Atilla Fikri Ergun / Yazarlar / Yorum-Analiz

Bir Deli Sığınağı Olarak Sosyal Medya

atilla-fikriergun-köşeKüreselleşmenin en önemli ürünü sayılabilecek sosyal medya sayesinde gün gittikçe yalnızlaşan insan sonunda başını sokabileceği bir deli sığınağına sahip oldu.

Sosyal medya saptırıcı ve suni mahiyetteki gündelik sosyal, siyasî ve kişisel gündem üzerine kurulu olan kötü bir tatmin sahası, bu sahada ilmî, fikrî-felsefî, tarihî-kültürel gündemi olan, usûl-üslup çerçevesinde konuşulabilecek kişi sayısı az; kullanıcı sayısının fazlalığına karşın dar ve kısır bir alan sosyal medya.

Sosyal medya toplumun bilinçaltındaki pislikleri orta yere döktüğü bir mecra. Yüz yüze diyalogda iki kelimeyi bir araya getiremeyecek olan insanlar sosyal medya sayesinde karşılarındakine ağızlarına geleni söyleyip akıllarına her eseni fütursuzca yazabiliyorlar. Uzağı yakın hale getiren, mahremi ortadan kaldıran, âlimle cahili aynı ortama çeken sosyal medya sayesinde ilmî müzakere ve münazara kültürü ağır darbe yedi.

Sosyal medya mekândan kopuşun veya mekânsız hale gelişin sembolü aynı zamanda, başıboş insanın gökte ararken yerde bulduğu türden bir fırsat; seyyar bir dünya, sınırları yok, bilgi artırıcı değil, bilakis mutlak hakikatleri dahi buharlaştırıcı bir âlem ve bu açıdan elektronik ortamların en kötüsü, en zararlısı.

Hakikat arayışı ön planda olmadığından daha çok popüler sloganların revaç bulduğu bu mecrada temel saik ilgi çekmek ya da fark edilmek olduğu için daha çok ilim-irfan kaybı söz konusu.

Sosyal medya çağında olgunluğa ermiş olmanın iki önemli göstergesi sayı fazlalığına itibar etmemek ve beğenilmiyor olmayı hazmetmek olsa gerek. Kafayı sayılarla bozup bilgisayar başında “beğeni” bekleyen hastaların nefs terbiyesine-tezkiyesine ihtiyaçları olduğu tartışma götürmez. Kaldı ki, ortada endişe edilecek bir durum yok, neticede insanlar yapılan paylaşımları görüyorlar, listede fazla insan bulundurmak ve “beğeni” toplamak şart değil.

sos1Sosyal medya ahlaksızlık için yeni ve “farklı” bir pencere de açtı. Sırf bu yüzden yuvalar yıkıldı, aileler dağıldı. Arayış içinde olup da reel dünyada bu arayışı fiiliyata dökemeyen evli-bekâr, kadın-erkek bir kısım insan sosyal medya sayesinde amaçlarına ulaştı. Sanal âlemin verdiği rahatlık hissiyle insanlar ar perdesini yırtıp birbirlerine kolayca açıldılar, yeni ve gayri meşru birliktelikler tesis ettiler.

Sosyal medyanın bir başka işlevi de pornografik toplumun kapılarını ardına kadar açması oldu. Özel hayatın her karesinin sergilendiği bir mecra sosyal medya; insanlar acılarından sevinçlerinden yiyip içtiklerine kadar her türlü ayrıntıyı sosyal medya sayesinde teşhir eder hale geldiler. Oysa annesinin yaptığı şokellalı ekmeği başkasının canı çeker diye sokakta yemekten ar eden çocuklar vardı bir zamanlar.

Sosyal medya için de bir adab-ı muaşeret kitabı yazılmalı. Herkesin gönderisine balıklama atlanmaması gerektiği, neticede herkesin doğru ya da yanlış düşünce ve görüş beyan etmekte olduğu, herkesle aynı fikirde olmak lazım gelmediği, tartışmaların usûl-üslup çerçevesinde yapılması gerektiği, herhangi bir kimsenin hoşuna gitmeyen veya tahammül edemediği gönderilere kerameti kendinde menkul, hakaret içerikli, kışkırtıcı yorumlar yapmak yerine ilgili sayfayı ve kişiyi takip etmekten vazgeçmesi gerektiği vs. uzun uzun anlatılmalı.

Bu noktada hoşlarına gitmeyen, hatta kendileri için büyük içsel sıkıntılar doğuran paylaşımlardan ötürü milletin gönderilerine tecavüz etmeye yeltenen bir kısım Facebook ahalisi için önerilerim var:

Öncelikle herkesin sayfası kendisine ait, kişilerin istedikleri gibi fikir beyan etme alanı. İçtimaî hayatta geçerli olan adap kuralları sosyal medyada da geçerli, ev sahibinin kurallarına uymak zorundasınız, ev sahibine kendinizce çeki düzen vermeye kalkışmamalısınız.

Adap kuralları çerçevesinde ev sahibiyle tartışmaya girebilirsiniz, ancak bilinen gerçek şu ki, ev sahibini tahkir, tahfif, tezyif yoluna başvurduğunuzda sizi kapı dışarı eder. Eğer hem kişinin paylaşımlarından rahatsızlık duyuyor hem de “Kimseyi silmeyeyim, listem kabarık görünsün” diyorsanız -ki bu sayı çokluğuna kafayı takma hastalığıdır- sizin için sıkıntı doğuran paylaşımları “gönderiyi gizle” ve devamında “falan kişiden daha az gönderi gör” veya “falan kişiden gelen gönderileri gizle” yahut “falan kişiyi takip etmeyi bırak” butonuyla gözünüzün önünden çekin.

Yok, hiç tahammül edemiyorsanız, kişiyi silin gitsin, bunu yaparken de ona beyanda bulunmanıza, özelden mesajlar atıp tahrik etmenize, tatsız tartışmalara kapı aralamanıza gerek yok.

Unutulmaması gereken en önemli nokta sosyal medyanın sanal âlem olduğu, adı üzerinde sanal, onun için bu mecrada Hakikati bulabilmek de onu tastamam ifade edebilmek de mümkün değil. Kullanıcıların sosyal medyayı her gün bir şeyler yazıp çizdikleri bir günlük kabul etmeleri en doğru yaklaşım, kim beğendi kim beğenmedi hiç dert edilmemeli. Kaldı ki, kişinin altı ay önce veya üç yıl önce yazdıklarıyla bugün yazdıkları arasında farklılıklar olması kaçınılmaz; zira olayların seyri, bakış açıları, halet-i ruhiye, bütün bunlar zaman içinde değişime uğruyor.

Facebook “beğenmedim” butonunu devreye soksa -ki bence sokmalı- bu mecrada üç önemli gelişme yaşanır. Birincisi, kerameti kendinden menkul gönderileriyle sürekli beğeni toplayanların toplamda beğenilmediği ortaya çıkar. İkincisi, “beğenmedim” sayısı “beğendim” sayısını geçtiğinde nefsi ağır darbe yiyenler temizlik harekâtına girişirler. Üçüncüsü, sırf bu yüzden Facebook kullanımı azalabilir.

Twitter’a gelince, 140 karakterlik sloganik cümleler ve bu cümleler üzerinden gerçekleştirilecek yüzeysel tartışmalar için oluşturulmuş bir ortam Twitter. Artı (+) işareti koyup arka arkaya tweet atma yoluyla daha geniş kapsamlı cümleler kurmak mümkünse de neticede kopukluk meydana geliyor.

Cemil Meriç’in “kısa ve aydınlık cümlelere” yönelik itirazını hatırlamamızda yarar var: “Ne demek?” diye soruyor Meriç, “Ne kadar kısa, kimin için aydınlık? Fikri balta ile belinin ortasından kesmek…” Dolayısıyla 140 karakterlik sloganik cümleler kurmaya odaklanan kullanıcı, aslında farkında olmadan fikren ve edebî açıdan kendi kendini buduyor.

Bunun yanı sıra Twitter insanların takipçi sayısını artırabilmek için sıkça başkalarının tweetlerine daha çok çirkin ve kaba bir üslupla müdahil oldukları bir ortam. Bu yönüyle tam bir kargaşa ortamı, kimin kime, hangi amaçla ve ne dediği belli değil. Ayrıca Twitter’da bilgi akışı Facebook’a oranla çok daha hızlı, bu da insan zihninde daha çok kargaşaya ve kirliliğe yol açıyor. Twitter daha çok “fenomen” olmak isteyen veya şan-şöhret arayışında olan, yığınlara hitap etmek isteyen ve böylece tatmine ulaşmayı uman kimseler için “doğru” bir mecra.

Hulâsa, küreselleşmenin en önemli ürünü sayılabilecek sosyal medya sayesinde gün gittikçe yalnızlaşan insan sonunda başını sokabileceği bir deli sığınağına sahip oldu. Bu mecrada biz de varız ancak İsmet Özel’in dediği gibi yolda yürüyoruz diye asfaltı eleştirme hakkımız elimizden alınamaz.

Atilla Fikri Ergun – akilvefikir.org

Reklamlar

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Connecting to %s