Atilla Fikri Ergun / Devlet Tartışması / Yazarlar / Yorum-Analiz

Küreselleşme ve Kozmopolitizm – Millet-Devlet ve Milliyetçilik

atilla-fikriergun-köşeKüresel kapitalist bir dünya devletini öngören küreselleşme, vatansızlık -bir diğer ifadeyle mekânsızlık- üzerine kurulu olduğu, yaygın yerleşik dinî-millî ve coğrafî aidiyetlerden kopuşu gerekli kıldığı için, millet-devleti dağıtmak zorunda, aksi halde istediği sonuca ulaşabilmesi mümkün değil.

İslam-Türk ordu-millettir ve din-u devletçidir. Din, devlet, ordu, bunlardan biri yoksa İslam-Türk de yok demektir. Etnik ya da ırkçı milliyetçiliğin İslam’da yeri olmadığı için, İslam-Türk’ün tarihinde de yeri yoktur. Din, tarih, kültür, medeniyet bağlamında yayılmacı bir milliyetçilik ise gerekli. Bunlar bizi bir arada ve ayakta tutan unsurlar. Bu tür bir milliyetçiliğe karşı çıkmak, kozmopolitizme, dejenere olmaya (soysuzlaşmaya), kimliksizleşmeye davetiye çıkarır. Özetle milliyetçilik gerekli, sorun mana ve muhteva ile ilgili.

Yahudiler asırlarca dünyanın dört bir yanına dağılmış, mekânsız/ülkesiz, küresel kabileler olarak yaşadılar ve bu, onlara son derece pahalıya mal oldu. İsrail devletinin kuruluşu Yahudilerin ülkesizliğine son verdi ve bir bakıma onlara tekrar millet olma özelliği kazandırdı.

Doğu Türkistan, Filistin ve Keşmir, bu üçü küffarın hâkimiyeti altında olup en fazla Müslüman kanının döküldüğü yerler. Buralarda yaşayan Müslümanlar da aslında mekânsız/ülkesiz halklardır, zira üzerinde yaşadıkları toprak parçalarında kendi sözleri geçmiyor, yani buralar fiilen başkalarına ait durumda.

Devlet nimettir, -ıslaha muhtaç olmakla birlikte- devlet kaybedilirse bizim akıbetimiz de bundan başkası olmayacaktır. Böyle olması için çalışıp çabalayan “Müslümanların” mevcudiyeti ise ibret vesikasıdır. Vatansız, devletsiz, bayraksız, ordusuz “İslamlık” icat edenler küffarın elinde oyuncak olmaya mahkûmdur.

19. Yüzyılın ortalarından itibaren imparatorluklar, son sürat yükselmekte olan kapitalizmin önünde en büyük engeli teşkil ediyorlardı. Bu nedenle kapitalizm -ki emperyalizm onun zorunlu neticesidir- 20. Yüzyılın başında imparatorlukları parçaladı, onları hazmedilebilir lokmalara böldü. Osmanlı ve Avusturya-Macaristan imparatorluklarından birçok devlet, hatta devletçik türedi. Şimdi küreselleşme evresinde kapitalizme daha küçük lokmalar lazım ve bu yüzden de millet-devlet hedef tahtasında.

Küresel kapitalist bir dünya devletini öngören küreselleşme, vatansızlık -bir diğer ifadeyle mekânsızlık- üzerine kurulu olduğu, yaygın yerleşik dinî-millî ve coğrafî aidiyetlerden kopuşu gerekli kıldığı için, millet-devleti dağıtmak zorunda, aksi halde istediği sonuca ulaşabilmesi mümkün değil.

Kapitalizm söz konusu olduğunda sermayenin vatanı milleti yoktur, çok uluslu şirketler kozmopolittir, kapitalizm nokta-i nazarından sermayenin dini-imanı da olmaz. İlginçtir ki, aynı şekilde Marksizm de vatansızdır, çünkü işçi sınıfının da vatanı yoktur, proletarya enternasyonal ve kozmopolittir.

Hal böyle iken mevcut devlet yapısını zayıflatmaya, merkezî yönetimi erozyona uğratmaya çalışanlar ve hatta ülke bölünsün, dağılsın isteyenler bir numaralı küreselleşmecilerdir. Bunlar hakikatte vatansız, kozmopolit kimselerdir ve dünya sistemine hizmet etmektedirler. Devlet ıslaha muhtaçtır, ancak ana hatlarıyla merkezî yönetim, toprak bütünlüğü ve millet tanımı aynı kalmalıdır.

Bu topraklarda yaşayan, aynı dine mensup olan, aynı tarihi, aynı kültürü, aynı kaderi paylaşan insanların bir millet olarak ayakta kalabilmeleri için ortak dış bir düşmana ihtiyaçları var. Dışarıda düşmanı olmayanlar içeride birbirlerini yerler. Devlet 1920’deki emperyalizm-kapitalizm eksenli -ki bununla Batı kastediliyordu- düşman tanımlamasına geri dönmeli. Türkiye’nin, millî siyasetin gereği olarak Batı’dan kopma vakti gelmiştir, aksi halde ortada Türkiye diye bir ülke kalmayacak.

Demokrasi, insan hakları, bireysel özgürlük, basın özgürlüğü, düşünce özgürlüğü, serbest piyasa ekonomisi, bunların tümü milletin millî-dinî değerlerden koparılması, dejenere edilmesi ve ülkenin teslim alınabilir hale getirilmesi için Batı tarafından ihraç edildi ve birileri de seve seve bunların ithalatçısı oldu. Böylece ayrık otları palazlandırıldı, iman birliği bozuldu ve toplum fikren ve siyaseten derinlemesine bölündü.

Türkiye’de ayrık otlarını temizleyecek, millî-dinî birlik ve beraberliği sağlayacak, kamu düzenini yeniden tesis edecek bir yönetime ihtiyaç var. Toplumsal ayrılık ve çelişkiler devlet eliyle ortadan kaldırılmalı. Özellikle devamlı surette zihinlere pislik pompalayan yazılı-görsel basının, yayıncılık dünyasının ve sosyal medyanın -daha geniş planda internetin- zapturapt altına alınması gerekiyor.

Millî pazar, millî siyaset, millî basın-yayın, bu üçü olmadan olumlu yönde mesafe katetmek imkân dâhilinde değil, hatta yok olup gitmek mukadder.

Atilla Fikri Ergunakilvefikir.org

Reklamlar

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Connecting to %s