Din / Hüseyin Alan / Siyaset / Yazarlar

Kimlerle Uğraşmalı?

kös-hüseyin-alanÇağımızda devlet, iktidar sahipleri, ahlaksız ve töresiz zenginler, emretme yetkisine sahip bürokratlar ve ruhban sınıfı var, işte bunlar halkı yönlendirenler, yönetenler ve güdenlerdir. Dolayısıyla İslam dininin esasta muhatabı halk değil, bunlardır. Zira İslam’ı eğip büken, hakikati çarpıtıp bozan ve halkı peşinden sürükleyenler bunlardır.

Halkı, güdülen çoğunluğu, iradesiz kitleyi, oradan buradan duyduğunu ilim sanan cahilleri çok kaale almamalı. Bunlar güçten yanadır. Kudrete taparlar. Dönektirler. Çabuk satarlar. Çıkarları onlar için her şeydir. Liderlerinin peşinden giderler. O sebeple çoğunluğu oluştururlar ve muhafazakârdırlar. Peygamberlere karşı çıkanlar hakkındaki “Onların çoğu iman etmez”, “Çoğu nankördür”, “Çoğu müşriktir”, “Çoğu cahildir” gibi Kur’an ifadelerini bu bağlamda anlayabiliriz.

Nitekim Nasr Suresi’nde, “Onların fevc fevc dine girdiklerini görürsün” ifadesi de bu gerçeğe işaret etmektedir. Neden ve ne zaman fevc fevc dine giriyorlar? Çünkü Mekke fethedilmiş, Müslümanlar bölgede tek siyasî hâkim güç olmuşlardı. Bunların da başka seçenekleri kalmamıştı. “Neden önce değil de bu zaman?” sorusunun cevabı bu mahiyette anlaşılmalı. Oysa Peygamber önce de aynı Peygamber, İslam önce de aynı İslam’dı. Ama fethe kadar imkânlar sağlayacak ve itaat edilecek yegâne güç olmamıştı.

Popülizm yapmaya gerek yok. Halka inmek, ona gitmek, onunla birlik olmak gibi safsatalar oldum olası bir hesap üzere yola çıkanların, kendilerine yer edinmek ve insanları aldatmak için söylemiş oldukları laflardır. Zira halk, peşinden gidilecek, değerlerine itibar edilecek olan değil, becerilebilirse tâbi kılınacak olandır. O sebeple halkı çok ciddiye almamalı, ona gereğinden fazla misyon da yüklenmemelidir.

Çağımızda devlet, iktidar sahipleri, ahlaksız ve töresiz zenginler, emretme yetkisine sahip bürokratlar ve ruhban sınıfı var, işte bunlar halkı yönlendirenler, yönetenler ve güdenlerdir. Dolayısıyla İslam dininin esasta muhatabı halk değil, bunlardır. Zira İslam’ı eğip büken, hakikati çarpıtıp bozan ve halkı peşinden sürükleyenler bunlardır.

Bugün İslam’dan bahsedenler, hakikati duyurmak isteyenler, halkı değil yönetici takımını muhatap almalıdır. Halkın diniyle, inancıyla, bid’at ve hurafesiyle uğraşarak onları karşıya almak yerine, onlara örneklik ederek, onları hakikate çağırarak yol almak daha doğrudur. Unutmamalı ki, halkın dini, yöneticinin dinidir. O sebeple devletlûnun, emredicilerin, saptırıcıların dinleriyle uğraşılmalıdır.

Her kim ahaliyi diline doluyor, inançları, ibadetleri, bid’atleri, hurafeleri öne çıkartıp ha bire onunla uğraşıyorsa bu adam dini anlamamıştır. Kendi kişisel kavgasını soyut ve sanal “halk” kavramıyla yaparak tatmin olmaktadır. Bu durumda iki şeyden daha bahsedilebilir: Bu adam ya Pentagon’a çalışıyor ve Pentagon’un dinini yayıyor yahut da ahmak. Çünkü kâfirlerin, sahte rablerin hoşuna gitmeyecek ayet ve hadisleri gizleyerek veya görmezden gelerek onların hoşuna gidecek ayet ve hadislerle konuşup halkın “diniyle” uğraşmaktadır. Bu sebeple, bu gibiler Allah’ın dininden değildir.

Sabahtan akşama kadar Kur’an tefsiri yapıp duranlara, ayetlerin anlamı şöyleydi böyleydi diye metin tahlili yapanlara, lehte veya aleyhte hadis konuşarak popülizm yapıp duranlara, ne diyor bunlar, ne demek istiyor bu adamlar, hangi peygambere benziyor bu adamlar diye sormalı ve onlara bu gözle bakmalısınız.

Hz. Muhammed’in Mekke’sinde ruhban sınıfı yoktu. Allah’ın son elçisine ve kuluna bir ikramıydı bu. Böylece Muhammed (s.a.v), din tartışmasıyla uğraşmak yerine doğrudan Kureyş’in ileri gelenleri, hırsız zenginleri ve alçak soylularıyla uğraştı. Çünkü Allah’a karşı gelenler bunlardı. Allah’a, sen bizim dünya işimize, ticaretimize, siyasetimize, putlarımıza ne karışıyorsun diyenler bunlardı. Ahaliyi yönlendirenler, baskı altında tutup Muhammed’e (s.a.v) düşman edenler de bunlardı.

Muhammed’in (s.a.v) haklı olduğunu ve doğru söylediğini kabul ettikleri halde diğerlerinin etkisiyle ona düşmanlık ederek karşı safları güçlendiren çoğunluğu, Allah, -tevbe edip dönmedikleri takdirde- cehennem ateşiyle uyardı. Kur’an’da, cehennemde, “Ya Rabbi, bizleri saptıran kavmimizin ileri gelenleri bunlardı” diye sızlananları örnekleyen ayetler bunlara yönelikti. Bu çoğunluk, dünya hayatında sahibine göre kişneyen at misalidir.

İslam’dan bahsetmek, hak dini insanlara duyurmak, kulluk sorumluluğunu örnekleyerek ifa etmek isteyenler halkla uğraşmaz, onunla didişmezler. Bunun yerine onların kime inandıklarıyla, hangi yolda olduklarıyla, kimlerin peşinden gittikleriyle ilgilenirler ve onlarla uğraşırlar. “Halka gideceğim, halkla birlik olacağım, onları örgütleyeceğim” gibi popülist safsatalar, bu sebeple önemsizdir. Bunun yerine devletlûyla, iktidar sahipleriyle, emretme yetkisine sahip bürokrasiyle, haksızca biriktiren zengin ve ruhban sınıfıyla uğraşıyı esas alırlar. Hakikati, onlara karşı haykırırlar. Çünkü hem halkı uyuşturan hem de Allah’a karşı çıkanlar bunlardır.

Allah’ın hak dinini bozanlar, ahaliyi aldatanlar, doğrudan Allah’a ve dine karşı çıkanlar değil, tersine Allah’a inandığını söyleyen dindar müşriklerdir. Şeriati’nin dediği gibi, Müslümanlar başından beri müşriklerle çatışmışlardır, kâfirlerle değil. Sahih dinden yana olduğunu söyleyenler bugünün Türkiye’sinde bu yalın gerçeği haykırmıyorlarsa, iktidar sahiplerini, soygun düzeniyle servet biriktirenleri, bürokrasiyi, ilahiyatları, diyaneti vs. konuşamıyorlarsa, onlar da aldatanlardandır.

Kulak verdiğimiz sese, önümüze çıkartılan yüze, kendilerini “İslam adına mücadele ediyorum” diye ortalığa dökenlere dikkat etmeliyiz. Bunlar ne söylüyor, ne yapıyor, kimlerle işbirliği içindeler, iyi anlamalıyız. Allah’ın dininden yana olanlarla Pentagon’un dininden yana olanlarını ayırdına varmalıyız. Nass ortada, Hz. Peygamber’in hayatı ortada. Ve ahiret çok yakın, hesap günü var!

Hüseyin Alan – akilvefikir.org

Reklamlar

3 thoughts on “Kimlerle Uğraşmalı?

  1. Nasr 110. Ayet “Ey Muhammed, seni gönderen, senin tek mabudun olan Allah’ın yardımı ile fetih gelecek, hem sen insanların Allah’ın dinine fevc fevc (dalga dalga) girmeye başladıklarını göreceksin. Çünkü “Allah, “Elbette ben ve elçilerim galip geleceğiz.” diye yazmıştır.” Ayette Bir mücadelenin/gayretin sonunda Allah’ın yardımı ve fethi ile Allah’ın dinine insanların dalga dalga girdiği söylenmekte. İslama fevc fevc dahil olan insanları güce tapmalarından dolayı böyle bir tercihi yaptıklarının ortada hiç bir delili yok. Eğer güce tapmalarından dolayı böyle bir tercihte bulunmuş olsalardı. Allah’ın dinine girmemiş olurlardı. Allah dinini insanlara dayatanılmasını istemiyor iken (Sen hatırlat, sen ancak bir hatırlatıcısın. Dayatan bir zorba değilsin.” (Ğaşiye; 88/21-22) Böyle zorlama bir yorum asla kabul edilebilir değildir. Bir toplum kendinde olanı değiştirmedikçe Allah onların durumlarını da değiştirecek değildir ayeti toplumsal bir dönüşümün anahtarını verir. Yazınızda Allah Resulunun gayreti ve çabası yok sayılmış, gösterilen büyük çaba ve gayretin sonunda Allah’ın yardımının gelmiş olması sünnetullah’ın bir gereğidir. İnsana çalıştığından başkası yoktur ayeti (Necm 39) bunun açık bir delilidir. İslam sadece yönetimdekilere tebliğ edilecek bir din de değildir. İslam tüm insanlığa çağrı ve davettir. dileyen iman eder dileyen de yalanlar….(Ve de ki: “(Bu) hak, Rabbinizden (gelmiş)tir: Artık ona dileyen inansın, dileyen reddetsin”. Gerçek şu ki, Biz, (sunduğumuz hakikati teperek kendi kendilerine) yazık edenler için dalga dalga yükselen alev katmanlarıyla onları çepeçevre kuşatacak bir ateş hazırladık; öyle ki, onlar su istediklerinde ergimiş kurşunu andıran ve yüzlerini kavuran bir su verilecek onlara: ne korkunç bir sudur o ve ne kötü bir duraktır orası!) Kehf 29. Ayet)

    Bir de diyorsunuz ki Müslümanlar kafirlerle değil müşriklerle mücadele etmişlerdir. Öyle ise Kafirun suresinde ey kafirler tapmam sizin taptıklarınıza ayeti ile bir mücadele ortaya konmamış mıdır. Mücadele Hem müşrikler hemde kafirlerle olmuştur. Selam ve duayla

    Beğen

  2. Ey Mübarek adam!

    Gördüm ki ezbere gidiyorsun. Bağlantıları kopartıyor, sana bak dedikleri yerden bakıyorsun.

    Bahsettiğin ayetleri soyut, kuramsal anladığını görüm. Peygamberle, yaşanmış bir hayatla bağı dışında değerlendirmişsin. Yorumundan hareketle Cevdet Said’in batılı pozitivist sosyolojiden aşırıp ayetlere aktardığı değişim kriterini baz almışsan geçelim. Diğer ayetler de bağlamsız istihdam etmişsin. Sadece şurayı anla:

    Ben Müminim diyen biri, şirkten, günahlardan ve kötü huylardan arınmış, sadece Allah’a bağlanmış ve güvenmiş bir insan tipidir. Kavminin taptıklarına tapmaz, gittikleri yoldan gitmez. Kendi değerleri ve yasakları vardır uygulayacağı. Bu sebeple değerler bazında ayrışır. Müslümanlık aşamasına geçince bu ayrılış cemaat bazında, toplumsal çapta olur. Kavmiyle arasında bu sebeple bir çatışma çıkar. Bunu diğerleri çıkarır. Bu ne demektir? Müslüman vaiz değil, tebliğci değil, ayetleri okuyup/duyurup gerisini getirmeyen biri değildir demektir. Söylediklerini uygulayan demektir. İktidar-itaat ilişkisini değiştiren demektir. Burayı anlatabildikse peygamberliği, tevhidi anlatmışız demektir. Kuran’ı doğru okumaya başlamışız demektir. Kuran’ı soyut bir metin tahlilinden kurtarıp hidayet rehberi yapmışız demektir.

    Bunu yaptığınız zaman sizinle kim çatışır? Size kim karşı çıkar? Kim size kavmimizi böldün, içimizde fitne çıkardın der? Senin Allah’ını her işimize karıştıran bir rab olarak kabul etmiyoruz der? Birliğimiz, bütünlüğümüz, değerlerimizi, yolumuzu sağlayan bir din kabul etmiyoruz der?

    Kafir hükümran müşrikler yönetici lafını anlamak için biraz siyaset, biraz ekonomi ve biraz da sosyoloji/fıkıh usulü bilmeniz icap eder. Dünya sistemiyle alakalı fikir edinmeniz gerekir. O zaman Müslümanlığın bir Hıristiyanlık olmadığını anlayacaksınız. Zira Hıristiyan teolojisinde iman unsurlarıyla toplumsal hayat arasında bir bağlantı yoktur. tercihlik bir iştir. Bu sebeple sekülerlik, laiklik Batıdan doğdu, dünyaya yayıldı…

    Uzatmak yerine anlamanızı umut ederek yazdım. Özü şudur: Bu gün bu memlekette millet Kuran okuyorum zannıyla yazılı bir kitap/metin okuyor ve dil merkezli ayet tefsiri yapıyor. Hayatın dışında, ahiret kaygısından uzak, peygamber örnekliğinden kopuk ama kendisini peygamber yerine oyan bie akılla. Farkında mı, hayır. Ayetleri anlaıyorum derken modern düşünüş biçimiyle “İncil” okuduğunu bilmiyor… Kafirun süresini anlasaydınız, başından beri ne demek istediğimi anlardınız… Kızmaca yok.

    Beğen

    • Harika bir siteye yakışır harika bir yazı bu. Akıl ürünü olduğundan, aklına sağlık Hüseyin abi..

      Hep der dururum, vahdet bir ütopyadır; İslam’ın atağa kalkış noktası bahsettiğiniz hiziplerin bir araya gelişiyle olmaz, olamaz.. Bu sıradan bir aldanıştır diye..

      İslam,
      aklı başında yani akleden, kabiliyet ve liyakat sahibi üç beş omuzda yükselir; diğerleri sadece sürüklenir. O kadar! (Bknz: Risalet Dönemi)

      Selamlar.

      Beğen

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Connecting to %s