Açık Görüş / Güncel Siyaset / Siyaset / Şükrü Çıblak

Kalplerinde Irkçılık Olan Müslümanlara…

açık-görüş-şükrü-çıblakIrkçılıktan ne Türkler ne Kürtler kazanır, hepimiz kaybederiz. Birlikte yaşamayı, kışkırtıcı söz ve eylemlerden uzak durarak sağlayabiliriz, birbirimizi başkasının kucağına iterek değil.

Irkçılık giderek yayılıyor, hem ne gariptir ki, Müslümanlar arasında. En çok da Kürtlere ırkçılığı öğreten Türklerde var. Kürtler ırkçılık nedir bilmezdi, Türkçülükten önce. Cumhuriyet’le başlayan Kürt inkârı hala devam etmektedir. Dersim’de katliam yapıldı, Şeyh Sait hareketi bastırıldı. Anayasa’da Kürtçe konuşmak yasak oldu. Anadilde konuşmak Anayasa’da yasak idi. Okulda Türkçeyi iyi öğrenmek için Kürtçe konuşmak yasak idi. Yabancı bir dilde sınava sokuldu Kürtler, anadili Türkçe olanlarla beraber. Kürt ana ve babanın çocukları Kürtçe bilmiyordu ve bu sorun edilmedi. Gündem oluşturmadı. Nenelerle torunlar anlaşamadı, sorun yapılmadı. Mahkemelerde, hapishanelerde ana dillerini konuşamadılar, sorun edilmedi.

Gel zaman git zaman PKK ortaya çıktı, bölge halkı iki zalim arasında kaldı, sesimiz çıkmadı. Yaylalarına çıkamadılar, geçinemediler, sesimiz çıkmadı. Tam Hizbullah çıktı bölgenin derdine deva olacak derken, onlar da iyi bir sınav veremediler, sesimiz çıkmadı. Halka dışkı yedirildi, sesimiz çıkmadı. Köyler yakıldı, sesimiz çıkmadı. Afganistan’a kadar gittik, savaşmak için, Filistin için binlerce eylem yaptık, Mursi’ye destek çıktık, Afrikalara kadar gittik, su kuyuları açtık ama bir gün olsun Kürtlerin yaşadığı bütün bu olaylar için bir eylem yaptığımızı hatırlamıyorum, siz hatırlıyor musunuz?

PKK kılığında ev basan askerlere sesimiz çıkmadı ya da asker kılığında baskın yapan PKK’ya. Evlere ayakkabılarıyla giren askerlere sesimiz çıkmadı. Köy erkeklerini meydanda çırılçıplak ettiklerinde sesimiz çıkmadı. Evlerinden asker kılığında gözaltına alınıp kaybedilen, kendilerinde bir daha haber alınamayan gençler için sesimiz çıkmadı. Helikopterden aşağı atılan Kürtlere sesimiz çıkmadı. Roboski’de 30’dan fazla insan öldüğünde sesimiz çıkmadı. Sırf Kürtçe müzik yaptığı için yurtdışına sürüldüğünde Şivan Perver için sesimiz çıkmadı. Kürt olduğu halde Türklerin arasında Kürtçe parça dinleyemeyen, dinleyince PKK’cı damgası yemekten korkan Kürt kardeşlerimiz için sesimiz çıkmadı. İlkokullarda Kürtçe bilmediği için yediği dayağın haddi hesabı olmayanlar için sesimiz çıkmadı. Bugün bile yapılan iyileştirmeler arasında anadil hâlâ eğitim dili değil, buna sesimiz çıkmıyor. Başlayan barış sürecinde masaya tekme atanlara sesimiz çıkmadı. “Kürt meselesi yok” denildiğinde sesimiz çıkmadı. Seçim arifesinde Erzurum’daki olaylara ve Diyarbakır’daki bombalı eyleme sesimiz çıkmadı. Kürtlere “Zerdüşt” diyenlere sesimiz çıkmadı. Sevgili kardeşlerim, Kürtleri incitiyorsunuz. Ne dediğinize, lafınızın nereye gittiğine dikkat edin. Irkçılıktan ne Türkler ne Kürtler kazanır, hepimiz kaybederiz. Birlikte yaşamayı, kışkırtıcı söz ve eylemlerden uzak durarak sağlayabiliriz, birbirimizi başkasının kucağına iterek değil.

Nasıl ki paralel yapı yolsuzluk yaparken, bugün yolsuzlukları dile getirmeye hakkı yoksa, sınav sorularını çalarken, atamalardan şikâyet etmeye hakkı yoksa, yalan haber yaparak diğerlerine “Havuz medyası” demeye hakkı yoksa, bugün senin de çıkıp bütün Kürtleri terörist ve HDP’li görmeye, AK Parti’ye oy vermedi diye hain ilan etmeye ya da bölgedeki herkesin kaçak elektrik kullandığını ima etmeye, dile getirmeye hakkın yok; bu konuda nasuh bir tövbe yapman lazım. Yolsuzlukları gizleyen AK Parti’yi sorgulamadan başkasını sorgulamaya hakkımız yok. İslamcı yardım kuruluşlarımız bölgeye başka ülkelere götürdüğü kadar yardım götürmüyorlarsa ve hâlâ “Türklerden yardım alamayız” diye Doğu’ya yaptıkları yardımları gizliyorlarsa, bu bir sorun değil mi?

Önce sahip çıkacağız, sonra her şeyi konuşmaya hakkımız olur. Hz. Musa gibi önce kardeşimiz olan Hz. Harun’un saçından tutup sorgulayacağız ki, sonra sıra İsrail oğullarına gelsin.

Hz. Süleyman gibi Hüdhüd’ü anlama çabası içerisinde olacağız, dilini anlayacağız ki, hakkında konuşmaya ve Hüdhüd’ü sorgulamaya hakkımız olsun.

Hz. İbrahim gibi önce taptığımız putları kıracağız ki, sonra başkalarının putlarını hep beraber kıralım.

Milyonlarca Kürt var, hele bir romanları dahi yoksa henüz Türkiye’de, bu ne biçim Müslümanlık’tır?

“Kürt’ten evliya koyma avluya” sözü, Kürt olduğunu söyleyen birine Türk kardeşinin şaşırmış gibi yapıp “Yok, sen hiç Kürtlere benzemiyorsun” demesi ne manaya geliyor, hakaret mi, iltifat mı?

Bütün bunlara rağmen Hz. Zekeriya gibi susma orucu tutan Kürtleri hâlâ anlamaya çalışmayacak mısınız? Yoksa onları ağaç kovuğunda kesecek miyiz?

Asimile olmuş, kendini Türk hisseden Kürdün vebali kimin boynunda Müslüman?

HDP’ye oy veren Kütler müsaade edin de her şeyi kendi gözleriyle görsünler.

Biz hep insanları anlamak yerine onları yargılamaktan dolayı kaybediyoruz. Kur’an’ı bile okurken başkasını yargılamak için okuyoruz.

Hz. Nuh’un gemisine Müslümanlar olarak hepimiz binmeliyiz, yoksa tufan hepimizi yok eder.

Hz. Yakup gibi oğlumuzu kaybedersek, yıllarca onu bulmak uğruna gözlerimizden olabiliriz.

Hz. Yusuf gibi kardeşlerimizi affedip imkânlardan hep birlikte faydalanmalıyız.

Hz. İbrahim gibi yollara düşüp kardeşlerimizi aramalıyız, onları dışlamak yerine. Gidelim gezelim, biliyorum ki pişman olacağız söylediklerimizden.

Eğer Necaşi gibi adil isek bize sığınacaktır insanlar. Yok, eğer Taifliler gibi ırkçılık yaparsak kardeşlerimizi kaçırırız.

Ensar olmadan muhacir olmaz. Ebu Zer’in Bilal’e yaptığını biz de kardeşlerimize yapmayalım. Yaptıysak da Ebu Zer gibi kendimizi affettirmeliyiz.

Herkesi bir partide toplamakla barış sağlanmaz. Barış ancak adaletle sağlanır. Mehmet Efe ne güzel anlatmış:

“bu orucun iftarı yok

sahuruna kalkmadım

içim varmıyor işte bir kez boyun eğmeye

ilkokul öğretmenim çelik tırnaklarıyla

kulak memelerimden kan çektiğinden beri

üç kere ‘Türkçe konuş’ diyerek gürlemişti

dimağım tıka basa üç kere yutkunarak

‘çavê kerê pir rind e’ üç kere, ‘çavê kerê’

 

rutubetten bodrumun tek oda evimizde

ölesiye inleyen başucunda kaskatı

serçe yavrusu kadar kocaman yumruğumla

Allah’a dua ettim benden almasın diye

okumamı isteyen ölmesin görsün beni

büyüdüğümü görsün hacca götüreceğim

dayîka min, dilê min, anacığım, annecim

kaç kere ölesiye yorgan döşek hastayken

namaz, oruç, tevekkül aksatmadı bir kere…”

Şükrü Çıblak – akilvefikir.org

—————-

Şiirin tamamı için: http://mehmetefe.com/oruc-asisi/

Reklamlar

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Connecting to %s