Kemal Ramazan Haykıran / Yazarlar / Yorum-Analiz

Tarık Zafer Tunaya, Türklerde ve İslam’da Devlet ya da Sol’un Samimiyetsizliği

kös-kemalSol’un, ideolojik eğilimin fena halde esiri durumunda olduğu, sadece sahiplendiği değerli hukukçu Tarık Zafer Tunaya’yı değil aynı zamanda koca bir birikimi ve tarihi de günlük kısır ideolojik algılara ve bu algıların devamını sağlayan beyin konforuna kurban ettiği açıkça görülmektedir.

Yazının başlığının çoğu kimsenin garibine gideceğini tahmin etmek zor değil. Tarık Zafer Tuna’ya gibi bir isim ve İslam’da devlet kavramı… Evet, Tarık Zafer Tunaya, İstanbul Üniversitesi Hukuk Fakültesi profesörü iken bir seri kitap çalışmasına imza atmıştı, “Türkiye’nin Siyasî Gelişimleri” başlığı altında. Bu seri eserler bağlamındaki eserlerden biri de “Türkiye’nin Siyasî Gelişimleri: Eski Türkler, İslam Devleti, Osmanlı Devleti’nin kuruluşu” başlığıyla yayınlanmıştı. 1970 yılında yayınlanan bu eserde Tuna’ya gayet ayrıntılı bilgiler vererek, modern öncesi tarihte Türklerin ve İslamiyet’in devlet algılarını ve devletin nasıl yönetildiğini, Türklerin Müslüman olduktan sonra eski örfî hukukları olan Töre ile İslamiyet’in şeriatını nasıl mezcettiklerini, nasıl bir yönetim algısının ortaya çıktığını açık bir dille pek çok tarihi kaynağın şahitliğinde ifade etmektedir. Devrin koşullarına göre ağır sayılabilecek bir dil ile yazıldığı söylenebilecek eserde devlet geleneği hakkında ne gibi bilgiler verdiğini özetlemeye çalışalım

Tarık zafer Tunaya, Türklerin tarihinin bir bütün olduğunu, ayrılmaz parçaların toplamı olduğunu, devlet anlayışının da bu bütünlüğü yansıttığını daha eserin girişinde açıkça belirtmektedir. “Bugüne kadar olan gelişmelerimizi dört bölümde inceleyebiliriz: 1- Eski Türklerde ve İslam’da siyasi gelişmeler. 2- Osmanlı Devleti. 3- Milli Devlet. 4- Bu bölümde de sentez karakterini taşıyan müşahede ve tezleri toplamak yerinde olacaktır.” demekte, yeni Türkiye Devleti’nin geçmiş köklü bir devlet geleneği üzerinde durduğunu ve bu tecrübenin doğrudan temsilcisi olduğunu vurgulamaktadır.

tarık-zafet-tunaya-türkiyenin-siyasi-gelişmeleri-kitapTunaya, eserin girişinde şunları söylemektedir: “Bugün kurulmuş olan laik Cumhuriyete varış uzun sayılabilecek gelişmelerin mahsulüdür. Türkiye’de yaşayan Türklerin en yakın tarih safhası Osmanlı İmparatorluğudur. Osmanlı İmparatorluğu Selçuklu İmparatorluğuna bağlanır. Fakat Selçuklu ve Osmanlı devletlerine hakim olan Türkler öteden beri Anadolu’da yaşamış insanların ahfadı değildirler. Osmanlı Devlet düşüncesi incelenmek isteniyorsa bu düşünceye vücut vermiş unsurların Orta Asya Türklerinin işlemiş oldukları devlet ve siyaset prensipleri, müesseseleri ve teşkilatı ile yakın ilgisi hemen ortaya çıkar. Türklerin siyasî gelişmelerini incelemek bu bağlantının kurulmasını gerektirir. İş bu kadarla bitmez, Türklerin girmiş oldukları medeniyet daireleri meseleye değişik bir yön verir. Türkler, büyük sosyolog Ziya Gökalp’in tespit ettiği gibi, İslamlığı kabulden önce uzak doğu medeniyeti, yani bozkır medeniyeti alanında idiler. İslam olduktan sonra doğu İslam medeniyeti alanına girdiler. İki yüzyıla varan bir süreden beri batı medeniyeti alanında bulunuyorlar. Orta Asya ile olan bağlantıyı kurmakla da yetinemeyiz. Bir de İslam hukuku ile ilgimizi belirtmek gerekir.” Bu ifadeler, Tarık Zafer Tunaya’nın, hatta devrin algısının devlete ve devlet geleneğine nasıl bir zaviyeden baktığına dair açık ipuçları vermektedir.

Tarık zafer Tuna’ya eserin ilk bölümünde eski Türklerde devlet yapısı ve algısı hakkında bilgiler sunmakta, eski Türk devletlerinin tarihi yapılarını vermektedir. Eski Türk devletlerini tanıttıktan sonra “Büyük Hakanlık” kavramı üzerinde durmuştur. Sonrasında bozkırda şekillenen Türklere ait sosyal yapıyı ve bunun üzerine kurulan siyasî yapıyı anlatmıştır. Ardından bir alt başlık açarak, eski Türklerin devlet düzenini ve bunun organlarını yazmıştır. Bu bağlamda sırasıyla il, iktidar, eski Türk devletlerinin iki unsuru olan halk ve ülke ve nihayetinde teşkilat sistemini bütün incelikleri ile kaleme almıştır.

Daha sonrasında ise İslam Devlet sisteminden uzun uzadıya bahsetmektedir. Özetlenecek olursa, bu kısımda İslam toplumunda oluşan kamu hukukundan ve özel hukuktan bahsetmektedir. Bunun ardından İslamiyet ile birlikte oluşan yeni toplum düzeninden, Hz. Peygamber’in görevinden ve fetihlerle oluşan yeni Müslüman dünyadan söz etmektedir. Bir diğer bölümde de “ümmet” kavramından, Medine sözleşmesinden ve biat algısından bahsetmektedir. Bunların ardından da İslam toplumunun özellikleri olarak eşitlik, adalet ve özgürlük kavramlarından söz etmektedir. Daha sonra “şeriat” kavramının tanımını ve şeriatın kaynaklarını açıklamaktadır. Ardından da fıkıh usulünü, dört mezhebin temel prensiplerini, fıkhın gelişimini, bu bağlamda örf ve âdetin konumunu anlatmaktadır. Bir diğer bölümde ise İslam’da iktidarın kaynağını anlatmaktadır ve bu bağlamda da Gazalî ve İbn-i Haldun’un düşünceleri hakkında ayrıntılı bilgiler vermektedir. Akabinde İslam’da oluşan siyasi iktidarın özelliklerini, gerekliliğinin sebeplerini anlatmaktadır. Başka bir başlık altında da Hilafet kavramının tanımı, tarihi seyri ve hukuki meşruiyetini işleyerek anlatmaktadır. Sonrasında yasama, yargı ve yürütme organlarının işleyişini incelikle anlatmaktadır. Bir başka bölümde ise İslam toplumunda şekillenen devlet teşkilatını, divanı, veziri ve emiri ve görevlerini işlemektedir.

Son bölümde ise Osmanlı devleti hakkında özet bir bölüm vermiş, onun arkasından da daha ayrıntılı bir alt başlık ile Selçuklu devlet sistemini anlatmıştır.

Tarık Zafer Tunaya gibi, yeni şekillenen Cumhuriyetin önemli teorisyenleri arasında yer alan bir değerin, kaçınılmaz olarak bulunduğu pozisyon gereği hukuk ve tarih çalışmalarını sürdürürken -yeni yapının şekil verenlerinden biri olması hasebiyle- devletin ve onu oluşturan milletin geçmiş birikim ve tecrübelerini dikkate alması gerekecektir. Tarık Zafer Tunaya’nın, elimizdeki bu eser ile üzerine düşen bu görevi fazlasıyla yerine getirdiği görülmektedir. Fakat ne yazık ki, Tarık Zafer Tunaya’nın mirasını sahiplenen Sol “akıl”, üstat edindiği bu değerli hukuk âliminin gayet gerekli ve sıhhatli bir şekilde ortaya koyduğu eserindeki kavramlar dünyasına hiçbir zaman tahammül gösterememiştir. Bu durum bile bize Türk düşünce ortamının, özellikle de her vesile ile bunu temsilcisi olduğunu mütekebbir bir eda ile ima eden Sol kesimin maalesef metodoloji fukaralığıyla malul olduğunu göstermeye yeter de artar.

Özetle Sol’un, ideolojik eğilimin fena halde esiri durumunda olduğu, sadece sahiplendiği değerli hukukçu Tarık Zafer Tunaya’yı değil aynı zamanda koca bir birikimi ve tarihi de günlük kısır ideolojik algılara ve bu algıların devamını sağlayan beyin konforuna kurban ettiği açıkça görülmektedir. Bu, düşünce körlüğünün ve tahammülsüzlüğün basit örneklerinden biridir sadece. Türk düşünce, neşriyat ve akademi dünyası, Sol’un nice cinayetleri ile doludur.

Kemal Ramazan Haykıranakilvefikir.org

Reklamlar

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Connecting to %s