Kemal Ramazan Haykıran / Tarih-Kültür / Yazarlar

Moğol İstilası ve Mezhep Kavgaları

kös-kemalMoğollar planlarını çoktan yapmışlardı. Güzellikle teslim olmayan Abbasi halifeliğine karşı uzun zamandır iktidara gelme fırsatı kollayan Şiileri destekleyeceklerdi… Şiiler, Moğolları gaip imamın ortaya çıkmasını sağlayacak olan “Ben-u Kantura” kuşu olarak algılarken, Sünniler ise onları “Yecüc-Mecüc” olarak algılıyorlardı.

Moğollar, Türkler gibi Orta Asya bozkırında yaşayan göçebe bir toplumdu. M.Ö. 3. asra kadar inen bir geçmişleri olan bu toplum Orta Asya bozkırında dağınık halde yaşıyorlardı. XII. asrın sonunda Cengiz Han önderliğinde büyük bir toparlanma yaşayan Moğollar, doğuda ve batıda büyük akınlara girişerek çok kısa bir sürede çok güçlü bir imparatorluk oluşturdular. XIII. asra girdiğimizde bütün Orta ve Ön Asya’da tek güç haline geldiler ve batıya doğru ilerlemeye başladılar, ilk önce İslam devletlerinden Harzemşahlıları ilhak ettiler, sonrasında ise İslam dünyasının en büyük gücü olan Selçuklu İmparatorluğuna yöneldiler ve 1243 Kösedağ savaşı neticesinde Selçukluları kendilerine tabi bir devlet haline getirdiler. Ama bu döneme kadar yaşananlar hâlâ Moğol İstilası olarak bilinen facia değildir. Esas facia Moğol İmparatorluğunda 1255 kurultayında alınan kararlar neticesinde yaşanmaktadır. Cengiz öldükten sonra yerine oğlu Ögedey geçmiştir. Ögedey’in de ardından yerine Cengiz’in torunu Mengü Kaan geçmiştir. Mengü Kaan 1255’te büyük bir Kurultay toplayarak Cengiz’in dört torunu arasında devleti paylaştırmıştır. Buna dayanarak da kendisine devletin batı kısmı düşen Hülagu Han, batıya doğru harekete geçti. İşte bu büyük hareket Moğol istilasının başlangıcı olmuştur. Bu süreçte İslam dünyasının büyük bir ayrılık ve tefrika içinde olduğu görülmektedir. Selçuklu mekanizmasının zayıflaması sonucu 1055’te Selçuklular eliyle kurulan düzen sarsılmış ve karışıklıklar çıkmaya başlamış, küçük emirlikler ve devletçikler arasında hâkimiyet kavgaları yaşanır olmuştu.

İlim faaliyetlerinde de büyük gerilemeler yaşanıyor, teferruat sayılabilecek ve ümmeti tefrikaya düşürecek keyfi konular üzerinde uzun ve gereksiz tartışmalar medresenin gündeminden düşmüyordu. Müslüman sultanlar büyük bir saltanat ve keyif sürmekteydiler. Hepsinden önemlisi de yaklaşık iki asırdır İslam toplumunun yönetiminden uzak kalan Şiiler tekrar yönetime geçmek için girişimlerde bulunmaya başlamışlardı. Sünni kesim ise, Şiilerle iktidarı paylaşmayı hiç düşünmüyordu. İşte bu panorama da beraberinde büyük mezhep çatışmalarını getiriyordu. İslam dünyası, özellikle Bağdat ve çevresi yoğun mezhep çatışmalarına sahne oluyordu. Devrin en önemli tarihçisi Reşidüddîn, Moğol istilasını anlatırken şu ifadelere yer veriyordu: “Müslüman sultan ve âlimler o kadar yoldan çıkmışlardı ki, Allah onların karşısında ceza olarak Cengiz’i güçlendirdi. Moğol istilası öyle bir felaketti ki, Bağdat’ın ırmakları günlerce kırmızı aktı, sayıları yüz bini geçen şehirlerde yüz kişi dahi kalmadı.”

Moğol istilasına sürüklenilen süreçte esas düğüm noktası Kerh Mahallesi olaylarıdır. 1255 tarihinden itibaren düşük yoğunluklu olarak devam eden Şii isyanlarında büyük bir artış göze çarpmaktaydı.  1256 yılına gelindiğinde ise Bağdat yakınlarında Şiiler için oldukça önemli sayılan ve on iki imamdan olan İmam Musa Kazım’ın türbesinin Sünnilerce talan edildiği haberinin yayılması üzerine Şiiler, Sünnilerin camilerine ve evlerine saldırmaya başladılar. Bu çatışmalar çok büyüdü ve bastırılamadı. Abbasi halifesi yardım için Memlûklulardan yardım isterken, Şii kanaat önderleri ise Moğolları yardıma çağırmıştı. Bu gelişme üzerine 1258 tarihinde Moğollar Bağdat’ta görüldü ve bu İslam dünyasının felaketi oldu. Ancak Moğolların daha 1255 yılında kurultayda Bağdat’ı işgal planı yapmış olmaları oldukça düşündürücüdür. Peki, aslında bu olay bu kadar basit miydi? Bir mahalle çatışması mıydı? Ümmetin felaketinin sebebi bu görünen sebep idi.

Hülagu, 1255 tarihinde büyük hanlıktan ayrılarak İlhanlılar devletini kurduğu günden itibaren İslam dünyasına hâkim olmanın planları yapıyordu. 1255 ile 1258 arasında geçen 3 sene zarfında Moğollar birçok kez Bağdat’a gelmişlerdi. Abbasi halifesine güzellikle teslim olmaları tekliflerini defalarca sundular. Fakat onurunu koruyan Halife Mutasım Billah bunları hep reddetti. Tabii ki Moğollar sadece Abbasiler ile görüşmüyorlardı, bu süreçte Şiilerle de temas kurulmuştu. Bu esnada Halifenin Şii vezirlerinden Alkâmî, yaşanan sıkıntıları ve yaklaşan Moğol tehlikesini bertaraf etmek amacıyla bir plan yapmış ve Halifeye sunmuştu. Ancak halifenin diğer Sünnî vezirleri Alkâmi’nin Şii olması gerekçesiyle Halifenin onun projesini kabul etmemesini sağladılar. Bu da vezirin kırılmasına yol açtı. Bundan başka Kerh Mahallesi olaylarından da sorumlu tutulması üzerine Alkâmi, tamamen küsmüş ve devletin karşısında bir tutum almıştır. Aslında başarılı ve samimi bir devlet adamı olan Alkâmi, sadece Şii olduğu için tecrit edilmesinin neticesinde Sünni dünyaya ve devlete karşı tavır alarak Moğollar tarafına geçmişti. Beraberinde Şii cemaati de sürüklemişti. Artık Moğolların yol haritası belliydi. Şiiler üzerinden İslam dünyasına hâkim olmak.

Dikkat çeken bir olay da şuydu ki, 1256 yılında Kerh Mahallesi olayları olurken Moğollar da Bağdat yakınlarındaki Bâtınî Şiilerin kalesi olan Alamut’la ilgileniyorlardı. Tuğrul Bey’in Şii Büveyhoğulları hâkimiyetine son verdikten sonra tecrit edilen Şiiler ciddi muhalefete başlamışlardı. Hatta öyle ki Şiiliğin uzantısı İsmailîliğin teröre dönüşmüş hali olan Hasan Sabbah’ın Alamut Kalesinde kurduğu tarikatın devam ettiricileri, İslam dünyasında Şiilik adına suikast saldırıları yapıyorlar, pek çok âlim ve yöneticinin canına kast ediyorlardı. O kadar korunaklı bir kaleydi ki bu pek çok kuşatmaya rağmen düşürülemiyordu. İşte bu kaleyi şimdi Moğollar ortadan kaldırmışlardı. Aynı tarihte yaşanan bu iki olayı tesadüfî görmek büyük bir saflık olacaktır. Moğollar planlarını çoktan yapmışlardı. Güzellikle teslim olmayan Abbasi halifeliğine karşı uzun zamandır iktidara gelme fırsatı kollayan Şiileri destekleyeceklerdi. Ama öncelikli olarak Şiiliğin terörist görünümü olan Alamut’u ortadan kaldırmak gerekiyordu. Alamut’un ortadan kalkmasından sonra Şiilik artık Moğol ideolojisine hizmet edebilecek hale gelmişti. Tüm hazırlıklar tamamlandıktan sonra Hülagu Han artık Bağdat’ı kuşatmaya başlamıştı. Alkâmi başta olmak üzere tüm Şii dünyası ise Moğolları bir kurtarıcı gibi dört gözle bekliyorlardı. Çünkü Moğolların gelişiyle Şiiler iki asırdır uzak durdukları iktidara kavuşabileceklerini düşünüyorlardı. Şiiler, Moğolları gaip imamın ortaya çıkmasını sağlayacak olan “Ben-u Kantura” kuşu olarak algılarken, Sünniler ise onları “Yecüc-Mecüc” olarak algılıyorlardı.

Yaşananlardan net bir biçimde anlaşıyor ki Moğollar daha gelmeden İslam dünyasının içine sızmışlar ve mezhep çatışmasını körükleyerek İslam dünyasını kendilerinin hâkimiyetine hazır hale getirmişlerdi. Maalesef İslam âlemi de bağıra bağıra gelen bu felakete duyarsız kalmıştır. Neticede İslam dünyasının 7 asırlık birikimi birkaç yılda berhava olmuştur. İstilada yakılan kitapların adlarını bile bilememekteyiz. Keza İslam dünyası tam bir asır süren bir esaret hayatı yaşamaya başlamıştı. Mezhep ayrılıklarının yarattığı en elim felaket tablosudur bu yaşanan. İstila süreci başlayınca Şiilerin de altın çağı başlamış oluyordu. Büyük Şii âlim Nasıruddin et-Tusi, Moğolların baş danışmanı olmuştu. Şiiler Moğollar ile bu kadar yakın olmalarına karşın Moğollardaki büyük dönüşümde Sünni, Türkmen-Yesevi dervişlerinin imzası vardır. Barak Baba lakaplı bir Türkmen Şeyhi ile Nevruz isimli Türkmen dervişi Moğol hükümdarı Gazan Han’ı etkilemiş ve neticede bu paganist kavim İslam’a dönmüştür. Böylelikle de Moğol İstilası süreci son bulmuş oluyordu.

Moğol istilasının yarattığı yıkımın etkisi asırlarca sürmüş ve asla telafisi mümkün olmamıştır. Bunun tek sebebi olmasa bile istilanın önünü açan ve onu kolaylaştıran faktör, ümmetin içine düştüğü mezhep çatışmaları olmuştur. Ümmet vahdet içinde durabilmiş olsaydı sahip oldukları potansiyel Moğolları durdurmaya fazlasıyla yetebilecekti.

Kemal Ramazan Haykıran akilvefikir.org

 

Reklamlar

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Connecting to %s