Atilla Fikri Ergun / Din / Yazarlar

Hikmet, İrfan, Bir de Ölüm

atilla-fikriergun-köşeSiyaset ve ideoloji bataklığında debelenen Müslümanlar ise meseleyi iktidar, kanun ve ceza-i müeyyide yoluyla çözebileceklerini zannede geldiler hep; oysa ruhî eğitim olmadan bunların hepsi birer hiçtir, ruh eğitiminin alınacağı yegâne yer ise İrfan Mektebi’dir.

Öfkelenmenin, slogan atmanın, üzülmenin ya da ağıt yakmanın işe yaramayacağını, durumu düzeltmeyeceğini, Müslüman’ın gücü ve imkânı nispetinde üzerine düşeni yapmakla yükümlü olduğunu, güç yetiremediği, imkân bulmadığı yer ve zamanda da olan bitene hikmet nazarıyla bakması gerektiğini henüz öğrenebilmiş değiliz. Bu, doğrudan kendimizi çok şey zannetmemizle ilgili; oysa biz kuluz, ilahlık vasıflarına sahip “süper kahramanlar” değiliz; her şey Allah’ın takdiri ettiği kadar.

Müslüman zihin parçalanmış halde, ancak ondan önce kalpler paramparça, kalplerin ve zihinlerin parçalanmış olması, amaçların ve amellerin/işlerin parça parça olmasıyla neticeleniyor. Bu şekilde bütünlük ortadan kalktığı, bir diğer ifadeyle zihinlerin, kalplerin, amaçların ve amellerin tevhidi bozulduğu için an itibariyle Haşr Suresi 14. Ayete muhatabız: “… Sen onları birlik sanırsın, oysa kalpleri paramparçadır; bu, şüphesiz onların akletmeyen bir kavim olmaları dolayısıyla böyledir.”

Medrese (İlim) ve Tekke (İrfan) ortadan kalkınca işimiz Fakülte-Dernek ikilisine kaldı, Din ideoloji, Medeniyet/Umran da uygarlık diye anlaşılır oldu. Bugün belki de her şeyden çok biraz susmaya ihtiyacımız var, zira susmak da hikmetin bir parçası. Sürekli konuşan kişi okumuyor, tefekkür etmiyor, ibret almıyor demektir, bazen susmak, dinlemek ve anlamaya çalışmak gerekir. Nebevî hikmettendir: Çok konuşmak kalbi karartır, kalbi kararan da Allahu Teâlâ’dan uzaklaşır. (Beyhakî)

Gürültü çıkarmakla iş hallolsaydı köpekler her işi hallederlerdi; insanlar tefekkür eyler, kelâm ederler; gevezenin gürültüsünde hikmet yoktur. Nice köpekler de vardır ki, insan suretinde görünürler; ilim-irfan ehli köpeklerle boğuşmaz, köpeklerin sahibine sığınır, zira O’nun perçeminden yakalamadığı hiçbir canlı yoktur (Hûd: 56). Hikmete, irfana ihtiyaç duymayan kimse cevizin kabuğunu yeterli buluyor demektir; hâlbuki her akıllı insan içindeki yemişe ulaşabilmek için cevizin kabuğunu kırar.

Âlemdeki bütün yanlışlıklar nefsin insana kurduğu tertip ve komplolardan kaynaklanır ki “desise”nin tam karşılığı da budur (ve qad hâbe men dessâhâ). Bu yüzden Kitab’da “Onu arındırıp temizleyen felah bulmuştur” denmiştir (Şems: 9). Meseleyi derinden kavramış bulunan İrfan Mektebi bu nedenle nefs terbiyesini-tezkiyesini esas aldı. Nitekim “perde” denilen şey eşya değil nefstir, insan nefs perdesini kaldırabilirse eşyada da Hakikat’i görür; zira gökler, yer ve bu ikisi arasındakiler hak ile yaratılmıştır (Hicr: 85).

Siyaset ve ideoloji bataklığında debelenen Müslümanlar ise meseleyi iktidar, kanun ve ceza-i müeyyide yoluyla çözebileceklerini zannede geldiler hep; oysa ruhî eğitim olmadan bunların hepsi birer hiçtir, ruh eğitiminin alınacağı yegâne yer ise İrfan Mektebi’dir.

Kulun öncelikle Allah’la arasını iyi tutması icap eder, kul Allah’tan yüz çevirirse Allah da ondan yüz çevirir ve onu yardımsız, yapayalnız bırakır, işte o zaman kulun başı belaya girer. Elbette kul olmamız hasebiyle hepimiz günahkârız, ancak Allah’ın rahmeti sayesinde her daim tevbe gibi bir geri dönüş imkânına da sahibiz. Günah işleriz ve tevbe ederiz, en âlim, en muttaki olanımız dahi böyledir, günah işlemeyenimiz yoktur, eğer günah işlemememiz mümkün olsaydı imtihan olmazdı; mesele hiç günah işlememek değil, perdeyi en az kayıpla kapatabilmek.

İrfan Mektebi’nin kaside ve gazel üstatlarından Şîrâzlı İbn-i Nasûh’un söylediği gibi:

Gönülden tevbe suyuna dalarsan şirk kirinden arınırsın, tenine cehennem ateşi haram olur

Dünyanın eskimiş kulpuna ne diye gönül bağlarsın, böylesine bir harabede yolcu konaklar mı hiç?

Nefsin oyununa gelip gözünü maddeye diktiği için “Allah’a kaçın” diyenleri taşlayan bir toplum iflah olmayacak, bilakis helak olacaktır. Helak olduğunda ne siyaset ve ideolojinin ne de uğruna insanî değerleri feda ettiği servet ve iktidarın ona faydası dokunacaktır.

Ölüm bu hale düşmekten evlâdır şüphesiz. Ölüme “vuslat” demiş İrfan Mektebi ki, Mü’minler için öyle olduğuna hiç kuşku yok; dünyanın derdi tasası mı biter.

Atilla Fikri Ergun – akilvefikir.org

Reklamlar

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Connecting to %s