Din / Felsefe-Düşünce / Mevlüt Hönül / Yazarlar

Kur’an Işığında İnsan (2)

mevlüt-hönül-köşe-2Allah, yaratmış olduğu insanı, her tür bilgiyi değerlendirebilecek, anlayıp kavrayabilecek şekilde donatmamış olsaydı insanın hayvandan farkı kalmazdı; düşünemeyecek, üretemeyecek, imar ve inşa edemeyecekti.

Allah yarattığı her şeye belli bir kanun koymuş, yaratılan her şey kendine has kanunlar ile yaratılmıştır. Bu yaratmadaki kanunlarda asla bir değişiklik olmayacağını Allah ayet-i kerimede şöyle açıklamaktadır:

“Böylece sen, bâtıl olan her şeyden uzaklaşarak yüzünü kararlı bir şekilde [hak olan] dine çevir ve Allah’ın insan bünyesine nakşettiği fıtrata uygun davran ki, Allah’ın yarattığında bir bozulma ve çürümeye meydan verilmesin; bu, sahih dinin gayesidir ama çoğu insanlar bunu bilmezler.” (Rum: 30)

Allah’ın insanı yaratırken onun fıtratına doğru ile yanlış, gerçek ile sahte, hak ile bâtıl arasında ayrım yapabilme yeteneğini yerleştirmiştir. İnsanın bütün varlığıyla teslim olması gereken fıtrat dini, buna uygun davranmayı gerektirir. Allah’ın varlığını ve birliğini anlayıp kavrayabilmesine imkân veren ve insana doğuştan bahşedilen bu yetenek, onun fıtratına nakşedilen ilahî kanunlar, Hak dinin gereğidir.

Yaratılan her insanın fıtratı Hak din üzeredir. Daha sonra ailenin, sosyal faktörlerin/çevrenin vs. etkileri sonucu fıtrat olumsuz yönde değişikliğe uğrayabilir. İnsanı insan yapan ve dumura uğramaması gereken fıtrat böylece bozulmuş olur. İnsanın maddî yapısında belli ve değişmez yaratılış kanunları bulunmaktadır, örneğin insandan ağaç türemez. Onun inanç, duygu, düşünce, kabiliyet ve fiillerinin değişkenliği ise imtihanın, dolayısıyla yaradılış kanunun gerekliliğidir.

İnsan-toprak ilişkisi meselenin bir başka yönündür. İnsan da toprak da çeşit çeşittir. Her insanın iç dünyası, düşüncesi, kabiliyeti farklı olduğu gibi, toprak da böyledir; kimi toprak suyu emmeden tutarken, kimi suyu hemen emer, kimi toprak serttir, fayda vermez… İnsan söz konusu olduğunda aynı şekilde kimi ilim yüklüdür, kimi ilmi tutmaz, kimi sert ve kabadır, kimi ince ruhludur…

“Evet, gerçekten de sizi yarattık, sonra size biçim verdik…” (Araf: 11)

“Nitekim biz onları [basit] bir balçıktan yarattık!” (Saffat: 11)

 “Ve hani Rabbin meleklere ‘Haberiniz olsun, ben biçim verilebilir özlü kara balçıktan bir ölümlü varlık yaratacağım’ demişti, ‘Ona belirli bir biçim verip de ruhumdan üflediğim zaman onun önünde yere kapanın!’ Evet, gerçekten de sizi yarattık, sonra size biçim verdik ve sonra meleklere ‘Âdem’in önünde secde edin!’ dedik. Bunun üzerine İblis’in dışında, onlar[ın hepsi] secde ettiler; (bir tek) o secde edenlerin arasında yer almadı.” (Hicr: 29-29)

“O, insanı çömlek gibi pişmiş çamurdan yarattı.” (Rahman: 14)

Toprak, su, hava ve ateş… Bunlar öfke, sabır, şehvet, nankörlük, değişkenlik gibi vasıfları temsil eder. Örneğin öfke ve kibir ateştir; İblis, Âdem’e secde emrini alınca kibirlenip gururlanmış ve ona secde etmemiştir. Oysa secdedeki maksat Allah’ın insana bahşettiği bilgiye ve kavrama yetisine hürmet idi. İblis ise Âdem’i küçük gördü ve boş bir gurura kapıldı. Bu bağlamda günlük yaşam içerisinde karşılaştığımız, öfkelerini dizginleyemeyen, kaba, kibirli, kendini beğenmiş, büyüklük vehmine kapılmış olan insanlar şeytanlaşmışlardır.

“O, yarattığı her şeyi en mükemmel şekilde yapandır. Allah, insanın yaratılışını balçıktan başlatır, sonra basit bir sıvı özünden soyunu sürdürür, sonra ona [yaratılış] amacına uygun bir şekil verip kendi ruhundan üfler ve [böylece, ey insanoğlu,] sizi hem işitme ve görme [melekeleri] hem de düşünce ve duygularla donatır: [Buna rağmen] ne kadar da az şükrediyorsunuz!” (Secde: 7-9)

İlk insan aşama aşama, ancak başka bir formda değil insan olarak yaratılmıştır. İnsanın varlık sahasına çıkması, ona en güzel şekilde göz, kulak, kalp (görme, işitme, kavrama yetisi) verilmesi ve Allah’ın ona ruhundan üflemesi neticesinde mümkün olmuştur. “Ruh üfleme” Kur’an’da birkaç ayette açıklanmıştır. Bu, can verme, hayat ve bilgi bahşetmenin temsilidir. Dolayısıyla ayet-i kerimelerde sözü edilen “ruh üfleme” cismanî bir içerik taşımaz. Eğer cismanî bir nitelik taşısaydı bu tabir kullanılmazdı. Bununla birlikte bizim ruhu tam anlamıyla bilmemiz imkânsızdır: “Sana ruhtan soruyorlar, de ki, ‘Ruh, Rabbimin bir emri, emir âleminden bir tecellisidir ve bu konuda size pek sınırlı bir bilgi edinme imkânı verilmiştir.’” (İsra: 85)

Allah’ın yaratması kusursuzdur, kusursuzluk Allah’a mahsustur. Televizyon, bilgisayar, kamera gibi teknolojik malzemelerde yüzlerce devre, bağlantı, düzenek, program vs. bulunur, ancak bu aletleri asıl çalıştıracak olan enerjidir. Elektrik olmadan söz konusu aletler hiçbir işe yaramaz. İşte insana ruh üflenmesi ile onun canlanması, hayat bulması, dolayısıyla fonksiyon icra edecek hale gelmesi kast edilmektedir.

Allah yaratmış olduğu insanı her tür bilgiyi değerlendirebilecek, anlayabilecek, kavrayabilecek şekilde donatmamış olsaydı, insanın hayvandan farkı kalmazdı; düşünemeyecek, üretemeyecek, imar ve inşa edemeyecekti. Bunun yanında Allah’ın insana kendinden ruhundan üflemesi, onun esmâsının insanda tecelli etmesidir. Allah’ın isimleri insanda tecelli eder, onun tutum ve davranışlarında belirir.

“Yetkinlik ve kusursuzluğa dair nitelikler yalnızca Allah’a aittir. Öyleyse bu niteliklerle artık yalnız Allah’ı çağırın. Ve O’nun niteliklerinin anlamını eğip büken kimselerden uzak durun. Böyleleri yapıp ettiklerinden ötürü er geç cezalandırılacaklardır!” (Araf: 180)

“De ki ‘O’nu ister Allah diye çağırın, ister Rahman diye çağırın, hangisiyle çağırırsanız çağırın, en güzel isimler O’nundur…” (İsra: 110)

“Allah ki, kendisinden başka İlah olmayan O’dur, en güzel, en yüce nitelikler O’nundur!” (Taha: 8)

“O, yaratan, yoktan var eden, varlıklara şekil veren Allah’tır, isimlerin en güzelleri O’na aittir; göklerde ve yerde olanların hepsi O’nu takdis etmektedir; üstün güç sahibi ve her şeyi hikmeti uyarınca yapandır.” (Haşr: 24)

İnsanı yaradan Rab, ona nimet olarak eş vermiş, böylece onun huzurunu temin etmiştir. Ayet-i kerimelerde dikkat çekilen hususlardan biri de evliliktir. Böylece sosyal yaşam içerisinde huzurun, teskin olmanın ve muhabbetin nasıl tesis edileceği de belirtilmiş olmaktadır. Şehevî arzular yüklenen insan -ki bu üreme için zaruridir- denî veya süflî yollara başvurmamalı, bu arzularını evlilik müessesesi ile tatmine kavuşturmalıdır. Eş edinmek insan olmanın kaçınılmaz gereğidir.

“Sizi (hepinizi) bir tek candan yaratan ve onunla sükûn bulsun diye ona kendi özünden eş var edip çıkaran Odur…”  (A’raf: 189)

Kur’an yaratılan varlıklar içerisinde ince detayı insan hakkında vermektedir. İlk inen ayetlerde dahi insanın yaradılışı anlatılmakta ve bu anlatım muhtelif biçimlerde devam etmektedir. Bu da Kur’an’ın âlemde insana merkezî bir rol biçtiği hakikatini açıkça ortaya koyar.

İnsanın yaratılışı hususunda Allah’ın ayetlerini afakta ve enfüste okuyup akletme zahmetine girmeyenler düşük bir akla sahiptirler. Aldanmışlardır, aldandıkları için de okumaya, akletmeye ve tetkike gerek görmemektedirler, haliyle kullukta da gözleri yoktur. Kur’an sorar: “Ey insan, seni yaratan ve varlık amacına uygun olarak şekillendiren, tabiatını adil ölçüler içinde oluşturan ve seni dilediği şekilde bir araya getiren Rabbine kaşı seni aldatan nedir?” (İnfitar: 7-8)

Mevlüt Hönül – akilvefikir.org

Reklamlar

2 thoughts on “Kur’an Işığında İnsan (2)

  1. Allah, yaratmış olduğu insanı, her tür bilgiyi değerlendirebilecek, anlayıp kavrayabilecek şekilde donatmamış olsaydı insanın hayvandan farkı kalmazdı; düşünemeyecek, üretemeyecek, imar ve inşa edemeyecekti.
    ***
    Allah’ın insanı yaratırken onun fıtratına doğru ile yanlış, gerçek ile sahte, hak ile bâtıl arasında ayrım yapabilme yeteneğini yerleştirmiştir. İnsanın bütün varlığıyla teslim olması gereken fıtrat dini, buna uygun davranmayı gerektirir. Allah’ın varlığını ve birliğini anlayıp kavrayabilmesine imkân veren ve insana doğuştan bahşedilen bu yetenek, onun fıtratına nakşedilen ilahî kanunlar, Hak dinin gereğidir
    ***
    http://namenstr8bredahollanda.blogspot.nl/2017/03/bu-gun-2017-bilim-ve-teknolojinin-acga.html
    ***
    İnsanın maddî yapısında belli ve değişmez yaratılış kanunları bulunmaktadır,
    http://meerstr11.blogspot.nl/2017/01/insandaki-halleresyadaki-ozellikler-den.html
    ***
    İnsan-toprak ilişkisi meselenin bir başka yönündür. İnsan da toprak da çeşit çeşittir. Her insanın iç dünyası, düşüncesi, kabiliyeti farklı olduğu gibi, toprak da böyledir; kimi toprak suyu emmeden tutarken, kimi suyu hemen emer, kimi toprak serttir, fayda vermez…
    ***
    http://namenstr8bredaholland.blogspot.nl/2017/01/element-nedir-elementin-ozellikleri.html
    ***

    Beğen

  2. Mağazadan aldığın elekronik aletin yanında nasıl kullanma kulavuzu veriyorlarsa senin yaradanında senin yanında (insanlığın) kullanma kılavuzu (Kuran) vermiştir.
    Mağazadan aldığın o kullanma kılavuzunu okumadan,almış olduğun aleti monta edemeğeceğin gibi,Yaradanın sana göndermiş olduğu kullanma kılavuzunuda okumadığın taktirde istikametini belirleyemezsin.
    2017*son asrın,yüz yılın teknolojisiyle,ilmiyle hazırlanmış İslam Akidesi.
    http://namenstraat8bredahollanda.blogspot.nl/2016/01/asl-nedir1-kok-esas-temel-kaide-asl.html?spref=fb
    ***

    ***********************
    BİR İNSANIN BU DÜNYAYA GELİŞ GAYESİ İÇİN TAKİP EDECEĞİ İSTİKAMET.
    SEN VE SENİN DAVAN ÖNEMLİLER İÇİNDE BİR İLK’TİR UNUTMA…!
    https://seyyitkutubtefsiri.blogspot.nl/2016/06/ftratn-dogru-yolundan-sapmak-allaha.html?showComment=1497422144668#c8348034532082828553
    https://akilvefikir.org/2015/08/18/kuran-isiginda-insan-3/
    ***
    İnsanın her bir yönü ve parçası başlı başına bir araştırma ve inceleme konusudur. Kur’an’ı incelediğimizde muhteşem yaratılışın safha safha anlatılmakta olduğunu, parmak uçlarından başlayarak onun farklı renklerine, dillere, sosyal yapısına, üstün yönlerine ve zaaflarına dair örnekler sunulduğunu görürüz.

    İnsanın yaradılışını kavrayabilmemiz için, öncelikle insanı tanımamız lazım.

    http://namenstr8bredahollanda.blogspot.nl/2017/03/bu-gun-2017-bilim-ve-teknolojinin-acga.html
    ***
    Allah, yaratmış olduğu insanı, her tür bilgiyi değerlendirebilecek, anlayıp kavrayabilecek şekilde donatmamış olsaydı insanın hayvandan farkı kalmazdı; düşünemeyecek, üretemeyecek, imar ve inşa edemeyecekti.
    ***
    Allah’ın insanı yaratırken onun fıtratına doğru ile yanlış, gerçek ile sahte, hak ile bâtıl arasında ayrım yapabilme yeteneğini yerleştirmiştir. İnsanın bütün varlığıyla teslim olması gereken fıtrat dini, buna uygun davranmayı gerektirir. Allah’ın varlığını ve birliğini anlayıp kavrayabilmesine imkân veren ve insana doğuştan bahşedilen bu yetenek, onun fıtratına nakşedilen ilahî kanunlar, Hak dinin gereğidir
    ***
    http://namenstr8bredahollanda.blogspot.nl/2017/03/bu-gun-2017-bilim-ve-teknolojinin-acga.html
    ***
    İnsanın maddî yapısında belli ve değişmez yaratılış kanunları bulunmaktadır,
    http://meerstr11.blogspot.nl/2017/01/insandaki-halleresyadaki-ozellikler-den.html
    ***
    İnsan-toprak ilişkisi meselenin bir başka yönündür. İnsan da toprak da çeşit çeşittir. Her insanın iç dünyası, düşüncesi, kabiliyeti farklı olduğu gibi, toprak da böyledir; kimi toprak suyu emmeden tutarken, kimi suyu hemen emer, kimi toprak serttir, fayda vermez…
    ***
    http://namenstr8bredaholland.blogspot.nl/2017/01/element-nedir-elementin-ozellikleri.html
    ***
    https://akilvefikir.org/2015/08/09/kuran-isiginda-insan-2/comment-page-1/#comment-386
    ***

    Beğen

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Connecting to %s