Din / Emeği Geçen Yazarlar / Felsefe-Düşünce / Hasan Köse / Kitap Tanıtımı

‘Allah Emekten Yanadır’ Üzerine Bir Kritik

hasan-köse-1Küresel Barış (Huzur) Endeksine göre dünyanın en mutlu ve en huzurlu insanlarının yaşadığı ilk 20 ülkenin 18’i Laik Hristiyan, biri Budist, bir tanesi de Şintoist. İlk yüzde neredeyse Müslüman(!) ülke yok. Peki, biz hâlâ “Huzur İslam’da” demeye devam mı edeceğiz?

Aşağıda okuyacağınız metin, şahsım tarafından kaleme alınan ve 2013 yılının Kasım ayında Akis Kitap’tan çıkan Allah Emekten Yanadır adlı kitaba yazılan eleştiri yazısıdır. Yazar bürokrat olması nedeniyle kimliğinin gizli tutulmasını rica etmiştir. Yazıyı, önümüzdeki günlerde cevap yazacağımı belirterek okurlarla paylaşıyorum.

***

Saygıdeğer hocam, Allah Emekten Yanadır adlı kitabınızı okudum. Kritiğini yapıp yapmama hususunda epeyce tereddüt yaşadım, ikilemde kaldım. Bunun sebebini bilemiyorum. Belki de hakkım olmayarak sizi üzme ihtimalidir. Eserinizin orijinalliği, dopdolu olması ve gözü pekliği onu kıymetli kılıyor. Kıymetli kitapların üzerinde yoğunlaşmak, onları değerlendirmek ve her bir cümlesini anlamaya çalışmak güzeldir düşüncesinden hareketle; hoşgörünüze, aydın kişiliğinize güvenerek size düşüncelerimi yazıyorum.

Allah Emekten Yanadır

1) İslam Ekonomisine Giriş

Eseriniz “İslam Ekonomisine Giriş” mahiyetindedir. Bundan sonra yazmanız gereken kitap; “İslam Ekonomisi” veya “Para, Emek ve Müslüman” olmalı. Belki yıllarınızı alacak, belki çok yorulacaksınız ama bu bilgi birikiminizle birçok dile çevrilecek evsafta ve Müslümanların bir nebze de olsa düşünmesine vesile olacak bir eseri yazabilecek kapasitede olduğunuzu biliyorsunuz.

Bu kitapta, Neo Liberalizm, Sosyalizm ve İslam Ekonomisi detaylı bir karşılaştırmaya tabi tutulmalı. Artı(k) değer, faiz, riba, gini katsayısı ve kapitalist düzen içindeki İslâmi finans kurumları gibi meseleler üzerinde sayfalarca durulmalı, bu konular birkaç ayet ve hadisle geçiştirilmemelidir.

2) Huzur İslâm’da

İslâm’ı yeniden keşfetmek, önce yürekli olmak, özgüvenli olmak, sonra savunmacı ruh halinden kurtulmakla olur. İslâm, bugünün modern insanına, Hz. Âdem’in çocuklarına ne verebilir? Kafa kesen psikopat sürüsü barbar IŞİD’i mi? Masum sivilleri ve kendisi gibi düşünmeyenleri katleden uygarlaşmamış El-Kaide’yi mi? Zaman tünelinden çıkıp gelen vahşi cahil sürüsü Taliban’ı mı?

Yaşatmak yerine öldürmek, müjdelemek yerine nefret ettirmek, kolaylaştırmak yerine zorlaştırmaktan başka bir şeye kafası çalışmayan, ruhları canavarlaşmış ve insanlıktan çıkmışlara Müslüman mı diyeceğiz? Küresel Barış (Huzur) Endeksine(1) göre dünyanın en mutlu ve en huzurlu insanlarının yaşadığı ilk 20 ülkenin 18’i Laik Hristiyan, biri Budist, bir tanesi de Şintoist. İlk yüzde neredeyse Müslüman(!) ülke yok. Peki, biz hâlâ “Huzur İslam’da” demeye devam mı edeceğiz?

Emevilerin, Abbasilerin, Selçukluların ve Osmanlıların Diyanet İşleri Başkanlarının verdikleri fetvalarla, içtihatlarla bugünün meselelerine çare bulacağını sananlar yanılmaktadırlar.

İslâm İşbirliği Teşkilatına üye 57 ülkenin hiçbirinde “İslâmi ekonomi” diyebileceğimiz bir sistem yok. Hatta resmi adında “İslâm”(2) geçen BM’ye üye dört ülkenin de ekonomi politikalarında küresel kapitalizmin kuralları işliyor. Zengin daha zengin, fakir daha fakir olmaya devam ediyor. Hatta gini indeksine(3) göre laik ve kapitalist Türkiye, İslâmî İran’ın gelir dağılımından daha adaletli bir ekonomiye sahip. İran, gelir dağılımı adaletsizliğinde Amerika ile yarışıyor.

Ne “ekonomi” ne de “eğitim” sahasında, Batı Modernleşmesine meydan okuyabilecek tutarlı cevaplar İslam dünyasında üretilememiştir. Muammer Kaddafi ve Ruhullah Humeyni gibi isimlerin yaptıkları, dinin iktidar için araçsallaştırılmasından öteye geçememiştir. Bu isimlerin başarısızlığına, emperyalizmi lanetleyerek bahane üretecekler hâlâ vardır. Ama eserleri de ortadadır ve insanlığa “özgürlük”, “huzur” ve “adalet” sunmak yerine totalitarizmin ve otoriterizmin en güzel örneklerini hediye etmişlerdir.

3) Geleneksel Fıkıh Duvarı ve Hadis-i Şerifler

Mevcut başarısızlığımızı dışarıya fatura etmede, emperyalizmi lanetlemede biz Müslümanların üstüne yok. Batı Medeniyetine, Hristiyan ve Yahudilere sövmede üstümüze yok. Ama aynayı bir türlü yüzümüze tutmaya cesaret edemiyoruz. Evi camdan olan taştan korkarmış, galiba bizim takvamız en küçük eleştiriye dayanacak halde değil.

Kur’an yerine, tarihe ve geleneğe atıf yapmak, dünü tekrar etmekten başka bir şey kazandırmıyor. Dünün dünde kaldığını, askeri tarım imparatorluklarının devrinin bittiğini görememek, zamanın ruhuna ve evrenselliğe dönük çareler üretmek yerine tarihe ve mensup olunan kabilenin sınırlarına, kalıplarına takılıp kalmak ve düne âşık olmak esasında tükenişin bir göstergesi.

Peygamber Efendimize ait olup olmadığı şüpheli olan sözlere neden gönderme yapıyoruz? Müslümanların fikir üretememesi, muhakeme yapamaması, aklını kullanamaması ve de “yeni bir cümle” kuramamasının altında yatan temel sebep Kur’an’ın mesajı yerine; efsaneler, rivayetler ve İsrailiyat yüklü ve de “Allah’ın Koruması” altında olmayan “Hadisler”i (şüphesiz hepsi değil) referans almak değil midir?

Bilgi çağına geçen “Batı Medeniyeti”nin arkasından nal toplayan, onların ancak sömürgesi ve ucuz emek gücü olabilen İslam dünyası ve onun fikir adamları “tarih kapanı” yüzünden karanlığa gömüldüler. O halde biz, yenik düşmüşlerin ve söyleyecek yeni bir sözü olmayanların metodunu, düşünme şeklini neden ısrarla kullanmaya devam ediyoruz? Onların beyniyle ulaşacağımız yer, herhalde onların ulaştığı noktadan farklı bir yer olamayacaktır.

Geleneği “din” haline getirenler, Allah’a iman yerine, “tarih”e iman etmemizi istiyorlar. “Eğer İslam’ı Kur’an’dan değil de Müslümanlardan öğrenseydim, eğer Kur’an’dan önce Müslümanları tanısaydım asla Müslüman olmazdım” diyen Yusuf İslâm haksız mı? İslâm adına canlı bombalarla, çocuk, yaşlı, kadın ve masumları katledenlerin referansına bakın. Suriye’de kadınları cariye adı altında “seks kölesi” yapanların dayanaklarına bakın.(4) Bunların referans noktalarında “İslam Tarihi” ve “Gelenekler” var; olmayan ise “Kur’an”.

Geleneksel fıkhın bizi götüreceği yer Suudi Arabistan’dır, İran’dır, Katar’dır veya Afganistan’dır. Buralarda Müslümanların derdine derman olacak bir güzellik üretilemediği gibi bol bol ölüm, korku, kan ve şiddet yayılmaktadır.

4) Muhammed Abduh, Seyyid Kutub, Fazlur Rahman

314 sayfalık kitabınızda gözlerim Muhammed Abduh, Seyyid Kutub, Mevdudi ve Fazlur Rahman gibi son asrın aydınlarını aradı. Mesela Ali Şeriati’nin minik de olsa, ele alınan konuyla ilgili fikirleri okuyucuyla paylaşılabilirdi. Belki bu fikir adamlarının tüm görüşlerine katılmazsınız ama onların dediklerini bazen eleştirerek de olsa kitaba taşımak, okuyucuyu aydınlatmak ve konuya derinlik katmak açısından zenginlik katacaktır.

Mesela, riba/faiz bahsinde Fazlur Rahman; “Kur’an’ın yasakladığı riba düzeni ile modern bankacılık ve faizi aynı saymak iki şeyi açıkça karıştırmaktır; çünkü faiz, modern ‘gelişimci ekonomi’ kavramı çerçevesinde olan ve tamamen farklı fonksiyonu olan özel bir düzenlemedir”(5) diyor. Biz “Kur’an ve Sünneti esas alırız” demekle sorunlarımızı çözemeyiz; Kahrolsun Amerika, Kahrolsun İsrail, Kahrolsun emperyalizm demekle onları kahredemediğimiz gibi.

5) “İslâm Kârın Yarısını Emeğe Verir”

Emek sermaye eşitliği kitapta çokça işlenmektedir, hatta kitaba adını vermiştir. Bu tez, farklı farklı kaynaklarla detaylıca ele alınmalı, değişik bulgularla desteklenmeliydi. Sunulan örnekler hep tarım ekonomisinden; tarla, ağaç, hurma bahçesi ve çiftçi gibi. Tarlayı icareye verirken yarıcılık yapmak kolaydır, bunu dillendirmek ve savunmak da zor olmasa gerek. Peki, bu durumu Ülker’in patronu Murat Ülker’e nasıl anlatacağız? Onu nasıl ikna edeceğiz?

“İslâm, kârın yarısını emeğe verir” diyerek “Godiva’da çalışan işçilere, kazandığın kârın yarısını ver, vermezsen cehennem ateşinde yanacaksın” mı diyeceğiz? Sermaye/yatırım, küresel ölçekte bu kadar akışkan ve hareket serbestisine sahipken, bu ilkeyi hayata geçirmek mümkün mü? IPad’den, IPhone’a, Sony’den, Toshiba’ya hepimizin kullandığı cihazlar neden Çin’de üretiliyor?

“Ben işçimi sömürmek istemiyorum, çalışanlarımın kul hakkını da yemek istemiyorum” diyen samimi, muttaki, Müslüman bir iş adamı, bize şu soruyu sorsa ne cevap vereceğiz? “Zamanın ve şartların değişmesi ile hükümler değişiyorsa”(6) yedinci asırda uygulanan “üretilen değer üzerinden emeğin sermayeye eşitliği” ilkesi 21’inci asırda neden değişmesin?

Bir yanda; avcı toplayıcı dönemin bitmesiyle, insanlığın on bin yıl içinde yaşadığı küçük ölçekli ve basit tarım ekonomisi; diğer yanda sofistike üretim tarzıyla kapitalist ekonomiler. 18’inci yüzyılda buhar makinesinin icadıyla Hz. Âdem’in çocukları, dünyanın bugüne kadar şahit olmadığı yepyeni bir döneme geçiş yapmışlardır.

İslâm’ın vaad ettiği; gelir adaleti, eşitlik, kardeşlik, özgülük, doğruluk, liyakat, meşveret, hakkın-hukukun üstünlüğü ve güçlüye karşı zayıftan yana olmak gibi temel ilkeler, temel faziletler ve erdemler Ümmet tarafından talep edilmekte midir? Ümmetin böyle bir derdi var mıdır?

İslâm Ümmetinin, mevcut ekonomik sistemi “İslamileştirme” gibi bir derdi yoktur. Müslümanlar bu “düzen”den memnundurlar.

Mesela, kitapyurdu.com’un web sayfasında küçük bir araştırma yapmak tabloyu görmek için yeterlidir. “İslâm ve Ekonomi”, “İslam İktisadı” veya “İslam Ekonomisi” ile ilgili satışa sunulan kitap sayısı yediyi geçmezken “İlmihal” sayısı 94’tür. Müslümanlar, İslâm’ın çağlar üstü mesajını, ilmihallerden ibaret görüyorlar. Bu doğrudur veya yanlıştır. Ama kesin olan şu ki, kazanan abdestli kapitalizmdir.

Son Söz

Mücadelesini yürüttüğünüz alanın çok meşakkatli olduğu kesin. Bu yük, her babayiğidin omuzlayabileceği bir yük de değil. Özellikle bilgisiz ve anlayışsız nadanlar, sizin bu samimi çözümlemelerinizi anlamakta zorlanacaklardır. Hiç önemli değil, halk bilmezse nasıl olsa Halik bilir. Rabbim size güç versin, azim versin, sabır versin…

Hürmetler.

25 Temmuz 2015 / Ankara

akilvefikir.org

——-

1- Institute for Economics and Peace (2014); Global Peace Index,

https://en.wikipedia.org/wiki/Global_Peace_Index, Erişim tarihi: 25 Temmuz 2015.

2- Islamic Republic of Pakistan; Islamic Republic of Iran; Islamic Republic of Afghanistan; Islamic Republic of Mauritania.

3- CIA The World Factbook. Country Comparison Distribution Of Family Income – Gını Index,

https://www.cia.gov/library/publications/the-world-factbook/rankorder/2172rank.html, Erişim tarihi: 25 Temmuz 2015.

4- Ali Rıza Demircan (2015); “Geleneksel Fıkhımızda IŞID’ın yaptıklarının tümü Meşrudur!”,

https: //www.youtube.com/watch?v=5sQ2nBgWZk8, Erişim tarihi: 25 Temmuz 2015.

5- Fazlur Rahman (2014); İslam, Ankara Okulu Yayınları, Ankara, s. 357.

6- Mecelle (Mecelle-i Ahkâm-ı Adliye) madde 39: “Ezmanın tagayyürü ile ahkâmın tagayyürü inkâr olunamaz” (Zamanın değişmesiyle, hükümlerin de değişmesi inkâr olunamaz).

 

Reklamlar

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Connecting to %s