Kemal Ramazan Haykıran / Siyaset / Tarih-Kültür / Uluslararası Siyaset / Yazarlar / Yorum-Analiz

Çin ve Hind’in İslam Düşmanlığı

kös-kemalBudizm İslam karşısında asla başarılı olamadı. Doğru istikamet üzere hareket edenlerin hamleleri karşısında Budistler ve diğer pagan güçler karşısında zafer hep İslam’ın oldu. Şimdi ise Doğu yeniden Çin ve Rusya üzerinden bir sıçrama yapıyor, bunun arkasındaki güç büyük ölçüde Budizm.

Avrupa’nın gerçekleştirdiği coğrafî keşifler, bunu izleyen Aydınlanma çağı ve Sanayi İnkılabı ve tüm bu süreçlerin sonucu gibi duran, aslında temelini oluşturan sömürgecilik girişimlerinin başarılı olması ve Avrupa eksenli Batı dünyasının dünya üzerinde belirleyici bir güç olmasından bu yana Müslüman algı, İslam düşmanlığını neredeyse Hıristiyan Batı dünyasıyla eşitlemiş durumdadır. Bütün analizler, çıkarımlar ve kurgular hep Batı üzerinden yapılır bir hal almaktaydı. Elbette bunda Batı’nın Müslümanların gündemini uzun ve yoğun bir biçimde işgal ediyor olmasının büyük katkısı var. Ama İslam’ın karşısındaki tek yapı kuşkusuz sadece Batı dünyası değildi.

İlk yayılma dönemlerinde yani Emeviler ve Abbasiler zamanında Müslümanların hâkimiyetleri İndus nehrinin sınırlarının ötesine geçememişti. Fakat XI. yüzyılda Türklerin Müslüman olmalarıyla durum değişti. Artık Asya içlerinde Selçuklular, Karahanlılar ve Gazneliler gibi güçlü Müslüman Türk devletleri vardı. Siyasî güç Tuğrul Bey’in, Gazneli Mahmud’un ve Yusuf Kadir Han’ın, düşünce dünyası ise Ebû’l-Hasan el-Harakânî, Hoca Ahmed Yesevî gibi sûfîlerin elindeydi. Kaşgarlı Mahmud’un, Yusuf Has Hacib’in, Farabî’nin İbn-i Sina, Birunî ve daha nicelerinin bilgiyi yeniden yönlendirmeleri ile başka bir dünya kurulmaktaydı. Kurulan bu dünyanın iki sinsi düşmanı vardı Ön Asya’nın hâkimi Bizans ve Asya’nın siyasî gücünü elinde tutan Budistler. Bunlar giderek güçlenen İslam Medeniyeti ve siyasetine karşı hamle hazırlığı içindeydiler. Abbasi Halifesinin siyasî gücünü yitirdiği XI. yüzyılda siyasî gücü elinde bulunduran iki büyük devlet belirmekteydi: Tuğrul Bey’in yönetimindeki Selçuklular ile Gazneli Mahmud’un yönetimindeki Gazneliler. İslam dünyasının bu iki büyük gücü kendi aralarında hâkimiyet kavgasına tutuştukları ve kardeş güçlerin birbirini yıprattığı bu dönemde devrin büyük sûfîlerinden Hârakânî’nin tarihi müdahalesi dikkatleri çekmektedir. Her iki hükümdar üzerinde de etkili olan sûfî, Tuğrul’a Batı’ya Bizans üzerine yürümesini telkin ederken, Gazneli Mahmud Han’a Hindistan’a Budist merkezlerine yürümesini işaret etmişti. Neticede Tuğrul Pasinler ovasında 1048’de -III. Leon’un Abbasi ordularını yenip Müslümanları Doğu ve Güney Doğu Anadolu’dan çıkartmasından sonra ilk defa Müslüman bir ordu olarak- Bizans’ı yenmişti. Sonrası da 1071 ve 1176 hamleleri ile gelmişti. Bizans’ın kalbi olan Akdeniz çanağı artık İslam beldesi olmuştu. Bizans’ın zamanında kaybedilen toprakları geri alma politikası daha büyük bir başarısızlıkla sonuçlanmıştı. Bu noktadan sonra Selçuklu ilerleyişi devam edecek ve nihayetinde Osmanlı ile taçlanacaktı. Artık haritalarda Bizans’tan bahsedilemeyecek Hıristiyanlık Avrupa karasına sıkışacaktı.

Harâkânî ikinci yönlendirmesini Gazneli Mahmud’u Doğu’ya Hindistan’a, yani Budistlerin üzerine göndererek yaptı. Gazneli Mahmud bütün Hindistan yarımadasını fethederek burada güçlü bir devlet kurmuş, İslam hâkimiyetine kadar Asya’nın en büyük gücü olan, siyaseti ve ekonomiyi yönlendiren Budistler İslam karşısında ağır bir yenilgiye uğramışlardı. Budist puthanelerinde artık Harâkânî Hazretlerinin dervişleri, Utbî gibi arifler, Birunî gibi âlimler söz sahibiydi. Bu, İslam’ın Budizm karşısında apaçık zaferiydi. Asya’nın neredeyse tamamında hâkim güç siyasî ve kültürel açıdan İslam’dı. Bu durum üç asır boyunca devam etti, ta ki Moğolların ortaya çıkıp İslam şehirlerini zapt etmelerine kadar. Moğolların yükselişi İslam karşıtı tüm unsurların, özellikle de Budistlerin umudu olmuştu. Moğol gücünün peşinde İslam’dan intikam alma hesapları yaptılar. Moğol vahşeti olarak tarihe geçen olayın müsebbipleri Moğol yöneticilerinden ziyade onların arasına karışan Budist rahiplerdi. Fakat hesapları umduğu gibi gitmedi, hesap yapanların en hayırlısının (c.c) takdiri daha başka idi. Himmet ve hikmet ile olayı okuyan devrin büyükleri Mevlânâ, Tusî, Kadı Beyzavî gibi mutasavvıfların gayretleri neticesinde zafer İslam’ın olmuştu. 691/1292 Azerbaycan’da tahta çıkan Moğol Hükümdarı, Gücdevânî’nin soyundan gelen Şeyh İbrahim b. Saâdüddîn Hamuyevî’nin huzurunda Müslüman oldu. Rüyasında Resullulah (s.a.v) efendimizi gördüğünden dolayı da Mahmud adını aldı. İşte bu başta Budistler olmak üzer tüm İslam düşmanları karşısında İslam’ın apaçık zaferiydi. Mahmud Gazan Han’ın ilk icraatı Budist puthanelerini yıkmak ve Budist rahipleri sürmek oldu. Budistler İslam karşısında bir kez daha yenilmişlerdi.

XIV. yüzyılın ikinci yarısına gelindiğinde Moğol imparatorluğu dağılmıştı. Asya’da büyük bir siyasî boşluk vardı. Bunu değerlendiren Budistler, hâlâ putperest kalan bazı Moğol emirlerinin üzerinden Asya’da yeni bir güç oluşturma ve Müslümanları Asya’dan sürme hesapları yaptılar. Fakat Müslüman bir Moğol olan Emir Timur bu hesapları bozan, hatta unutturan bir hamle yapmıştı. Böylece zafer tekrar İslam’ın oldu. Timurlular eliyle İslam Asya’da üçüncü şahlanışını yaşamış, çok daha güçlenmişti. Yakub-u Çerhî’nin Tacikistan toprakları üzerindeki son Budist kırıntılarını da hidayetin aydınlığıyla tanıştıran manevi fetihleri ile İslam karşısında Budistler bir kez daha yenilmiş oldular. Timurluların yıkıldığı ve Hindistan’da Babürlülerin kurulduğu XVI. Yüzyıl sonrasında Ekber Şah’ın gevşekliğini fırsat bilen Budistler, siyasî ve kültürel açıdan mağlup edemedikleri İslam’ın bu defa akidesini bozmaya kalkıştılar ve “diyalog” mantığı ile Budizm, Hıristiyanlık ve İslam’dan oluşan karma bir “din” oluşturma sevdasına düştüler. Bu sefer de karşılarına İmam-ı Rabbanî çıktı ve ibretlik mücadelesiyle bu işi engelledi. Ekber’in devrilip yerine Müslüman bir sultanın başa geçmesi ile Budistler İslam karşısında bir daha yenildiler.

Neticede Budizm İslam karşısında asla başarılı olamadı. Doğru istikamet üzere hareket edenlerin hamleleri karşısında Budistler ve diğer pagan güçler karşısında zafer hep İslam’ın oldu. Şimdi ise Doğu yeniden Çin ve Rusya üzerinden bir sıçrama yapıyor, bunun arkasındaki güç büyük ölçüde Budizm. İslam karşısında bütün güçlerini ve etkilerini kaybeden Budistler, İslam’a karşı yüzyıllar içinde büyüttükleri büyük bir kin gütmekte, intikam alacakları anı beklemektedirler. Batı Hıristiyanlığı intikamını almıştı, İslam’ı yenerek Müslümanları Avrupa’dan attılar. Batı gücü ve emperyalizmi karşında Doğu’nun yükselişini bir şans olarak görenler, meseleye bu noktadan basiret gözüyle bakmalıdırlar.

Kemal Ramazan Haykıran – akilvefikir.org

Reklamlar

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Connecting to %s