Abdullah Tatlı / Din / Yorum-Analiz / İktibaslar

İki Yol: İlim ve İrfan

ilim-irfan1Zeka seviyesi düşük ve akıl hacmi dar olan birisinin ilim tahsili ve ilimden temin edeceği fayda “İlm-i hal” derecesindedir. Bundan ileri gitmek istediğinde, ancak ezberler ve öğrenir, idrak ve terkip etme imkanı yoktur. İdrak edemediği için “öğrenme” ile idrak etmenin farklı meseleler olduğunu da anlamaz, bunların farkını anlamadığında ise alim olma ihtimali sıfırdır.

İslam’da nihai maksat, insanın Allah Azze ve Celle’ye yakınlaşmasıdır. İslam tüm ölçüleriyle insanı, Allah Azze ve Celle’ye ulaştırmanın bir şartını gerçekleştirir, bu yolda bir ihtiyacı karşılar, maksadı şaşırmaması için bir istikamet tayin eder. Hayattaki karşılığı küçük veya büyük olsun her ölçü, insan ile Allah Azze ve Celle arasında bir köprü, bir tavassut, bir vesiledir.

Allah Azze ve Celle’ye ulaşmak, O’na vasıl olmak… Maksat budur, bu maksadı gerçekleştirmek için de “Mutlak İlim” olarak Kur’an-ı Kerim ve Sünnet-i Seniyye gibi iki kaynağımız var. Mesele Mutlak İlme nüfuz edip, oradan ve onun yardımıyla Allah Azze ve Celle’ye vasıl olmaktır.

Mutlak İlme(1) vukufiyet, idrak istidatlarıyla alakalıdır. İdrak istidatlarının iki merkezi olan akıl ile zeka ise insanlara eşit dağıtılmamıştır. Bir deha ile bir orta zekalı insanın idrak derinliği aynı olmadığı gibi temel mükellefiyetler dışındaki mesuliyeti de aynı değildir. İdrak istidatları ve hacmi aynı olmayan insanların, nihai maksat olan Allah Azze ve Celle ile vuslatının vaki olması için farklı güzergahlar (fakat farklı istikametler değil) olması iktiza etmez mi?

***

İdrak istidatları zayıf olan müminlerin Mutlak İlim olan Kur’an-ı Kerim ve Sünnet-i Seniyye’ye vukufiyetlerindeki nakısa, nispi ilimlere vukufiyette bile vakidir. Tefsir ilmi, fıkıh ilmi, kelam ilmini bile idrak etmek, kayda değer bir akıl hacmi ve zeka seviyesi gerektirirken, Mutlak İlme vukufiyet çok ciddi bir idrak derinliği ister. Mesele sathi bir anlamadan ibaret olmadığı için, dehalarla normal zeka sahibi müminlerin aynı seviyede idrak edeceklerini beklemek insan telakkisine aykırıdır.

Mutlak İlmi her müminin aynı seviyede anlayabileceğini kabul etmek, insanların aynı kuvvette idrak istidatlarına sahip olduklarını iddia etmektir. İnsanların hem bedeni hem de ruhi farklılıkları gayet sarihtir, bunun reddi orta zeka bir insan için bile imkansızdır. Buna rağmen “mealci” tabir edilen bir kesimin, her insanın Mutlak İlmi aynı seviyede anlayabileceği iddiası, hem İslam’ı hiç anlamadıklarını gösterir hem de insanı ve hayatı…

Allah Azze ve Celle, insanı kendine kulluk etmesi ve nihayet kendine ulaşması için yarattığına göre, mükellef olmayanlar hariç her insanın bu maksadı gerçekleştirmesi için bir yol açmıştır. İşte ilim ve tasavvuf mecraları, istikamet (nihai maksat) aynı olmak üzere farklı güzergah haritaları çizen iki yoldur. İstikamet aynı olduğu için, güzergahın tüm safhaları farklı değildir, olmak zorunda da değildir.

***

İlim mecrasının ve o güzergahta yol almanın ilk şartı derin tefekkür ve idraktir. Zeka seviyesi düşük ve akıl hacmi dar olan birisinin ilim tahsili ve ilimden temin edeceği fayda, “İlm-i hal” derecesindedir. Bundan ileri gitmek istediğinde, ancak ezberler ve öğrenir, idrak ve terkip etme imkanı yoktur. İdrak edemediği için “öğrenme” ile idrak etmenin farklı meseleler olduğunu da anlamaz, bunların farkını anlamadığında ise alim olma ihtimali sıfırdır.(2)

Diğer taraftan ilim mecrasında yol alan dehalar, nispi ilimlerin müntehasına vardıkları ve hâlâ tatmin olmadıkları için yolları zarureten tasavvufa çıkar. İlim mecrası, deha olmayan ilim adamlarını bir ömür boyu tatmin eder, zira bunlar nispi ilimlerin müntehasına ulaşamazlar. Bir ilmin müntehasına ulaşamayanlar, o ilim ile hayatlarını tüketirler. Dehalar ise nispi ilimlerin müntehasına ulaşırlar ve oraya ulaştıklarında görürler ki “Mutlak İlmin” müntehası yoktur. Mesela nispi ilimlerin müntehasında bile “Ölmeden önce ölmek” bahsi hakkıyla izaha kavuşmamıştır, zaten o bahis bir “hal”dir ve idrak ve izahın verasındadır. Müminin nihai maksadı, “ölmeden ölmek”tir ve bu bahis ise Mutlak İlimde kayıtlıdır. Mutlak İlme nüfuz ve vukufiyet için inşa ve tertip edilen nispi ilimler, insanı o makama çıkaramadığına göre ilim mecrasında yol alan dehalar, nispi ilimlerin müntehasına ulaştıkları için tasavvufun eşiğine geliyorlar.

İslam tarihi göstermiştir ki, medrese ehlinden olan dehaların bazı istisnalar hariç olmak üzere tamamı tasavvufa girmiştir.(3) Çünkü dehalar, aklı aşacak derinlikte idrak sahibidirler. Tasavvufa itimat ve itibar gösterip intisap edenler hariç, ilim mecrasından gelip de nispi ilimlerin müntehasına ulaşamayanlar, yani aklı aşamayanlar tasavvufa girmemiştir.

***

Tasavvuf, her seviyedeki idrak istidadı olan insan için bir güzergah açmıştır. İlim ise sadece derin idrak istidadı olanlar için bir mecra açmıştır. Derin idrak istidadı olanlardan dehalar ise ilim mecrasının müntehasına ulaşmakta, orada idrak sürecinin bitmediğini görmekte ve tasavvufa meyletmektedir. Derin idrak istidadına sahip olmayanlar ise zaten ilim mecrasında ancak kısa mesafeler almakta, o mecranın müntehasına ve nihai maksada ulaşamamaktadır.

Nihai maksada doğru ilim güzergahında (mecrasında) mesafe alamayanlar için tasavvuf mecrası bir güzergah açmıştır, terbiye ve tezek-kür… Terbiye ve tezekkür, tefekkür istidadı mah-dut olanların, ilim ve tefekkür güzergahı dışında ve doğrudan hakikate (tevhide) doğru yol alması için hazırlanmış, tertip edilmiş, güzergahı tayin edilmiştir.

Terbiye ve tezekkür yolu, hem idrak ve tefekkür istidadı mahdut olanlar içindir hem de idrak ve tefekkür istidadı en yüksekte olanlar için… Terbiye ve tezekkürsüz idrak ve tefekkür faaliyetinde bulunmak, felsefi mecraya aittir, o da asla hakikat ve tevhide götürmez.

Abdullah Tatlı Terkip ve İnşâ dergisi, 3. Sayı, Haziran 2015

———–

1- Mutlak İlim-Nispi İlim bahsi, İbrahim Sancak’ın, “Mutlak İlim-Nispi İlim” başlıklı yazısında tetkik edilmiştir.

2- Öğrenme ile anlama meselesi, Ebubekir Sıddık Karataş’ın, “Bilgi ve Fikir” başlıklı yazısında tetkik edilmiştir.

3- Dehaların tasavvufa girmeleri, Hamza Kahraman’ın, “Dehaları istihdam eden mecra tasavvuf” başlıklı yazısında tetkik edilmiştir.

Reklamlar

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Connecting to %s