Durmuş Hocaoğlu / Felsefe-Düşünce / İktibaslar

Gladio Kültürü, Vendetta Kültürü ve Türkler

turkler-1Şark’ta Alp’lik, Garp’ta Şövalyelik, gladiatorluktan gelir, yine bunun içindir ki gladiator pusu kurmaz, kin tutmaz ve onun için de “kin hâfızası” yoktur; öldürecekse ve sâdece açık düşmanı kim ise onu ve alenî olarak öldürür, bu öldürmenin de bir hakkın gereği olduğuna inandığı için, gizlice, arkadan vurarak değil, herkesin önünde öldürür; çoluk-çocuğuna, âilesine ilişmez…

(Aşağıda okuyacağınız yazı nihai olarak noktalanmamakta, daha sonra kaleme alınan beş ayrı yazıyla tamamlanmaktadır, ilgili yazıların linkleri yazının sonunda verilmiştir)

Gladio Kültürü’nün nevi şahsına münhasır meziyetleri vardır: Mertlik, cengâverlik, ahde vefâ, meşrû bir gerekçeye müstenîden ve yüzden vuruşma, arkadan vurmama, düşene, aman dileyene, teslim olana vurmama gibi. Çünkü Gladio –yâni Kılıç– bunu gerektirir ve bunun için, gladiator, sıkı ve sert dövüşür, ama âdildir; nitekim Şark’ta Alp’lik, Garp’ta Şövalyelik, gladiatorluktan gelir, yine bunun içindir ki gladiator pusu kurmaz, kin tutmaz ve onun için de “kin hâfızası” yoktur; öldürecekse ve sâdece açık düşmanı kim ise onu ve alenî olarak öldürür, bu öldürmenin de bir hakkın gereği olduğuna inandığı için, gizlice, arkadan vurarak değil, herkesin önünde öldürür; çoluk-çocuğuna, âilesine ilişmez ve bu sebepledir ki gladio kültüründe cinâyet ve kan dâvâsı gibi müstekreh an’aneler yer tutmaz; gladiatorlar cemiyetinden asker çıkar, ordu çıkar, fâtihler, cihangirler çıkar; gladiatorlar cemiyeti, imparatorluklar kurar – sâhici imparatorluk tabiî, koloni imparatorluğu değil.

Vendetta Kültürü’ne gelince: Vendettor, ismiyle müsemmâ, “müntakîm”dir; yâni intikam alıcı. Vendettorlar arasında farklar olmakla birlikte hemen bütün vendettorlar, gladiatorların mertlik, cengâverlik, ahde vefâ, meşrû bir gerekçeye müstenîden ve yüzden vuruşma, arkadan vurmama, düşene, aman dileyene, teslim olana vurmama gibi temel ahlâkî prensiplerini ihlâl ederler; zîra, transandantal ahlâkî prensipleri yoktur; mert değil, hîlekârdırlar, ahde vefâyı zararlı bir alışkanlık olarak görürler, meşrû gerekçeleri -transandantal ahlâkî prensipleri bulunmadığından ötürü- kör nefsleridir ve meşrûiyetlerini de her vakit kuvvetlerine dayandırırlar ve bunun için de güce taparlar; hîlekâr, entrikacı oldukları için yüzden vuruşma yerine arkadan vurmayı tercîh ederler. Gücü asıl meşrûiyet kaynağı olarak aldıkları, güce taptıkları ve transandantal ahlâkî prensipleri bulunmadığı için, vendettorlar, güçlü gladiatorlar önünde eğilirler; eğilmekten küçüklük hissi duymazlar – zâten küçüktürler de aslında.

Vendettorlar arasında farklar bulunduğunu söylemiştik; bir kısım vendettorlar –ki bunlara Anakronik Vendettorlar diyebiliriz– düpedüz, basbayağı eşkıyâdırlar. Esas olarak, Dağlılar ve Çöllüler –bedevîler– şeklinde ikiye ayrılabilecek olan ve zamanın buzdolabında donmuş tarih kaçkınları gibi beşerî gelişmelerden nasiplenmeden günümüze de aynen intikal etmiş gibi duran bir kısım anakronik cemiyetlerde görülen bu kültür, hâlisüddem eşkıyâlık kültürüdür; eşkıyada, transandantal ahlâkî prensip hiç yoktur ve bunun için de mertlik, cengâverlik, ahde vefâ, yüzden vuruşmadan bîhaberdir; arkadan vurur, pusu kurar, cinâyet ve kan dâvâsı san’atıdır; gladiator kılıç kullanır, anakronik vendettor ise kama veya hançer – çünkü bu ikisi pusu silâhıdır; düşmanını gözüne kestiremezse, âilesine, çoluk-çocuğuna yönelir veya gece uyurken evini yakar; ancak, gladiatorun gücünü görünce de eğilir, ayaklarının tozunu yalar vesâire; fakat, beri yandan, eşkıyâ kültüründen asker çıkmadığı için devlet olamazlar -olsalar da, ancak, gerçek bir devletin kuklası ve tetikçisi olurlar- ve gladiatorlar ile her karşılaşmalarında hemen dâimâ onlar tarafından mağlûp edilir ve hükmü altına girerler; Haldûn’un, “hadârîler bedevîleri dâimâ mağlûp eder” derken kastettiği de aynıyla budur.

Gladiatorlar, vendettorlardan şahsen korkarlar, cemiyet olarak değil; cemiyet olarak korkmazlar, çünkü yukarıda bahsettiğimiz üzere, askerler cemiyeti eşkıyâlar cemiyetini dâimâ mağlûp eder ve ona hükmeder; ancak şahsen korkarlar, çünkü karşısındaki bir eşkıyâdır. Bu, şu demektir: Düşmanınız bir gladiator ise korkmayınız, derdi yalnız sizinledir ve açık dövüşür; kendinizi sakınınız, ama korkmayınız; lâkin bir vendettor ise korkunuz, çünkü o bir eşkıyâdır, şimdi yüzünüze gülmekte olabilir, ama, belki de sizi, mescitte secdeye giderken arkadan kafanıza kurşun sıkarak öldürecek veya okula giden sabînizi kaçırarak hem kirletecek hem de boynunu kırarak katledecektir – bunu da yapabilir, eşkıyânın nâmûsu olmaz.

***

Gladiatorların cemiyet olarak asıl olarak korkmaları gereken başka bir vendettorlar cemiyeti türüdür: Anakronik Vendettorlar’dan farklı olarak, dağlı veya çöllü değil şehirli ve medenî olan bu vendettorların cemiyeti ile karşılaştıklarında, Gladiatorlar cemiyetinin meziyetleri, öldürücü zaaflara dönüşmeye başlar.

***

İşte Türkler böyledir.

Türkler, gladiatorlar cemiyetidir ve Anakronik Vendettorlar’ı her zaman mağlûp ve onlara hükmederler; ancak, bu ikinci tür vendettorlar ile karşılaşmalarında…

Durmuş HocaoğluYeniçağ gazetesi, 04.07.2008

durmushocaoglu.com

İlgili Yazılar:

1- Türkler ve Sofistler:

http://www.durmushocaoglu.com/dh/yazi.asp?yid=5318658

2- Sofistikasyon, Bir Devletin Tepesindeki Adamın Devleti Soymasına Benzer; Onun için, Ciddiye Alınmalıdır

http://www.durmushocaoglu.com/dh/yazi.asp?yid=5321316

3- Sofistikasyon Her Hâliyle İnce ve Ciddî Bir Mevzûdur:

http://www.durmushocaoglu.com/dh/yazi.asp?yid=5323974

4- Sofistikasyon, Sofistike Vendettorlar ve Türkler:

http://www.durmushocaoglu.com/dh/yazi.asp?yid=5326632

5- Türkler Tabiî ki Bir ‘Millet’; Ama Yine de Bir Problem Var

http://www.durmushocaoglu.com/dh/yazi.asp?yid=5329290

Reklamlar

One thought on “Gladio Kültürü, Vendetta Kültürü ve Türkler

  1. Keşke yaşasaydı da kendilerinden daha fazla istifade etseydik dediğim bir kaç adamdan biridir Durmuş hoca, Kemal Tahir gibi, İdris Küçükömer gibi, Hikmet Kıvılcımlı gibi, Erol Güngör gibi… Durmuş Hoca şövalyeliği bize has kılmaya çalışmış ama pek de öyle değil, tersi daha çok geçerli bu taraflarda. Çetin Altan’da yazmıştı bu meseleyi, doğu eşkiya, batı şövalye ruhu taşır diyordu. Bizim cenah çok bozulur bu değerlendirmeye amma işi duygusallıktan çıkartıp hakikate yoğunlaşınca fark edilir… Müslüman için geçerli olan değerler ve davranışlar her zaman biz de “Müslümanız” diyen milletler için geçerli olmuyor maalesef…

    Beğen

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Connecting to %s