Kemal Ramazan Haykıran / Tarih-Kültür / Yazarlar

Bozkırdan Gelen Medeniyet – Türkler

kös-kemalTürklerin İslam’a geçmelerinden sonra bir değişme değil zenginleşme karşımıza çıkar. Çünkü eski kültürlerinin etkilerini sürdürmüşler ve bu kültürün üzerine Fars ve İslam unsurlarını eklemişlerdir. Türklerin İslam kültürünün etkileriyle ortaya koydukları eserler daha 11. yy.da oluşmaya başlamıştır. Kaşgarlı Mahmud ve Hoca Ahmed Yesevi, Türklerin İslam’a geçtikleri dönemde önemli âlimler olarak karşımıza çıkarlar.

I

Türklerin Yaşam Biçimi ve Toplum Yapısı

Türkler temel olarak göçebedirler. Fakat Türklerin göçebeliği diğer göçebe kavimlerden (Germenler gibi) farklıdır. Örneğin Germenler belli bir düzen olmadan göçerlerdi. Fakat Türkler belli bir sisteme göre göçerler. Göçlerini iklimsel hareketlere göre düzenlerler. Temel ekonomik uğraşları olan hayvancılık da göç hareketlerini belirlemede etkilidir.

Temel ekonomik uğraşları hayvancılıktır. At bu hayvanlar arasında önemli bir yere sahiptir. Develer de önemlidir. Küçükbaş hayvan yetiştirip satarlar. Bu hayvanların beslenmesi göçü etkileyen bir durumdur.

Türk toplum yapısında hiyerarşik bir düzen vardır. Toplum aileye dayalıdır. Çünkü göçebelik zor iştir ve bu aile bağlarının güçlü olmasını sağlar. Bu güçlü aile bağları nedeniyle devlet örgütlenmesi de aile üzerinden örgütlendirilir.

Ülkeyi ikiye bölerek yönetirler: Gün doğusu ve gün batısı. Sonra bir kez daha bölerler: Gün ortası ve gece yarısı. Sonra bu bölümlerin her birini altıya bölerler. Yani toplam 24 bölüm oluşur. Böylece 24 Oğuz boyunun yönetim bölgesi ortaya çıkar. Türkler, Müslüman olmaya başladıktan sonra pek çok şey değişti. Ama devlet anlayışı Osmanlı’ya kadar (15. yy.) değişmedi.

II

Askeri Üstünlükleri

Göçebelikte en önemli unsur pratikliktir. Göçebe yaşayanlar pratik olmak zorundadırlar. Çok hızlı bir şekilde göçe hazırlanabilmek lazım. Bu pratiklik savaşlara da çabuk hazırlanmalarını sağlıyordu. Türkler, sürekli fiziki zorluklarla yaşadıklarından fiziki yapıları gelişmişti. Bu da askeri anlamda Türklere bir üstünlük sağlıyordu. Atı çok iyi kullanabilmeleri de askeri anlamda ayrı bir üstünlük sağlamaktaydı. Fergana Vadisi’nde atın çok olması at sayısının fazla olmasını sağlıyordu. Türklerde bütün ordu atlı iken diğer kavimlerin ordularında atlılar küçük ve özel bir kısmı oluşturuyorlardı. Göçebe yaşamlarında da sürekli atla yaşamaları ata binmede ve atla savaşmakta önemli bir üstünlük sağlıyordu. Ayrıca üzengiyi bulmuş olmaları atın üstünde daha rahat hareket etmelerini sağlamıştır. Fakat askeri anlamda asıl üstünlük noktaları demiri işlemedeki ustalıklarıdır. Türkler tarihin gördüğü en iyi demir ustalarıdır. Demir madeni Orta Asya’da çokça bulunmaktadır. Kömür madeni de çoktur. Demiri işlemedeki ustalıkları da gelişmiş olunca silah yapımında oldukça üstünleşiyorlar. M.Ö. 5. yy.dan itibaren kılıç kullanılmaktadır. Türk kılıçlarının demircilikteki ustalıktan dolayı çok gelişmiş olduğu görülür. Eğri kılıç olması daha güçlü darbe vurmayı mümkün kılmaktadır. Ayrıca demircilikteki ustalıkları sayesinde diğer kılıçlara göre daha hafif ama daha sağlam kılıçlar yapabiliyorlardı. Yine demircilikteki ustalıkları sayesinde çelikten örme zırhlar yapabiliyorlardı. Bu zırhlar hem daha hafifti hem de hava aldırıyordu. Savaşlar piyade halinde ve ateşli silahlarla yapılır hale gelince Türklerin askeri alandaki bu üstünlükleri de zayıflamıştır.

Aile hiyerarşisi ve göçebe yaşam Türklerin iyi organize olmalarını sağlıyordu. Fakat bürokrasi gelişmemişti. Bizans ve Sasani kültürleriyle karşılaşınca bu alanda da gelişmeye başlamışlardır.

III

Ekonomik Uğraşları

Demircilik iktisadi hayatta da Türkler için önemli bir gelir kaynağıydı. Yaptıkları silahları diğer kavimlere de satıyorlardı. Fakat Türkler için asıl ekonomik uğraş hayvancılıktı. Daha çok küçükbaş hayvan besleyip satıyorlardı. Koyun onlar için çok önemlidir. Koyunun her şeyinden faydalanıyorlardı. Koyun eti temel besin kaynaklarıydı. Bu eti uzun süre saklayabilmek için birçok yöntem geliştirmişlerdir. Kavurdukları eti koyunun derisinden yaptıkları tulumun içine dolduruyorlardı. Bunun yanı sıra eti baharatlara bastırıp güneşte fermante ediyorlardı. Böylece bastırma (pastırma) ortaya çıkmıştır. Bir başka yöntem de tuzlayıp salamura yapmaktır. Bir başka uğraş da balık etini kurutmaktır. Aslında Türk mutfağında deniz ürünleri de önemli bir yer kaplar. Bunların dışında tavuk, kaz ve ördek gibi kanatlı hayvanların etlerini de kurutuyorlardı. Bütün bunların ticaretini de yapıyorlardı. Sütü uzun süre saklamak için yoğurdu ve ayranı bulmuşlardır. Loli adında meyveli yoğurttan alkollü bir içecek yapıyorlar, bunu da Çinlilere satıyorlardı. Yine sütü uzun süre saklayabilmek için peynir yapıp tuluma basıyorlardı.

Hayvanın tüyünden yün ip yapıp kıyafet, halı ve çadır yapıyorlar. İpi renklendirmek için kökboyasını buluyorlar. Kök renkleri karıştırıp ara renkleri buluyorlar. Örneğin turkuazı bulmuşlardır ve bu yüzden bu renk Türklere özgüdür. Halıcılık bu sayede gelişmiş ve Türklerin en önemli sanatları arasında yer almıştır.

Hayvanın kemiklerinden dahi faydalanıyorlar. Kemikten bıçak kabzası, kılıç kabzası, oyuncaklar ve takılar yapmışlardır. Mesela “aşık atmak” deyimi kemikten yapılan bir oyunla ortaya çıkmıştır.

IV

İslam ve Türkler

Türkler, Hz. Osman döneminde İslam’la karşılaşıyorlar. Bazı kaynaklarda Hz. Muhammed’in mektup gönderdiği imparatorluklar arasında Göktürklerin de olduğu söylenir.

İlk çatışmalar Emeviler döneminde gerçekleşiyor. Bu çatışmalarda münferit şekilde İslam’a geçişler oluyor (küçük gruplar, zümreler halinde). Emeviler döneminde uygulanan Beni Ümeyye merkezli politika Halife Ömer b. Abdülaziz döneminde bir nebze yumuşamış ve bu dönemde de münferit İslam’a geçişler olmuştur. Emeviler’in Horasan Valisi Kuteybe b. Müslim, Türkleri iyi tanıyor. “Askeri anlamda Türkleri yenemeyiz, yensek bile otorite kuramayız” diyor. Bu yüzden askeri hareketleri durdurup bunun yerine dini sansür uyguluyor. Budist tapınaklarını ve diğer dinleri engelleyici çalışmalar yapıyor. İslam tebliğcileri gönderiyor. Bu dönemde de münferit geçişler oluyor. Asıl değişim Abbasi ihtilâli ile gerçekleşiyor. Türgiş boyu Abbasilerin önemli bir kısmını oluşturur hale geliyor. Bu dönemde Türkler, Halife ailesine bile giriyorlar. Örneğin Halife Mutasım’ın annesi bir Türk’tür. İslam’a geçişten önce Mısır, Suriye ve Filistin’de Türk nüfusunun arttığını görüyoruz. Köle olarak alınan Kıpçak Türkleri bu bölgeyi Türkleştiriyor. Ki daha sonra bu bölgede bağımsız Türk güçleri (Tolunoğulları, İhşitler) oluşmuştur.

Orta Asya’da İslam’ın Türkler arasında yayılması Karahanlılar’da Saltuk Buğra Han döneminde başladı. Saltuk Buğra Han, bir Samanoğlu prensinin etkisiyle Müslüman oldu. Ama tabii bu siyasi bir durumdu. Müslüman olan Türklerin çoğunun İslam’la ilgili bilgisi yoktu. Ayrıca Müslüman olmayan Türkler de vardı. Gazneliler de Müslüman Türk bir devletti. Fakat içerisindeki kalabalık boylar Müslüman değillerdi. Müslüman olanlar da İslam’ı bilmiyorlardı. Devlet bu nedenle Hisbe teşkilatını kurup vaiz ve hatipler göndermiştir. Fakat bu kitabi hareket göçebeler arasında yankı bulmamıştır.

Bu durumu değiştiren Hoca Ahmed Yesevi oluyor. Türk tasavvufunun kurucusudur. İki köklü Türk-İslam anlayışı olan Nakşibendilik ve Bektaşilik, Hoca Ahmed Yesevi’nin izinden gidenler tarafından oluşturuldular. Hoca Ahmed Yesevi, kopuzla bestelenebilen, 11’li hece ölçüsüyle yazılmış, felsefi konulara girmeden temel dini bilgiler veren hikmetler yazmıştır. Yetiştirdiği öğrencileri bozkırın dört bir tarafına dağılıp göçebe Türklere bu hikmetlerle İslam’ı öğretmişlerdir. Ozanlar ve kamanlar Türkler arasında önemli kişilerdi. Yesevi’nin yetiştirdiği şeyh ve dervişler bunların yerlerini almışlardır.

Hoca Ahmed Yesevi, Müslümanlığın Türkler arasında yayılmasında ve benimsenmesinde etkili olmuş bir âlimdir. Müslüman Türkler vardı fakat Müslüman olduğu halde Müslümanlıkla ilgili bilgisi olmayan, dolayısıyla İslam’ı gerektiği gibi yaşamayan Türkler de vardı ve Müslüman olmayan Türkler de vardı. Hoca Ahmed Yesevi’nin bestelenebilen ve kopuzla çalınıp söylenebilen hikmetleri hızla yayıldı, böylece bozkırdaki göçebe Türkler İslam’ı daha iyi öğrenip benimsemeye başladılar. Onun öğrencileri çok geniş bir coğrafyaya yayılarak bu hikmetleri daha fazla Türk’e ulaştırdılar. Hoca Ahmed Yesevi, Türk tasavvufunun kurucusu kabul edilir. Onun etkileri Türkistan, Anadolu ve Balkanlara yayıldı. Bugün Pir-i Türkistan diye de anılır. Divan-ı Hikmet adlı eserinin en eski yazması 17. Asra aittir. Dolayısıyla orijinalinden epey farklılaşmıştır.

Timurlu Devleti Yeseviliği temel alarak kurulmuştur. Timur, rüyasında Yesevi’yi görmüş ve hâkimiyetini bu rüyaya dayandırmıştır.

Türklerin İslam’a geçmelerinden sonra bir değişme değil zenginleşme karşımıza çıkar. Çünkü eski kültürlerinin etkilerini sürdürmüşler ve bu kültürün üzerine Fars ve İslam unsurlarını eklemişlerdir. Türklerin İslam kültürünün etkileriyle ortaya koydukları eserler daha 11. yy.da oluşmaya başlamıştır. Kaşgarlı Mahmud ve Hoca Ahmed Yesevi, Türklerin İslam’a geçtikleri dönemde önemli âlimler olarak karşımıza çıkarlar.

İslam çok hızlı bir şekilde yayılmıştır. İslam’ın yayıldığı coğrafyalardaki kavimlerin çoğu Araplaşmıştır. Sadece Türkler ve Farslar Müslüman oldukları halde Araplaşmamış kavimlerdir. Kıptiler, Berberiler ve daha birçok halk Müslüman olduktan sonra Araplaşmışlardır. Ayrıca Dürziler Müslüman olmadıkları halde Araplaşmışlardır. Türkler, Müslüman olurken İslam Dünyası’nı egemenlikleri altına aldılar. Türkler dışındaki bütün kavimler İslam’ın egemenliği altına girdiler.

Türk kültürünün İslam’a geçtikten sonra oluşan en önemli edebi metni Türkoloji’nin en temel kaynağı olan Kaşgarlı Mahmud’un eseri Divan-ı Lügati’t-Türk’tür. Çünkü daha öncesinde Türklerin yazılı eserleri kitabelere dayanıyor. Yani elimize kalan fazla bilgi yok. Türklerin daha önceki dönemlerini Çin kaynaklarından ve seyahatnamelerden öğreniyoruz. Ama Kaşgarlı, sadece sözlük yazmamıştır. Türk kültürünü, dinini, siyasi yapısını da anlatıyor. Yerleşik yaşama tarzına sahip olan Farslar ve Araplar, Türklere göçebe oldukları için iyi gözle bakmıyorlar. Arap seyyah İbn-i Fazlan’ın seyahatnamesinde bu net şekilde görülmektedir. Fakat 11. yy’ın ikinci yarısından itibaren İslam dünyasının hâkimiyeti Türklere geçti. Abbasilerin içinde bulunduğu kaosu çözen de, Şiiler ile Bâtınilerin etkilerini zayıflatanlar da Türkler oldu. İşte Kaşgarlı’nın eseri böyle bir döneme denk geliyor. Türklerin ne kadar zengin bir kültürü olduğunu gözler önüne seriyor. Kaşgarlı, Türkçe’nin en az Arapça kadar zengin bir dil olduğunu göstermeyi amaçlamıştır.

Hemen ardından Yusuf Has Hacip’in Türk kültürünü daha da zenginleştiren eseri Kutadgu Bilig karşımıza çıkıyor. Bu eser, Eflatun’un (Platon) Devlet’inin, Türk töresinin, Fars devlet anlayışının ve Abbasi devlet anlayışının bir potada eritildiği bir siyasetnamedir. Daha sonraki asırlar boyunca benzer eserler yazılsa da bu iki eser aşılamamıştır. Günümüzde birçok siyasetname yazarı Kutadgu Bilig’i temel almaktadır.

V

Tasavvuf

Tasavvuf, Hint ve İran mistisizminin İslamiyet içinde toparlanmış halidir. Tasavvuf kelime anlamı olarak “yün giymek” demektir. Bazı kişiler İslami olmadığını savunurlar. Fakat İslami bir unsurdur. 10. Asırda kurumsallaşmıştır. İlk olarak Bağdat civarında kurumsallaşır. Cüneyd-i Bağdadi ve Bayezid-i Bistami adlı âlimler Bağdat ekolünün en önemli temsilcileridir. Doğuya baktığımızda Horasan ekolünü ve Hoca Ahmed Yesevi’yi görürüz. Horasan erenleri çok aykırı insanlardır. Aykırı olmaya önem verirler. Farklı giyinirler, küpe takarlar. Bu coğrafyada ortaya çıkan Melamilik, Haydarilik ve Kalenderilik heterodoks tarikatlardır.

Anadolu’nun Türkler için bir yurt haline gelmeye başladığı esnada Türkistan’da var olan siyasi karışıklıklar âlimler için Anadolu’yu cazip bir yurt haline getirmiştir. İslam’ın diğer bölgeleri de istikrarsızdı. Bu nedenle sükûnetin ve istikrarın sağlandığı Anadolu Selçuklu ülkesi âlimler için öne çıktı. Anadolu Selçuklu sultanlarının bu âlimleri himaye politikaları da Anadolu’nun cazibesini artırmıştır. Bu erenler geldikleri yerlerde tehdit unsuru olarak görüldükleri için öldürülme ihtimalleri vardı. Ki daha sonra Babai isyanında nasıl tehdit unsuru oldukları görülmüştür. Çok önemli erenler, âlimler Anadolu’ya geldiler. Bu âlimler arasında Hacı Bektaş-ı Veli ve Mevlânâ gibi çok büyük isimler vardır. Yunus Emre de bu dönemde yaşamıştır. Mevlânâ, Fars kültürünü Anadolu’da yaygın bir şekilde kullandı. Şems de bunu yaptı. Yunus Emre ve Hacı Bektaş-ı Veli ise Türk kültürünü kullanmışlardır. Çok uzak olmasına rağmen Anadolu tasavvufunu etkileyen bir unsur da Endülüs ekolüdür. Bu ekolün en önemli âlimi Vahdet-i Vücud düşüncesiyle tanınan Mağripli Muhyiddin İbn-i Arabî’dir. Bu ekolün etkilerini Anadolu’ya getiren âlim ise Sadreddin Konevî’dir.

Mevlânâ’nın babası yönetici biridir. Bu yüzden Mevlânâ bürokrasiyi iyi bilir ve yönetimle arasını iyi tutar. Devletin tehdit olarak gördüğü aykırı tarikatlara sıcak bakmaz. Moğollarla birlikte de hareket etmiştir. Kendisini eleştirenlere şu yanıtı verir: “Siz onlara baktığınızda bugünün kâfirlerini görüyorsunuz, ben ise yarının Müminlerini görüyorum.” Daha birçok eren Moğollardan yanadır. Çünkü o dönemde Anadolu’da meşru olan devlet İlhanlı Devleti’dir. Bugünden bakarak bu erenleri eleştirenlerin anlamadığı nokta da budur.

Moğol istilasının olumsuz sonuçlarının yanı sıra olumlu sonuçları da vardır. Anadolu Türkleşmiştir. Moğollardan kaçan Türkler Anadolu’ya gelerek Anadolu’daki Türk nüfusunun artmasını sağlamışlardır. Böylece Fars etkisi ortadan kaybolmuş ve Farsça belirleyici bir dil olmaktan çıkmıştır. İlk Türkçe tarih kitabı olan Enveri’nin Düsturname’si bu dönemde ortaya çıkmıştır.

Kemal Ramazan Haykıranakilvefikir.org

Reklamlar

One thought on “Bozkırdan Gelen Medeniyet – Türkler

  1. Siz Türkleri kimden öğrendiniz bilmiyorum ama kazım mirşan, rahmetli servet somuncuoglu nun kitap ve belgesellerini inceleyin… Ayrıca catalhoyuk ve gobekli tepeyi arastirmayi unutmayin…
    Türkler zaman zaman göc etmistir ama gocebe degildir!
    Türklerin burokrasisi vardir!
    Son olarak Türkler İslam’a gecemez, olsa olsa bu zeki ve calıskan adamlari Allah dinine hak ettikleri icin secmistir…

    Beğen

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Connecting to %s