Felsefe-Düşünce / Metin Acıpayam / Yazarlar

Matematiğin Materyalist Hüviyet Kazanmasının Sonuçları

kös-metin-acıpayamMevcut matematik, batının müdahalesiyle materyalist hüviyet kazanmış, materyalist ontolojinin sağlamasını yapan bir bilim dalı haline gelmiştir. Batının en ağır işgali, askeri, iktisadi, siyasi sahadakiler değil, bilgi üzerinde gerçekleşmiştir. Batı birçok bilim dalını işgal ettiği gibi matematiği de işgal etmiştir.

Varlığın tabiatında şekil ve rakam mevcuttur. Belki de kainattaki mahiyet farklılığına sahip sınırsız sayıda maddi varlık çeşitlerinin tek müşterek hususiyeti, şekil sahibi olmasıdır. Mevcut matematik, varlığın şeklini tespit etmek ve tespit edemediğini remz ile şekillendirmekten ibaret bir bilim dalı haline gelmiştir. Kısaca mevcut matematik bir şekil bilimidir.

Her sahada ilim kurulabileceğine göre şekil ilminin kurulması da mümkündür. Fevkalade faydaları olduğu da sabittir. Ne var ki kendi merkezinde kalmak ve haddini aşmamak şartıyla… Mevcut matematik, tamamen şekil bilimi haline getirilmiş, şekil bilimi haline getirilmesine mukabil tüm pozitif bilimlerin müşterek dili ve altyapısı kabul edilmiş, böylece haddini aşmıştır. Sırf şekil bilimi haline getirilen ancak pozitif bilimlerin altyapısı kabul edilen matematik; “sıfır”, “nokta” ve “sonsuz” mefhumları haricinde tamamen materyalist hüviyet kazanmıştır.

Şekil, varlığın arazlarından ibarettir, üstelik arazlarının da tamamı değildir. Bu manada mevcut matematik, varlığın araz bilimi bile değildir. Buna rağmen pozitif bilimlerin, mesela fizik biliminin mikyası olmuştur. Fizik biliminin, batı bilim mecrasında bugün ulaştığı nokta itibariyle felsefenin temel meselelerini, mesela ontoloji bahsini tetkik ve terkip etme vazifesini üstlendiği hatırlanırsa, varlığın arazlarının bir kısmını kendine mevzu edinen matematiğin fizik biliminin mikyası, test aleti, ispat vasıtası haline gelmesi çok vahimdir. Şekil bilimi olan mevcut matematiğin, varlığın özüne (tabii ki hakikatine değil, batı hakikati bilmez) doğru yapılan girift yolculukta rehber edi-nilmesi, matematiğin derin tuzaklarından biridir.

Matematik, özü itibariyle tecrit maharetidir, böyle olmalıdır. Zaten Müslüman alimlerin kurduğu riyaziye öyledir. Ne var ki birkaç asırdan beri batının epistemolojik işgali dünyayı kuşattığı ve bilimi batı ürettiği için, kadimden beri gelen ilimler üzerinde tasarruf kurmuş, kendine maletmiş ve tabiatlarını değiştirmiştir. Mevcut matematik, batının müdahalesiyle materyalist hüviyet kazanmış, materyalist ontolojinin sağlamasını yapan bir bilim dalı haline gelmiştir. Batının en ağır işgali, askeri, iktisadi, siyasi sahadakiler değil, bilgi üzerinde gerçekleşmiştir. Batı birçok bilim dalını işgal ettiği gibi matematiği de işgal etmiştir.

Matematiğin işgali, diğer bilim dallarının işgaline benzemez. Matematik, bir bilim dalı olmaktan ziyade, bilimlerin mikyası ve ispat aletidir. Matematiğin muhtevasına müdahale veya istimal şeklini değiştirecek bir hamle, batının epistemolojik evreninin ispat vasıtası haline gelmesine sebep olmaktadır. Matematik, tabiatı gereği muhtevasına müdahale edilmesi zor bir bilim dalıdır ama bu zorluk istimal şeklini değiştirmeye mani değildir. Batı, matematiğin muhtevasına müdahale teşebbüslerinde bulunmuş, “modern matematik” teklifini piyasaya sürmüş fakat akim kalmıştır. Tabii ki matematiğin kendi bünyesinde şiddetli bir direnişi mevcuttur. Muhtevaya müdahaledeki akamet, istimal şeklini değiştirmekte yaşanmamış, batı, matematiği kendi iddialarının denklemlerini kuran, geri kalanına körleşen bir bilim dalı haline getirmiştir. Dünyada ve özellikle bizde (Müslümanlarda) yaşanan matematik tefekkür zafiyeti, matematik tasavvurun aslında başka menzillere gideceğini görmemize mani olmuş, böylece matematik batının bir aleti haline gelmiştir.

***

Varlığı şekline kadar indirmek, şekil ve remzlere mahkum etmek, özü itibariyle tecrit değildir. Uydurukçadaki soyutlama kelimesi matematikteki indirgemeyi ifade etmek için kullanılabilir. Matematik, tabiatı gereği tecrit ilmi olmasına rağmen, riyaziye bozularak ekseni kaydırılmış ve sadece soyutlamaktan ibaret hale gelmiştir. Aslında soyutlamak kelimesinde bile varlığı arazlarından arındırmak manası vardır, zira soyutlamak kelimesi mücerret mefhumunu karşılaması için uydurulmuştur. Matematikte ise muhtevadan soyutlayarak şekle hapsetmek gibi bir garabet kalıcı hale gelmiştir.

***

Varlığın şekline mahkum olan matematiğin, eşitlik fikrini muvazene fikrinden daha fazla önemsemesi anlaşılabilir bir durumdur. Şekilde eşitliği sağlamak kabildir, eşitliğin gerçekleştirilemediği saha muhtevadır, manadır. Muhtevada (keyfiyette) aranacak olan nizam ise muvazene tabanlıdır ve sonu gelmez bir giriftliğe sahiptir. Şekil bilimi haline getirilen matematik, nizam arayışını kaçınılmaz olarak eşitlikte bulacaktır.

Batı kültür ikliminin nizam arayışında eşitlik fikrine fazla kıymet vermesi, varlık hakkında keyfiyetsiz (manasız, muhtevasız, hikmetsiz) bir telakkiye ulaşmış olmasıdır. Batının eşitlik fikrine ulaşmasının temel amili de matematiktir. Eşitlik, mevcut matematik evren tarafından doğrulanabilmekte, böylece ispat meselesi ihtiyaç olmaktan çıkmaktadır. Ne var ki mevcut matematik evrenin doğruladığı eşitlik tabanlı nizam, varlık ve vakıalar tarafından doğrulanmamaktadır. İşte matematiğin tuzaklarından birisi de budur.

Matematik, kendi bilgi evrenini kurmuş, o evreni kainattan (varlık evreninden) müstakil hale getirmiş, fikirler varlık evreninde değil matematik evrende test edilmeye başlanmıştır. Mevcut matematik evren eşitliği, şekil bilimi haline geldiği için doğrulamaktadır. Oysa kainatta, birbirine eşit iki tane “bir” yoktur. Aynı cinslerden iki tane “bir” bile eşit değildir, mesela iki tane insan birbirine eşit değildir, iki tane elma bile birçok cihetten birbirine eşit değildir.

Matematik, modern hayat için zannedildiğinden çok daha fazla müessirdir. Şekle kilitlenen ve nizamı şekilde arayan mevcut matematik, batıda mesela demokrasiyi doğurabilmiştir. Her insanı “bir” olarak kabul etmeye dayalı olan demokrasi, her “bir”in farklı olabileceği düşüncesini felsefede üretmiş olmasına rağmen, bir taraftan felsefenin krize girmesi diğer taraftan matematiğin baskısıyla kabul edilebilmiştir. Demokrasinin son savunma hattı, her insan “bir”, yani “birey” olduğu noktasında kurulmuştur. Bu, insani bir savunma hattı değil, matematik telakkiye dayalı bir savunma hattıdır.

Her insanın “bir insan” olduğu noktasında hakikat payı olan bu yaklaşım, başka tüm hususiyetleri ihmal veya ret etmekle, insanları robotlaştırmaktan ibaret kalır. Güçlü ile zayıf eşitlemek, güçlünün aleyhine değil lehine bir durumdur. Güçlü ile zayıfa aynı hakları vermek, güçlünün imkanları fazla olduğu için zayıfa karşı üstünlük elde etmesine yol açar. Oysa girift nizam arayışı olan “muvazene”, zayıfın, güçlünün imkanları karşısındaki eksiklerini tamamlayacak bir denge arayışıdır.

***

Şekil, maddi varlıklarda mevcuttur. Şekil ilmi haline getirilen matematik, kaçınılmaz olarak maddi varlık alemine mahkum edilmiştir. Madde üstü varlıkların tamamına kapalı hale gelen mevcut matematik, materyalizmin ön kabulü, ispat vasıtası olmaktan kurtulamaz.

Müslüman riyaziyecilerin sıfırı bulmalarının arkasındaki saik ve muharrik kuvvet, “varlık-yokluk” dilemması ve yaratılma fiilidir. Başka bir ifadeyle varoluş bahsinin derin ve girift muhtevasıdır. “Sıfır” yokluğu, “bir” varlığı ifade eder, bu manada sıfır ile bir mefhumları tevhid (tasavvuf) ilminin riyazi tezahürüdür. Batı, sıfır ve bir mefhumlarını riyaziyeden alıp, en ucuz haliyle, yani şeklen kullanmış, bu kullanma yolunu itiyat haline getirmiş, riyaziyeyi ucuzlatarak mevcut matematiği oluşturmuştur.

Matematik, maveraya kapalı, maddeye mahkumdur. Bu, tam manasıyla materyalizmdir. Batının, hayvandan geldiğine dair iğrenç iddiayı, çocukların bile ruhi bir refleksle tiksinerek reddedeceği evrimi kabulde zorlanmamasının mühim sebeplerinden birisi, matematik materyalizmdir. Çünkü batılı insanın zihni evreninin zemini matematik tarafından işgal edilmiş, matematik bir işleyiş zihni evrenine hakim olmuştur.

***

Batının, özellikle de pozitif bilim mecrasının, ruhu kabul etmekte zorlanmasının bir sebebi de, matematiğin şekil ilmi haline getirilmesidir. Şekli olmayan veya bir remz ile ifade edilemeyen varlık, mevcut matematik evrende kendine yer edinemez. Ruhsuz insanın ise hayvandan gelmesi tabii karşılanır, zira insanın ferdi farklılıkları bedeni özelliklerinden ibaret değil, esasen ruhi hususiyetlerinden mürekkeptir. Zaten evrim teorisi de, matematiğin ihtimaliyet bahsindeki hesaplamalara dayanmaktan başka hiçbir altyapıya ve savunma hattına sahip değildir.

Metin Acıpayam – akilvefikir.org

Reklamlar

One thought on “Matematiğin Materyalist Hüviyet Kazanmasının Sonuçları

  1. matematikçi misiniz bilmiyorum ,ancak bu tutarsız çelişkilerle dolu bir yazıyı yazmayı nasıl başardınız ?

    Beğen

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Connecting to %s