Ömer Yılmaz / Din / Polemik / Yazarlar

Modernist Eşekler, Oryantalist Şebekler

ömer-yılmaz-köşe-3Batılı iktidar merkezlerinin Truva Atı modernist-oryantalist “dindarlık” müsteşriklere taş çıkartacak şekilde İslam’a tarihin en organize saldırısını düzenledi ama sonunda başarısız olması mukadder. Kendini paralayan paralasın, ne Şeriat unutulur ne hadisler ortadan kalkar ne de Sünnet’e ittiba eden Müslümanlar biter.

Bazı kimseler var ki “Allah bir” deseler dahi temkinli yaklaşmak lazım, zira onların “Allah” ile neyi kast ettikleri meçhul! Eşeklik ve şebeklik aynı güruhun iki ayrı sıfatı; eşekler, çünkü Batı’nın hamallığını yapıyorlar, şebekler, çünkü oryantalistleri taklit ediyorlar. Millet bunları seyredip dinleyeceğine belgesel izleseydi en azından çevre bilincine sahip olurdu. Eskiden “Şapkasız çıkmam abi” modaydı, şimdi modernist-oryantalist “ilahiyatçılar” sayesinde “Yeter ki görüneyim, konuşayım, ifsat edeyim, donsuz bile çıkarım abi” moda. Akılları sıra Peygamber’i saf dışı edip kendi modern yorumlarını din yapacaklar; nah yaparsınız, hiçbir “ilahiyatçı”, hiçbir “hoca” yapamaz!

“Kur’an İslam’ı” denilen şey, İslam’dan başka her şeye benziyor. Oryantalistler bu projeyi gerçekten iyi düşündüler, kendi dinleri zaten bozuktu, onun için kendi dinlerini düzeltmeye uğraşmayıp, bozulmamış olanı nasıl bozarız diye kafa yordular. Şeytanî bir zekâ bu. “Kur’an İslam’ı” diye ortaya çıkan zavallılar da onların gönüllü piyadeleri.

Eline meal alan herkes âlim, muhaddis, tefsirci, fıkıhçı, kelâmcı kesiliyor başımıza. Zaten Türkiye genel olarak herkesin her konuda “âlim” olduğu bir ülke. Luther Ortaçağ Avrupa’sında kuyuya bir taş attı, aynı yaklaşım İslam’ı Protestanlaştırmak için bu coğrafyaya sokuldu, 21. Yüzyılda âlemin bu yakasında kırk akıllı bir olup çıkaramıyor o taşı hâlâ. Bir yüz yıl içinde geldiğimiz nokta tam olarak içler acısı, metni eline alacaksın kafana göre yorumlayacaksın, “Şu hadis böyle, bu hadis şöyle” diyeceksin, vah ki vah! İbretliktir, “Çeneleri üzerine secdeye kapanırlar” (İsra: 107) ayetine bakıp secdeye alınları yerine çenelerini koymaya çalışan kaçıklar vardı bir dönem.

Nereye hizmet ettikleri belli olan gazeteler bile bu ülkede yüz binlerce meal dağıttılar; babalarının hayrına mı? Bizim alıklar da “Allah dinini fasıkların eliyle yüceltiyor” zannına kapıldılar. Sonuç; irili ufaklı bin beş yüz parça, iki bin dört yüz farklı yorum, yüzlerce adı konulmamış mezhep, çık içinden çıkabilirsen.

Manyakça yorumlar havada uçuşuyor. Birkaç örnek: “Kadere iman yok” diyor sahtekâr Mecusi’nin biri, aslında “14 asır boyunca herkes yanlış iman etti” demeye getiriyor. “Kur’an’da cenaze namazı yok” diyor bir diğeri, anası babası vefat ettiğinde köpek ölüsü gibi atacak bir çukura demek ki. Öteki “Namaz aslında 6 vakit ama…” diyor, bir başkası hem “Namazın vakti yok, şekli yok” diyor hem de “Namaz 2 ile 7 vakit arasında değişir” deyip milletle kafa buluyor. Aynı Andavallı “Dinin özü 9 ayettir, gerisi teferruattır” buyuruyor. Hâlbuki onun “teferruat” dediği şeyler imanı pekiştiren, derinleştiren, kişiyi öze götüren, onu tamamlayan unsurlar. Açıkça “gerisi gereksiz” diye buyurmaması takiyyeciliğinden. Amerika’daki şebek “Hadisler mikroptur” derken, buradaki bir başka şebek “Hadislerin yazıldığı dönem çok karanlıktı” diyor, floresan lamba yoktu tabii o zamanlar. “Ateşli zekâ”nın biri “Piyango meysir (kumar) sayılmaz” buyururken, bir başka meal yazarı modernistlerin âdeti olduğu üzere “Banka faizi riba değildir” fetvasını tekrarlıyor. “Tavuktan da kurban olur”, “Oruç ibadet değildir”, “Kurban yoktur” zırvaları zaten meşhur. Ha, bir de “ilerici” ve “bilimsel” bir başka yoruma göre, Proudhon, Peygamber’in zamanında yaşasaymış ona ilk inananlardan biri olurmuş, tabii Truvalı Helen’in zamanında yaşasaydım ona ilk âşık olan da ben olurdum. “Zırva te’vil götürmez” sözünün bu tür yorumlar ve durumlar için söylendiğine şüphe yok. Örnekler saymakla bitmeyecek kadar fazla.

Bu işin sonu “Kur’an’a ne gerek vardı ki, akıl diye bir şey var” demeye kadar gider ki, böyle düşünen “Müslümanlar” da var nitekim. Bir ara ruh hastasının biri “Ateist Müslümanlar” diye grup bile kurmuştu sosyal medyada. Kısacası bu bir gayya kuyusu. Aynı şebekler bu rezalete karşı çıkanlara “taklitçi” diyorlar utanmadan. Peygamber’i taklit etmek oryantalistleri taklit etmekten hayırlıdır, Peygamber’i taklit etmekten, peygamberlerin varisleri olan âlimlere kulak vermekten imtina etmeyeceğimiz gibi, bilakis şeref duyarız. İşin olumlu tarafına gelince, modernist-oryantalist tayfanın cephanesi tükenmek üzere, zira ellerinde tahrif edecek malzeme kalmadı.

“Sana da zikri indirdik ki, insanlara kendileri için indirileni açıklayasın ve onlar da iyice düşünsünler” (Nahl: 44). Demek ki neymiş, Peygamber insanlar için indirileni açıklayacakmış ki, peygamberlik görevinin gereği olarak bunu yaptığına kuşku yok, tarih ve yazılı kaynaklar bunun şahidi. Haliyle biz de onun açıklamasına tabiyiz, mealci Kur’âniyyûn tayfasının yorumlarına değil.

Modernist-oryantalist tayfa eşekliğinin ve şebekliğinin gereği olarak Şeriat’ın hükümlerine “çöl fıkhı” diyor, diğer bir ifadeyle “çöl hukuku”. Onlara göre el âlemin uzaya çıktığı bu zamanda kısas, recm, celde gibi cezaların uygulanması mümkün değil. Burası önemli, çünkü modern(ist) “aklın” İslam’ı ve Müslümanları vurmaya kalktığı en hassas noktalardan biri bu. Nijerya’da Şeriat Mahkemesi, 10 yaşındaki bir kız çocuğuna tecavüz eden ve HIV bulaştıran 63 yaşındaki bir adamın recmedilerek idam edilmesine karar vermiş, BBC Türkçe de okurlarına “Ne düşünüyorsunuz?” diye sormuştu.(1) Bizim şebekler “Ne kadar vahşiii, ne kadar iğreeennnççç” diyen atladılar hemen. Hiç kimse sormadı, tecavüzcü iğne veya gaz odası yoluyla idam edilseydi cezayı tatbik edenler daha medenî ya da daha insanî mi hareket etmiş olacaklardı? İslam’da kısas vardır ve Kur’an’ın ifadesiyle kısasta hayat vardır (Bakara: 179). Niçin hayat vardır? Caydırıcıdır, suç cezasız kalmaz, adalet sağlanmış olur ve kamu vicdanı rahata erer, ayrıca kurbanın hakkı yerde kalmaz, kurbanın ailesi sükûna erer, suçlu da günahından temizlenmiş olur. Affetmek daha hayırlıdır ancak Şeriat insanları buna zorlamaz, affı bir seçenek, bir tercih olarak ortaya koyar, isteyen bu yolu da tercih edebilir.

İdamın türlü yolları var, asmak, kafasını kesmek, iğneyle uyutmak, gaz odasında öldürmek, elektrikli sandalyeye oturtmak, giyotine yatırmak gibi. Modern yöntemler daha korkunç, çünkü belli bir plan-program dâhilinde oturulup düşünülmüş şeyler. Adamlar oturmuş düzenekler, makineler, ilaçlar geliştirmiş bu iş için, işte modern dünya! Modern insan ölümü de makineleştirdi, sanayi haline getirdi. Dolayısıyla bu yöntemleri uygulayanlar recm cezası uygulayanlardan daha medenî, daha insanî falan değiller, aksine şeytanca düşünen kimseler bunlar.

Şeriat demek adalet demektir aynı zamanda. Hz. Ali, işlediği suç nedeniyle yakın dostlarından birinin sağ el parmaklarını ikinci boğumundan kestirdiğinde Hariciler ceza uygulanan kişiyi Hz. Ali’ye karşı kışkırtmak isterler, adam parmakları elinde cevap verir: “Allah’a yemin ederim ki Allah Teâlâ’nın hükmettiği hükümden başka bir hükümle elimi kesmedi o benim, o, bedenimin bozulan küçük bir parçasını kesmekle bütün vücudumu bozulmaktan kurtardı.”(2) Adam hiç şikâyetlenmez sizin anlayacağınız, Müslümanlar açısından Şeriat’ın kestiği parmak acımaz çünkü. Uzun lafın kısası recmin söz konusu olduğu her defasında “korkunç, iğrenç, vahşi” gibi söylemleri dile getiren şebekler önce kendi hukuk anlayışlarına ve uyguladıkları ceza yöntemlerine bakmalılar. Böylelerinin bir başkasını “vahşi, korkunç, iğrenç” olarak nitelendirmeden önce kendi durumlarına bir göz atmaları gerekir, zira modern dünyanın, modern insanın vahşiliğini, iğrençliğini ve korkunçluğunu anlatmaya kalkarsak ne yer ne de zaman yeter. Sonuçta olan ne idi? Tecavüzcü katil recm yoluyla idam edilecekti. Süper karar!

Batılı iktidar merkezlerinin Truva Atı modernist-oryantalist “dindarlık” müsteşriklere taş çıkartacak şekilde İslam’a tarihin en organize saldırısını düzenledi ama sonunda başarısız olması mukadder. Kendini paralayan paralasın, ne Şeriat unutulur ne hadisler ortadan kalkar ne de Sünnet’e ittiba eden Müslümanlar biter. Müslüman mahallesinde salyangoz ticaretinin geleceği yok ama bizim hurmamız her yerde gider, bunu da aklınızın bir köşesine yazın!

Ömer Yılmaz – akilvefikir.org

———–

1- http://www.bbc.com/turkce/haberler/2014/04/140424_nijerya_tecavuz_taslanma

2- Razî, Tefsir-i Kebîr, Kehf Suresi 9. Ayetin tefsiri.

Reklamlar

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Connecting to %s