Ömer Yılmaz / Medya / Siyaset / Yazarlar

Alayınızı Öptüm Şappadanak!

ömer-yılmaz-köşe-3Türkiye’de entel dantel güruh Batı’nın kendisine tevdi ettiği hoparlörlük görevini layıkıyla yerine getiriyor. “Zurnanın son deliği” denilebilecek türden bir entel sınıfıyla karşı karşıyayız, Batı üflüyor, buradaki son delikten ses çıkıyor.

(Yazının son cümlesi yüksek dozda ironi içermektedir)

Yüz yıldır kuşatma altındayız, işin kötüsü sırtımızdaki kenelerden kurtulamıyoruz bir türlü. Bir asırlık kuşatma bu toprakların mübarek oluşundan ileri geliyor, dünya sisteminin gözü bu topraklarda, I. Dünya Savaşı sonunda istedikleri gibi paylaşamadıkları için içeriden ve dışarıdan baskının dozunu artıyorlar. Kuşatmanın yarılamaması ise içimizdeki mebzul miktarda cenabet yüzünden.

Medya maymunlarının ülkenin başına örmediği çorap kalmadı, satılmışlık kötü şey. Türkiye’de entel dantel güruh Batı’nın kendisine tevdi ettiği hoparlörlük görevini layıkıyla yerine getiriyor. “Zurnanın son deliği” denilebilecek türden bir entel sınıfıyla karşı karşıyayız, Batı üflüyor, buradaki son delikten ses çıkıyor. 35 yıllık terörde kadın çoluk çocuk öldüren örgütü evliya bellememizi isteyen ahmaklar var, ilginç bir âlem medya, çok eğlenceli.

Enteli entelektüel müsveddesi olduğu gibi sanatçısı da sanatçı değil bu ülkenin. “Kimselere vatan sağ olsun demek istemiyorum” diyor çıplak şarkıcılardan biri. Vatan sağ olmazsa senin boyuna orta yerde açıp saçtığın bir tarafın da sağ olmaz, haberin var mı?! Gerçi böylelerinin sözünü ettiğimiz açıdan “sağlam” kalmak gibi bir dertleri yok, o da ayrı bir mesele. Ayrıca tefeci reklamlarında boy gösterip dolarları cebe indiren, para ve lüks içinde yüzen bilumum zenginlerin, sanatçı müsveddesi ünlülerin, sosyete mensuplarının gözyaşı dökerek “kömür karası”, “pahalı çizmeler” vs. edebiyatı yaptıklarını görmüşlüğümüz olduğu için normal karşılıyoruz artık böyle şeyleri.

Sol’un cehaleti için ayrı bir paragraf açmalı. Küreselleşmeci olup da hâlâ kendilerini Solcu-Sosyalist zannedenler var. Günümüz dünyasında kapitalizmin yeni adı küreselleşme. Solcu-Sosyalist geçinen cahillerin, “özerlik” adı altında bölünmenin, yersiz yurtsuzluğun (mekânsızlığın), tarihsizliğin, dinî-millî tüm değerlerden ve aidiyetlerden sıyrılıp ne idüğü belirsiz hale gelmenin küreselleşmenin şartı olduğundan haberleri yok. Teröre destek verip “Özerklik!” diye yırtınmaları bu yüzden. William Knoke’un Cesur Yeni Dünya’sını da okumamışlar belli ki. Küreselleşme ülkelerin çok sayıda küçük kümeye bölünmesini öngörüyor. Dünya üzerinde özerkliği sağlamanın iki yolu var: Birincisi referandum, ikincisi ise dünya sisteminin destekçisi olduğu terör.

Özerklikten yana olan bir kısım muhafazakârlar için söylenebilecek fazla bir şey yok, zira onlar zaten kapitalist, dolayısıyla küreselleşmeci. Onun için ülkeyi babalarının malı gibi taksim etmekte hiçbir sakınca görmezler.

Dinde reform veya modernizm de aynı amaca matuf geliştirilmiş bir proje. Çözülmeyi hızlandıran reformist dinî yaklaşımların bir proje olduğunu, Tanzimat’tan bu yana hemen her sahada “kurtarıcı” olarak görülen modernleşmenin başımıza ne büyük belalar açtığını anlamayanın, görmeyenin ya aklından zoru olduğu ya da bilinçli ihanet işlediği kesin. Aklî melekeleri dumura uğramış bu arkadaşların hoşlarına gitmeyen nedir açıkça söyleseler de herkes bir bilse.

Millet kadere iman ediyormuş, uydurma hadislere inanıyormuş, onun için böyle olmuşmuş, dinde reform lazımmış, yoksa halimiz kötüymüş… “Hasta ruhlu bunlar” dediğimizde bozuluyorlar. Cava adasından İspanya’ya uzanan medeniyetin banileri kadere de iman ettiler, hadislerle de amel eylediler, tarikata da bağlandılar, felsefeyle de uğraştılar, icat da yaptılar, fethe de çıktılar; sizin zorunuza giden ne ki? Sorun milletin dininde, imanında, ibadetinde değil, medeniyeti ihya edecek bir irade yok ortada, hepsi bu.

Kendilerini “Kur’anî”, “İnkılabî”, “Tevhidî” vs. diye adlandıranlar ise başka bir âlem. Tam olarak tarih ve toplum dışı kimseler bunlar. Allah’ın hükümleri dillerine pelesenk olmuş, değil ülke dünya yansa seyrederler. İnsanlar darda, ülke yangın yeri, onlar ise “Biz karışmayız, bunlar tağut” klişesini tekrarlamakla meşguller. Kendileri tağut olmuşlar haberleri yok. Onların gönlü olsun diye hayatı kesintiye uğratmamızı istiyorlar, e oldu olacak her şeyimizi verip çıkıp gidelim, nereye gideceksek. “Gösterin bir Medine oraya gidelim” denildiğinde apışıp kalan cinsten sığ düşünceli bir güruh bu. Üç beş kavram öğrenip, olur olmaz, yerli yersiz kullanarak milleti aldatabileceklerini düşünecek kadar boş beleş insanlar.

Gelelim bütün bunların hulâsasına: Emanete hıyanet edenden, yediği kaba sıçandan adam olmaz!

Unutmadan, Robinson bir şerefsizdi, koca adada iki kişilerdi ama o Cuma’yı köleleştirdi, onu kendine hizmetkâr yaptı. Daniel Defoe’dan başka ne yazması beklenebilirdi ki, Batılı oğlu Batılı işte, alayı pezevenk. Bunun konumuzla ne alakası var, çok alakası var, zira sözünü ettiğimiz kimselerin alayı Robinson’a çalışıyorlar; bir kısmı doğrudan, bir kısmı ise dolaylı olarak.

Alayınızı öptüm şappadanak!

Ömer Yılmaz – akilvefikir.org

Reklamlar

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Connecting to %s