Ali Tarık Parlakışık / Din / Yazarlar

Hanefi Mezhebi (4) – Mezhebin İçtihad Külliyatında Müşterek Görünümler

ali-tarik-parlakişikHanefi Mezhebi’nin fıkıh örgüsü, içtihad külliyatı, umumi görünümü müşterektir. Usul, kavaid, istinbat yolları, umumi hikemiyat Ebu Hanife’ye aittir. Usul, kavaid, istinbat yolları ve umumi hikemiyat, Hanefi Mezhebi’nin mihenk taşlarıdır.

VI.

Hanefi literatürde “Şeyhayn” terimi Ebu Hanife ve Ebu Yusuf’a, “Tarafeyn” terimi Ebu Hanife ve Muhammed b. Hasan eş-Şeybani’ye, “İmameyn (Sahibeyn)” terimi Ebu Yusuf ve Muhammed b. Hasan eş-Şeybani’ye, “Eimmetü’s-Selase” terimi ise Ebu Hanife, Ebu Yusuf ve Muhammed b. Hasan eş-Şeybani’nin üçüne birden işaret eder.

İmdi… Hanefi Mezhebi’nin fıkhi görünümlerinde Ebu Hanife’nin haricinde Ebu Yusuf ve Muhammed b. Hasan eş-Şeybani’nin büyük payları vardır. Maliki, Şafii, Hanbeli mezheplerinde olmadığı kadar Hanefi Mezhebi’nde Ebu Hanife’nin verdiği fetva, içtihad ve reylerin üzerine farklı fetva, içtihad ve reyler mevcuttur. Ebu Hanife ile İmameyn arasında ihtilaflı birçok mesele vardır. Mübalağa etmeden, yerinde bir tabirle ifade edecek olursak; Ebu Yusuf ve Muhammed b. Hasan eş-Şeybani’nin içtihadi havsalalarında Hanefi Mezhebi buudundan ‘kurucu liderlik’ vardır.

Hanefi Mezhebi’nin müşterek karakteri ile ilgili yukarıdaki ifadeler mevzuumuz için belirtilmesi gereken birkaç ifade olarak yerini aldı. Buradan rahatlıkla devam edebiliriz…

Şöyle ki…

Ebu Hanife’nin dost-arkadaş-talebe ilişkisi bağlamında oğlu Hammad b. Ebu Hanife’den, Talha b. Muhammed b. Cafer’den ve farklı eserlerde gelen birkaç işaret var ve bu işaretler, üzerinde bulunduğumuz mevzuu hakkında mühim işaretlerdir. Peş peşe ve sırayla nazar edelim şimdi…

Bir rivayette Hammad b. Ebu Hanife, babasının arkadaşlarını on kişi olarak belirtiyor ve şu isimleri sıralıyor: Ebu Yusuf, Züfer b. Hüzeyl, Esed b. Amr, El-Beceli, el-Udi, Davut et-Tai, Kasım b. Ma’n, el-Mesud, Ali b. Mesher, Yahya b. Zekeriyya, Hibban, Ebu Mendel.

Bu isimlerin Ebu Hanife ile dostluk ve talebelik ilişkilerinin olduğu aşikâr. Burada Muhammed b. Hasan eş-Şeybani’nin isminin geçmiyor oluşu ilk anda bir sualin tekevvün etme sebebi. Muhammed b. Hasan eş-Şeybani’nin isminin buradan geçmemesi ile ilgili bu noktayı kurcalayacağız lakin bu rivayetin dışındaki başka rivayetlerde aşağıdaki isimler geçiyor ve orada Muhammed b. Hasan eş-Şeybani’nin ismi de mevcut.

Hafs b. Gıyas, Huld el-Vasifi, Abdullah b. el-Mubarek, Hüşeym b. Beiri, Nevze b. Halife, Abdurrezzak b. Hemmam, Amr b. Muhammed, Abbad b. el-Evvam, Yezid b. Harun, Ali b. Asım, Yahya b. Nasr b. Hacib, Muhammed b. Hasan eş-Şeybani, İbn-i Halife, Ebu Abdurrahman el-Mukri, Hasan b. Ziyad el-Lü’lüi, Hammad b. Ebu Hanife.

Evet, bu noktada yukarıdaki iki rivayetten yola çıkarak birkaç tespitte bulunup vakıayı yerli yerine oturtmamız gerekir.

İlk rivayeti bildiren Ebu Hanife’nin oğlu Hammad b. Ebu Hanife’dir ve bu rivayette Muhammed b. Hasan eş-Şeybani’nin ismi, ikinci rivayette ise, Ebu Hanife ile gerek talebelik gerekse arkadaşlık-dostluk ilişkisi ileri seviyede bulunan Abdullah b. Mübarek, Hasan b. Ziyad el-Lü’lüi gibi isimler bulunmuyor.

İkinci rivayeti ise Hammad b. Ebu Hanife bildirmiyor, rivayet, farklı eserlerde bildirenin ismi belirtilmeden geçiyor, Hammad b. Ebu Hanife’nin ismi geçiyor, Muhammed b. Hasan eş-Şeybani’nin ismi geçiyor, Abdullah b. Mübarek, Hasan b. Ziyad el-Lü’lüi’nin isimleri geçiyor.

Bu verilerden yola çıkarak, şu yorumları yapabiliriz;

– Muhammed b. Hasan eş-Şeybani, Ebu Hanife’nin vefatına kadar dört veya beş yıl gibi bir süre talebelik yaptığına göre, ikinci rivayet geç bir dönemde veya vefatından sonra bildirilmiştir. İkinci rivayette Hammad b. Ebu Hanife’nin isminin geçiyor olması da bu durumu destekler. İlk rivayetin ise erken bir dönemde belirtildiği (veya ilk rivayette erken bir döneme işaret edildiği) kesindir.

– Hammad b. Ebu Hanife’nin isminin ikinci rivayette yer almıyor oluşunda; ikinci rivayetin Ebu Hanife’nin arkadaşları olarak değil, talebeleri olarak zikredilmiş olma ihtimalini tek bırakıyor.

– Aşikâr ki, ilk rivayet erken bir dönemde zikredilmiştir. Rivayetin zikredildiği zamanda rivayette ismi geçenlerin Ebu Hanife’yle arkadaşlıkları değil, talebelik vasıfları öndedir.

– İkinci rivayetteki isimler de Ebu Hanife’ye talebeliğin yanında ilmi yeterliliğe sahip olsalar gerek.

İlk iki rivayette ismi geçen Ebu Yusuf, Muhammed b. Hasan eş-Şeybani ve Hasan b. Ziyad’ın isimleri fıkhi/mezhebi açıdan mühim isimlerdir.

Burada bir noktanın daha altını çizmemiz gerekiyor: “Ashab-ı Ebu Hanife” denilerek işaret edilen isimler çoğu yerde Ebu Hanife’ye talebe olarak nispet edilmektedir. Tabii burada da mektebi devamlılık esas olsa gerek.

Devamla üzerinde duracağımız meseleler, yukarıdakilere göre biraz daha farklı olacak.

Yine Hammad b. Ebu Hanife’den rivayet edildiğine göre, Ebu Hanife dedi ki: “Benim arkadaşlarım 36 kişidir. Onlardan 28’i Kadı, 6’sı Müftü olmaya layıktır. Onlar arasında iki kişi vardır ki, bunlar Kadı ve Müftü yetiştirecek birikime sahiptir.”

Burada son kısımda “iki kişi” diye işaret edilenler “benim arkadaşlarım” sınıfının içerisinde ilmi olarak en üstte olsalar gerektir. Çünkü bazıları için Kadılık, bazıları için Müftülük layık görülürken, ikisi için Kadı ve Müftü yetiştirebilme ehliyeti takdir ediliyor. Farklı rivayetlerde bu “iki kişi” ile Ebu Yusuf ve Züfer b. Hüzeyl’e işaret edildiği geçer. Ebu Yusuf’un iki kişiden biri olduğu aşikârdır. Ebu Yusuf’un, Ebu Hanife’ye talebelik yaptığı ve henüz ilmi olgunluğa ulaşmadığı bir devirde kendi ders halkasını kurmaya heveslendiği ve muhitine toplanan insanların suallerine cevaplar verdiği, buna karşın Ebu Hanife’nin, birisine birtakım fıkhi sualler verip, bunları Ebu Yusuf’a sormasını istediğini, bu sualler karşısında tıkanan Ebu Yusuf’un, suallerin Ebu Hanife’den geldiğini anlayıp, onun dizinin dibine geri döndüğü bilinen bir olaydır. Bu olay, hem Ebu Yusuf’taki ilmi iştiyakı gösterir hem de Ebu Hanife’nin Ebu Yusuf’u umumi olarak kontrol ettiğine bir misal teşkil eder. Züfer b. Hüzeyl de fıkhi derinliği buudundan Ebu Hanife’nin önde gelen talebelerindendir. Hatta Ebu Yusuf’a yapılan Kadılık teklifinin önce Züfer b. Hüzeyl’e yapıldığını biliyoruz. Muhammed b. Hasan eş-Şeybani’nin kendisi ve eserleri Hanefi Mezhebi açısından ehemmiyeti haiz olsa dahi onun Ebu Hanife’nin işaret ettiği “iki kişi”den biri olma ihtimali yoktur. Muhammed b. Hasan eş-Şeybani’nin Hanefi Mezhebi için ehemmiyeti Ebu Hanife’nin vefatından sonradır.

Şimdi de Muhammed b. Cafer’in şu sözüne dikkat kesilelim:

“Ebu Yusuf’un adı meşhurdur, fazileti zahirdir. O, Ebu Hanife’nin arkadaşıdır, asrının en fakih kişisidir, zamanında ona hiç kimse takaddüm edememiştir. İlim ve hikmette, riyaset ve şerefte son idi. Ebu Hanife’nin mezhebi üzerine fıkıh usulünde kitaplar yazan, çeşitli meseleleri imla eden ve neşreden, Ebu Hanife’nin ilmini çeşitli ülkelere yayan ilk kişi o idi.”

Ebu Yusuf’un Baş Kadılık yapması (Kadi’l-Kudat olması) hasebiyle farklı coğrafyalarda vazife yapacak Kadıların tayininde Hanefi âlimlerini vazifelendirmesi, hukuki işlemlerde Hanefi fıkhını yürürlüğe koyması gibi hususiyetler, “Ebu Hanife’nin ilmini çeşitli ülkelere yayan ilk kişi o idi” denmesini sağlamıştır. Mesela, Ebu Hanife’nin fıkıh esasları üzerine fıkhi hükümler belirten usuli/metodolojik veriler, Ebu Yusuf’un elinde tekevvün etmiştir. Muhammed b. Hasan eş-Şeybani’nin ehemmiyeti ise, derli toplu fıkıh eserlerinin onun elinde tekevvün etmesidir.

Farklı bir mesele ile mevzuumuza devam edelim şimdi…

Fukahanın tabakaları, farklı mezheplerde farklı şekilde düzenlenmiştir. Hanefilerin fukaha tabakaları umumi olarak 7 sınıfa tefrik olunmuştur. Bizim esas alacağımız tabakalandırma, İbn-i Kemal’in usulündeki tabakalandırmadır:

1) Mutlak Müçtehid

2) Mezhepte Müçtehid – Müntesip Müçtehid

3) Meselelerde Müçtehid

4) Tahriç Erbabı

5) Tercih Erbabı

6) Temyiz Erbabı

7) Mukallid-i Mahz

İlk iki tabakayı daha sonra ele alacağımız belirterek, önce son beş tabakaya kısaca değinelim.

Meselelerde Müçtehid: Mezhebin usulüne göre, mezhep imamlarının üzerinde herhangi bir içtihadı, reyi olmayan meselelerde içtihad edip, rey beyan eder, fetva verirler. Fahru’l-İslam Pezdevi, Şemsü’l-Eimme Serahsi, Şemsü’l-Eimme Halvani bu tabakaya misal olarak verilebilirler.

Tahriç Erbabı: Mezhepte verilmiş hükümleri, bu hükümlerin birden fazla şekilde farklı olarak anlaşılma ihtimalini ortadan kaldırabilecek şekilde izah edebilen, ilmi liyakane malik, mezhebin kavaid ve usulüne hâkim âlimlerdir. Cessas ve Ebu Abdillah Cürcani bu tabakaya misal olarak verilebilirler.

Tercih Erbabı: Bu tabakadaki âlimler, delillere nazar ederek, mevcut kavillerden herhangi birini tercih edip, öne çıkarabilme salahiyetine maliktir. Mezhepteki farklı görüşlere hâkimdirler, örfe göre halkın ihtiyacı için daha uygun olanı seçerler. Kuduri, Merginani ve İbn-i Hümam bu tabakaya misal olarak verilebilirler.

Temyiz Erbabı: Mezhepteki mevcut kavilleri, reyleri, birbirine muhalif içtihadları birbirinden tefrik etme hususunda ehliyetlidirler. İçtihad etmezler. “Zahirü’r-rivaye” ve “nevadir”lere hâkimdirler. Mavsıli, Tacu’ş-Şeria Mahmud Buhari ve İbn-i Saati bu tabakaya misal olarak verilebilirler.

Mukallid-i Mahz: Bu tabakadakiler mukallittirler; yalnız mezhepteki her nevi içtihatları, fetvaları, reyleri, kavilleri, yorumları delilleriyle bilirler. Eserlerinde farklı içtihadların farklı yorumları mevcuttur. İbn-i Abidin ve Tahavi bu tabakaya misal olarak verilebilirler.

Mutlak Müçtehid ve Mezhepte Müçtehid tabakaları kaldı geriye… Bu iki tabakadaki müçtehid ve muhite değindiğimizde Hanefi Mezhebi’nin müşterek yapısına biraz daha yaklaşmış olacağız.

Mutlak Müçtehid: Bu tabakaya giren müçtehidler, ahkâm istinbat eden, usul ve kavaidi kendi fıkhi telakkilerinden neş’et ederek hazırlayan, usul ve füruda bir başka müçtehidi taklit etmeyen müçtehidlerdir.

Mezhepte Müçtehid: Bu müçtehidler de ahkâm istinbatı salahiyetine malik, tabi oldukları mezhep imamının içtihad yoluna bağlı müçtehidlerdir. Bu müçtehidler, usul ve kavaidde mezhep imamına bağlıdırlar. Mutlak müçtehide misal olarak Ebu Hanife, mezhepte müçtehide misal olarak ise, Ebu Yusuf, Muhammed b. Hasan eş-Şeybani, Züfer b. Hüzeyl ve Hasan b. Ziyad verilebilir.

Girişte belirttiğimiz üzere, Hanefi literatüründe Şeyhayn, Tarafeyn, İmameyn (Sahibeyn) ve Eimmetü’s-Selase terimleri ile -kullanıldıkları yere göre- Ebu Hanife, Ebu Yusuf ve Muhammed b. Hasan eş-Şeybani kast edilmiştir. Bu isimlendirmeden dolayı olacak ki, Ebu Yusuf ve Muhammed b. Hasan eş-Şeybani de, Hanefi Mezhebi’nin kurucu imamlarından sayılmışlardır. Tabii bu nokta içtihadları ve içtihadlarıının görünümleri birbirine paraleldir.

Burada vurgulanmak istediğimiz şey şu ki, bazı fıkıhçılar, Ebu Yusuf ve Muhammed b.Hasan eş-Şeybani’yi de mutlak müçtehid olarak kabul etmişlerdir. Peki, buna neye göre karar vermişlerdir.

İbn-i Hazm, Şemsü’l-Eimme Serahsi ve Şah Veliyullah Dehlevi; Ebu Yusuf ve Muhammed b. Hasan eş-Şeybani’yi mutlak müçtehid olarak kabul edenlere misal olarak zikredilebilir. İbn-i Kayyim el-Cevziyye, İbn-Kemal ve İbn-i Abidin; Ebu Yusuf ve Muhammed b. Hasan eş-Şeybani’yi mezhepte müçtehid olarak kabul edenlere misal olarak zikredilebilir.

Gerek Ebu Yusuf ve Muhammed b . Hasan eş-Şeybani’nin eserlerinde gerekse diğer tabakalardaki Hanefi fıkıhçıların Hanefi fıkhını yansıtan eserlerinde olsun, Ebu Yusuf’un ve Muhammed b. Hasan eş-Şeybani’nin Ebu Hanife’ye muhalif olan reyleri yer alır.

Bu manada diyebiliriz ki, Ebu Hanife ile İmameyn’in ihtilaflı oldukları meseleler üstü örtülmüş değildir, aşikârdır. Hemen hemen bütün Hanefi fıkhı eserlerinde Ebu Hanife’nin görüşünün yanında Ebu Yusuf ve Muhammed b. Hasan eş-Şeybani’nin görüşleri de belirtilir. Bu durumun membaı, Ebu Hanife’nin usul/metodoloji, fıkıh, ders metodu ile ilgili takip ettiği çizgi ve tabii olarak Hanefi Mezhebi’nin paradigmasıdır. Ebu Yusuf’un, Ebu Hanife’nin ders halkasının kâtipliğini yaptığı bir devrede, bir mesele üzerinde konuşulurken söylenenleri kayda geçirdiği sırada, Ebu Hanife’nin, Ebu Yusuf’a “Benden her duyduğunu yazma, ben bugün böyle tefekkür ederim, yarın başka tefekkür ederim” mealindeki ihtarı, şu anda bize destek olacak ve önümüzü aydınlatacak bir ihtardır.

Diğer taraftan Ebu Yusuf ve Muhammed b. Hasan eş-Şeybani’yi mutlak müçtehid olarak kabul eden Şemsü’l-Eimme Serahsi, Muhammed b. Hasan eş-Şeybani’nin “el-Asl” isimli eserine hacimli sayılabilecek bir şerh yazmış, böylece “Mebsut” adlı eseri telif etmiştir. Kimileri Mebsut’un, Hakimü’ş-Şehid’in el-;Asl’a dair yaptığı muhtasar çalışmanın şerhi olduğunu belirtse de, Şemsü’l-Eimme Serahsi’nin Mebsut’unun diyalektiği el-Asl’dan neşet eder. Şemsü’l-Eimme Serahsi’nin Mebsut’u, Muhammed b. Hasan eş-Şeybani’nin Hanefi Mezhebi içerisindeki konumu hakkında da bu manda bize bilgi verir.

Ebu Yusuf ve Muhammed b. Hasan eş-Şeybani’yi mezhepte müçtehid görenler de; usulde, fıkhi nazarda Ebu Hanife’ye taklitlerinden, hemfikir oluşlarından dolayı bu tabakadan saymışlardır.

Bu noktada bir istidraç gerekir. Bir yandan Ahmed b. Hanbel der ki: “Ebu Yusuf, Ebu Hanife ve Muhammed’den bize daha çok meyilli geliyor.” Bu iktibastan hemen sonra belirtmemiz gerekir ki, Ebu Yusuf‘un, Ebu Hanife’ye muhalif olduğu meseleler, Ebu Hanife’nin hadis veya herhangi bir disiplin sathında değil fıkhi yaklaşımından (ahkâm istinbatından) ileri gelir.

Ebu Hanife ile İmameyn’in farklılıklarının sebepleri arasında, İmameyn’in, Ebu Hanife’ye ulaşmayan hadislere ulaşmış olmaları, resmi vazifelerinden ileri gelen hukuki tatbikat imkânları, Ebu Hanife’nin ve İmameyn’in tabii havsalaları sayılabilir.

Bu noktada Hanefi Mezhebi imamları arasındaki ihtilaflar ile ilgili olarak hangi görüşün nerede tercih edileceği üzerinde müzakereler vuku bulmuştur. Bu nokta da mevzuumuz için mühim bir meseledir. Bu farklılıklarla ilgili görüşler başta Şah Veliyullah Dehlevi ve İbn-i Abidin tarafından olmak üzere birçok âlimler tarafından dile getirilmiştir. Tek tek sıralamadan önce şunu da ifade etmek gerekir ki, Hanefi Mezhebi içerisinde farklı içtihad bildiren imamların içtihadlarının seçilişinde birbirlerine alternatif olarak nazarda ‘zaman’, ‘örf’ ve ‘zaruret’in ehemmiyeti aşikâr bir vakıadır.

Şöyle ki;

– İmameyn’den herhangi birinin reyi Ebu Hanife’nin reyi ile aynı ise, Ebu Hanife’nin reyi ile aynı olan tarafın reyi uygulanır. Burada müstesna olan vakıa şudur ki, Hanefi Mezhebi’nin usulüne/metodolojisine mutabık olarak zaruret veya örf icabı gerekirse bu reye muhalefet gerekir/vaki olur.

– Eimmetü’s-Selase’nin her birinin reyleri birbirinden farklı olursa, Ebu Hanife’nin reyi tercih edilir. Zaruret ve örfte yine müstesnalık vardır.

– İmameyn’nin reyi aynı olup da, Ebu Hanife’nin reyi farklı olursa, böyle bir durumda birkaç incelik vardır. İlk olarak şu inceliği belirtelim; zamana ve mekâna göre bir seçim yapılır. Ebu Hanife’nin reyi daha önce verilmiş olmasına rağmen zaman ve mekâna göre daha uygun olabilir, böyle bir durumda Ebu Hanife’nin reyi uygulanabilir. Bazı Hanefi fakihlerine göre, İmameyn’in reyi ile Ebu Hanife’nin reyinin farkı/ihtilafı zaman ve mekânın değişmesinden kaynaklanıyorsa, yani İmameyn’in reyi, Ebu Hanife’nin reyinin verildiği zamanın ve mekânın değişmesinden dolayı farklılık arz ediyorsa, İmameyn’in reyi, insanların hallerinin değişmesi göz önüne alınarak uygulanır. İmameyn’in reyi ile Ebu Hanife’nin reyi arasındaki farklılık, zaman ve mekâna bağlı bir farklılık değil ise, mevzuu ile ilgilenen müçtehid hangi reyi uygun bulursa o reyi uygular. Bu durumlar herhangi bir reyi uygulayan kişinin müçtehid olması ile ilgilidir. Lakin reyi uygulayacak fert en az tercih erbabından değilse, İmameyn’in veya başka birisinin reyini Ebu Hanife’ye tercih edebilir.

– Bir meselede Ebu Hanife’nin reyi varsa öncelikle kesin olarak o rey alınır. Ebu Hanife’nin reyi yoksa Ebu Yusuf’un reyi alınır. Ebu Yusuf’un reyi yoksa Muhammed b. Hasan eş-Şeybani’nin reyi alınır. Muhammed b. Hasan eş-Şeybani’nin reyi yoksa Züfer b. Hüzeyl’in reyi alınır. Züfer b. Hüzeyl’in reyi yoksa Hasan b. Ziyad’ın reyi alınır.

Burada zeyl mesabesinde şunu da söyleyelim ki, yukarıdaki maddelendirmenin haricinde şöyle bir usul de zikredilmiştir; ibadet alanı ile ilgili ihtilaf mevcutsa Ebu Hanife’nin, kaza alanı ile ilgili ihtilaf mevcutsa Ebu Yusuf’un, miras gibi konularda ihtilaf varsa Muhammed b. Hasan eş-Şeybani’nin reyi alınır.

Bütün bunlar, Hanefi Mezhebi’ndeki Eimmetü’s-Selase’nin arasında içtihadi ihtilafların vuku bulması sebebiyle Hanefi fakihleri tarafından üretilmiş bir nevi çözümlerdir. Bu durum da Hanefi Mezhebi’nin elastiki yapısı ve renkli görünümünden ötürüdür.

Konuyu toparlayarak, mevzuu bağlayalım;

– Hanefi Mezhebi’ndeki içtihad külliyatında İmam Ebu Hanife’nin vermiş olduğu içtihadlara muhalif içtihadlar mevcuttur ve bu içtihadların Hanefi Mezhebi’nde ağırlığı, konum belirleyiciliği açıktır.

– Ebu Hanife’ye muhalif içtihadda bulunan imamların, muhalif içtihadlarından dolayı sonraki dönemlerdeki Hanefi fukahası, bu içtihadları uygulama konusunda bazı şematik çözümler üretmişlerdir. Esas mühim olan nokta, Hanefi fukahasının şematik çözümler üretme ihtiyacı hissetmiş olmasıdır.

– Hanefi Mezhebi’nde içtihadına uyulacak fakihler arasında Ebu Hanife, (bu yazıda göz önüne aldığımız rivayet ve tafsilatlardan mülhem) Ebu Yusuf, Muhammed b. Hasan eş-Şeybani, Züfer b. Hüzeyl ve Hasan b. Ziyad gibi isimler müşahede edilir.

– Muhammed b. Hasan eş-Şeybani, “zahriru’r-rivaye” eserlerinin derleyicisi ve müellifidir. Kendisi Ebu Hanife’nin sağlığında, vefatından sonra olduğu gibi önde bulunan bir şahsiyet değildir. Ebu Hanife’nin vefatından sonra Ebu Yusuf’tan ders alan Muhammed b. Hasan eş-Şeybani, o dönemde ve sonraki dönemlerde Hanefi Mezhebi adına yapmış olduğu çalışmalar (derleme eserler, telif, Ebu Hanife’nin reylerinin cem’i, kendisinin başında bulunduğu ders halkaları oluşturması gibi) Ebu Hanife’nin vefatından sonra Hanefi Mezhebi adına öne çıkarılmıştır. Muhammed b. Hasan eş-Şeybani’nin Ebu Hanife’den, Ebu Hanife’nin vefatında sonra da Ebu Yusuf’tan ilim alması, onun ilmi/fıkhi devamlılığını sağlamıştır.

– Ebu Yusuf’un, Ebu Hanife’nin vefatından sonra onun ilmi üzerine fıkıh, usul ilh. eserleri yazması, bir yandan Hanefi Mezhebi’nin ilmi/fıkhi devamlılığını işaretler, bir yandan da Hanefi Mezhebi’ndeki müşterek yapıyı açığa çıkarır.

– Ebu Hanife’nin ders verme metodu, talebeleri ile olan ilişkisi, talebelerini tefekkür etmeden bire bir taklitçilikten men etmesi, Hanefi Mezhebi’nin müşterek yapısına zemin hazırlayan temel faktörlerdendir, hatta en temel faktördür.

– Ebu Hanife’ye ulaşmayan hadislerin Ebu Yusuf ve Muhammed b. Hasan eş-Şeybani’ye ulaşmış olması, Ebu Yusuf ve Muhammed b. Hasan eş-Şeybani’nin Kadılık yapmış olmaları, Hanefi Mezhebi’ne fiili uygulama ve tahlil imkânları sunmuştur.

– Ebu Hanife’nin sağlığında fıkıh ve eğitim metodu etrafındaki usul/metodoloji, tercih, örgü, nizam görünümü, Ebu Hanife’nin çok sayıda eser vermemesine rağmen bir fıkıh mezhebinin teşekkülünü sağlamıştır.

Hanefi Mezhebi’nin fıkıh örgüsü, içtihad külliyatı, umumi görünümü müşterektir. Usul, kavaid, istinbat yolları, umumi hikemiyat Ebu Hanife’ye aittir. Usul, kavaid, istinbat yolları ve umumi hikemiyat, Hanefi Mezhebi’nin mihenk taşlarıdır.

Ali Tarık Parlakışıkakilvefikir.org

Reklamlar

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Connecting to %s