Atilla Fikri Ergun / Yazarlar / Yorum-Analiz

Bir Fantezi Olarak “İslam Medeniyeti” Söylemi

atilla-fikriergun-köşeNedir fantezi? Gücünü hakikatten değil hayalden alan değişik düşünce ve davranış biçimi! Sadece ülkedeki ahlaksızlık ve yoksulluk üzerine konuşsak, an itibariyle İslam medeniyetinden söz etmemizin abesle iştigal olduğu apaçık ortaya çıkar.

Mevcut çarpıklıklara yönelik sözü olmayan, öncelikli sorunlara parmak basmayan, gerçeklikten kopuk, sanal kurguya dayanan “İslam medeniyeti” söylemi fanteziden ibaret. Nedir fantezi? Gücünü hakikatten değil hayalden alan değişik düşünce ve davranış biçimi! Sadece ülkedeki ahlaksızlık ve yoksulluk üzerine konuşsak, an itibariyle İslam medeniyetinden söz etmemizin abesle iştigal olduğu apaçık ortaya çıkar.

İslam medeniyetinden söz edebilmek için elimizde olumlu verilerin olması lazım. Hukukî ve iktisadî açıdan adalet, ahlak, eğitim, ilim-bilim, irfan, fikir, sanat-estetik… Açlık sınırı, yoksulluk sınırı, işsiz evsiz sayısı, kaç kişi tecavüze uğramış, kaç kişi icra takibinde, ensest ilişki oranı yüzde kaç, yılda ortalama kaç ilmî-fikrî eser yayınlanmakta, bilim üretilmekte mi, yılda kaç patent başvurusu yapılmakta, sanat eseri veriliyor mu?

Yoksulluk, yolsuzluk, hırsızlık, rüşvet, yalan, iftira, edepsizlik, hayâsızlık, cehalet kol gezerken bunları es geçerek İslam medeniyetinden bahsetmek en hafif tabirle insanları eşek yerine koymaktır, olan bitenin üzerini örtme girişimidir. Gerçeklerle yüzleşmekten ve hitap ettiği insanları gerçeklerle yüzleştirmekten kaçan her yaklaşım aldatmaca üzerine kuruludur. İslam medeniyetinden bahsedeceksek onun ne olmadığından da bahsetmemiz icap eder. Acı gerçek şudur: Mevcuttan İslam medeniyeti çıkmaz!

Bu ülkede her gün din istismarı, ahlaksız, hırsız, yolsuz, rüşvetçi, torpilci “dindarlar”, “İslamî” kılıfa sokulmuş faiz, fuhuş ve benzeri konular konuşuluyor. Daha da kötüsü, üzülen, üzerine alınan, utanan, sıkılan, yerin dibine giren kimseciklerin olmayışı. Hiçbir şey olmamış gibi, vicdanı sızlamadan siyasî-ideolojik din propagandası yapmaya devam eden “akıl” dinin içini boşaltmakla kalmadı, adını da batırdı.

Türkiye son 35 yılda en yüce mefhumların sahtekârlık aracı olarak kullanıldığı bir ülke haline getirildi. Siyasal İslam, Radikal İslam, Devrimci İslam, Ilımlı İslam, Kur’an İslam’ı, Sosyal(ist) İslam, Uygar ve Demokratik İslam, Euro-İslam… Bütün bu “İslamlar” Batılı iktidar merkezleri namına çalışan kimseler tarafından icat edildi. Mucitler, sahte “İslamlar” sayesinde ceplerini doldurup, şan şöhret devşirirken, Müslüman halk zihnen derin bir kör kuyunun içine atıldı. Artık hiç kimse sağlıklı bir algıya sahip değil, herkes zihinsel açıdan her türlü operasyona açık.

Hal böyle iken, iktidar güzellemeleri yaparak İslam medeniyetinin ihyasına yahut yeniden inşasına katkıda bulunduklarını zannedenler kendilerini kandırıyorlar. Önce bakış açısını değiştirmek, yolu temizlemek, manevî-ahlakî, ilmî, felsefî, kültürel ve estetik kanalları açmak, bunu yaparken de mevcudun eleştirisini sağlıklı bir şekilde ortaya koymak lazım.

Yani İslam medeniyetinin ihyası yahut yeniden inşası zımnen ya da doğrudan “zat-ı âlileriniz, partiniz, iktidarınız çok mübarek” vesaire demekle olacak bir şey değil. Faizi “dünya gerçeği” kabul eden, Batı tipi büyümeyi esas almış, kapitalist, kalkınmacı, kentleşmeci, adım başı AVM diken, gökdelen yükselten insanlarla İslam medeniyetini ihya yahut yeniden inşa edemezsiniz, ancak oturup Monopoly oynarsınız!

Şu bir gerçek ki, saraylar medeniyetlerin kibirli yüzleridir, entrikaların çevrildiği, türlü dolapların döndüğü, muhaliflerin, muarızların iplerinin çekildiği mekânlardır, işin tabiatı icabı böyledir ve bizim medeniyetimizde de böyle olmuştur. İslam medeniyetinin ihyası yahut yeniden inşası için kolları sıvamadan önce nohut oda bakla sofada mütevazı bir hayat sürmekten razı olmak, bir lokma bir hırka ile yetinmesini bilmek gerek, tarihin yahut aynı hataların tekerrür etmemesi için.

Dünyevî iktidara teslim olmamak, Saray’a mesafeli durmak, ahalinin duymak istemediklerini söylemek, akıntının tersine kürek çekmek, aza kanaat etmek, kalabalığın büyüsüne kapılmamak, yalnızlığa razı olmak; Hakk’ın hatırı, maslahata kurban edilemeyecek kadar mukaddes…

Dikkat edilmesi gereken üç husus var:

Birincisi, an itibariyle İslam medeniyeti mevcut olmadığı, bir diğer ifadeyle tarihe ait olduğu için, ortada dönüp dolaşan “İslam medeniyeti” söylemi genel olarak sentetiktir ve bu, bir zorunluluktur. İnsanın içinde bulunduğu şartlardan veya ortamdan ister istemez az ya da çok etkilenmesi kaçınılmaz olduğundan, zaten hâl-i hazırda mevcut olmayan, ancak izleri ve kalıntıları elimizde olan İslam medeniyetinden söz edilirken, aslında tarihin içinden çıkarılan ile modern olanın sentezi yapılmaktadır. Tarih bire bir tekrarlanamayacağı, tarihin herhangi bir dönemine dönülemeyeceği, mevcut şartlardan ve bu şartların ürünü olan algılardan da tamamen azade olunamayacağı için, kaçınılmaz olarak böyledir. Özetle, İslam medeniyeti söylemi yahut perspektifi mecburen sentez yoluyla oluşmaktadır. Bunun farkında olmak, hata payını asgarî seviyeye indirebilmek açısından önem arz etmektedir.

İkincisi, “İslam medeniyeti” söyleminin küresel modernliğe hizmet eden yanına dair dikkatli olmak gerekiyor. Müslüman dünyayı sorun olmaktan çıkarıp modern uygarlığa eklemlemek için bundan daha iyi bir söylem geliştirilemezdi. Medeniyetin kriterleri Batı tarafından belirlenmiş durumda, İslam bu kriterler çerçevesinde yeniden kalıba dökülerek küresel modernliğin uyumlu bir parçası haline getirilmek isteniyor. Batı’ya Doğru Akan Nehir adlı belgesel bu projenin propagandasını yapmak üzere çekildi ama kimse bir şey anlamadı, herkes hayranlıkla seyretti.

İstenen ve an itibariyle olan şey şudur: İMKB ile Süleymaniye Camii, “ikisinin de yeri ayrı” olmak, bununla birlikte birincisi merkez teşkil etmek kaydıyla aynı tabloda yer alacak, buna da modern zamanlarda “İslam medeniyeti” denilecektir. Ya da şöyle düşünün: Modern bir tabloda araya tablonun modernliğine halel getirmeyecek tarz ve tonlarda yer yer dinî motifler serpiştirmek…

Üçüncüsü, İslam medeniyetinin ne olup ne olmadığını anlamak açısından tarihin analizi mühimdir, meseleye ilişkin kaleme alınan teorik yazıların faydası da tartışılmaz. Böyle olmakla birlikte mevcut gidişata yönelik hiçbir çıkarım yapmadan tarihin dehlizlerinde gezinenler ve pratiğe ilişkin hiçbir şey söylemeyen tek boyutlu teorik yazılar kaleme alanlar milleti uyutuyorlar.

Tarihte ne olmuştur, bugün ne olmaktadır, aslında nasıl olmalıdır yahut teoride yapılması gerekenler bugün yapılmakta mıdır, yoksa sapma mı söz konusudur, sapma söz konusu ise hangi boyuttadır ve nasıl bertaraf edilebilir, asıl mesele budur. Özetle, bugüne ışık tutmayan yaklaşımların kıymeti yoktur.

Bir diğer mesele tartışmanın sıhhatiyle ilgilidir. Bu ülkede her tartışma ayağa düşüyor, bilen de bilmeyen de konuşuyor, fütursuzca kalem oynatıyor. Maalesef İslam ve medeniyet yahut İslam medeniyeti tartışmalarının başına da bu gelmiştir.

Meselenin insanî yanına gelince, kimsenin bir diğerinin halinden anlamadığı bir şuursuzluk ve vurdumduymazlık ortamında İslamiyet’i konuşmak, kimi için bir hobi, oyun ve eğlence, kimi için ise bir züğürt tesellisi. Hiç kimseye hayırları dokunmamış, ihtiyaç duyulan yer ve zamanda kendilerinden iyilik sadır olmamış kimselerin “İslam”ından medet ummak, ileri düzeyde bir aptallık örneği.

Okuyup yazmak cinnetten kaçış için en iyi yoldu, bozdular, artık o da çıkar yol değil, hiçbir şey olmamış gibi, hayata dokunmadan okuyup yazmak, aymazlık. Okuyan yazanı, yazan okuyanı kullanıyor kendi menfaati için. Cemil Meriç’in dediği gibi, “Bir öfkenin, bir acının kızgın demiri kalbimize dokunmadıkça ses gelmiyor oradan.”

Etrafınız “dindar” zorbalar, sahtekârlar ve hırsızlar tarafından sarıldı, eller yukarı! Şimdi, ilmi, irfanı, tefekkürü yavaşça bir kenara bırakın ve teslim olun, yoksa sonunuz “kötü” olur!

Atilla Fikri Ergunakilvefikir.org

Reklamlar

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Connecting to %s