Medya / Mevlüt Hönül / Yazarlar / Yorum-Analiz

Ahlaksız Medya, Ahlaksız Yayınlar ve Toplumsal Çöküş

mevlüt-hönül-köşe-2Medya grupları yaptıkları yayınlarla hırs ve şehveti, haksız zenginliği, ahlaksızlığı, fuhşu, aldatmayı “güzel” bir şey olarak lanse ediyorlar; onların görevi bu.

Medyanın çirkin yüzü hususunda aileler öncelikle kendi kendini kontrol sistemini en güzel şekilde ortaya koyan Lokman Suresi 13. Ayet ve devamını çocuklarının belleklerine kazımalı, yanı sıra basit yasaklamalar ve kısıtlamalar yerine kalıcı ahlak eğitimi sistemini inşa ile işe başlamalılar.

Ülkemizde var olan fitneler yetmezmiş gibi aile ve ahlak düzenini yerle bir eden birkaç soytarının, ne giydiği, ne içtiği, nerede soyunduğu, kiminle nasıl ahlaksızlık yaptığı üzerine yoğunlaşan magazin programları ve her türlü ahlaksızlığı yayan diziler, evlilik dışı gayri meşru ilişkileri hem meşrulaştırıyor hem de bu tip ilişkilere özendirerek genç nesilleri esir alıyor. Sözde denetleyici konumundaki RTÜK ise elde edeceği geliri esas aldığı için bu zihniyete tüm kapıları açık bırakıyor.

Vizyondaki filmler ve “dizi film” adı altında yayınlanan ifsat kaynağı yapımlar ahlaksızlığı “özgürlük” olarak sunuyor. Amca dayı eşlerini yoldan çıkaran yeğenler, aynı kıza âşık olan kardeşler, kendi kardeşinin eşine göz dikenler, çocuğunun tedavisini yaptırabilmek için iffetini satışa çıkaran kadınlar… Bu tür yayınlar hem ailevî ilişkilere darbe vuruyor hem de “özgürlük” adı altında sunulan kepazelikler, yanı sıra verilen öfke, cinayet ve intikam mesajları toplumsal ahlakın kökünü kazıyor ve sosyal yapıyı fesada uğratıyor.

Toplumsal çöküşün en büyük etkenlerinden biri olan görsellik, ahlaksızlığın insanların akıllarında ve kalplerinde yer etmesini sağlamak için geliştirilmiş bir dizi şeytanî yöntemi bünyesinde barındırıyor. Aile yapısını bozmak için öncelikle toplumun zihnini dumura uğratmak ve esir almak gerekiyor, böylece insanlar hem ahlakî davranmaktan hem de okumaktan, ilim öğrenmekten, fikir üretmekten uzak tutuluyor.

Aile büyükleri kendi sorumsuz davranışları neticesinde ortaya çıkan bozuklukların faturasını başkalarına yüklemeden önce kendi sorumluluklarını yerine getirip getirmediklerini gözden geçirmeliler. Kendi kabahatini belirlediği herhangi bir günah keçisinin üzerine yıkma hususunda insanımızdan daha hünerli bir başka halk yoktur. Şeytana lanet okur ama şeytanı evinde barındırır. Mevcut tablo itibariyle insanda var olan kendi kabahatini kabul etmeme eğilimi toplum içinde gün geçtikçe muhkem hale gelmekte, ayrıca kötü olan meşru kabul edilmektedir.

Aile yapısının temeline dinamit koyan medya grupları ahlakî ilkelere ters düşen yayınlarla gayri meşru hayat tarzını genç beyinlere empoze ederek boşanma vakalarının artmasına, yuvaların yıkılmasına sebebiyet vermektedir. Flört adı altında gezip tozmalar, sanat adı altında hayâsızlık, kim nerede kiminle “şey” yaptı, kim kimin arkadaşına sarktı, nasıl soyundu… Türkiye’de medyanın “ahlakı” bu kadar! Yapılmakta olan şey, maddeye ve şehvete tapınmanın desteklenmesi, maneviyatın çökertilmesi, ahlakın yok edilmesi, her şeyin zenginliğe bağlanması, sözde güzelliğin ve çekiciliğin teşhir yoluyla ön plana çıkarılmasıdır. Zengin olan bütün güzelleri alır!

Gerçek güzellik ahlak, edep, erdem iken, bir nevi boya badanayla siyahı beyaza çevirip değerleri ters yüz eden, ekranlarda et pazarı kuran bir zihniyetten söz ediyoruz. Ahlaklı olmak, insanî davranmak, salih amel işlemek, bütün bunlar modern insan nazarında enayiliktir. Medya grupları da buna uygun olarak yaptıkları yayınlarla hırs ve şehveti, haksız zenginliği, ahlaksızlığı, fuhşu, aldatmayı “güzel” bir şey olarak lanse etmektedir; zaten onların görevi bu.

Lüks yaşam, tüketim kültürü, çağdaşlık ve onun ayrılmaz bir parçası olan çıplaklık… İnsan kılığına girmiş ahlaktan yoksun mutsuz hayvanlar… Medya gruplarının güttüğü koyun sürüleri… Peki, bütün bu ahlaksızlıklardan sadece yayıncılar mı sorumlu, bütün günah onlara mı ait? Hayır, izleyenler ve çocuklarına izlettirenler de en az yayıncılar kadar sorumlu; zira müşterisi olmayan mal piyasadan silinir. Aile ortamında anne, baba, çocuklar ve misafirlerin hep birlikte izledikleri çirkinlikler için söylenecek pek fazla bir şey yok aslında.

Dizi kültürü ile yetişen genç nesillerin hayatlarının alt üst olduğu bir toplumla karşı karşıyayız. Boşanma, aldatma, cinayet, taciz, yalan, dolandırıcılık, tüketimde sınır tanımama gibi İslam ahlakına uymayan tavır ve davranışlar gün geçtikçe yaygınlık kazanıyor. Bu ahlaksızlığa dur demeyen aileler aile olmaktan çıkmış durumda. Gelenek ve kültürümüzdeki edep, ahlak, hayâ, iffet gibi değerlerin yerini artık “özgürlük” almıştır ve başıboşluk, genel kabul görmektedir. Aileyi yok eden, toplumları helake sürükleyen yayınlara karşı mücadele etmek İslamî ve insanî vazifemiz olmalıdır.

Mevlüt Hönül – akilvefikir.org

Reklamlar

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Connecting to %s