Din / Felsefe-Düşünce / Mevlüt Hönül / Yazarlar

Kur’an Işığında İnsan (1)

mevlüt-hönül-köşe-2İnsanın her bir yönü ve parçası başlı başına bir araştırma ve inceleme konusudur. Kur’an’ı incelediğimizde muhteşem yaratılışın safha safha anlatılmakta olduğunu, parmak uçlarından başlayarak onun farklı renklerine, dillere, sosyal yapısına, üstün yönlerine ve zaaflarına dair örnekler sunulduğunu görürüz.

İnsanın yaradılışını kavrayabilmemiz için, öncelikle insanı tanımamız lazım. Kendini bilmeyen başkasını da bilmez ve onu anlatmayı da beceremez. Yüzyıllar boyu fikir adamları, felsefeciler, her din, mezhep, tarikat ve cemaat insana kendi perspektifinden bakmıştır. İnsan ilmî manada ele alındığında muazzam ve aklın eremeyeceği güzellikteki yaratılış gerçeği ve bu yaratılışın üzerine bina edildiği kanunlar bizi hayretler içerisinde bırakır.

Özellikle belirtmemiz gerekir ki, bu yazı dizisi boyunca dile getireceğimiz düşünceler, bizim vahyi anlama çabamızın birer neticesidir, doğrular Allah’tan, hata eksiklikler ise bizdendir.

İnsanı en iyi tanıyan, bilen, onu yaratandır. Dolayısıyla Allah’ın kelâmı insan konusunda bize en doğru bilgiyi vermektedir. Nitekim İslam’da bilginin temel kaynağı vahiydir. “Ey insanlar, Rabbiniz sizi herkesten iyi bilir…” (İsra: 54) Bu ayet-i kerimede insanı en iyi bilenin Allah olduğu beyan edilmektedir. Allah bizi ve yaptıklarımızı en iyi bilendir. “Rabbim neler yaptığınızı herkesten iyi bilir” (Şuara: 188). Şu halde insan konunda en sağlıklı bilgi, en doğru bakış açısı, en güzel açıklama Allah’ın kelâmında mündemiçtir.

İnsan hem iç hem de dış dünyasında (enfüste ve afakta) Allah tarafından konulan ilahî kanunları bilmeden nasıl olur da eğitimci görevini yüklenerek başkalarını eğitmeye kalkabilir? Dolayısıyla bu görevi üstlenen herkesin ilahî kanunları bilmesi gerekmektedir.

Yaradılış Kur’an’da açık ve net bir biçimde şu ayetlerle izah edilmektedir:

İnciri ve zeytini düşün,

Ve Sina dağını,

Ve bu güvenli toprakları;

Gerçek şu ki, biz insanı en güzel şekilde yarattık,

Ve sonra onu aşağıların en aşağısına indirdik,

İman edip doğru ve yararlı işler yapanlar hariç; onlar için kesintisiz bir ödül vardır!

Öyleyse, (ey insan,) nedir dini yalanlamana yol açan?

Allah hükmedenlerin hâkimi (en adili) değil mi? (Tîn Suresi)

“Allah incire, zeytine, Sina dağına, kutsal belde Mekke’ye neden yemin ediyor?” sorusuna şöyle cevap verebiliriz: Allah insanı kendisinin yarattığını beyan ederek, onun yarattıkları içerisinde en mümtaz varlık olduğuna yemin ediyorsa, bizim de bunun üzerinde durup düşünmemiz ve bundan birtakım dersler çıkarmamız gerekir. Söz konusu yeminler bu amaca matuftur.

Allah ilahî nizamda insanı hangi aşamalardan geçirerek yarattığını tüm detaylarıyla yine Kur’an’da anlatmaktadır.

“İşte o zaman Rabbin meleklere, ‘Bakın, ben yeryüzünde ona sahip çıkacak birini yaratacağım!’ demişti. Onlar ‘Seni övgüyle yüceltip takdis eden bizler dururken, orada bozgunculuğa ve yozlaşmaya yol açacak ve kan dökecek birini mi yaratacaksın?’ dediler. [Allah] ‘Sizin bilmediğinizi ben bilirim!’ diye cevapladı.” (Bakara: 30)

İnsan yaratılmadan evvel yeryüzünün yaratıldığı hakikatini meleklerin vermiş olduğu cevaptan anlıyoruz. Melekler Allah’ın kendilerine yüklediği bilgiden başkasına sahip olmadıkları için insanın yaratılışındaki hikmeti kavrayamadılar. Bu nedenle de Allah’ı hakkıyla takdis ettiklerini ve buna rağmen yeryüzünde bozgun çıkaracak, yozlaşmaya sebep olacak ve kan dökecek bir canlı türünün yaratılmasını istemediler. Allah ise her şeyi en iyi bilenin kendisi olduğunu beyan etmektedir. Dolayısıyla meleklerin insan konusundaki bilgileri sınırlıdır. Yüzeysel olarak insanın bozguncu ve kan dökücü olduğunu bilmektedirler sadece.

Allah ile melekler arasında geçen diyalogun devamı şu şekildedir:

“Ve O, Âdem’e her şeyin ismini öğretti, sonra onları meleklerin önüne koydu ve ‘Dedikleriniz doğruysa haydi bunların isimlerini bana söyleyin’ dedi.” (Bakara: 231)

Bu ayet-i kerimelerde üç evre dikkati çekmektedir. Birincisi, yeryüzünün yaradılışı ve hayatın idamesi için gerekli olan tüm şartları ve bu şartlara uyum sağlayacak olan insanı yarattıktan sonra Allah, Âdem’e her şeyin ismini öğretirken ona kavrama yetisi bahşetmektedir. Bu eğitim sürecinden sonra insanın eğitim sonucu nasıl bir seviyeye ulaştığını ispat etmekte ve “Dedikleriniz doğru ise Âdem’in eğitimi sonrasında söylediklerini siz söyleyin” demektedir. Böylece ilahî eğitime tabi olan insan negatif yanlarını törpüleyecektir. Buna yanaşmayanlar ise cehennemle cezalandırılacaktır.

İnsanı kısa bilgilerle tanımak ve tanıtmaya çalışmak mümkün değildir. İnsanın her bir yönü ve parçası başlı başına bir araştırma ve inceleme konusudur. Kur’an’ı incelediğimizde muhteşem yaratılışın safha safha anlatılmakta olduğunu, parmak uçlarından başlayarak onun farklı renklerine, dillere, sosyal yapısına, üstün yönlerine ve zaaflarına dair örnekler sunulduğunu görürüz.

Kur’an’a göre insanın insandan öğreneceği çok şey vardır. İşte bizim hedefimiz de Allah’ın izni ile bu tanıma faaliyetini safha safha gerçekleştirmek ve vahyin ışığında insanı keşfedebilmektir.  Bu, şu ayetin gereğidir: “İnsan, neden yaratıldığına bir baksın.” (Tarık-5)

Öncelikle “Halife” terimini ele alalım: Kelimenin kökeni H-L-F’dir. “Halife”, “iyi olanın vekili, yardımcısı, sözcüsü” anlamlarında kullanılır “Halif” ise “kötü olanın vekili, yardımcısı, sözcüsü” anlamına gelir. Başka bir ayet-i kerimede şöyle denilir:

“Zira O, sizi dünyaya mirasçı yapmış ve bazınızı diğerlerine derecelerle üstün kılmıştır ki, bahşettiği şeyler aracılığıyla sizi sınayabilsin. Şüphe yok ki, Rabbiniz karşılık vermede hızlıdır ama unutmayın ki, O, gerçekten çok bağışlayıcıdır, rahmet kaynağıdır.” (En’am: 165)

Ayet-i kerimedeki “halâife’l-ard” insanın yeryüzünün halifesi olduğu ispatlamaktadır. Şu ayette olduğu gibi, insan yeryüzünde kendinden öncekilerin yerini almaktadır: “Ey Davud, biz seni yeryüzünde senden öncekilerin yerine hükümdar yaptık, insanlar arasında adaletle hükmet!” (Sad: 26).

“Halife”, Bakara Suresi’nde “yerine geçen, halef olan” anlamında kullanılmıştır. Bu da bize gösteriyor ki, insan yeryüzünün halifesi olarak ona sahip çıkacak, kendinden öncekilerin yerine geçecektir. “Halife”, kendinden öncekinin yerine konan ve onun makamına geçen kişidir (el-Halil b. Ahmed, el-Ayn, c. IV, s.267).

Meleklerin insanın yeryüzünde bozgun çıkartacağını ve kan dökeceğini bilmelerine gelince, ayet-i kerimede meleklerin “Senin bize bildirdiğin dışında bir bilgimiz yoktur” demeleri onların insanoğlu gibi bilgi üretebilme yetisine sahip olmadıklarını, yukarıda da ifade ettiğimiz gibi, yalnızca Allah’ın kendilerini yüklediği bilginin ötesine geçemediklerini göstermektedir.

Görünmeyen varlıklar (cinler), insanlardan önce yaratılmıştır. Ayet-i kerimede şöyle bildirilmektedir:

“Cinleri ise ondan (çok) önce, yakıcı/bunaltıcı yellerin ateşinden yaratmıştık.” (Hicr: 27)

“Melekler insanın yeryüzünde bozgun çıkaracağını, kan dökeceğini nasıl bildiler?” sorusuna bu ayet-i kerimeden yola çıkılarak cevap verilebilir. Zira ayette cinlerin yaradılışının insanın yaradılışından önce olduğu açıkça ifade edilmektedir. Bu da bize insanlardan önce yeryüzünde cinlerin yaşamış oldukları fikrini verir. Meleklerin itirazına gelince, daha önce yeryüzünde görünmeyen varlıkların bozgun ve kan dökücü fiillerine istinaden bu sonuca vardıklarını söyleyebiliriz, zira Allah insanı yaratırken melekler insan hakkında hiçbir bilgiye sahip değillerdi.

Arapçada “cennet” kelimesi “bahçe” anlamına gelir. Âdem’in yaşam sürdüğü yer bahçelerden müteşekkildir. Allah birçok ayet-i kerimede cennete girenin orada ebediyen kalacağını bildirmektedir. Âdem’in yaşadığı cennet/bahçe ise yeryüzünde olmalıdır. Zira ahirette hak edenlerin konulacağı cennette hiçbir yasak yoktur. Cennetin ilk günden yaratılıp yaratılmadığı konusu gaybî bir mesele olup, insanın henüz Allah’ın indinde iken ahiretteki mükâfat olan cennete yerleşmiş olabileceğini düşünmek tutarsızlık olur.

Bediüzzaman, toprağın Allah’ın isimlerine ekseriyet itibariyle mazhar olmaya en elverişli ve en liyakatli bir “arş” olduğunu söylerken Hz. Âdem’in de (a.s) arz üzerinde, yani toprak üzerinde yaratıldığı hakikatine işaret etmektedir.

Elmalılı Muhammed Hamdi Yazır ise, “Ey Âdem, sen ve eşin cennette yerleşin, orada olandan istediğiniz gibi bol bol yiyin” ayetinin tefsirinde, Hz. Âdem’in (a.s) yaratılışının yeryüzünde gerçekleştiğinde ittifak bulunduğunu kaydetmektedir.

Arşın yedi kat olduğunu yine Kur’an’dan öğrenmekteyiz. Bu hakikat ile bakacak olursak, Âdem ‘in (a.s) cennetten motamot manada “inmesi” insan fıtratına ters düşer. Zira “Allah katında İsa’nın durumu Âdem’in durumu gibidir ki, Allah onu topraktan yarattı ve sonra ‘Ol!’ dedi; işte (insanoğlu) böylece oluverir” (Âl-i İmran: 59). Dolayısıyla yeryüzüne iniş, düşüş veya cennetten kovulma, insanın yasak ağaca el uzatarak -ki bu da onun sınırları çiğnemesinin sembolüdür- günahsızlığını veya masumiyetini yitirdiğini temsil etse gerektir.

Yine şöyle buyurulmaktadır: “Sizi balçıktan yaratması O’nun mucizevî işaretlerinden biridir. Ve (yaratıldıktan) sonra baktınız ki, birbirinizden farklı insanlar olup çıkmışsınız!” (Rum: 20)

Kur’an temelde insanın sorumluluğuna işaret ederken günahın ferdî olduğunu beş ayet-i kerimede tekrar eder ve hiç kimsenin bir başkasının günahını yüklenemeyeceğini beyan eder. İnsanların işlediği kötü fiiller yalnızca kendilerini ilgilendirir ve sorumluluk taşıyan hiç kimseye başkasının sorumluluğu yüklenmez.

“Kendi günah yükünü taşıyan hiç kimse bir başkasının günah yükünü taşımaz.” (En’am: 164).

“Her kim ki doğru yolu izlemeyi seçerse, bunu kendi iyiliği için yapmış olacaktır ve her kim ki yoldan saparsa, bu kendi kötülüğüne olacaktır; kimse kimsenin yükünü taşıyacak değildir.” (İsra: 15)

“Kimse kimsenin yükünü taşıyacak değildir.” (Fatır-18)

“Hiç kimse kimsenin yükünü taşıyacak değildir.” (Zümer: 7)

“Ki, hiç kimse başkasının günah yükünü taşımaz.” (Necm: 38)

İnsanı yaradılış itibariyle diğer varlıklardan üstün kılan akıldır. Allah ilk insanı biyolojik olarak en faydalı madde olan topraktan halk etmiştir. Mevcut maddeler içerisinde kendilerine değer atfedilen altın, gümüş elmas vs. de toprak kadar faydalı değildir, zaten bunların tümü topraktan çıkar. Hammaddesi bu denli faydalı olan insan, yaradılışındaki güzelliği fıtratına ters düşen eylemlerle aşağıların en aşağısına (esfel-i sâfilîn’e) düşer.

Selim fıtrat üzere tutum ve davranışlarda bulunanların mükâfatı Ala-yı İlliyyîn’e yükselmektedir. Ancak ne var ki, insan, genellikle Rabbine nankörlük ederek, yaratıcısını unutarak, kendi kendine zulmeder ve süflî bir yaşam tarzını benimser. İşte imtihan denilen şey budur: Kim hangi yolu tercih edecek!

Kur’an, Allah’ın yaratmış olduğu her şeyin yaradılış amacına uygun fonksiyonlarla donatıldığını anlatır.

“Gerçek şu ki, biz Âdemoğullarına ikramda bulunduk, karada ve denizde onları taşıdık, onlara güzel rızıklar verdik ve onları yarattıklarımızın birçoğundan üstün tuttuk.” (İsra: 70)

Bu ayetteki anahtar ifade “kerremnâ”dır. Zemahşerî Âdemoğluna ikram konusunda şunları sıralar: Ona akıl, konuşma, temyiz kabiliyeti, güzel bir şekil, mutedil boyutlar, dünya ve ahireti kazanma ve dünyadaki her şeye hâkim olma kabiliyeti verildi. Zemahşerî “Yarattıklarımızın birçoğundan onu üstün kıldık” ifadesinde istisna tutulanların başında meleklerin geldiğini söyleyerek, insanın meleklerden “ikram edilenler” bağlamında aşağı olduğunu ifade etmektedir.

Kur’an’da insanın “eşref-i mahlûkat” olduğunu ifade eden ayetlerden biri de Hicr Suresi’nin 29. Ayetidir: “Ona (insana) belirli bir biçim verip de ruhumdan üflediğim zaman, ona secde edin.” Zemahşerî bu ifadeyi şöyle yorumluyor: “…ve nefahtu fîhi min rûhî/ona ruhumdan üfleyip hayat verdiğimde…, burada motamot anlamda bir “üfleme” veya “üflenen” yoktur; bu sadece onu canlı kılacak şeylerin ona verilmesinin temsili anlatımıdır.”

Kur’an’da üzerinde durduğumuz birçok ayet-i kerimeyi bütünlük içinde ele aldığımızda, Allah’ın insanı yaratmasındaki hakikati şu şekilde izah edebiliriz:

“O, hanginizin daha güzel iş yapacağınızı denemek için ölümü ve hayatı yarattı.” (Mülk: 2)

“Biz (akıl ve irade) emaneti(ni) göklere, yere ve dağlara sunmuştuk; onu (emaneti) insan üstlendi; zaten o, çok zalim, çok cahildir.” (Ahzab: 72)

“Ben görünmeyen varlıkları (cinleri) ve insanları ancak bana kulluk etsinler diye yarattım.” (Zariyat: 56)

İnsana akıl ve irade vererek, ona türlü imkân, kabiliyet, nimet bahşeden, ihsanda bulunan Rabbine karşı bu sınavın ahlakî içeriği iman edip salih amelde bulunmaktır. Bu bağlamda insanoğluna iki tercih tanınmıştır: Birincisi, Allah’ın Hizbi’nden olmaktır. İkincisi ise Şeytanın Hizbi’ne katılmaktır. Ya Allah’a iman edip salih amel işleyecek ya da Allah’a nankörlük edip küfre dalarak, insanlara ve yaratılan diğer varlıklara zulmedecektir.

Mevlüt Hönül – akilvefikir.org

Reklamlar

3 thoughts on “Kur’an Işığında İnsan (1)

  1. İnsanın her bir yönü ve parçası başlı başına bir araştırma ve inceleme konusudur. Kur’an’ı incelediğimizde muhteşem yaratılışın safha safha anlatılmakta olduğunu, parmak uçlarından başlayarak onun farklı renklerine, dillere, sosyal yapısına, üstün yönlerine ve zaaflarına dair örnekler sunulduğunu görürüz.

    İnsanın yaradılışını kavrayabilmemiz için, öncelikle insanı tanımamız lazım.

    http://namenstr8bredahollanda.blogspot.nl/2017/03/bu-gun-2017-bilim-ve-teknolojinin-acga.html

    Beğen

  2. Mağazadan aldığın elekronik aletin yanında nasıl kullanma kulavuzu veriyorlarsa senin yaradanında senin yanında (insanlığın) kullanma kılavuzu (Kuran) vermiştir.
    Mağazadan aldığın o kullanma kılavuzunu okumadan,almış olduğun aleti monta edemeğeceğin gibi,Yaradanın sana göndermiş olduğu kullanma kılavuzunuda okumadığın taktirde istikametini belirleyemezsin.
    2017*son asrın,yüz yılın teknolojisiyle,ilmiyle hazırlanmış İslam Akidesi.
    http://namenstraat8bredahollanda.blogspot.nl/2016/01/asl-nedir1-kok-esas-temel-kaide-asl.html?spref=fb
    ***—–

    ***********************
    BİR İNSANIN BU DÜNYAYA GELİŞ GAYESİ İÇİN TAKİP EDECEĞİ İSTİKAMET.
    SEN VE SENİN DAVAN ÖNEMLİLER İÇİNDE BİR İLK’TİR UNUTMA…!
    https://seyyitkutubtefsiri.blogspot.nl/2016/06/ftratn-dogru-yolundan-sapmak-allaha.html?showComment=1497422144668#c8348034532082828553
    https://akilvefikir.org/2015/08/18/kuran-isiginda-insan-3/
    ***
    İnsanın her bir yönü ve parçası başlı başına bir araştırma ve inceleme konusudur. Kur’an’ı incelediğimizde muhteşem yaratılışın safha safha anlatılmakta olduğunu, parmak uçlarından başlayarak onun farklı renklerine, dillere, sosyal yapısına, üstün yönlerine ve zaaflarına dair örnekler sunulduğunu görürüz.

    İnsanın yaradılışını kavrayabilmemiz için, öncelikle insanı tanımamız lazım.

    http://namenstr8bredahollanda.blogspot.nl/2017/03/bu-gun-2017-bilim-ve-teknolojinin-acga.html
    ***
    Allah, yaratmış olduğu insanı, her tür bilgiyi değerlendirebilecek, anlayıp kavrayabilecek şekilde donatmamış olsaydı insanın hayvandan farkı kalmazdı; düşünemeyecek, üretemeyecek, imar ve inşa edemeyecekti.
    ***
    Allah’ın insanı yaratırken onun fıtratına doğru ile yanlış, gerçek ile sahte, hak ile bâtıl arasında ayrım yapabilme yeteneğini yerleştirmiştir. İnsanın bütün varlığıyla teslim olması gereken fıtrat dini, buna uygun davranmayı gerektirir. Allah’ın varlığını ve birliğini anlayıp kavrayabilmesine imkân veren ve insana doğuştan bahşedilen bu yetenek, onun fıtratına nakşedilen ilahî kanunlar, Hak dinin gereğidir
    ***
    http://namenstr8bredahollanda.blogspot.nl/2017/03/bu-gun-2017-bilim-ve-teknolojinin-acga.html
    ***
    İnsanın maddî yapısında belli ve değişmez yaratılış kanunları bulunmaktadır,
    http://meerstr11.blogspot.nl/2017/01/insandaki-halleresyadaki-ozellikler-den.html
    ***
    İnsan-toprak ilişkisi meselenin bir başka yönündür. İnsan da toprak da çeşit çeşittir. Her insanın iç dünyası, düşüncesi, kabiliyeti farklı olduğu gibi, toprak da böyledir; kimi toprak suyu emmeden tutarken, kimi suyu hemen emer, kimi toprak serttir, fayda vermez…
    ***
    http://namenstr8bredaholland.blogspot.nl/2017/01/element-nedir-elementin-ozellikleri.html
    ***
    https://akilvefikir.org/2015/08/09/kuran-isiginda-insan-2/comment-page-1/#comment-386
    ***

    Beğen

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Connecting to %s