Sır - Bişr-i Hâfî / Video

Sır – Bişr-i Hâfî (Video)

Zahidlik yolunu tuttuktan sonra hiç ayakkabı giymediği için “Hafi”, yani “yalınayak” lakabını aldığı söylenir Bişr-i Hafi’nin. Neden yalınayak dolaştığı sorulunca, ayakkabıyı toprakla ayağı arasında bir engel olarak gördüğünü ve Hakk’ın sevgisi ile arasındaki engeli de yine böyle kaldırdığını söylermiş. Fakat ilginç bir rivayet “Hafi”, yani “yalınayak” lakabının ona sağladığı şöhrete dikkat çeker. Üstat Ebu Âlî Dekkak’ın aktardığına göre Bişr, bir gün kapısını çaldığı evden gelen “Kim o?” sorusuna karşı “Yalınayak Bişr” deyince, karşı taraftan “Üç kuruş verip ayağına bir kundura geçir de, şu ‘yalınayak’ şöhretinden kurtuluver” yanıtını almış. Bişr-i Hafi’ye göre makamların en üstünü fakirlik veya fakr idi. Sûfîler zahidlerden farklı yorumlamışlardı fakirlik ve zenginlik kavramlarını. İlk dönem zahidleri maddî zenginliği ve fakirliği anlıyorlardı bu vurgudan. Oysa sûfîler nefsin fakirliği ve zenginliğini kast etmişlerdir. Fakir, yani arzuları olmayan bir nefs aslında zengindir; dizginlenmiş, ket vurulmuştur. Tasavvufta fakirlik, insan benliğine, zihnine özgürlük kazandırdığı, onu engelleyen maddî bağlardan, nefsinin arzularından uzak tuttuğu için yüceltilir. Bu anlamda sûfî, en zengin fakirdir. Bişr-i Hafi’nin tasavvuf yolunu seçme kararında muhaddis, yani hadis âlimi olarak şöhretinin verdiği gurur ve kibir duygularını, şan ve şöhret arzusunu yenme, nefsinin emirlerine muhalefet etme düşüncesinin etkili olduğu rivayet edilir. Birş-i Hafi’ye göre konuşurken üzerine kendini beğenmişlik hali gelen kişi hemen susmalıydı; aynı hal susunca geliyorsa hemen konuşmaya başlamalıydı. Bişr-i Hafi’nin doğumuyla ilgili iki ayrı tarih gösterilir; 767 ve 769. Bugün Türkmenistan sınırları içinde yer alan Merv’de doğmuştur. Merv’in ileri gelen ailelerinden birisine mensuptu. Bişr, hayatının önemli bir bölümünü Bağdat’da geçirdi. Takva içinde sürdürdüğü yaşamı 841’de sona erdi. Bişr, devrin önemli sûfîleri olan Fudayl b. İyaz, Seriü’s-Sakatî, Ebu Ali el-Cüzcanî ve Ebu Said el-Harrız’ın sohbetlerine katıldı. Dinî tahsilini tamamladıktan sonra hadis ilmine yöneldi, muhaddis oldu. Ancak daha sonra kitaplarını toprağa gömdü ve tasavvufa yöneldi. Bişr-i Hafi’nin tasavvufî düşüncesinde takva, vera ve nefse muhalefet konuları önemli yer tutar. Vera, helal olduğu şüpheli olan şeyleri tümüyle terk etmek ve her an nefs muhasebesi yapmaktır. Mü’min, kendisiyle arzuları arasına demirden bir duvar örmeliydi. Şöhret nefsi beslerdi; “Halkın kendisini bilmesi ve tanımasını arzu eden kimse ahiretin hazzına varamaz” derdi.

Reklamlar

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Connecting to %s