Kemal Ramazan Haykıran / Tarih-Kültür / Yazarlar

Selçuklu’nun İran’daki Son Çınarı: Sultan Sencer

kös-kemalBüyük Selçuklu Devleti’nin son hükümdarı Sultan Sencer’dir. Onun ölümüyle birlikte Büyük Selçuklu İmparatorluğu tarih sahnesinden çekilmiş oldu.

Büyük Selçuklu Devleti’nin son hükümdarı Sultan Sencer’dir. O, 21 yıllık Horasan Melikliği (1097–1118) haricinde devletin başında bulunduğu otuz dokuz senelik (1119-1157) saltanatı sırasında, ülke bütünlüğünün ve devletin varlığının korunması için mücadele vermiştir, bunda da hayatı boyunca başarılı olmuştur, ölümüyle birlikte Selçuklu varlığı, esas kökten çıkan dallarla devam etmiştir.

Sencer, kardeşi Berkyaruk zamanından beri onun tarafından görevlendirildiği Horasan’ı idare etmekte idi. Bu bölgede, ülkenin doğusunu korumanın yanında önce Karahanlıları (1113), sonra Gurluları ve sonunda da Gaznelileri (1114) kendine bağladı. Gazne’de hutbede önce Halife’nin, sonra Muhammed Tapar, Melik Sencer ve Gazne Hükümdarının adları söylendi. Muhammed Tapar öldüğünde, Mahmud, Mesud, Tuğrul, Süleyman Şah ve Selçuk Şah isimlerinde beş oğlu bulunuyordu ve bunlardan en büyüğü Mahmud, babası tarafından veliaht ilan edildi. Mahmud tahta geçmekte güçlükle karşılaşmadı ama yaşının küçük olması (ki 14 yaşındaydı) sebebiyle idareyi yeterince çekip çeviremedi ve yönetim Hâcibü’l-Hüccâb Ali Bar ile onun kâtibi Ebu’l-Kâsım Dergezinî’de kaldı. Kardeşi Mesud bu durumun nahoşluğundan faydalandı ve isyan etti. Onu diğer kardeş Tuğrul izledi. Bunların isyanları bastırıldı, Mahmud, Horasan’da sultanlığını ilan etmiş olan Sencer’in (14 Haziran 1118) orduları karşısında Save’de (11 Ağustos 1119) başarılı olamadı ve Selçuklu tahtına Sencer geçmiş oldu.

Sencer’in erkek evladı yoktu, mağlup olan Mahmud’a çok iyi davrandı. Yeğenini kızı Mehmelek Hatun’la evlendirdi ve kendisini veliaht ilan etti. Sencer, Merv’i başkent yaptı ve Sultanu’l-Âzam unvanını aldı. Mahmud’a da Sultan unvanını verdi, İsfahan merkez olmak üzere devletin batı bölgesinin yönetimini ona bıraktı. Böylece Irak Selçuklu Devleti’nin temelleri atılmış oldu. Şehzade Tuğrul ve Selçuk Şah’a da belirli bölgeler verildi. Bunlar da doğal olarak Sencer’in otoritesini tanıyacaklardı.

Büyük Sultan Sencer’in dönemi, hem ülke içerisinde hem de sınırlarda çeşitli gelişmelerin ortaya çıktığı bir devirdir. Bunları şöyle özetlemek mümkündür:

Abbasî Hilafeti’nin çok güçlü olduğu dönemler bulunduğu gibi, çok zayıf devreleri de olmuştur. Son olarak Şiî Büveyhîler, Abbasî halifelerine hükmetmişlerdir. Onları bu durumdan Tuğrul Bey kurtarmıştır ve diğer Selçuklu sultanları, halifelere hürmet ve saygı göstermiştir ama bununla birlikte ülke yönetiminde bir yetki de tanımamışlardır. Halifelerin bu duruma rızalarıyla boyun eğdiklerini düşünmek mümkün değildir. Hanedan üyeleri arasındaki mücadeleler ve bunların sonucunda devlette görülen zayıflama işaretleri, halifelere siyasî bağımsızlık düşüncesini su yüzüne çıkarma imkânı verdi. Halife Müsterşid-Billâh’ın  (1118–1135) bu yönde bazı çabalara girdiği görülür. Halife, bir kısım askerî birlikler oluşturmuş ve bunlarla bazı girişimlerde bulunmaya başlamıştır. Bunun üzerine Sencer, Sultan Mahmud’dan gerekeni yapmasını istemiştir. Daha sonra bizzat Rey’e gelip Mahmud ile görüşmüş, ona talimatlar vermiştir (1128).

Ancak Halife daha sonra da faaliyetlerine devam etti. Sultan Mahmud’un oğullarının tahtı ele geçirmek için giriştikleri mücadele sırasındaki tutumunu, Harezmşah Atsız’a hil’at gönderme teşebbüsünü, Musul’u muhasara etmesini (Temmuz 1133) bu vesile ile hatırlayabiliriz. Buna karşılık Irak Selçuklu Sultanı Mesud, kendisiyle savaşmaya karar verip esir düşen Müsterşid’in yerine Râşid halife seçilince, onu kabul etmemiştir, Abdullah’ı el-Muktefî unvanıyla halife seçmiştir. Bu gibi durumlar, Selçuklu açısından da, meşru halife açısından da arzulanan bir durum değildir.

Sultan Mahmud’un 10 Eylül 1031’de ölmesiyle Büyük Selçuklu Devleti’nin batı bölgesinde yeniden bazı karışıklıklar çıkmıştır. Sultan Mahmud’un oğlu Davud ile amcası Mesud arasındaki taht mücadelesine diğer amca Selçuk Şah da katılmıştır. Bunun üzerine Sencer duruma bakmak için Rey’e gelmiştir. Sencer, yeğeni Tuğrul’u Irak Selçuklu tahtına çıkarmıştır (1132) ama onun kısa süre sonra ölmesi üzerine (Ekim 1134), Mesud’un (1134–1152) bu makama geçmesine itiraz etmemiştir. Sultan Sencer son bir defa Irak Selçukluları ile ilgilenme gereği duymuştur. Rey’de Mesud tarafından kendisine verilen açıklamadan tatmin olarak Horasan’a dönmüştür.

Sultan Sencer’in ülkenin doğusuyla da ilgilenmesi gerekmiştir. Onun bu bölgedeki faaliyetleri arasında Gazneliler, Karahanlılar, Harezmşahlar, Karahitaylar, Gurlular ve bir kısım Oğuzlarla olan ilişkilerini hatırlatmak gerekir. Şimdi kısaca bu ilişkilere değinelim.

Sultan Sencer, daha sona Horasan Meliki olduğu sırada Batı Karahanlılar’da bazı düzenlemeler yapmıştır. Karışıklıklar ve isyan hareketleri baş gösterdiğinde, Arslan Han Muhammed’in davetine uyarak Semerkant’a geldi (1130). Gereken düzenlemeleri yaparak döndü.

Sultan Sencer'in Türbesi (Dâru'l-Ahiret) / Merv - Türkmenistan

Sultan Sencer’in Türbesi (Dâru’l-Ahiret) / Merv – Türkmenistan

Gazneli Hükümdarı Behramşah, Büyük Selçuklu Devleti’nin hâkimiyetini tanımıştır ama Sultan Sencer’in ülkenin batı bölgesiyle ilgilenmesinden yararlanmış ve ödemesi gereken yıllık vergiyi ödememiş, halka kötü muamelede bulunmuştur. Bunun üzerine Sencer, kış mevsimi sebebiyle sefer güçlüğüne rağmen Gazne seferine çıktı. Sencer’den korkan Behramşah, Hindistan’a çıktı ama sonra özür dilemesi kabul edildi ve affedilerek yerinde bırakıldı (1135).

Sultan Sencer döneminde gelişen olaylar onun üç defa Harizm seferine çıkmasına sebep olmuştur. Harizm, Tuğrul Bey döneminden beri Büyük Selçuklulara bağlıydı. Sencer’e her zaman sadakat gösteren Kutbuddin Muhammed (1097–1127, Hanedan kurucusu) öldüğünde Sencer’in onayıyla oğlu Atsız, Harizmşah oldu. O, bir süre sonra itaatsizlik belirtileri gösterdi, Cend ve Mangışlak gibi askerî açıdan önemli bazı yerleri ele geçirdi ve böylece bölgeyi kâfirlere karşı koruyan Müslümanlar öldü. Bunun üzerine Sencer, ilk Harizm seferine çıktı. Atsız yenildi (1138). Sencer bölgenin idaresini yeğeni Süleyman Şah b. Muhammed’e bırakarak Merv’e döndü ama çok geçmeden Atsız tekrar Harizm’e hâkim oldu ve eline geçen ilk fırsatta tekrar bağımsızlık kazanmak için isyan etti. Bu gelişme şöyle olmuştur: Karahanlı Hükümdarı Mahmud, yönetimi altındaki Karluklarla anlaşmazlığa düşmüş, bunun için Sencer’den yardım istemiştir. Karluklar da Karahitaylar’dan yardım istemiştir. Bunun üzerine Sencer, kendine bağlı hükümdarların da katkılarıyla 100.000 civarında süvariden oluşan güçlü bir ordu ile hareket etti. Karahitaylar da Gürhan unvanını taşıyan Yeh-lü Ta-şi (1130–1142) yönetiminde denk bir kuvvet oluşturdular.

İki ordu Semerkant yakınlarındaki Katvan’da karşılaştı (9 Eylül 1141). Sultan Sencer, büyük bir mağlubiyete uğradı. Ordusu bütünüyle dağıldı, karısı Terken Hatun esir düştü. Maveraünnehir tamamıyla putperest bir kavmin hâkimiyeti altına girdi. İşte bu buhrandan faydalanmak isteyen Harizmşah Atsız, tekrar isyan etti. Önce Serahs’ı sonra Selçuklu başkenti Merv’i aldı (Ekim 1141). Burada Sencer’e bağlı halkı katletti, hazineyi ele geçirdi. Ertesi sene Atsız, Horasan’a gitti, Nişabur ve Beyhak’ı aldı, buralarda kendi adına hutbe okuttu (Mayıs 1142).

Sencer, Katvan mağlubiyetinden sonra kuvvetlerini tekrar topladı. Atsız’a karşı süratle harekete geçti. Atsız, Sencer’den çekindi. Selçuklu hazinesini iade etti, itaat ettiğini bildirdi (1142–1143). Atsız, bu defa da Sencer’i öldürmeyi düşündü. Ayrıca bu suikastı haber veren Sencer’in elçisi ve dönemin tanınmış şairlerinden Edib Sâbir’i de öldürttü. Bunun üzerine Sencer harekete geçti (1147). İki aylık bir savaştan sonra Hezâresh kalesini zapt etti ve başkent Gürgenç’e doğru ilerledi. Atsız, yenilgiyi kabul etmiş, özür dilemiş ve bir defa daha affedilmiştir. O, bundan sonra Sultan Sencer’in Oğuzlara esir düştüğü (1153–1156) dönem hariç Sencer’e itaatten ayrılmamıştır (Haziran 1148).

Gurlular, Afganistan’ın ulaşılması zor dağlık bir bölgesi olan Gur’da yaşadıkları için bu ismi almışlardır. Gûriler diye de adlandırılmaktadırlar. 11. Yüzyılda İslamiyet’i kabul etmişlerdir. 12. Yüzyıl ortalarında devletlerarası ilişkilere karışmışlardır. Önce Gazneliler çeşitli seferlerle Gurlular’ı kendilerine bağladılar ama Gaznelilerin zayıflaması üzerine Selçukluların hâkimiyetini tanımışlardır. Fakat Katvan mağlubiyetinden sonra hareketlenmişlerdir. Herat’ı aldılar ve Belh’e kadar ilerlediler. Gur Hükümdarı Alâeddin yıllık vergisini ödemedi, bağımsızlığını ilan etti ve yeni fetihlere yöneldi. Bunun üzerine Sencer harekete geçti. Herat yakınlarında bir savaş yapıldı ve Alâeddin yenildi (Haziran 1152). Daha sonra affedildi ve tekrar Gur’un idaresini üstlendi.

Büyük Selçuklu İmparatorluğu, Oğuzların bir kolu tarafından kurulmuştur. Oğuzlar, kendi içlerinden çıkmış bir grubun devlet kurduğunu görünce, bu devletin sınırlarına doğru göç etmişlerdir. Özellikle Anadolu’nun Türkleşmesine çok önemli katkıda bulunmuşlardır. Hemen bütün Selçuklu Sultanları, Oğuz topluluklarının devletleri içinde uyumlu olarak yer almalarına ilgi duymuşlardır. Maveraünnehir’de bulunan önemli bir Oğuz kitlesi, Sultan Sencer döneminde, Katvan’daki yenilgiden sonra Karahitay ve Karlukların baskısıyla buradan batıya, Horasan’a geçmek zorunda kalmışlardır. Burada Sencer’e yıllık 24.000 koyun göndererek oldukça rahat yaşıyorlardı. Bu sırada vergi ödeme konusunda bir mesele ortaya çıktı. Belh Valisi Kumac bunu büyüttü, on bin kişilik orduyla Üçok ve Bozok kollarından meydana gelen Oğuzların üzerine gitti. Yapılan savaşta Kumac ve oğlu öldürüldü.

Bu olaydan sonra Sencer’in çevresindeki kumandanlar, Oğuzların üzerine gidilmesi gerektiği konusunda Sencer’i ikna ettiler. Sencer, Belh civarına geldiğinde, Oğuzlar ondan af diledi. Sultan soydaşlarını affetmek istedi ama çevresindeki emirler buna engel oldular. Sonuçta Sencer, Belh civarında (1153 ilkbaharında) 100.000 kişilik Selçuklu ordusuyla Oğuzların üzerine yürüdü, onlar karşısında yenildi, esir düştü. Sencer’in esareti üç yıl sürdü. Bu dönemde Oğuzlar, başta Merv olmak üzere Horasan’ın bütün şehirlerini yağmaladılar.

Oğuzların önünden kaçan bazı Selçuklu ileri gelenleri, Sencer’in esareti sırasında devletin başına önce yeğeni Süleyman Şah b. Muhammed’i sonra Karahanlı Arslan Han ile kız kardeşinin oğlu Mahmud’u geçirdiler ama başarılı olamadılar. Bu sırada Müeyyed Ayaba, Sencer’i kurtardı (Ekim-Kasım 1156), ancak Sencer artık çok yorulmuş ve ruhen çökmüştü. 1157’de 71 yaşında vefat etti. Merv’de sağlığında yaptırdığı ve Dâru’l-Ahiret adını verdiği türbesine gömüldü. Onun ölümüyle Büyük Selçuklu İmparatorluğu tarih sahnesinden çekilmiş oldu.

Sultan Sencer, heybetli, cömert ve güzel ahlaklı, yumuşak huylu, tebaasına karşı merhametliydi. Bilim adamlarını sever, onlara hürmet ederdi.

Kemal Ramazan Haykıranakilvefikir.org

Reklamlar

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Connecting to %s