Ömer Yılmaz / Kentleşme Üzerine / Yazarlar / Yorum-Analiz

Modern Bedeviler, Gökdelen Ormanları ve TOKİ Kümesleri

ömer-yılmaz-köşe-3Modernizm ilkin sanatsal bir akım olarak ortaya çıkmıştı, peki, modern olanda bir estetik var mı?

Büyük filozof tarihçi İbn-i Haldun’un veciz bir biçimde formüle ettiği şu hakikat, konumuzun temelini teşkil etmekte: “Mağluplar, galipleri taklit ederler.”

Vakıa, İslam Âlemi, Batı Uygarlığı karşısında mağlup oldu. I. Dünya Savaşı’nın sonunda imparatorluklar çağının sona ermesiyle birlikte medeniyetimiz tarih sahnesinden çekildi, coğrafyamız güç merkezi olmaktan çıktı. İşin aslı, Tanzimat’tan I. Dünya Savaşı’nın sonuna kadar Osmanlı siyasî ve askerî bir güç olarak bir şekilde ayakta kaldı, ancak bu dönemde tek başına güç merkezi teşkil ettiği günleri çoktan geride bırakmış bulunuyordu. Artık zaman aleyhimize dönmüştü ki, an itibariyle de aleyhimize işlemektedir.

Osmanlı’da başlayan, Cumhuriyet döneminde de devam eden modernleşme hareketi, mağlupların galipleri taklit etme sürecidir aslında. Modernleşme süreci hastalığı tedavi etmemiş, bilakis daha da azdırmış, modernleşme maceramız kendimizden başka her şeye benzememize yol açmıştır; zira modern Müslüman zihin, Batı taklitçiliğiyle maluldür.

Batı nasıl modern oldu? Öncelikle kendi kaynaklarını ele aldı, Antik Yunan’ı baştan sona süzdü, karşısında sürekli mağlup olduğu Müslüman dünyadan elbette istifade etti, ancak neticede kendine özgü tarzda Aydınlanma’sını gerçekleştirdi ve hâkim bir paradigma oluşturdu.

Peki, “modern” tabir edilen Müslümanlar kendi kaynaklarına vakıflar mı, değiller, kendi düşünce geleneklerini biliyorlar mı, bilmiyorlar, mevcut şartlarda hâkim bir paradigma oluşturabilirler mi, oluşturamazlar, dolayısıyla hâl-i hazırdaki “Müslüman” zihin bu haliyle aslında modern de değildir, o, olsa olsa ne yapacağını bilmez bir halde şaşkın ve perişandır.

Son tahlilde Batı’nın oluşturduğu hâkim modern paradigma da insanlık için faydalı olmadı. Batı, modern olurken Antik Yunan’ı süzdü ama genel olarak ondaki hikmetten mahrum kaldı; zira dikkatini hikmet üzerinde değil, doğa üzerinde nasıl hâkimiyet kurulabileceği konusu üzerinde yoğunlaştırmıştı ki, okumalarını, analizlerini ve sentezlerini de daha çok bu minvalde gerçekleştirdi. Yaptığı buluşlar insanlığın hayrına değil, tamamen bu amaca mebni idi ve hem doğayı hem de onun bir parçası olan insanı ifsat etti.

Dünyanın geldiği eşikte modern insan tastamam bir ruh ve akıl hastasıdır, o, gözü maddeden başka hiçbir şeyi görmeyen, şehvetinin esiri bir mahlûktur; zira hikmetsizdir. Oysa hikmet üzerine bina edilmiş modern bir dünya mümkün olabilir ve bu, -eğer varsa- insanlığın geleceği için bir umut ışığı teşkil edebilirdi; zira hikmet hikmettir, her ne kadar birbirinden farklı biçimlerde ifade edilse de, özü itibariyle insanlık âleminin her iki yakasında -Doğu’da da Batı’da- da birdir, değişmez.

Günümüz dünyasında ise hikmet, madde-perest modern insanın boğazından geçmeyecek kadar büyük bir lokmadır. İrfansız, hikmetsiz toplumlar an itibariyle modern bedevi toplumlardır. Hikmet için öncelikle ruh inceliği lazımdır ki, bedevilik de öncelikle ruh kabalığıyla, başka bir ifadeyle ruhen yontulmamışlıkla ilgili bir meseledir. Bu manada Batı’da modern kentlerde nice bedeviler yaşamaktadır.

İslam Âlemi bağlamında gelenekten yoksun modernlik de aynı şekilde modern bedeviliktir, irfanı, hikmeti yoktur, kabaca pozitivist, dümdüz, tabir caizse odun gibi bir yaklaşımdır. Müslümanın Batı tarzı modernleşmesi tam bir ucubedir, her şeyden önce kendini inkârdır.

Modernizm ilkin sanatsal bir akım olarak ortaya çıkmıştı, peki, modern olanda bir estetik var mı, yok, estetik bizim klasik sanatlarımızda (mimarimizde, hattımızda, tezhibimizde, tezyinimizde, minyatürümüzde… ilh.) var. Gelinen noktada modern Müslüman bir Süleymaniye daha inşa edemez, ondan kopya çeker ancak; zira Sinan’da sadece kafa yoktu, irfan vardı, incelik vardı. Bu ikisi -yani irfan ve incelik- modern Müslüman’da olmayan şeyler.

Neden anlattık bütün bunları, konumuzla ne alakası var? Çok alakası var; zira modernleşiyoruz diye şehirleri yağmalayanlar, kalas kafalı modern bedeviler aslında. Gökdelen ormanları, TOKİ kümesleri falan hep bu kafanın işi. Şehirleri ne hale getirdiler kentleşelim derken, alın size muhafazakâr modernleşme!

Ömer Yılmazakilvefikir.org

(Bu yazı Terkip ve İnşâ dergisinin Şubat 2016 tarihli 11. Sayısında yayınlanmıştır)

http://terkipveinsa.com/2016/02/07/modern-bedeviler-gokdelen-ormanlari-ve-toki-kumesleri/

Reklamlar

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Connecting to %s