Din / Klasik Metinler / Muhyiddin İbn-i Arabî

Sana Lâyık Olan…

tevazu (1)Velev ki, Allah, senin kadrini yüceltse de sen, yeryüzünde büyüklük taslama ve Allah’tan nefsinin huşu, zillet ve acziyet sahibi olmasından başka bir şey talep etme.

Ey Aziz!

Bu vasiyet, Allah için tevazulu olma hakkındadır.

Yeryüzünde böbürlenerek büyüklük taslama!

Sana lâyık olan, acziyetini idrâk edip tevazulu olmaktır.

Eğer Allah, senin Kitap ve Sünnetle verdiğin hükümleri yüceltirse, Hak’tan başka bir şeyi yüceltmediğini ve insanlara söylediklerin kabul görüp onların indinde kadrini âlî etmesini Allah’tan bil.

Allah, seni topraktan yarattığı için, sana her halükarda tevazulu, aciz ve inkisarlı olman vaciptir.

Öyle ise, yeryüzünde çalım satarak yürüme!

Zira toprak senin anandır.

Dolayısıyla da her kim anasına kibirli davranırsa muhakkak onu incitir. Hâlbuki ana ve babayı incitmek haramdır.

İmam Buhari’nin rivayet ettiği şu sahih Hadis’te şöyle varid olmuştur:

“Allah’ın dünyada yücelttiği hiçbir şey yoktur ki onu alçaltmasın.”

O halde, o yüceltilen şey sen isen Allah’ın seni alçaltmasını da gözet ve kork.

Ben, bu vasıflı kimseyi, Allah’ın cehenneme indirmesinden korkarım.

Bu korkum, o yücelmeyi kendine nisbet eden şahıslar hakkındadır.

Yoksa…

Hak’tan korkanlar için, böyle bir korku tasavvur edilmez.

Ey Aziz!

tevKadrinin yüceliğinin Allah’tan olduğunu bilsen de, makam sahibi olmandan ötürü insanların sana hizmet etmelerini, kapına gelmelerini, atının başını tutmalarını ve buyruklarına boyun eğmelerini, Allah’ın sana ihsan ettiği bir nimet olduğunu idrâk ederek, devamlı murakabe et! Ve Allah’a karşı yapacağın kulluk vazifelerine ve yaratılışındaki asliyetine nazır ol.

Zira insan, horlukla vasıflanan topraktan zayıf olarak yaratılmıştır.

İnsan, o yüceliğin kendi zatı için olmadığını, belki bulunduğu makam ve edindiği rütbeden ötürü olduğunu bilmesi gerekir.

Dolayısıyla insan, bulunduğu görevden azledilirse o görevden ötürü ona gösterilen hürmetten ve edilen hizmetten eser kalmaz.

Allah, ona karşı yapılan hürmet ve hizmetleri onun yerine getirdiği kimseye karşı yaptırır.

Öyle ise bil ki…

Yücelik ve rütbe makama aittir, şahsın zatına ait değildir.

Netice-i kelâm…

Yeryüzünde yücelik isteyen “zât”, hiç şüphesiz onda idareci olmayı arzulamıştır.

Allah Resulü Aleyhisselam idareci olmak hakkında İmam Buhari’nin rivayet ettiği Hadis-i Şerif’de şöyle buyurmuş:

“İdarecilik bir emânettir. Şüphesiz hakkı verilmediğinde bu emânet, kıyâmet gününde pişmanlık getirir.”

Sakın bu anlattıklarımız hakkında cahillerden olma!

Ben sana bu hususla alâkalı şöyle vasiyet ederim:

Velev ki, Allah, senin kadrini yüceltse de sen, yeryüzünde büyüklük taslama ve Allah’tan nefsinin huşu, zillet ve acziyet sahibi olmasından başka bir şey talep etme.

Zira sen, bu anlattığımız vasıfları ancak her şeyde Hakk’ın kudretinin kemâlini görerek elde edebilirsin.

Bil ki!

Kemâl sahiplerinin ve bütün mahlûkatın nihai hedefleri, hiç şüphesiz Şuhud Makamı’na ulaşabilmektir.

Şuhud Makamı HAKK’ın esma, ef’al ve sıfatlarının tecellilerine mazhar olmak olduğundan varlıkta istenilen makam da budur.

Muhyiddin İbn-i Arabî, Futûhât-ı Mekkiyye, Kitabu’l-Vasâyâ, Vasiyetler, KİTSAN Yayıncılık, Çev: Abdullah Tâhâ Feraizoğlu, s. 171-174

Reklamlar

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Connecting to %s