Atilla Fikri Ergun / Din / Yazarlar / Yorum-Analiz

Modern “Aklın” Modern Uydurması: İslam’da Sınıf Mücadelesi

atilla-fikriergun-köşeFikrî ve amelî planda Batı’dan kopamayanlar “İslam’da sınıf mücadelesi” gibi birtakım sloganlar ortaya atarak vakit kaybına sebep oluyorlar. Fabrikada çalışan, sağdan soldan az biraz bir şeyler okuyup duymuş “devrimci” Müslüman da üretim araçlarını ele geçirmenin hayalini kuruyor, “Yerin dibine batsın bu makine, sanayi, fabrika” diyeceğine.

“İslam’da sınıf mücadelesi” modern dönemin uydurmalarından. Vahim olan, bunun üzerine yeni bir din ihdas etme ameliyesi. Nitekim “Sol İlahiyat” bu yaklaşımın neticesinde ortaya çıktı.

İşçi sınıfı Batı tarzı üretim biçimiyle birlikte oluştu. Batı tarzı üretim biçimini olumlayanların mevcut sistemde işçi sınıfının haklarını savunmaları çelişkisinin çelişkisi olarak nitelendirilebilir ancak. “Sınıf mücadelesi”nden söz edenlerin Batı tarzı üretim biçimine itirazları yok, fabrika olsun, işçi sınıfı olsun ama şartlar işçi sınıfının lehine olsun, tek dertleri bu.

“Sınıf mücadelesi”nden söz edenlerin hepsi sanayiden ve ilerleme fikrinden yana, insanı insan olmaktan çıkaran, tabiatı tahrip eden makineleşmeye ve fabrikalaşmaya itirazları yok.

“Sınıf mücadelesi”nden söz edenlerin kaçı -örneğin- otomobile, “toplu ulaşım” adı altındaki köle sevkiyatına, cep telefonuna, bilgisayara vs. karşı? Akılları fikirleri üretimden elde edilen gelirin nasıl paylaşılacağında.

“Sınıf mücadelesi”nden söz edenlere veya fabrikada çalışan “devrimci” Müslüman’a “Al sana toprak, git ek biç” ya da “Al sana şu kadar baş hayvan, git hayvancılık yap” desen hiçbiri tenezzül etmez; makine, sanayi, fabrika, teknoloji ve kent yaşamı akıllarını başlarından almış çünkü. Ticaret, emek-sermaye ortaklığı, zanaatkârlık desen aynı şekilde burun kıvırırlar.

İşçi sınıfını ayrıcalıklı kılan ne? Emek olmadan üretim olmaz ise işçi derhal emeğini sistemden çekmeli, köyüne, kasabasına, tarlasına dönmelidir. İşçi sınıfı 2-3 ay kuru ekmek yese ölmez ama sistem dayanamaz, çöker.

“İslam’da sınıf mücadelesi”nden söz eden modern “akıl” tam anlamıyla perişan. İslam’ın Batı tarzı üretime cevazı yok ki, işçi sınıfının mevcudiyetine cevazı olsun. Fikrî ve amelî planda Batı’dan kopamayanlar “İslam’da sınıf mücadelesi” gibi birtakım sloganlar ortaya atarak vakit kaybına sebep oluyorlar. Fabrikada çalışan, sağdan soldan az biraz bir şeyler okuyup duymuş “devrimci” Müslüman da üretim araçlarını ele geçirmenin hayalini kuruyor, “Yerin dibine batsın bu makine, sanayi, fabrika” diyeceğine. Hulâsa, ortada bir “akıl” var ama modern olan cinsten, hidayetsiz!

Mevcut devlet “aklı” da, “İslam’da sınıf mücadelesi”nden söz eden “akıl” da sakat. 10 yılda 2 milyon 573 bin futbol sahası kadar -yani 27 milyon 825 bin 64 dekar- tarım arazisi yok oldu, imara, inşaata kurban gitti. Resmî rakamlarla 2015 Şubat ayı itibariyle 3 milyon 226 bin kişi işsiz. Tarıma elverişli devlet arazileri ve “Kim ölü bir toprağı ihya ederse bu toprak onun olur, çeviren üç yıl içinde ihya etmemişse bundan sonra artık bu toprak üzerinde bir hakkı kalmaz”* hadis-i şerifi hilafına sahipleri tarafından kullanılmayan, atıl vaziyetteki tarıma elverişli topraklar ise öylece duruyor.

Bunlar 49 yıllığına taksim edilip, giderler bir kısmı sübvanse edilerek, bir kısmı da on yıl sonra tahsil edilmeye başlanacak şekilde yapılandırılarak karşılandığında sorun büyük ölçüde hallolur. Suriyeliler, sağda solda mülteci durumundaki Filistinliler, hatta Rohingyalar da getirilip toprakların tahsis edildiği insanların yanında bu işe dâhil edilebilir.

Düşük maliyetle kaliteli mahsul elde etmek mümkün, pazar bulmak zor değil. Bu topraklar değil 76 milyon 100 milyon insanı dahi rahatlıkla doyurur. Hayvancılık faslına girmiyoruz bile. Yeter ki “akıllar” Batı tarzı üretime, sanayiye, fabrikaya, sıcak paraya, AVM’ye, betona, demire ve çeliğe dayalı “çılgın projelere” endeksli çalışmasın.

Atilla Fikri Ergunakilvefikir.org

(Bu yazı Yılkı dergisinin Aralık 2015 tarihli 6. Sayısında yayınlanmıştır)

Dipnot:

* “Kim ölü bir toprağı ihya ederse, bu toprak onun olur; haksız dökülen ter için bir hak yoktur” (Buharî, Hars, 15, 27; Ebu Davud, İmare, 37; Tirmizî, Ahkâm, 38; Malik, Muvatta, Akdiye, 26, 27; Dârimî, Büyû, 65; Ahmed b. Hanbel, Müsned, 111, 303); “Âd’tan kalma yer Allah’ın, Resul’ünün ve sonra sizindir, kim ölü araziyi ihya ederse ona sahip olur; çeviren üç yıl içinde ihya etmemişse, bundan sonra artık bu toprak üzerinde bir hakkı kalmaz” (Ebu Yusuf, el-Harac, 5. Baskı, Kahire, 1396, 70)

Reklamlar

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Connecting to %s