Atilla Fikri Ergun / Medya / Yazarlar / Yorum-Analiz

Köylü-Kasabalı Yayıncılık ve Muhafazakâr-İslamcı Medya

atilla-fikriergun-köşeMemleketin başına gelen en büyük felaket, -Muhafazakâr-İslamcı kesimin de yerini aldığı- yalan, iftira, aldatma, çarpıtma, manipülasyon, spekülasyon ve İslam ahlakında yeri olmayan bilumum fasit işlerle dolu medyadır.

Laik-seküler kesim yayıncılık konusunda Muhafazakâr-İslamcı kesimin fersah fersah önünde. Her şeyden önce kaliteli iş yapıyorlar, organizasyon, zamanlama ve pazarlamada üstlerine yok. Bir kitap, gazete yahut dergi nasıl çıkarılır, nasıl satılır, onu dahi bilmiyor Muhafazakâr-İslamcı kesim, bir iki istisna dışında genel olarak “ben yayınladım oldu” mantığı hâkim.

Piyasada her yeri, her mecrayı ele geçirdikleri ve çoğaldıkları için cesametli görünüyorlar, aslında içi boş, kara düzen bir yayıncılık yapıyorlar, yayınevleri, dergi-gazeteler, televizyonlar hep aynı. İlaveten; estetik sıfır, oysa biz ‘İslam Sanatı’ diye bir şey biliyoruz, estetiğin zirvesi. Bu ancak kültürle açıklanabilecek bir durum, köy-kasaba kültürüyle yayıncılık bu kadar olur.

Muhafazakâr-İslamcı medyada kurduğunuz bir iki eleştirel cümleden sonra kapının önüne koyarlar, Diriliş Postası’nın sabık genel yayın yönetmeni bunu tecrübe etti. Zira Muhafazakâr-İslamcı medyada kayıtsız şartsız itaat esastır, eleştiri ise bir nevi küfürdür, pek de matah olmayan 11 bin küsur tirajlı bir gazetede bile barınamazsınız. Onun için sadece Allah’a bağlı olacağınız bağımsız bir fikir mecrası, piyasada “gazete” diye çıkan, kâğıt israfından öte anlam ifade etmeyen yayınlardan bin kat daha iyidir. Kadro dışı kalanların ders çıkarmalarını umuyorduk, şimdi yeni “gazete” uğraşındalar, hayırlı olsun.

Gazete dediğin biraz da eğlenceli olacak, hem farklı alanlara girecek hem de yazarları zaman zaman kendi aralarında polemiğe girip kamuya açık karşılıklı bir tartışma yürütecek. Aynı görüşten -İslamcı yahut Solcu- 10-15 köşe yazarını gazeteye doldurup taraftarlık, karşıtlık ve ideolojik pompacılık yapmakla veya koro halinde aynı şeyleri söylemekle gazete çıkarmış olmazsınız. Bu tür gazetelerin okuyucusu da ömrü de az olur, önlü arkalı tek sayfalık kaliteli bir gazete dahi böyle gazetelerden daha çok satar.

Muhafazakâr-İslamcı medyada araştırmacı gazeteciliğin örneği yok. Bir dosyayı ele alacak, onun izini sürecek, bağlantıları ortaya çıkaracak, olayların arka planını aydınlatacak vesaire, zor zahmetli işler bunlar, onun yerine rakip medya patronuna “şunu işten çıkar, bunu at, yoksa fena yaparız” kabili tetikçi sözde gazetecilik yapmak yahut hayal âleminde “İslam’ın üçüncü altın çağını” başlatmak, olmadı kıyamet senaryoları üretmek yahut ülkenin “güllük gülistanlık” olduğunu anlatan yazılar yazıp, haberler yaparak halkı aldatmak daha kolay.

Oysa siyasî takım taraftarlığından, amigoluktan ve tezahürattan uzak durarak şu an yer aldıkları mecralardan ayrılıp bağımsız entelektüel mecraya avdet etmek suretiyle son derece yararlı olabilecek Müslüman entelektüeller var. Eğer açgözlü değillerse bu isimlerin an itibariyle paraya pula da ihtiyaçları yok. Doğru işler yapabilme imkânı varken “gazete” köşelerinde ısrar neden?

Akif Emre’ye yazık oluyor mesela, iyi bir entelektüel, Muhafazakâr-İslamcı medyada okunacak ender isimlerden, amigoluk yapmıyor, slogan atmıyor, komplo teorileri üretmiyor, popülist değil, bu yüzden de yazıları en az okunan ve paylaşılan isim. Kuruluşundan bu yana Yeni Şafak’ta yazması muhtemelen daha iyi bir teklif almamasıyla ilgili. Emre, tavsiye edebileceğim yazarlar listesinde birinci sırada.

Türkiye’de cemaat mantığı son derece sakat, işi ehline vermek icap ederken “bu bizim cemaatten” diye ehliyetsiz, liyakat sahibi olmayan kimselerin eline iş teslim ediliyor. Birçok ticarî işletme, dergi, haftalık gazete, yayınevi vs. böyle kapandı. Tek sayı dergi çıkarmamış, hiç gazetecilik yapmamış birinin sırf gazeteyi finanse eden adamın adamı diye genel yayın yönetmeni yapıldığını gördü bu gözler.

Muhafazakâr-İslamcı kesimde eleştiri kültürü gelişmemiştir, eleştiri ihanetten sayılır genellikle, bir bakıma kapalı yapılar olan cemaatlerde ise durum daha da fecidir. Yayın Kurulu toplantısına girilirken “Aman ha, herkes dikkatli konuşsun, falanca yazar da burada, eleştiri yapmayın” denildiğini duydu bu kulaklar.

Piyasada çok gezen, çok konuşan hoca efendiler kendi cemaatlerine ait alanlarda -örneğin bir dergide, yayınevinde, vakıfta, dernekte- bir alt katta ne olduğundan bihaberdirler, aşağıda her türlü adaletsizlik kol gezer, hoca efendi üst katta oturup bol “takvalı” yazılar yazar.

Şimdi, bu kafanın muhafazakâr modernleşmesi evlere şenlik olur, daha fazla canavarlaşmaya yol açar, onun için kadîm geleneğimizle irtibatlı kendimize özgü bir karşı modernleşmeye ihtiyaç vardır. Sözünü ettiğimiz modernleşme öncelikle şehre inen köylü-kasabalı kafanın değişimi dönüşümüyle ilgili.

Şehirdesiniz, hukuk var, teknoloji ve kitle iletişim araçlarıyla dünya küçüldü, herkes ve her şey artık aynı anda birçok yerde olabiliyor, dolayısıyla “ben yaptım oldu” mantığıyla kafanıza göre hareket edemezsiniz, insanlar itiraz ederler, modern toplum cemaatlere benzemez, kol kırılır ama yen içinde kalmaz. Özetle bu mantık ömrünü doldurmuştur, daha fazla ayakta kalması hem ülke hem ümmet hem de insanlık için zararlıdır.

Meseleye dönecek olursak; kitap -ve kısmen de dergi- dışında matbu yayın pek matah bir şey değil, Newsweek gibi uluslararası çapta prestijli bir dergi dahi matbu yayına son verip internet mecrasında karar kıldı. Mesele yayıncılıksa bir blog ya da haber portalı kurmaya bakar, reklam alıp para da kazanırsınız.

Türkiye’de Odatv ve T24 bu açıdan önemli bir iş başardılar, bu ikisinin yayın çizgisi ayrı bir tartışma konusu; şahsen benim kendimi yakın hissetmediğim ve sıcak bakmadığım türden. Radikal de matbu yayına son verdi, buna karşın takipçi sayısı -Facebook’ta- 1 milyon 150 bin küsur.

Bizim siyasetle ve kalabalıkla işimiz olmadığından, daha çok entelektüel-fikrî meselelere odaklandığımızdan, bu iş üzerinden para kazanmak gibi bir amaç da taşımadığımızdan, Akıl ve Fikir’de bunu kendi arkadaş çevremiz arasında yaptık, sağda solda -yazarların kendi kişisel sayfaları hariç Facebook, Twitter ve E-Posta aboneliği olarak- toplam 3 bin küsur takipçisi var, bize yeter.

Özetle bu bir iş bilme meselesi; tetikçilikten uzak durmak, “gazete” tabir edilen kâğıt israfı yayınlardan, başkalarının emri altına girmekten, kalemini kiralığa, satılığa çıkarmaktan kurtulmak isteyenler için.

Son olarak; memleketin başına gelen en büyük felaket, -Muhafazakâr-İslamcı kesimin de yerini aldığı- yalan, iftira, aldatma, çarpıtma, manipülasyon, spekülasyon ve İslam ahlakında yeri olmayan bilumum fasit işlerle dolu medyadır, dikkatli olun diye özellikle belirtmek istedim.

Atilla Fikri Ergunakilvefikir.org

(Bu yazı Yılkı dergisinin Şubat 2016 tarihli 7. Sayısında yayınlanmıştır)

Reklamlar

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Connecting to %s