Din / Metin Acıpayam / Yazarlar

Hekimler Tedavinin Olumsuz Sonuçlarından Mes’ul mü?

kös-metin-acıpayamİslâm hukukunun umumi umdesine (prensibine) göre, hekimlik vazifesi selâmet şartıyla sınırlı değildir.

İslâm hukukçularının ittifakla kabul ettiği gerçek şudur ki, tıp ilmini öğrenmek farz-ı kifayedir. Başkaları yapmadığı takdirde herkesin boynuna farz olur. Ancak herhangi bir şahıs tıp ilmini öğrenirse ferdi mes’uliyetten sakıt olur.

Tıp öğretiminin farz sayılması cemiyetin hekimliğe olan ihtiyacından doğmuştur. Ayrıca tedavi olmak içtimai bir zarurettir. Tıp öğretiminin gayesi doktor yetiştirmektir. Ve öğrenim farz olduğuna göre, hekim, kaçınılması imkânsız bazı mesuliyetler yüklenmiştir.

İslam bir dünya görüşüdür. Hayatın hiçbir sahası gösterilemez ki, dinin hükmü dışında kalsın. Hal böyle olunca, elbette asıl hukukumuzun tıp ve tıp adamları hakkında bazı düzenlemeleri ve hükümlerinin olacağı aşikârdır. Yukarıda “Ve öğrenim farz olduğuna göre, hekim, kaçınılması imkânsız bazı mes’uliyetler yüklenmiştir.” cümlesini kullandım. Hekimler için buradaki mesuliyetlerde misalen bir şehirde birden fazla doktor bulunduğu takdirde, bu vazife, diğerleri için farz-ı kifaye durumuna dönüşür. Ama şehirde bulunan tek doktorun hastaları tedavi etmesi ve hekimliğin gereğini yerine getirmesi kendisi için farz-ı ayn’dır. Ve bu borç, hiçbir şekilde doktorun omuzlarından kalkmaz.

Tedavinin hekim için vacib (görev) sayılmasının tabii neticesi şudur:

Doktorun, hekimlik vazifesini yerine getirirken bunun sonuçlarından mes’ul tutulmaması gerekir. Zira İslâm hukukunun umumi umdesine (prensibine) göre, hekimlik vazifesi selâmet şartıyla sınırlı değildir.

Fakat bu vazifenin yerine getirilme şekli doktorun seçmesine, ilmi ve pratik kanaatine terk olunmuş bulunduğundan tedavi usûlü, hastanın ağırlaşmasına ve zarar görmesine sebep olduğu takdirde işlediği fiilin sonucunda cezaî mes’uliyetin bulunup bulunmadığı konusu araştırmayı gerektirmektedir. Zira doktor, hekimlik vazifesini yerine getirirken herhangi bir vazifeyi yapandan çok, hak sahibine benzemektedir. Çünkü tedavi konusunda uygulayacağı usûller bakımından geniş bir salahiyet ve hürriyete sahiptir.

Bu konuda fukahanın icma’ına göre, doktorun tedavi usûlü hastanın zarar göreceği bir şekilde sonuçlansa da, hekim mes’ul tutulmaz. Ancak İslam hukukçuları, mes’uliyetin ortadan kalkmasını gerektiren sebepler konusunda çeşitli görüşler ileri sürmüşlerdir.

İmam-ı Azam Ebu Hanife’ye göre mes’uliyet iki sebeple ortadan kalkar:

a) İçtimai (sosyal) ihtiyaçlar: İçtimai zaruretler doktorun çalışmasını gerektirmektedir. Bu ise kendisini teşvik etmek, çalışma sahası sağlamakla mümkündür. Ve becerisini doğrudan doğruya gösterememe tehlikesi, cezaî veya medenî mes’uliyet açısından kendisini endişeye düşürebilir. Böyle bir endişe, doktorun, hekimlikle alakalı çalışmalarını önler. Yani toplum büyük zararlara uğrar.

b) Suça muhatap olanın veya velisinin izni: “İzin” ile “Sosyal zaruret” birleştiği zaman ortada sorumluluk diye bir şey kalmaz. Yani mesuliyet ortadan kalkar.(1)

Bu konuda İmam Şafiî şu fikri ileri sürmektedir:

Doktor, tedavi konusunda suçla neticelenen davranışlarını bizzat hastanın veya velisinin izniyle yapmaktadır. Ve doktor, hastasının zarar görmesini değil iyileşmesini istemektedir.

Binaenaleyh yukarıdaki iki şart birleşince hekimin tedaviyle alakalı faaliyetleri mubah olur. Ve tıp konusunda otorite sayılan ilim adamlarının benimsediği gerçeklere uygun hareket ettiği müddetçe, doktor, davranışlarının neticesinden mes’ul tutulmaz.(2)

İmam-ı Azam Ebu Hanife ve İmam Ahmed’in düşüncesi de Şafiî’ye uymaktadır.(3)

İmam Malik ise sorumluluğun ortadan kalkması için önce devlet reisinin sonra da hastanın iznini şart koşmaktadır. Devlet başkanının izniyle doktor, hekimlik dalında çalışma hakkını kazanır. Hastanın izni ise doktora, hastanın iyileşmesi için gereken usûlü uygulama imkânını sağlar. Binaenaleyh bu iki izin şartı birleşince mesleğinin esaslarına aykırı davranmadığı veya hareketlerinde hata yapmadığı sürece doktora mes’uliyet düşmez.(4)

Hüseyin Udeh’e göre, doktor tedaviyle alakalı çalışmalarından mes’ul değildir. Zira hekimlik vazifesi tedaviyi ve davranışlarının sonucundan sorumlu olmamayı gerektirir. Şu kadarı var ki, doktor, tedaviyle alakalı çalışmalarında tamamen hürdür ve hastanın durumuna uygun usûlü seçme konusunda şümullü salahiyete sahiptir. Mesela bir doktor herhangi bir kişiyi tedavi ederken yaralasa ve adam ölse yahut da verdiği ilaçla zehirlenerek hayatını kaybetse cezaî yönden doktora mes’uliyet düşmez. Medenî bakımdan da mes’uliyeti yoktur.

Metin Acıpayam – akilvefikir.org

———

1- Bedai’us-Sanaî, c. 7, s. 305

2- Nihayet’ul-Muhtaç, c. 8, s. 2

3- El-Muğni, c. 10, s. 349-350

4- Mevahib’ül-Celil, c. 6, s. 321

Reklamlar

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Connecting to %s