve müttefikiniz tarafından satıldınız. “One minute” buhar oldu, şimdi İsrail’e ihtiyacınız var, aynı yazar müsveddeleri onu da “makul bir propaganda” ile size kabul ettirdiler.

Kısacası, siz her yalana kulak verdiniz, her yanlış işi desteklediniz, herkesle her haltı yediniz, şimdi utanmadan “vatan millet” edebiyatı yapıyorsunuz.

“ABD ile ‘Büyük Ortadoğu’ olmaz, terörle müzakere olmaz, Suriye politikası yanlış, 2,5 milyon mülteci olmaz, istihbaratçısı, bombacısı, suikastçısı buraya doluşur” denildi, yandaşlar, üstelik bir kez dahi olsun aynaya bakma ihtiyacı duymadan herkesi “hain” ve “satılmış” ilan ettiler. Şimdi “birlik beraberlik” türküleri söylüyorlar. Hoş o da iktidarın selameti için.

Geçti Bor’un pazarı! 9 ayda -3’ü başkentte olmak üzere- 4 şehirde 6 bomba patladı, Güneydoğu’da şehirler viraneye döndü, her gün şehid haberi geliyor, meydanlarda, servis araçlarında, otobüslerde insanlar ölüyor. “Birlik beraberlik”; dağdan inen teröristleri sınır kapısında karşılarken başka bir “birlik beraberlik” vardı, şimdi vatan millet namına “birlik beraberlik” oldu. Her işiniz ahmakça, yaptığınız her işin sonunda bin bir türlü rezalet ortaya çıkıyor.

Anladık, iktidar koltuğuna yapıştınız, o koltuğu ebedî mülkünüz zannediyorsunuz, gitmek istemiyorsunuz, Anayasa, kanun, hukuk tanımıyorsunuz, dış baskı, müdahale, dış destekli bir darbe vs. sonucu gitmeyin zaten, gidecekseniz millet iradesiyle gidin.

Yalnız; iktidarınız işini doğru yapsın, İzmit Körfez geçişi asma köprüsünde halatın kopmasından kendisini sorumlu tutan Japon mühendis intihar etti, aman sizden kimse intihar etmesin, sadece işlerini doğru düzgün yapamayan, içişlerinden, istihbarattan ve güvenlikten sorumlu kişilerin yerine doğru düzgün adamlar getirilsin ya da o makamlarda oturanlar bir zahmet koltuklarını ehliyet ve liyakat sahibi kişilere bıraksınlar, olur mu?

Son olarak; ta en başından Suriye politikasının yanlış olduğunu söyledik lakin gelinen noktada yapacak başka bir şey kalmadı, geri dönülmez bir yola girildiği için son iki yıldır bu konuda iktidarınızı destekliyoruz. Suriye’ye girip güvenli bölge oluşturulacaksa iktidarınız bunu bir an önce yapsın, yok yapmayacaksa oturup kiminle anlaşıyorsa anlaşsın, ülkenin başını daha büyük belalara sokmasın!

Atilla Fikri Ergunakilvefikir.org

Reklamlar

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Connecting to %s